Köken ve kullanım
i. ar.
معرفة شبو دى
Kaynaklardaki ortak açıklama
Bilmek, tanımak ve tecrübeyle edinilen bilgi. Tasavvufta sûfînin mânevî hâlleri yaşayarak ve hakikatleri tadarak elde ettiği irfanı ifade eder. Hakk’a ilişkin bu bilgiye mârifetullah, sahibine ârif veya ârif-i billâh denir.
Sûfîler mârifeti yalnız kavramsal bilgi saymaz. Sâlik, ibadet, mücâhede ve nefis terbiyesiyle hazırlanır; ilâhî isim ve fiillerin tecellilerini idrak ettikçe bilgisi yaşanmış bir tanımaya dönüşür. Bu sebeple mârifet, öğrenilmiş bilginin inkârı değil, onun ahlâk ve hâl ile doğrulanmasıdır.
Kuşeyrî’nin aktardığı çerçevede kul önce Hakk’ın isim, sıfat ve fiillerini tanır; ardından kulluk ve arınma yolunda ilerler. Mârifetin kaynağı nihayetinde kulun kendi gücü değil, Hakk’ın kendisini tanıtmasıdır. Zünnûn el-Mısrî’ye nispet edilen “Rabbimi Rabbimle tanıdım” sözü bu anlayışı özetler.
Mârifetin ilerleyen derecesi hayretle ilişkilendirilir: İnsan ilâhî hakikatin bütünüyle kuşatılamayacağını idrak ettikçe kendi bilgisinin sınırını görür. Hz. Ebû Bekir’e nispet edilen “İdrakten âciz olduğunu idrak etmek idraktir” sözü bu sınır bilincini anlatır.
Şeriat tarikat yoldur varana
Hakikat mârifet andan içeru
- Mârifet-i nefs
- Sâlikin kendi nefsini, kabiliyetini ve sınırlarını tanıması.
- Mârifet-i şuhûdî
- Keşf ve müşâhedeyle elde edildiği kabul edilen mânevî bilgi.
- Mârifet-i istidlâlî
- Delil ve akıl yürütme yoluyla kazanılan bilgi.
Genel tasavvuf/kavram kaynak paketi
Hakk'ı, nefsi ve varlığı yalnız kavramsal bilgiyle değil arınma, kulluk, tecrübe ve ilâhî bildirimle tanıma anlamındaki tasavvuf terimidir. Mârifet ilme rakip bir bilgisizlik değil, bilginin tahakkuk ve dönüşüm boyutudur.