HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Adı, ailesi ve Akşehir’de yetişmesi
Akşehirli Abdî Halife’nin asıl adı Abdullah, babasının adı Hacı Mahmud’dur. Nev‘îzâde Atâyî onu “eş-Şeyh Abdullah bin el-Hâc Mahmud” künyesiyle kaydeder; Abdî Halife adıyla tanındığını ayrıca belirtir. Karaman vilâyetinin önemli merkezlerinden Akşehir’de doğup büyüdü ve dinî ilimlerde tahsil gördü.
Bahâeddinzâde’ye intisabı
İlmî eğitiminden sonra Anadolu’nun önde gelen şeyhlerinden Bahâeddinzâde Muhyiddin Mehmed Efendi’nin dergâhına intisap etti. Bahâeddinzâde, Muhyiddin Yavsî üzerinden Bayramiyye’nin Şemsiyye-Tennûriyye çizgisine bağlıydı. Abdî Halife onun yanında seyrüsülûkunu tamamladı, irşad icazeti aldı ve memleketi Akşehir’e gönderildi.
Bu bağ yalnız genel bir tasavvuf yakınlığı değildir. Bayramiyye üzerine yapılan akademik çalışmalar Abdî Halife’yi Bahâeddinzâde’nin Akşehir’de Bayramîliği yayan halifesi olarak açıkça kaydeder. Bu nedenle kişi dosyasındaki yol aidiyeti Bayramiyye olarak kurulmuştur.
Akşehir zâviyesi ve irşad faaliyeti
Akşehir’e döndükten sonra kendi zâviyesini inşa etti ve burada irşad faaliyetine başladı. Atâyî, şeyhinden aldığı icazetle irşad seccadesine oturduğunu; zâviyenin sağlığında faal bulunduğunu bildirir. Abdî Halife’nin faaliyeti, XVI. yüzyılda Bayramiyye-Tennûriyye’nin İstanbul ve Kayseri çevresinden Karaman bölgesine uzanan yayılmasının Akşehir halkasını oluşturdu.
972/1564-65 yılında Akşehir’de vefat etti ve yaptırdığı zâviyenin sahasına defnedildi. Atâyî’nin zamanında kabri ziyaret edilen bir yerdi. Zâviyenin kesin şehir içi konumu günümüze ulaşan kaynaklarla belirlenemediği için haritada Akşehir tarihî merkez çevresi ihtiyat kaydıyla gösterilmiştir.
Zâviye ve türbenin sonraki tarihi
Abdî Halife’nin ölümünden sonra zâviye ve türbe bir süre daha yaşamaya devam etti. Recep 1108/Ocak 1697 tarihli berat kaydı, Seyyid Sâlih’in yarım akçe yevmiye ile zâviyedarlığa tayin edildiğini gösterir. Ramazan 1111/Şubat 1700 tarihli başka bir belgede türbedarlık görevinin Abdüllatif adlı kişiye verildiği yazılıdır.
Bu iki kayıt, yapının XVII. yüzyılın sonunda hem zâviye hem türbe birimleriyle mevcut olduğunu kanıtlar. Daha sonraki atama kayıtlarının bulunmaması sebebiyle yapının XVIII. yüzyılın ilk yarısında ortadan kalktığı değerlendirilir. Bugün ayakta olmayan bu merkez, Akşehir’in Osmanlı devri Bayramî hafızasının temel mekânlarından biridir.
Mahmud-ı Akşehrî
Başlıca müridi Mahmud-ı Akşehrî’dir. Mahmud onun hizmetinde yetişerek tasavvuf yolunda ilerledi ve mürşidlik derecesine ulaştı. Akşehir yakınındaki İshaklı kazasına bağlı bir köyde zâviye kurdu. Her ikisinin de 972/1564-65 yılında vefat etmesi, Akşehir Bayramî çevresinin aynı yıl iki önemli temsilcisini kaybettiğini gösterir.
Vaazları ve eserleri
Abdî Halife zaman zaman vaaz ve nasihat meclisleri düzenledi. Atâyî onun tefsir ve hadis hakkında bir risalesi bulunduğunu, ayrıca Şerhu’l-Akāid’in iman bahsine dair müstakil bir çalışma kaleme aldığını bildirir. Kaynak eserlerin kesin başlıklarını ve nüshalarını vermediği için, bu metinler konularıyla kaydedilmiş; tahmine dayalı eser adı üretilmemiştir.
Kaynakların şahsiyet tasviri
Atâyî, Abdî Halife’yi halkın itimadını kazanmış, dünyanın süslerinden yüz çevirmiş, âhiret hayatına yönelmiş bir şeyh olarak tasvir eder. Onun çoğu zaman derin tefekkür ve istiğrak hâlinde bulunduğunu, manevî hâllerinin ve kerametlerine dair anlatıların çevresinde yaygınlaştığını aktarır. Bu tasvirler tarihî görev ve eser kayıtlarından ayrı, geleneğin şahsiyeti hatırlama biçimi olarak değerlendirilmiştir.
Tarihî yeri
Abdî Halife; medrese ilmi, Bayramî seyrüsülûkü, vaaz, telif ve zâviye kuruculuğunu aynı hayatta birleştirdi. Onun dosyası Bayramiyye’nin yalnız Ankara ve İstanbul merkezlerinde değil, XVI. yüzyıl Akşehir’inde de yerleşik bir irşad ve zâviye ağı kurduğunu gösterir.