ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
33 sonuç · “Mârifet”
01Bâyezîd-i Bistâmî
Bâyezîd-i Bistâmî (Tayfûr b. Îsâ, ö. 234/848 [?]), “sultânü'l-ârifîn” diye anılan Horasanlı sûfî; sekr, fenâ ve mi'rac diliyle tasavvufun sözlüğünü kuran ve şathiyeleriyle asırlarca hem sevilen hem tenkit edilen isim.
Ebû Bekir eş-Şiblî
Ebû Bekir eş-Şiblî (247-334/861-946), Abbâsî devlet görevlerini bırakarak Hayr en-Nessâc ve Cüneyd’in terbiyesine giren; mârifet, tevhid, aşk ve şathiyeleriyle Bağdat tasavvufunun kavramsal gelişimine yön veren sûfîdir.
Şeyh İsmâil-i Ma'şük
Pîr Ali Aksarâyî’nin oğlu İsmâil-i Ma‘şûk, İstanbul’daki vahdet ve mârifet vaazlarıyla tanınmış, 1529’da müridleriyle birlikte idam edilmiş Bayramî-Melâmî şeyhidir.
Mârifet
Bilmek, tanımak ve tecrübeyle edinilen bilgi. Tasavvufta sûfînin mânevî hâlleri yaşayarak ve hakikatleri tadarak elde ettiği irfanı ifade eder. Hakk’a ilişkin bu bilgiye mârifetullah , sahibine ârif veya ârif-i billâh denir. Sûfîler mârifeti yalnız kavramsal bilgi saymaz. Sâlik, ibadet, mücâhede ve nefis terbiyesiyle hazırlanır; ilâhî isim ve fiillerin tecellilerini idrak ettikçe bilgisi yaşanmış bir tanımaya dönüşür. Bu sebeple mârifet, öğrenilmiş bilginin inkârı değil, onun ahlâk ve hâl ile doğrulanmasıdır. Kuşeyrî’nin aktardığı çerçevede kul önce Hakk’ın isim, sıfat ve fiillerini tanır; ardından kulluk ve arınma yolunda ilerler. Mârifetin kaynağı nihayetinde kulun kendi gücü değil, Hakk’ın kendisini tanıtmasıdır. Zünnûn el-Mısrî’ye nispet edilen “Rabbimi Rabbimle tanıdım” sözü bu anlayışı özetler. Mârifetin ilerleyen derecesi hayretle ilişkilendirilir: İnsan ilâhî hakikatin bütünüyle kuşatılamayacağını idrak ettikçe kendi bilgisinin sınırını görür. Hz. Ebû Bekir’e nispet edilen “İdrakten âciz olduğunu idrak etmek idraktir” sözü bu sınır bilincini anlatır. Şeriat tarikat yoldur varana Hakikat mârifet andan içeru Mârifet-i nefs Sâlikin kendi nefsini, kabiliyetini ve sınırlarını tanıması. Mârifet-i şuhûdî Keşf ve müşâhedeyle elde edildiği kabul edilen mânevî bilgi. Mârifet-i istidlâlî Delil ve akıl yürütme yoluyla kazanılan bilgi.
Müntehâ-yı mârifet
Mârifetin ulaşabileceği son sınır. Sâlikin Hakk’ı bütünüyle kuşatamayacağını, bilgisinin ilâhî hakikatin sonsuzluğu karşısında sınırlı kaldığını idrak etmesi anlamında kullanılır. Bu son, bilgisizlik değil; bilginin sınırını bilen hayret makamıdır.
Ma'rifet (mârifet)
Bilme, tanıma, gönülle bilme. Allahü teâlânın sıfatlarını ve isimlerini hakkıyla bilme, tanıma. Ma'rifetullah. Mârifetin hakîkati, Allahü teâlâyı kalb ile sevmek, dil ile anmak, O'ndan başka her şeyden ümidini kesmektir. (Ahmed bin Hadreveyh) Ma'rifet sâhibi dünyâya değer vermez; nefse âit düşünceleri kesilir, yok olur. Ma'rifetin alâmetlerinden biri, ma'rifet sâhibinde Allahü teâlâ tarafından bir heybetin meydana gelmesidir. Ma'rifeti artanın heybeti de artar. (Seyyid Abdülhakîm Arvâsî) Mârifet, her durumda kulun, Allahü teâlânın verdiği nîmetlere şükretmede, âciz kaldığını, genç ve kuvvetli zamanlarında zayıf olduğunu bilmesiyle ele geçer. (Ebû Hasan bin Saî) Ma'rifet ve Allahü teâlâya yakın olma hâli, farzları edâ etmekle ve sünnet-i seniyyeye tâbi olmakla ele geçer. (Ebü'l-Kâsım Nasrâbâdî) İnsanın izzeti, îmân ve ma'rifet iledir. Mal ve mevki ile değildir. (Muhammed Ma'sûm)
Şûnîziyye Kabristanı
Bağdat · Irak · Kabri, yeğeni ve talebesi Cüneyd-i Bağdâdî'nin yanı başındadır. Konum yaklaşıktır; aynı kabristana sonradan Necmeddîn-i Dâye de defnedilmiştir. İlişkili kişi dosyası Serî es-Sakatî : Serî es-Sakatî, helâl kazanç, güzel ahlâk ve şeriatla mârifetin birlikteliğini vurgulayan; Cüneyd-i Bağdâdî üzerinden Bağdat tasavvuf mektebini derinden etkileyen sûfîdir.
Cennetü'l-bakī
Medine · Suudi Arabistan · Babası Muhammed el-Bâkır ve dedesi Zeynelâbidîn'in kabirlerinin yanına defnedildiği kabristan; mezarı Vehhâbîler'in tahribine kadar ziyaret mahalli olarak kalmıştır. İlişkili kişi dosyası Ca‘fer es-Sâdık : Ca‘fer es-Sâdık (ö. 148/765), Medine’de yetişen Ehl-i beyt imamı, güvenilir hadis râvisi ve müctehid fakih; zühd, ilim ve mârifet mirasıyla Nakşibendiyye, Bektaşiyye ve başka irşad silsilelerinde müşterek halka kabul edilen büyük İslâm âlimidir.
Karâfe Mezarlığı
Kahire · Mısır · 13 Cemâziyelevvel 709'da (19 Ekim 1309) Medrese-i Mansûriyye'de vefat ettikten sonra defnedildiği mezarlık; kabri bugün de ziyaret edilmektedir. İlişkili kişi dosyası İbn Atâullah el-İskenderî : Tâcüddîn İbn Atâullah el-İskenderî (ö. 1309), Mâlikî fakihi, vaiz ve Şâzelî şeyhi; amel, ihlâs, tevekkül, fakr ve mârifet öğretisini el-Hikem başta olmak üzere eserleriyle kalıcılaştırdı.
Cürcân
Gürgân · İran · Bistâm'dan kovulduktan sonra hacdan dönüşte kaldığı şehir; ancak kendisini kovan zatın ölümünden sonra Bistâm'a dönebildi. İlişkili kişi dosyası Bâyezîd-i Bistâmî : Ebû Yezîd Tayfûr b. Îsâ b. Sürûşân el-Bistâmî, erken tasavvufun sekr, fenâ, mârifet ve şathiye diliyle tanınan en etkili sûfîlerinden; Tayfûriyye cereyanının pîri ve birçok silsilenin Üveysî halkasıdır.
Medine
Medine · Suudi Arabistan · 80 (699) veya 83'te (702) doğduğu, siyasetten uzaklaşıp kendini ilme vakfettiği ve vefat ettiği şehir; Ebû Hanîfe ile ilmî münakaşalarından biri burada geçmiştir. İlişkili kişi dosyası Ca‘fer es-Sâdık : Ca‘fer es-Sâdık (ö. 148/765), Medine’de yetişen Ehl-i beyt imamı, güvenilir hadis râvisi ve müctehid fakih; zühd, ilim ve mârifet mirasıyla Nakşibendiyye, Bektaşiyye ve başka irşad silsilelerinde müşterek halka kabul edilen büyük İslâm âlimidir.
Kerh, Bağdat
Bağdat · Irak · 155'te (772) doğduğu semt; hurdacı dükkânı buradaydı. Aynı semt, üstadı Ma'rûf-i Kerhî'ye de nisbesini vermiştir. İlişkili kişi dosyası Serî es-Sakatî : Serî es-Sakatî, helâl kazanç, güzel ahlâk ve şeriatla mârifetin birlikteliğini vurgulayan; Cüneyd-i Bağdâdî üzerinden Bağdat tasavvuf mektebini derinden etkileyen sûfîdir.
Şibliye köyü
Sâmerrâ · Irak · Kaynak, Şiblî'nin 247 (861) yılında Sâmerrâ'nın Şibliye köyünde doğduğunu bildirir; nisbesi de bu köyden gelir. Köyün bugünkü yeri ayrıca tespit edilmediğinden koordinat Sâmerrâ şehri düzeyindedir. İlişkili kişi dosyası Ebû Bekir eş-Şiblî : Ebû Bekir Dülef b. Cahder eş-Şiblî (247/861–334/946), Sâmerrâ yakınında doğup Abbâsî idaresinde görev yaptıktan sonra Hayr en-Nessâc ve Cüneyd-i Bağdâdî çevresinde tasavvufa yönelen; fıkıh, hadis, Kur’an tefekkürü, mârifet ve tevhid diliyle erken Bağdat tasavvufunun başlıca temsilcilerinden olan sûfîdir.
Mekke
Mekke · Suudi Arabistan · Serrâc'ın kaydına göre ömründe bir defa hacca gitmiştir; bu da ilim ve mârifet için fazla seyahat etmediğinin göstergesidir. İlişkili kişi dosyası Bâyezîd-i Bistâmî : Ebû Yezîd Tayfûr b. Îsâ b. Sürûşân el-Bistâmî, erken tasavvufun sekr, fenâ, mârifet ve şathiye diliyle tanınan en etkili sûfîlerinden; Tayfûriyye cereyanının pîri ve birçok silsilenin Üveysî halkasıdır.
Kahire
Kahire · Mısır · Muhtemelen şeyhinin izniyle vaaz ve irşad için gidip yerleştiği şehir; çevresinde Sübkî'nin babasının da katıldığı geniş bir cemaat oluştu ve İbn Teymiyye ile tartışmaları burada geçti. İlişkili kişi dosyası İbn Atâullah el-İskenderî : Tâcüddîn İbn Atâullah el-İskenderî (ö. 1309), Mâlikî fakihi, vaiz ve Şâzelî şeyhi; amel, ihlâs, tevekkül, fakr ve mârifet öğretisini el-Hikem başta olmak üzere eserleriyle kalıcılaştırdı.
Abadan
Abadan · İran · Basra tasavvuf ekolüne mensup sûfîlere ait bir zâviyede riyâzete girdiği yer. İlişkili kişi dosyası Serî es-Sakatî : Serî es-Sakatî, helâl kazanç, güzel ahlâk ve şeriatla mârifetin birlikteliğini vurgulayan; Cüneyd-i Bağdâdî üzerinden Bağdat tasavvuf mektebini derinden etkileyen sûfîdir.
Mekke
Mekke · Suudi Arabistan · Mu'tezile'nin kurucuları Amr b. Ubeyd ve Vâsıl b. Atâ ile, ayrıca Hafs b. Sâlim ile ilmî münakaşalar yaptığı şehir. İlişkili kişi dosyası Ca‘fer es-Sâdık : Ca‘fer es-Sâdık (ö. 148/765), Medine’de yetişen Ehl-i beyt imamı, güvenilir hadis râvisi ve müctehid fakih; zühd, ilim ve mârifet mirasıyla Nakşibendiyye, Bektaşiyye ve başka irşad silsilelerinde müşterek halka kabul edilen büyük İslâm âlimidir.
Semerkant
Semerkant · Özbekistan · Etrafına toplananları dağıtmak için Firavun'un sözünü tekrarladığı rivayet edilen şehir. İlişkili kişi dosyası Bâyezîd-i Bistâmî : Ebû Yezîd Tayfûr b. Îsâ b. Sürûşân el-Bistâmî, erken tasavvufun sekr, fenâ, mârifet ve şathiye diliyle tanınan en etkili sûfîlerinden; Tayfûriyye cereyanının pîri ve birçok silsilenin Üveysî halkasıdır.
Tarikatların Teşekkülü: Zühd Çevrelerinden Kurumsal Yollara
İlk zâhid çevreleri, klasik tasavvuf dili ve XII. yüzyıldan sonra belirginleşen tarikat kurumları TDV İslâm Ansiklopedisi maddeleri mevcut monografilerle karşılaştırılarak özgün biçimde hazırlanmıştır.
Makâlât: Dört Kapı Kırk Makam ve Kaynak Meselesi
Hacı Bektâş'a nispet edilen Makâlât geleneğini dört kapı-kırk makam öğretisi ve metin tarihiyle birlikte okuyan rehber.
Sadreddin Konevî'de Mârifet, Vücûd ve Yöntem
İlm-i ilâhînin konusu Konevî için metafiziğin konusu mutlak vücûddur. İsimler, sıfatlar, mümkünler ve âlem bu konunun nispet ve meseleleri olarak ele alınır; Hakk'ın hakikati sıradan bir tanımın konusu yapılamaz. Bilginin yolları Duyu, akıl, haber ve keşif birbirinin basit alternatifi değildir. Akıl ilişki ve delil kurar fakat kendi şartlarıyla sınırlıdır; k
SÛFİLERİN İLİMLERİNİN KAYNAĞI
Avârifü’l-Maârif · 1. bölüm · Mürşidimiz, Şeyhu’l-İslâm Ebu’n-Necîb Abdulkâhir es-Sühreverdî, hicrî 560, milâdî 1165 senesinin Şevval ayında, bize, imlâ yoluyla (bizzat yazdırarak) şunu rivâyet etti: Ebû Mûsâ e
SÛFİLERİN HAK SÖZÜ GÜZELCE ANLAMALARI
Avârifü’l-Maârif · 2. bölüm · Şeyhimiz Şeyhülislam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî, bize, Zeyd b. Sâbit yoluyla gelen bir hadis-i şerifte, Rasûlullah (a.s) Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletti: “Bizden bir hadis iş
TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ
Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne
SÛFİLERİN HALLERİ VE TARİKATLARI
Avârifü’l-Maârif · 4. bölüm · Bize, şeyh, âlim Ziyâuddin Ebu Ahmed Abdulvahhab b. Ali, Enes b. Mâlik’in (r.a) şöyle dediğini haber verdi. Rasûlullah (a.s) bana buyurdu ki: “Yavrucuğum! Eğer kalbinde hiçbir kims
SÛFÎ OLMADIKLARI HALDE SÛFÎLERE NİSBET EDİLENLER
Avârifü’l-Maârif · 9. bölüm · Kendilerini bazen “Kalenderi” bazen de “Melâmetî” diye isimlendiren bir grup, sûfiler arasında zikredilmektedir. Az önceki bölümde melâmetînin hâlini zikrettik. Onların hâlinin şer
MÜRŞİDLİK RÜTBESİ VE MÜRŞİDLERİN HİZMETİ
Avârifü’l-Maârif · 10. bölüm · Rasûlullah (sav) Efendimiz bir hadislerinde buyurmuştur ki: “Muhammed’in nefsini elinde bulunduran Allah’a yemin olsun; eğer isterseniz bu hususta yemin de edebilirim. Hiç şüphesiz
RIBAT VE TEKKELERDEKİ SÛFİLERİN ÖZELLİKLERİ
Avârifü’l-Maârif · 15. bölüm · Bil ki; rıbat ve tekkelerin (mânevi bir eğitim müessesesi olarak) te’sisi, hidayet üzerindeki İslâm ümmetinin bir süsü (iftihar tablosudur). Rıbat ve tekkelerde yaşayan sûfilerin,
MÂNEVÎ FETİHLER VE İLÂHÎ İHSANLAR
Avârifü’l-Maârif · 20. bölüm · Sûfinin, Allahu Teâlâ ile meşguliyeti kemâle erince ve içinde bulunduğu vaktin hukukuna tam riâyetle takvâda ilerleyip zühdü tamam olunca, sebeplere sarılmayı terk eder. Kendisine
SEMÂ HAKKINDA SÛFİLERİN GÖRÜŞÜ
Avârifü’l-Maârif · 22. bölüm · Allahu Teâlâ buyurmuştur ki "Sözü dinleyip de en güzeline uyan kullarımı müjdele! Onlar Allah’ın hidâyete ulaştırdığı kimselerdir. Ve onlar, gerçek akıl sahipleridir.” (Zümer (39),
SEMAÎ REDDEDENLER
Avârifü’l-Maârif · 23. bölüm · Önceki bölümde, semâ’ın sahih olan şeklini ve sıdk ehli için lâyık olan kısmını açıkladık. Artık (zaman ve niyetler değişti ve) semâ yoluyla fitneler çoğaldı. Ondaki sâfiyet (ve ra
Sayfalar 26–33
Muzaffer Ozak Külliyatı · SEJ prati El Mukaddimü Celle Sanühu İstediğini ileri geçiren, öne alan. (YÂ MUKADDIMÜ ism-i celilini savaş alanında veya korkulacak bir yerde okuyanlara hiç bir zarar gelmez.) El M
Sayfalar 163–168
Muzaffer Ozak Külliyatı · RÜFA'I EVRÂD-I-ŞERIFI ŞERHI VE TERCEMESI Rahman ve Rahiym olan Allahu teâlânın ismiyle başla- De ki: (0 Allahu teâlâ birdir, büyüklük onda nihayet bulmuştur. Dâ'im ve bâkidir. Her