ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
52 sonuç · “Anz”
01Bayrâmî Melâmîliği
Bıçakçı Ömer Dede'den sonra Osmanlı coğrafyasında gelişen; kutup merkezli silsile, tevhid yorumu ve zaman zaman siyasî baskılarla şekillenen ikinci devre.
Medeniyye
Muhammed Hasan Zâfir el-Medenî ve Zâfir ailesiyle Trablusgarp, İstanbul ve başka merkezlere yayılan kol.
Rumeli Gazi-Dervişleri Çevresi
Seyyid Ali Sultan, Otman Baba ve Balkan zâviyeleri etrafındaki erken fetih, yerleşme ve velâyet hafızası.
Ahmed Bahâeddin Efendi (Bahâî)
Ahmed Bahâeddin Efendi (1872–1923), Şehremini’nde yetişen, İbrâhim Şükrullah ve Ahmed Zarîfî çevrelerine bağlanan; Bahâî mahlasıyla na‘t, gazel, tahmis ve tarih manzumeleri yazan son dönem Sinâniyye-Halvetiyye şairidir.
Akşehirli Abdî Halife
Abdullah b. Hacı Mahmud, meşhur adıyla Abdî Halife (ö. 972/1564-65), Bahâeddinzâde’den icazet alarak Akşehir’de Bayramiyye’yi yayan, zâviye kuran ve risaleler kaleme alan şeyhtir.
Ali b. Meymûn el-Mağribî
Ali b. Meymûn el-Mağribî (1450–1511), Mağrib’den Hicaz, Suriye, Lübnan ve Bursa’ya uzanan irşad ağıyla Şâzeliyye’nin Anadolu’daki ilk güçlü temaslarından birini kuran; zühd, sünnete bağlılık ve doğrudan terbiye anlayışıyla tanınan sûfî ve âlimdir.
Ali Senâî Efendi
Ali Senâî Efendi (ö. 1200/1786), Edirne’de doğan, Keşan’da babası Süleyman Zâtî’nin terbiyesinde sülûkünü tamamlayan; Edirne’de kendi adıyla anılan dergâhta irşad eden ve mürettep Dîvân-ı İlâhiyyât bırakan Celvetî-Hakkî şeyhidir.
Avnî Ahmed Efendi
Avnî Ahmed Efendi (yaklaşık 1667/68–1726), Demirkapı’nın Dâye Hatun Mahallesi’nde doğan; Ahmed Yorganî, İbrahim Paşa Sarayı, Mahmud Efendi, Şeyhülharem ve Hacı Hasanzâde medreselerinde görev yapan Osmanlı müderrisidir.
Bostanzâde Mehmed Efendi
Bostanzâde Mehmed Efendi (942/1535-36–24 Şâban 1006/1 Nisan 1598), Osmanlı tarihinde azledildikten sonra yeniden şeyhülislâmlığa getirilen ilk isimdir. İhyâü ulûmi’d-dîn’i Türkçeye çevirmiş, Mülteka’l-ebhur’u şerhetmiş; manzum fetvaları, şiirleri ve ilmiye teşkilâtındaki etkisiyle tanınmıştır.
Bozanzâde Mahmud b. Ahmed
Bozanzâde Mahmud b. Ahmed (ö. Şevval 983/Ocak-Şubat 1576), İskilip’te doğan; Ebüssuûd Efendi’den mülâzemet alıp onun fetva kâtipliğini yapan, Rodos ve Manisa müftülüklerinde bulunan, Ebüssuûd fetvalarını güvenilir bir mecmuada toplayan ve kitaplarını Fâtih Camii’nde vakfeden Osmanlı âlimidir.
Bursalı Şeyh Mehmed el-Halvetî
Bursalı Şeyh Mehmed el-Halvetî (ö. 1040/1630-31 civarı), Şa‘bân-ı Velî halifesi Akşehirli Nasûh Efendi’nin oğlu ve müridi; Bursa Hisarı’ndaki Filboz Camii yakınında bulunan zâviyenin riyâzetle tanınan postnişini ve Nasûhzâde Nasûh Efendi’nin babasıdır.
Cendel b. Muhammed er-Rifâî
Cendel b. Muhammed er-Rifâî (ö. 675/1276), Rifâiyye’nin Cendeliyye koluna adını veren, Şam’ın kuzeyindeki Menîn’de bulunan türbesi Eyyûbî hükümdarı el-Melikü’z-Zâhir Gāzî tarafından ziyaret edilen XIII. yüzyıl Rifâî şeyhidir.
Debbağ Yunuszâde Şeyh Mustafa Efendi
Debbağ Yunuszâde Mustafa Efendi (ö. 1085/1674-75), Ümmî Sinanzâde Hasan Efendi’nin terbiyesinden geçerek Bursa Ahmed Paşa-yı Fenârî Zâviyesi’nde irşad hizmeti yürüten Halvetî şeyhi ve debbağlık âdâbına dair fütüvvetnâme müellifidir.
Eğri Abdî Abdullah Efendi
Eğri Abdî Abdullah Efendi (yaklaşık 870/1465-66–940/1533-34), Hacı Hasanzâde’den mülâzemet alan; Mudurnu ve İstanbul medreselerinden sonra Trabzon Medrese-i Sultâniyye müderrisliğiyle müftülüğünü birlikte yürüten Osmanlı âlimidir.
Emîr Sultan Dergâhı Şeyhi İbrâhim Çelebi
Şeyh İbrâhim Çelebi (ö. 1078/1667), babası Mustafa b. Mehmed’in ardından 1649’da genç yaşta Bursa Emîr Sultan Dergâhı postuna geçen ve yaklaşık on sekiz yıl irşad hizmetinde bulunan on üçüncü postnişindir.
Anz
(عا رض) ç Avârız. Engel, gelip gecici sey. tas. a Nefs ve seytandan gelip ruh ve kalplere ârız olan ve kötüye kılavuzluk yapan arzular, düşman tarafından kurulan tuzaklar, yola konulan engeller. Düşman denilen Şeytan ve nefsten gelen her şey ârızi olabilir (si 419). b Silikin ilerlemesini engelleyen her şey ârız olup, bunlara avârız-ı tarik (yol engelleri) denir. a Yanak, yüz, çehre, b tas, İman nurunun tecelli edip irfan kapılarının açılması ve hakikat güzelliği üzerindeki perdenin kalkması. Vücut nurlarının mazharı (115). Nola gönlüm ârızın isterse canım kâmetin Resmdir âlemde bülbül gül sever pervâne sem' Fuzüli Ar-i azim—Makt-i kebir رعظيم — مقت كبر) le) Büyük ayıp ve ağır vebal. taş. Ahdi bozmak, yoldan dönmek, ahdine vefa göstermemek, vaadinde durmamak, vefasızlık, sadakatsızlık (x1). “Niçin yapmadıklarınızı söylersiniz” (Nahl, 91). Arif i. ves. ar, (Gy le) ¢. Arifun, Urefa. Bilen, vakif, asina, tamyan, anlayish, kavrayışı mükemmel, irfan ve marifet sahibi. tas. Allah Teala'nın kendi zatını, sıfatlarını, isimlerini ve fiillerini müşahede ettirdiği kimse, Müşahede ve temaşadan hasıl olan bilgiye marifet, bu bilgiye sahip olan şahsa da arif denir (x1), Âlim aynı hususları yakin yoluyla bilir. Keşf ve müşahede yoluyla, yani manevi ve ruhi tecrübelerle Allah hakkında zevki ve vecdi bilgilere sahip olana arif-i billah veya yalnızca arif; arifin bu yolla tanıdığı Allah'a Maruf denir. “Arif, kendisi sustuğu halde diliyle Hakk'ın konuştuğu kimsedir.” “Arif su gibidir, içinde bulundugu şeyin rengini ve şeklini alır.” “Arifi hiçbir şey bulandırmaz, her şey onunla durulur.” “Arif kendi varlığından fani, Hak ile bakidir.” “Arif Allah'a cehennemden kurtulmak veya cennete girmek için değil, Cenab-ı Allah'ın hakki olduğu için O'na ibadet eder. İbadeti ve ubüdiyeti en doğal görev bilir; hiçbir karşılık bekle- meden ibadet eder” (sr 61). İbn Arabi arifin dış âlemde Şeyler (eşya) yaratma gü- cüne sahip olduğunu ve bu gücün onun himmeti olduğunu söyler. (iFH 6. Fas). Onun yarattığı şeye mahluk-u arif denir. Arif süfilikte kâmil insandır. “Nefsini bi- len Rabb'ini de bilir.” Bkz. Marifet, Himmet. aD CC £_£_ ———>>—ŞŞXŞ—Ş— ال if
Sünbül Efendi Türbesi, Koca Mustafa Paşa Dergâhı
İstanbul · Türkiye · 899/1494'ten Muharrem 936'daki (Eylül 1529) vefatına kadar postnişin olduğu dergâh; hazîresine defnedilmiştir. Kemalpaşazâde'nin tarih manzumesi çini üzerine yazdırılıp türbeye konulmuştur. İstanbul'un en önemli ziyaretgâhlarındandır.
Emîr Buhârî Hazîresi
İstanbul · Türkiye · 979 Cemâziyelevvelinde (Ekim 1571) Fatih semtindeki evinde vefat edince Edirnekapı dışındaki Emîr Buhârî hazîresine defnedilmiştir. İlişkili kişi dosyası Nişancı Ramazanzâde Mehmed : Ramazanzâde Mehmed (ö. 979/1571), Merzifonlu divan kâtibi; Halep defterdarlığından nişancılığa yükselmiş ve özlü bir Osmanlı tarihi kaleme almıştır.
Merkez Efendi Camii Hazîresi
İstanbul · Türkiye · 7 Temmuz 1950'de vefat edip defnedildiği yer — cami avlusunda şadırvanla kabristan duvarı arasındaki hazîre. Merkez Efendi için yazdığı manzume, Hattat Aziz Efendi'nin levhasıyla türbedeki sandukanın baş ucundadır.
Mevlânâ Türbesi, Konya
Konya · Türkiye · 10 Receb 712'de (11 Kasım 1312) vefat edip babasının sağ tarafına defnedildiği yer. Bu türbenin tarikatın âsitânesi hâline gelmesi için bizzat faaliyette bulunmuş, II. Gıyâseddin Mesud'un vakıflar tesis etmesini sağlamıştı.
Hasîrîzâde Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Hasırcızâde Tekkesi olarak da anılan, Sütlüce semtinde Elifî Efendi sokağı ile Çavuşbaşı Mescidi’nin sınırladığı arsada yer alan Sa‘dî tekkesidir. Babası Hasîrîzâde Şeyh Mustafa İzzî Efendi tarafından 1199’da (1785) kurulmuş, 1201’de (1787) vakfiyesi düzenlenmiştir; kendisi tekkenin ikinci postnişinidir. Cümle kapısına yerleştirilen 1252 (1836-37) tarihli manzum kitâbenin metni ona aittir. Tekkenin meşihatı sonuna kadar Sa‘diyye’ye bağlı kalmış ve bânisinin neslinden gelen, Hasîrîzâdeler olarak anılan ailenin tasarrufunda bulunmuştur.
Galata Mevlevîhânesi
İstanbul · Türkiye · 1670'li yılların başlarında şeyhi Gavsî Dede'ye intisap ettiği, ömrünün son otuz yıla yakın kısmını geçirip eserlerinin hemen hepsini kaleme aldığı ve hâmûşânına defnedildiği mevlevîhâne. Kabrinin yanına sonradan Esrar Dede gömülmüş, iki kabir 1912'de bir ihata duvarıyla çevrilmiştir.
Seyyid Burhâneddin Türbesi
Kayseri · Türkiye · 6 Kasım 1944'te vefatının ardından defnedildiği türbe; 1316/1898'de bu velî hakkında Âyîne-i Seyyid-i Sırdân adlı manzum menâkıbı yazmıştı. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Ahmed Remzî Akyürek : Ahmed Remzî Akyürek (1872–1944), Kayseri'de yetişip Kütahya, Kastamonu, Halep ve Üsküdar Mevlevîhânelerinde hizmet eden; Mesnevî öğretimi, üç dilde şiiri, tercümeleri ve kütüphaneciliğiyle son dönem Mevlevî kültürünü taşıyan başlıca şahsiyetlerdendir.
Çerkeşî Mustafa Efendi Camii ve Türbesi
Çerkeş, Çankırı · Türkiye · Doğduğu ve irşad ettiği ilçe; türbesi kendi adıyla anılan caminin içindedir. Risâle fî tahkīki't-tasavvuf 'un sülüs hatla yazılmış levhası da buraya asılmıştır. İlişkili kişi dosyası Çerkeşî Mustafa Efendi : Çerkeşî Mustafa Efendi (1743-1814), Zoralı Şeyh Mehmed Efendi’den hilâfet alan; Şâbâniyye’nin Çerkeşiyye kolunu geniş bir coğrafyaya taşıdığı için pîr-i sânî anılan ve şeriat-tarikat bütünlüğünü savunan Halvetî-Şâbânî mürşididir.
Merkezefendi Kabristanı
İstanbul · Türkiye · Vefatına düşürülen tarih manzumesinde defin yeri yalnız “Merkez” olarak anılır; bu ifade İstanbul'daki Merkez Efendi çevresindeki kabristana işaret eder biçimde okunur. Metinde semt, ada veya kabrin yeri belirtilmemiştir; koordinat yalnız alan düzeyinde yaklaşıktır.
Şehzade Camii Hazîresi
İstanbul · Türkiye · 24 Şâban 1006 (1 Nisan 1598) tarihindeki vefatının ardından defnedildiği yer; kaynak “cami avlusunun caddeye bakan tarafı” diye tarif eder. İlişkili kişi dosyası Bostanzâde Mehmed Efendi : Bostanzâde Mehmed Efendi (942/1535-36–24 Şâban 1006/1 Nisan 1598), Osmanlı tarihinde azledildikten sonra yeniden şeyhülislâmlığa getirilen ilk isimdir. İhyâü ulûmi’d-dîn’i Türkçeye çevirmiş, Mülteka’l-ebhur’u şerhetmiş; manzum fetvaları, şiirleri ve ilmiye teşkilâtındaki etkisiyle tanınmıştır.
Galata Mevlevîhânesi
İstanbul, Beyoğlu · Türkiye · 11 Haziran 1791'den vefatına kadar şeyhlik yaptığı dergâh; III. Selim'in tamir ettirdiği, kapısına ve semâhâne kapısına onun tarih manzumelerinin yazıldığı yer. Kabri bahçedeki İsmâil Ankaravî Türbesi'ndedir. Bugün Divan Edebiyatı Müzesi'dir.
Fenâyî Mescidi (Akbaba Mehmed Efendi Mescidi)
İstanbul · Türkiye · Molla Gürânî Mahallesi’nde Akbaba Mehmed Efendi tarafından yaptırılan mescit. Vefatında bu mescidin yanına defnedilmiş, bu sebeple mescit sonradan Fenâyî Mescidi olarak anılmaya başlanmıştır. İlişkili kişi dosyası Muhammed Fenâî Efendi : Muhammed Fenâî Efendi (ö. 1728), Ümmî Sinanzâde Hasan Efendi’nin halifesi; İstanbul’da Akbaba Mescidi çevresinde zikir halkası kuran Sinânî-Halvetî şeyhi ve ilâhi şairidir.
XIX. Yüzyıl Anadolu Tasavvuf Haritası
On dokuzuncu yüzyıl Anadolu tasavvufunu yalnız tekke sayılarıyla değil; tarikat kolları, şehir ağları, göçler, cami ve hâne tekkeleri, Meclis-i Meşâyih, ulema, mûsiki ve gündelik hizmet kurumları üzerinden okuyan kapsamlı dönem dosyası.
Tasavvuf Tarihinin Kaynakları Nasıl Okunur?
Tabakat, menâkıb, âdâb, manzum eser ve tasavvufî tefsirlerin neyi anlattığını ve hangi sınırlar içinde kullanılması gerektiğini ayıran kaynak rehberi
Hikmet Geleneği ve Dîvân-ı Hikmet
Ahmed Yesevî’ye nispet edilen şiirlerle yüzyıllar içinde genişleyen ortak Yesevî külliyatını birbirinden ayıran okuma rehberi.
Abdullah Salâhaddîn-i Uşşâkî: Hayatı, Eserleri ve Salâhiyye
Salâhî’nin bürokrasi, tekke, şiir, şerh ve çoklu icazet çevresini Uşşâkîlik içinde konumlandıran kaynak dosyası.
Tahirü’l-Mevlevî: Mesnevî, Mahfil ve Yakın Dönem Dinî Edebiyat
Tahir Olgun’un Mesnevîhanlık, şerh, Mahfil dergisi ve dinî şiir faaliyetini geç Osmanlı-erken Cumhuriyet geçişinde ele alan kişi dosyası.
Mevlevî Dîvânları: Metin, Kurum ve Musiki Hafızası
Üç ayrı veri katmanı Mevlevî şairin biyografisi, tarikata dair açık ifadeleri ve Dîvânın bütünü aynı şey değildir. Nâsır Dede’de Yenikapı, ney, semâ ve musiki belirginleşirken İlmî Dede’nin şiirlerinde Mevlevî unsurlar çok sınırlıdır. Bu yüzden kişi aidiyetiyle şiir teması ayrı alanlarda tutulur. Kurum hafızası Receb E
Bolulu Himmet: Dîvân, Tarikatnâme ve Âdâb
Dîvân Himmet’in Dîvânı klasik nazım şekilleriyle tekke şiiri söyleyişini bir arada taşır. Meclislerde bestelenerek okunan ilâhiler, metnin sözlü ve musikili dolaşımını gösterir. Manzum Tarikatnâme Manzum eser, yol eğitimini ezberlenebilir ve mecliste okunabilir bir öğretim diline dönüştürür. Beyitler bağlamından koparı
Hacı Ali Türâbî: Dedebabalık, Dîvân ve Nefeslerin Dolaşımı
Dedebabalık dönemi Ali Türâbî’nin 1849–1868 arasındaki post hizmeti, 1826 sonrasında Bektaşîliğin kurumlarını yeniden kurmaya çalıştığı döneme rastlar. Şahkulu Dergâhı ve Hacıbektaş Pîrevi kayıtları bu kurumsal çizginin iki durağıdır. Dîvân ve Risâle Dîvân hem aruz hem heceyle yazılmış şiirleri; Risâle-i Türâbî Baba is
Makâlât: Dört Kapı Kırk Makam ve Kaynak Meselesi
Hacı Bektâş'a nispet edilen Makâlât geleneğini dört kapı-kırk makam öğretisi ve metin tarihiyle birlikte okuyan rehber.
Kerbelâ, Maktel ve Bektaşî Hafızası
Kerbelâ anlatısının Bektaşî şiir ve erkânındaki yerini, Lâmiî'nin Nakşibendî kimliğini değiştirmeden müşterek İslâm edebiyatı bağlamında ele alan yazı.
Seyyid Nizamoğlu Dîvânı ve Sinâniyye Hafızası
Üç nüshalı tenkitli metin Çalışma üç geniş yazmayı esas alır; diğer nüshaların şiir sayısı ve tertibi farklıdır. Bu nedenle Dîvân tek bir değişmez sıra halinde dolaşmamıştır. Manzum silsile Nizamoğlu, Halvetî silsilesini Hz. Ali'den Ümmî Sinan'a kadar şiir içinde sayar. Bu, gelenek içi icazet hafızasıdır; zincirdeki erken isimlerin XVI. yüzyıldaki Sinâniyye
İzzî Süleyman Efendi ve Şeyh Murad Tekkesi Vakfı
İzzî Süleyman Efendi’nin Şeyh Ali Efendi’ye intisabı ile Şeyh Murad Tekkesi için kurduğu vakfın kişi, mekân ve hizmet ağını kaynak katmanlarıyla inceler.
TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ
Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne
SÛFİLERÎN SEFER VE İKÂMET ÂDABI
Avârifü’l-Maârif · 16. bölüm · Sefer konusunda meşâyih-ı kirâm, değişik hâl ve görüşlere sahiptirler. Bir kısmı, sülûkun başında sefere çıkıp nihâyetinde ikâmeti tercih ederken; bir kısmı, hidâyetinde ikâmet edi
SEMÂ HAKKINDA SÛFİLERİN GÖRÜŞÜ
Avârifü’l-Maârif · 22. bölüm · Allahu Teâlâ buyurmuştur ki "Sözü dinleyip de en güzeline uyan kullarımı müjdele! Onlar Allah’ın hidâyete ulaştırdığı kimselerdir. Ve onlar, gerçek akıl sahipleridir.” (Zümer (39),
Sayfalar 4–12
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALAH BILICI KITABEVI YAYINLARI - No: 41 5846 Sayılı Kanun gereğince Te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: GÜYRAY, Baskı: ÜÇLER Matbaası İSTANBUL — 1
Sayfalar 2–9
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BILICI KITABEVİ YAYINLARI: 18 ONBİRINCİ DERS MUNDERECAT: Süre-i Kevserin tefsiri, Hazretl Fatime'nin ahlrete Intikali, Hz. Ibrahim'in Hz. Ismalll Allah yolunda kurban etmesi,
Sayfalar 3–12
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 42 5846 Sayılı Kanun gereğince te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ARBEN Matbaası Ista
Sayfalar 23–28
Muzaffer Ozak Külliyatı · bağlayıp, bıçağı onun körpe gerdanına nasıl vuracaksın? Bu güle, oynaya giden yavrunun sence hiçbir değeri yok mu?» dediğinde hak nebi, Allahın Halili, Iblise hitaben şöyle söyledi
Sayfalar 51–57
Muzaffer Ozak Külliyatı · her yaptıgını görür, her söylediğini işitir, her niyetini bilir. Onun için, sen de ona ibadet, tâ'at, sadakat, hayır ve hasenât ile yaklaş ki, Habib-i edib-i Kibriyâ'ya lûtfolunan
Sayfalar 64–70
Muzaffer Ozak Külliyatı · ni ateşle doldururlar. Allah bizi ondan dünyada ve âhirette ayırmasın. Onu sev, unun sünnetine riayet et. Zira, seven meyus mükedder ve mahzun olmaz. Severim diyen ona çok salâvat
Sayfalar 73–80
Muzaffer Ozak Külliyatı · ENVÂR-ÜL-KULÛB (Kalblerin Nurları) DERS: 21 MUNDERECAT! El-Bakara sûre-i celilesinin 186. âyet-i kerimesinin tefsiri- Kur'an-ı aziyı, Levh-i mahfuzda olduğu gibi tertip ve tanzim e
Sayfalar 84–89
Muzaffer Ozak Külliyatı · zamanlar, o da bizim gibi yiyor, içiyor, gezip dolaşıyor, aglıyor, gülüyor, üzülüyor ve seviniyordu. Bir tahta kurusu veya sivrisinek çıksa, tedirgin oluyor, yün veya pamuk döşekle
Sayfalar 130–136
Muzaffer Ozak Külliyatı · nice mâ'murlar harap olmuştur, gelen gidiyor ve giden bir daha geri dönmüyor. Sana ve bana da bu sonsuz yolculuk çok yaklaştı, bizleri aldatıp avutan dünyadan ayrılmamız çok yakınd