Ara
Menü
ذ

Anz

عا رض

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: terms-6634
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
Kaynak sayfası
39
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>(عا رض) ç Avârız.</p><ol><li>Engel, gelip gecici sey.</li><li>tas. a Nefs ve seytandan gelip ruh ve kalplere ârız olan ve kötüye kılavuzluk yapan arzular, düşman tarafından kurulan tuzaklar, yola konulan engeller. Düşman denilen Şeytan ve nefsten gelen her şey ârızi olabilir (si 419). b Silikin ilerlemesini engelleyen her şey ârız olup, bunlara avârız-ı tarik (yol engelleri) denir.</li><li>a Yanak, yüz, çehre, b tas, İman nurunun tecelli edip irfan kapılarının açılması ve hakikat güzelliği üzerindeki perdenin kalkması. Vücut nurlarının mazharı (115). Nola gönlüm ârızın isterse canım kâmetin Resmdir âlemde bülbül gül sever pervâne sem' Fuzüli Ar-i azim—Makt-i kebir رعظيم — مقت كبر) le)</li><li>Büyük ayıp ve ağır vebal.</li><li>taş. Ahdi bozmak, yoldan dönmek, ahdine vefa göstermemek, vaadinde durmamak, vefasızlık, sadakatsızlık (x1). “Niçin yapmadıklarınızı söylersiniz” (Nahl, 91).</li></ol><p>Arif i. ves. ar, (Gy le) ¢. Arifun, Urefa.</p><ol><li>Bilen, vakif, asina, tamyan, anlayish, kavrayışı mükemmel, irfan ve marifet sahibi.</li><li>tas. Allah Teala'nın kendi zatını, sıfatlarını, isimlerini ve fiillerini müşahede ettirdiği kimse, Müşahede ve temaşadan hasıl olan bilgiye marifet, bu bilgiye sahip olan şahsa da arif denir (x1), Âlim aynı hususları yakin yoluyla bilir. Keşf ve müşahede yoluyla, yani manevi ve ruhi tecrübelerle Allah hakkında zevki ve vecdi bilgilere sahip olana arif-i billah veya yalnızca arif; arifin bu yolla tanıdığı Allah'a Maruf denir. “Arif, kendisi sustuğu halde diliyle Hakk'ın konuştuğu kimsedir.” “Arif su gibidir, içinde bulundugu şeyin rengini ve şeklini alır.” “Arifi hiçbir şey bulandırmaz, her şey onunla</li></ol><p>durulur.” “Arif kendi varlığından fani, Hak ile bakidir.” “Arif Allah'a cehennemden kurtulmak veya cennete girmek için değil, Cenab-ı Allah'ın hakki olduğu için</p><p>O'na ibadet eder. İbadeti ve ubüdiyeti en doğal görev bilir; hiçbir karşılık bekle-</p><p>meden ibadet eder” (sr 61). İbn Arabi arifin dış âlemde Şeyler (eşya) yaratma gü-</p><p>cüne sahip olduğunu ve bu gücün onun himmeti olduğunu söyler. (iFH 6. Fas).</p><p>Onun yarattığı şeye mahluk-u arif denir. Arif süfilikte kâmil insandır. “Nefsini bi-</p><p>len Rabb'ini de bilir.” Bkz. Marifet, Himmet.</p><blockquote>aD<br>CC £_£_ ———&gt;&gt;—ŞŞXŞ—Ş— ال</blockquote><p>if</p>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-5543
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
Kaynak sayfası
39
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>(عا رض) ç Avârız.</p><ol><li>Engel, gelip gecici sey.</li><li>tas. a Nefs ve seytandan gelip ruh ve kalplere ârız olan ve kötüye kılavuzluk yapan arzular, düşman tarafından kurulan tuzaklar, yola konulan engeller. Düşman denilen Şeytan ve nefsten gelen her şey ârızi olabilir (si 419). b Silikin ilerlemesini engelleyen her şey ârız olup, bunlara avârız-ı tarik (yol engelleri) denir.</li><li>a Yanak, yüz, çehre, b tas, İman nurunun tecelli edip irfan kapılarının açılması ve hakikat güzelliği üzerindeki perdenin kalkması. Vücut nurlarının mazharı (115). Nola gönlüm ârızın isterse canım kâmetin Resmdir âlemde bülbül gül sever pervâne sem' Fuzüli Ar-i azim—Makt-i kebir رعظيم — مقت كبر) le)</li><li>Büyük ayıp ve ağır vebal.</li><li>taş. Ahdi bozmak, yoldan dönmek, ahdine vefa göstermemek, vaadinde durmamak, vefasızlık, sadakatsızlık (x1). “Niçin yapmadıklarınızı söylersiniz” (Nahl, 91).</li></ol><p>Arif i. ves. ar, (Gy le) ¢. Arifun, Urefa.</p><ol><li>Bilen, vakif, asina, tamyan, anlayish, kavrayışı mükemmel, irfan ve marifet sahibi.</li><li>tas. Allah Teala'nın kendi zatını, sıfatlarını, isimlerini ve fiillerini müşahede ettirdiği kimse, Müşahede ve temaşadan hasıl olan bilgiye marifet, bu bilgiye sahip olan şahsa da arif denir (x1), Âlim aynı hususları yakin yoluyla bilir. Keşf ve müşahede yoluyla, yani manevi ve ruhi tecrübelerle Allah hakkında zevki ve vecdi bilgilere sahip olana arif-i billah veya yalnızca arif; arifin bu yolla tanıdığı Allah'a Maruf denir. “Arif, kendisi sustuğu halde diliyle Hakk'ın konuştuğu kimsedir.” “Arif su gibidir, içinde bulundugu şeyin rengini ve şeklini alır.” “Arifi hiçbir şey bulandırmaz, her şey onunla</li></ol><p>durulur.” “Arif kendi varlığından fani, Hak ile bakidir.” “Arif Allah'a cehennemden kurtulmak veya cennete girmek için değil, Cenab-ı Allah'ın hakki olduğu için</p><p>O'na ibadet eder. İbadeti ve ubüdiyeti en doğal görev bilir; hiçbir karşılık bekle-</p><p>meden ibadet eder” (sr 61). İbn Arabi arifin dış âlemde Şeyler (eşya) yaratma gü-</p><p>cüne sahip olduğunu ve bu gücün onun himmeti olduğunu söyler. (iFH 6. Fas).</p><p>Onun yarattığı şeye mahluk-u arif denir. Arif süfilikte kâmil insandır. “Nefsini bi-</p><p>len Rabb'ini de bilir.” Bkz. Marifet, Himmet.</p><blockquote>aD<br>CC £_£_ ———&gt;&gt;—ŞŞXŞ—Ş— ال</blockquote><p>if</p>

Köken ve kullanım

i.ar,

عا رض

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü · Süleyman Uludağ

(عا رض) ç Avârız.

  1. Engel, gelip gecici sey.
  2. tas. a Nefs ve seytandan gelip ruh ve kalplere ârız olan ve kötüye kılavuzluk yapan arzular, düşman tarafından kurulan tuzaklar, yola konulan engeller. Düşman denilen Şeytan ve nefsten gelen her şey ârızi olabilir (si 419). b Silikin ilerlemesini engelleyen her şey ârız olup, bunlara avârız-ı tarik (yol engelleri) denir.
  3. a Yanak, yüz, çehre, b tas, İman nurunun tecelli edip irfan kapılarının açılması ve hakikat güzelliği üzerindeki perdenin kalkması. Vücut nurlarının mazharı (115). Nola gönlüm ârızın isterse canım kâmetin Resmdir âlemde bülbül gül sever pervâne sem' Fuzüli Ar-i azim—Makt-i kebir رعظيم — مقت كبر) le)
  4. Büyük ayıp ve ağır vebal.
  5. taş. Ahdi bozmak, yoldan dönmek, ahdine vefa göstermemek, vaadinde durmamak, vefasızlık, sadakatsızlık (x1). “Niçin yapmadıklarınızı söylersiniz” (Nahl, 91).

Arif i. ves. ar, (Gy le) ¢. Arifun, Urefa.

  1. Bilen, vakif, asina, tamyan, anlayish, kavrayışı mükemmel, irfan ve marifet sahibi.
  2. tas. Allah Teala'nın kendi zatını, sıfatlarını, isimlerini ve fiillerini müşahede ettirdiği kimse, Müşahede ve temaşadan hasıl olan bilgiye marifet, bu bilgiye sahip olan şahsa da arif denir (x1), Âlim aynı hususları yakin yoluyla bilir. Keşf ve müşahede yoluyla, yani manevi ve ruhi tecrübelerle Allah hakkında zevki ve vecdi bilgilere sahip olana arif-i billah veya yalnızca arif; arifin bu yolla tanıdığı Allah'a Maruf denir. “Arif, kendisi sustuğu halde diliyle Hakk'ın konuştuğu kimsedir.” “Arif su gibidir, içinde bulundugu şeyin rengini ve şeklini alır.” “Arifi hiçbir şey bulandırmaz, her şey onunla

durulur.” “Arif kendi varlığından fani, Hak ile bakidir.” “Arif Allah'a cehennemden kurtulmak veya cennete girmek için değil, Cenab-ı Allah'ın hakki olduğu için

O'na ibadet eder. İbadeti ve ubüdiyeti en doğal görev bilir; hiçbir karşılık bekle-

meden ibadet eder” (sr 61). İbn Arabi arifin dış âlemde Şeyler (eşya) yaratma gü-

cüne sahip olduğunu ve bu gücün onun himmeti olduğunu söyler. (iFH 6. Fas).

Onun yarattığı şeye mahluk-u arif denir. Arif süfilikte kâmil insandır. “Nefsini bi-

len Rabb'ini de bilir.” Bkz. Marifet, Himmet.

aD
CC £_£_ ———>>—ŞŞXŞ—Ş— ال

if

İlgili maddeler

Sözlüğe dön ←