HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Hayatı ve irşadı
Şeyh İsmâil-i Ma‘şûk, Pîr Ali Aksarâyî’nin oğludur. Şeyh Çelebi ve Oğlan Şeyh adlarıyla da anılır. Genç yaşında İstanbul’a gelmiş; Ayasofya ve Süleymaniye camilerindeki vaazlarıyla geniş bir çevrenin ilgisini çekmiştir.
Sefîne-i Evliyâ, Atâî, Müstakimzâde, Lâ‘lîzâde ve Sadık Vicdânî’den nakillerle onun Bayramî-Melâmî çevredeki yerini anlatır. Yaşının küçüklüğüne rağmen mârifet ve vahdet bahislerinde konuşması sebebiyle “Oğlan Şeyh” diye tanındığı belirtilir. Pîr Ali’nin vefatından altı ay sonra irşad makamına geçtiği aktarılır.
Şehadeti
İstanbul’daki tesiri siyasî ve ilmî çevrelerde tepki doğurmuş; İbn Kemal’e nispet edilen fetva üzerine 935/1529 yılında Atmeydanı civarında on iki müridiyle birlikte idam edilmiştir. Kaynaklardaki 1524 tarihiyle mezar kitabesindeki 935/1529 kaydı arasında fark vardır.
Rumelihisarı menkıbesi
Hüseyin Vassâf, kabri bizzat ziyaret ettiğini, Bebek’e yakın kıyı duvarı içinde ve bir tekkenin bitişiğinde bulunduğunu yazar.
Adları
Mezar kitabesinde kendisi “Aksaraylı Pîr Ali Efendi’nin mahdumu… Şehid İsmâil-i Ma‘şûkî” diye anılır. Ma‘şûk, Ma‘şûkî ve İsmâil-i Ma‘şûk adlarının aynı şahıs için kullanıldığı görülür.
