İlk zâhid çevreleri, klasik tasavvuf dili ve XII. yüzyıldan sonra belirginleşen tarikat kurumları TDV İslâm Ansiklopedisi maddeleri mevcut monografilerle karşılaştırılarak özgün biçimde hazırlanmıştır.
Bir anda kurulmuş yapılar değildi
Tasavvufun ilk asırlarında zühd, ibadet, ahlâk ve mârifet etrafında oluşan çevreler henüz sonraki yüzyıllardaki anlamıyla tarikat değildi. Hoca-talebe ve sohbet ilişkileri zamanla silsile, hırka, zikir usulü, tekke ve hilâfet gibi kurumlarla belirginleşti.
XII. yüzyıl eşiği
Kādiriyye, Rifâiyye ve Sühreverdiyye gibi yolların belirginleştiği dönem, tasavvufî terbiyenin kurumsal adlar altında yaygınlaştığı başlıca eşiktir. Daha sonra Yeseviyye, Kübreviyye, Mevleviyye, Nakşibendiyye, Halvetiyye ve Bayramiyye gibi farklı coğrafya ve usullere sahip yollar bu geniş ağın parçaları oldu.
Ortak dil, farklı kurumlar
Zikir, sohbet, seyrüsülûk, halvet, hizmet ve edep birçok gelenekte ortak kavramlardır; ancak uygulanışları aynı değildir. Bu yüzden sitedeki ana kol–alt kol şeması yalnız isim benzerliğine göre değil, tarihî nispet, silsile, kurucu çevre ve kurumsal devamlılık birlikte değerlendirilerek kurulmuştur.
Diller ve kültür alanları
Arapça ilk tasavvuf kaynaklarının ardından Farsça, özellikle İran ve Orta Asya irfanının güçlü ifade dili oldu. Ahmed Yesevî ve çevresiyle Türkçe, Anadolu'da Yûnus Emre ve sonraki sûfî şairlerle geniş bir tasavvuf edebiyatının taşıyıcısına dönüştü.