Önceki bölümde, semâ’ın sahih olan şeklini ve sıdk ehli için lâyık olan kısmını açıkladık. Artık (zaman ve niyetler değişti ve) semâ yoluyla fitneler çoğaldı. Ondaki sâfiyet (ve rahmet) ortadan kalktı. Azmi gevşek, ameli az bazı kimseler, hırsla sema türü şeylere yönelip, onu nefisleri için savunmaya başladılar. Bu kimselerin halleri bozuldu; semâ için çokça toplanır oldular. Çoğu zaman bu cemiyetler için yemek âdet edinildi. Keyfine düşkün nefisler bu tür toplantıları, daha önceki sâdıkların hayatında olduğu gibi, semâda kalbî hallere rağbetten değil, yemeğe muhabbetten arar oldu. Artık semâ, nefislerin şehevî arzularını tatmin için yanaştığı bir hastalık mahalli olup, oyun ve eğlence için aranan bir şey durumuna gelmiştir. Bu hal, müridin manevî kemâlâtının artmasını engeller, vakitlerini zâyi eder. İbadetlerden daha az haz almaya sebep olur. Böyle toplantılara, şehevî arzularını ele geçirme, keyf, eğlence ve safâ sahipleri için bir rahatlama arzusuyla rağbet edilmektedir. Görülüyor ki bu tür bir toplantı, sâdıkların yanında merduttur, makbul değildir.…
ÜYE KÜTÜPHANESİ
Okumaya kaldığınız yerden devam edin.
Tam metin Meclis üyelerine açıktır. Üyelik ücretsizdir; okuduğunuz bölümü defterinize kaydedebilir ve özel notlarınızı aynı yerde tutabilirsiniz.