Sarı Abdullah Efendi'nin anlatımına göre Kanûnî Sultan Süleyman, Irakeyn Seferi'nden dönerken Aksaray'a uğrayıp Pîr Ali'yi ziyaret etmiş, ona birçok mülk ve mezra bağışlamayı teklif etmiş, kabul edilmeyince oğlu İsmâil'i İstanbul'a götürmek için izin istemiştir. Pîr Ali, "Oğlumun ismi İsmâil'dir, hak yoluna kurban olmaktan dönmez" diyerek izin vermiş ve onu İstanbul'a göndermiştir. Aynı kaynağa göre Pîr Ali bu olaydan altı ay sonra vefat etmiştir. Atâî de babasının oğlunun şehid olacağını bildiğini, ancak "Arslan yavrusunu yedirmez, biz hayatımızda onu gözetiriz" dediğini nakleder.
Buna karşılık Sarı Abdullah, Abdurrahman el-Askerî'nin naklettiği başka bir rivayeti de aktarır: Pîr Ali, "Tarikimizde babadan oğula icâzet verme âdeti yoktur" diyerek oğluna irşad izni vermemiş, onu İstanbul'a gönderirken orada ilim öğrenmesini tavsiye etmiş, aralarında Pîr Ahmed Edirnevî'nin de bulunduğu dört dervişini çağırıp onların sözünden çıkmamasını istemiş ve oğlunu Pîr Ahmed'e emanet etmiştir. Askerî'nin bir başka ifadesinde ise baba, çok genç yaştaki oğlunu İstanbul'a ilim tahsili için göndermiş ve kesinlikle şeyhlik yapmaya kalkışmaması hususunda uyarmıştır.