Envârü’l-Kulûb III · kaynak sayfaları 73–80
ENVÂR-ÜL-KULÛB (Kalblerin Nurları)
DERS: 21 MUNDERECAT!
El-Bakara sûre-i celilesinin 186. âyet-i kerimesinin tefsiri- Kur'an-ı aziyı, Levh-i mahfuzda olduğu gibi tertip ve tanzim edilmiştir. - Kitabullah, tahriften ve noksanlıktan mahfuzdur - Aksini iddia edenler gizli ve hususi maksatlarla hareket eden din ve islâm düşmanlarıdır - Islâma yöneltilen tecavüzler iki türlü yürütülmektedir - Doğrudan doğruya Kurana ve islâma tecavüze yeltenemeyenler, tecavüzlerini muhabbetle maskelemek istemektedirler - Duanın lüzum, ehemmiyet ve fazileti - Duanın mânası ve gayesi - Duanın âdabı nelerdir - Nasıl dua edilmelidir - Duaların kabul buyurulacağı bazı vakitler - Haramlardan kaçınmayanların duaları reddolunur - Hakka hakkıyle kul olmak ne demektir - Hasan-ül-Basri hazretlerinin Basra halkına öğütleri - Allahu tealâ, imhâl eder fakat ihmal etmez - Kur'an-ı aziymi anlayarak ve anlamağa çalışarak okumanın ve amel etmenin yararları - Kul neyin hakkında hayırlı ve neyin zararlı olacağını bilemez - Dua sırasında nasıl bulunmalıdır - Duanın zamanı ve mekânı yoktur - Dar ve sıkışık zamanlarda Hakka dua ederek yalvarıp yakaranların, o sıkıntı ve zarardan kurtulunca gaflete kapılmalarının sebebi - Dua etmeden önce hayırlı bir fül işlemelidir - Esmâ-i hüsnâ'yı bilmenin ve dua ederken böyle bir bilinçle tevessül etmenin ehemmiyeti - Fâtiha-i şerifenin fazilet re ehemmiyeti - Müslümanlar neden günde enaz kırk defa Fâtiha (Devamı arka sayfada)
okurlar - Resûl-ü zişânın şahsi ve içtimai sünnetleri - Günümüzde yainız şahsi sünnetlere iltifat olunmasının bazı mahzurları - En büyük kayıplarımızdan birisi de, sünnet-i ictimaiyyeyi terketmemizdir - Azrail aleyhisselâmm bir hane halkına hal dili ile anlattıkları - Haram yiyenin ve haramdan giyinenin duaları kabul olunmaz - Insan, dünyada kalacağı kadar dünya için, âhirette kalacağı kadar da âhiret için çalışmalıdır - Dört sınıf insanda saadet yoktur - Namazlardan sonra okunması gereken bir dua - Resûl-ü zişân ve ehli beytine salât ve selâm getirmeden edilen dualar da kabul buyurulmaz - Duaların hangisi efdaldir - Kirpiklerin tanıklığı - Dua -
Sallû alâ Seyyidinâ Muhammed...
Sallû alâ Şefi-i zünûbinâ Muhammed...
Sallû alâ Şems-id-Duhâ Muhammed...
Sallû alâ Bedr-id-Dücâ Muhammed...
Sallû alâ nûr-il-Hüdâ Muhammed...
Sallû alâ envâr-1-kulâbinâ Muhammed...
El-evvelü Allah.. El-âhirü Allah. Ez-Zâhirü Allah... El- Bâtınü Allah... Hayrihi ve şerrihi min'Allah... Men kâne fi kalbini Allah... Fe-mû'inuhû ve nâsiruhû fid-dâreyni Allah...
Rabbişrahli sadri ve yessirli emri vahlûl ukdeten min lisani yefkahu kavli ve ufevvidû emri ilâllah vallâhu basiyrün bil-ibâd...
Sübhaneke lâ fehme lenâ illâ mâ fehhemtena inneke ent-el alim-ül hakiym...
Sübhaneke lâ fehme lenâ illâ mâ fehhemtena inneke ent-el cervâd-ül keriym...
1,°8 E'üzü billâhi min-es-geytan-ir-raciym Bismillâh-ir-Rahman-ir-Rahiym Ve iza se'eleke ibâdiy anniy fe-inniy kariyb ûciybû da'vet-ed-da'r iza de'anl fel-yestecibü liy vel-yu'minü biy le'allehûm yerşüdûn...
El-Bakara: 180 (Ey Habib-i zişânım!.. Kullarım sana beni sordukları zaman de ki; ben onlara yakınım. Bana dua ettiği zaman, dua edenin duasma icabet ederim. O halde, onlar da benim tâ'at dâvetime icabet etsinler ki, doğru yolu ve hakkı bulsunlar.)
- 76._i Dilediğini, dilediğine veren ve dilediği zaman almak kudretine malik bulunan, azizi zelil ve zelili aziz eyleyen Allahu zülcelâl vel-cemâl hazretleri, sizleri ve bizleri gaflet uykusundan, dünya tutkusundan, madde kaygusundan uyarıp ayıltarak, zât-ı ülühiyyetine hakkıyle ve lâyıkıyle kullukta dâim; hizmet, ibadet ve t'atinde kaim eyleye...
Günah, isyan ve nisânlarla kararan gönüllerimizi ve gözlerimizi af ve merhameti, inayet ve hidayeti nurlarıyla arındı.
rıp aydınlatarak, hak ve hakikati görenlerden, iyiyi kötüden, hayırı şerden, nuru zulmetten ve rizasını gazabından ayırdedebilenlerden eyleye...
Bizlere; Hakkı görmeğe lâyık göz, Hakkı dinlemeğe lâyık kulak, Hakkı zikretmeğe lâyık bir dil ve Hakkın sevgisine lâyık bir gönül, Hakkın rizasına lâyık olanı tutacak ve yazacak el, Hakkın rizasına lâyık istikamette yürüyecek, ibadet ve tâ'ate iletecek ayak bahş ve ihsan buyurarak din-i mübiyn-i islâm.
da ve hükm-ü celil-i Kur'anda sâbit-i kadem eyleye...
Kalplerimizi kinden, hasetten, kibirden, öfkeden, riyâdan, u'cuptan, aşırı mal ve makam sevgisinden arındırarak, gönüllerimizi aşkullah, muhabbetullah ve muhabbet-i Resûlüllah ile, Ehl-i beyt-i Mustafa, ashap ve ensâr-1 bâ-sefa muhabbetiyle, Hak veli'lerinin, âriflerin, sadıkların, âlimlerin, âmillerin ve muhlislerin sevgileriyle tevsi ve tezyin eyleye...
Bizlere sevdiği salih kullarıyla hemdem ve âriflerin soh betine mahrem olmak mazhariyetini bahş ve ihsan buyurarak kötü ve çirkin huylarınızı ahlâk-1 Kur'aniyye ve ahlâk-1 Muhammediyye'ye MUSAVVİR-EL KULUBİ VEL-EBSÂR tecellisiyle tebdil ve tahvil eyleye...
Isyanlarımızı itaate, kötülüklerimizi tövbe ve nedamete, tenbellik ve meskenetimizi ibadete, dalâlet ve cehaletimizi rahmet ve hidayete tevfik ve inayetiyle yönelterek ibadet ve tâ'atinden zevk alan, zât-ı ahadiyyetinden razı olan âşıklar ve sadıklar zümresine ilhak eyleye...
Geceleri aşk ve şevk ile kaim, zikir ve salâtta daim ve gündüzleri rizayı şerifi için saim olan âşıklar zümresine girmeği,
Fİ MAK'ADI SIDK'a ermeği, daha bu âlemde iken cennet-i zâta dahil olarak cemâl-i lâ-yezâli görmeği bizlere nasip ve müyesser eyleye...
VE İZÂ RE'EYTE SEMME RE'EYTE NA'IYMEN VE MÜLKEN KEBİYRÂ âyet-i kerimesinin medlûlüne varan (Onları görünce, sanki saçılmış inciler sanırsın ve ne tarafa baksan, tarif ve tavsif edilmez bir ni'met, büyük ve geniş bir mülk ve saltanat görürsün...) ilâhi müjdesinden nasip alan âşık- cemal-i Billâh ve vâsıl-ı zât-ı ilâllah olan has kulları zümresinde bizleri de yâdeyleye...
Nefs-i şeytana uyan, rizayı şerifine aykırı yollarda kendilerini oyalayan, dalâlet bataklıklarında nâr-ı cahiymi boylayan âsilerin ve zâlimlerin şerlerinden bizleri ve bütün ümmet-i Muhammed'i hıfz-u emin eyleyerek, nefs-i şeytana galip ve rızayi ilâhiyye'ne talip olan âşık-ı sadıklardan eyleye...
Iyınan ve ihlâs ile ism-i celilini zikreyleyerek göçen, Resûl-ü müctebâ'nın, Alliyyül-Mürtezâ'nın ve Haseneyn-il ahseneynin mübarek elleriyle şarab-ı Kevser'den içen, sırattan kuşlar gibi uçarak geçen, eynine cennet hulleleri biçen muhlis mü'minlerden eyleye...
Dünya hayatında bizleri rizayı ilâhiyye'sine muvafık ve mutabık cemaatlerde, can sohbetlerinde topladığı gibi, kıyamet günü de Livâ-i Hamd altında ve civar-ı Habib-i edib-i Kibriyâ'sında lûtüf ve keremiyle haşr-ü cem'eyleye...
Ahir ve âkibetimizi hayreyleye, son kelâmımızı Kelime-i tevhid ve Kur'an-ı mecid eyleye (Amin - Bi-hürmeti Seyyid-ilmürseliyn ve bi-hürmeti Tâ-Hâ ve Yâ-Sin...)
Ey Hakka ve hakikata tâlip olan âşık-ı sadık!..
Hepimiz biliriz ki, düstur-u mükerrememiz olan Kur'an-ı azim-ül-bürhan, LEVH-İ MAHFUZ'dan dünya semasına CÜM- LE-Î VAHİD'de yani tam ve tekmil olarak KADİR gecesi inzâl buyurulmuştur. Dünya semasından ki, biz ona BEYT-ÜL-IZZET deriz, yirmi üç senede NAMUS-U EKBER Cibril-i Emin namındaki melek vasıtasiyle ve lüzumuna bina'en Habib-i edib-i Kib.
riyâ'ya âyet âyet nâzil olmuş ve Muhbir-i Sadık aleyhi ve âli-
hi salâvatullah-il-Hâlık efendimizin emir ve işaretleriyle, âyet-i kerimeler Levh-i Mahfuz'da hangi sûre-i celilede bulunmuşsa öylece yerli yerine getirilerek tertip buyurulmuştur.
HİKÂYE Hz. Osman ibn-i Affan radıyallahu anh efendimize sordular:
— İhlâs sûre-i celilesi, Allahu talâ'nın zât ve sifatından bahsetmektedir. Oysa, Tebbet sûresinde de Ebu-Leheb ve eşi zemmedilmektedir. Böyle olduğu halde, ihlâs-1 şeriften önce ve onun üzerinde bulunmasının sırrı ve hikmeti nedir?
Hz. Osman-1 Zinnûreyn, bu soruya sözle cevap vermediler ve soru sahibine kerametleriyle Levh-i mahfuzu göstererek:
— Oraya bak!.. Tertib-i ilâhi böyledir, binaenaleyh Kur'an-ı aziym böylece tertip olunmuştur, buyurdular.
Evet, Levh-i mahfuzda tertib-i Kur'an aynen böyle idi.
Onun için, Kitabullah'ta ne eksik bir âyet-i kerime ve ne de fazla bir harf bahis konusu değildir. Allahu sübhanehu ve tealâ hazretleri, Kitab-ı keriminin hıfzını bizzat der'uhte buyurmuş olduğundan Kitabullah onun hıfz-u emânındadır, kıyamete kadar da böyle olacaktır. Zira, Kur'an-ı aziyın mahlûk değildir, Allah kelâmıdır.
Bazı müfsitlerin, kasıtlı olarak ileri sürdükleri gibi Ehl-i beyt hakkindaki âyetlerin Kur'an-ı kerimden çıkarıldığı iddiası BÜHTAN-I AZİYM ve KÜFR-Ü SARİH'tir. Böyle bir denâ'at vaki olsaydı, Ehl-i beyt hakkındaki sûre-i celile ve âyet-i kerimelerin tamamen çıkarılmış bulunması lâzım gelirdi. Halbuki:
Yü'fûne bin-nezri ve yehafüne yevmen kâne şerrühu müstetiyra ve yut'imüt-ta'âme alâ hubbihi miskiynen ve yetiymen ve esiyrâ innemâ nut'imüküm li-vechillâhi lâ nüriydü minküm cezâ'en ve lâ şükürâ innâ nehafû min rabbinâ yevmen abusen kamteriyrâ...
El-Insan: 7-10 (Onlar, nezirlerine vefakâr idiler. Geleceği mutlâk ve muhakkak olan sürekli şiddet ve mihnet gününden korkarlardı.
Ve Allahu tealâ'ya muhabbetlerinden dolayı, yiyecekleri gayet az ve kendileri o yiyeceklere muhtaç bulundukları halde fakirleri, yetimleri ve esirleri doyururlardı. Ve onlara, sizi ancak Allah rizası için doyuruyoruz, yoksa sizden ne karşılık, ne teşekkür beklemiyoruz. Biz, Rabbimizin azabından ve o müthiş gün mahşer halkını asık ve çatık yüzlü kılacak o günün şiddetinden korkarız, derlerdi.)
Ayet-i kerimesi, Hz. İmam-ı Ali kerremallahu vechehu ve radıyallahu anh ile Seyyide-t-ün-nisâ Hz. Fatıma't-üz-Zehrâ radıyallahu anha haklarında nâzil olmuştur.
Fe-kul te'alev ned'û ebnâ'enâ ve ebnâ'eküm ve nisâ'ena ve nisâ'eküm ve enfüsenâ ve enfüseküm sümme nebete-hil fe-nec'al la'netallahi alel-kâzibiyn...
Al-l Imran: B1 (Onlara de kl: Gelin oğullarınızı ve oğullanmızı, kadınlanınızı ve kadınlanımızı çağıralım, siz de gelin, biz de gelelim ve Allahu talâ'nın lâ'netini yalan söyleyenlerin üzerlerine kılahım.)
Ayet-i kerimesi de Hamse-i âl-i aba hakkında nâzil olmuştur.
Hamse-i âl-i aba, şu zevat-1 zevil-ihtiramdan ibarettir:
Fahr-i kâ'inat ve mefhar-i mevcudat aleyhi ve âlihi efdal-üt-tahiyyât efendimiz hazretleri ile (O, BENIM PARÇAM- DIR...) buyurduğu Fatıma Hayrün-nisâ, ilim şehrinin kapısı olduğu beyan ve ilân buyurulan Aliyyül-Mürtezâ ile mazlûm imam-1 Hasan-ı müctebâ ve mazlûın imam-ı Hüseyin-i şehidi Kerbelâ rıdvanullahi tealâ aleyhim ecma'ıyn efendilerimizdir.
BLETMEREKEY Kul la es'elüküm aleyhi ecren illel-meveddete fil-kurba...
Es-Şura: 23 (De ki: bu tebliğ ve beşaretim için sizden karşılık ve ecir istemiyorum. Ancak, yakınlarıma karşı sevgi gösteriniz.)
Epo SAtis Innema yüridullahü li-yüzhibe anküm-ür-ricse ehl-el-beyti ve yutahhirehüm tathiyra...
El-Ahzab: 33 (Ey Ehl-i-beyt!.. Allahu tealâ, sırf sizden her türlü kirliliği ve bütün günahları gidererek sizi tertemiz kıldı.)
Âyet-i kerimesinde de açıkça görüldüğü gibi, bütün bu âyat-ı beyyinât EHL-İ-BEYT hakkında nâzil olmuştur. Kaldı ki, daha nice nice âyet-i celilelerde Ehl-i-beyt-i Mustafa zikredilmişş olup (DÂL Bİ-IBARETİHÎ) olduğu gibi (DÂL BI- IŞARETI- HI) ile musarrahtır.
Bahusus; Allahu tealâ'ya, Resûl-ü müctebâ'ya, âhiret ve kıyamete iyman etmiş, Kitabullah ve Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem tarafından medh-ü senâ edilmiş ashab-ı kirâm rıdvanullahi tealâ aleyhim emaıyn efendilerimiz tarafından, ehl-ibeyt hakkındaki bazı âyet-i kerimelerin çıkarılmış olduğunu iddia eden müfsidler ve münafıklar gerçekten dalâlet ve cehalet