Ara
Menü

Hacı Muhammed Zihni Efendi

Hacı Muhammed Zihni Efendi müşarünileyh ( Necib Efen di)'in ehass-ı müridanındandır. Göz yaşlarımla yazdım wrlh-i irtihiılin Zihni Efendi buldu vahdet-sarli-yı vislıli (JL,.. J ı,SI_,... 0.J..>. J ı.S...ly. ı,S...1.:.i \ .)) = ( 1 332/1 914) Tercüme-i hali sfür asarda mükemmelen yazılmıştır. Suret-i intisablarına müteallık vak'a ber-vech-i atidir: Zihni…

Yol
Halvetiyye
Mekân
4 bağlantı
Unvan
Necib Efendi müridi ve tasavvuf şairi

Hayatı ve irşad çevresi

Hacı Muhammed Zihni Efendi müşarünileyh ( Necib Efen di)'in ehass-ı müridanındandır. Göz yaşlarımla yazdım wrlh-i irtihiılin Zihni Efendi buldu vahdet-sarli-yı vislıli (JL,.. J ı,SI_,... 0.J..>. J ı.S...ly. ı,S...1.:.i \ .)) = ( 1 332/1 914) Tercüme-i hali sfür asarda mükemmelen yazılmıştır. Suret-i intisablarına müteallık vak'a ber-vech-i atidir: Zihni Efendi, ahıbbasından bir zata misafir gelmiş. Hane sahibi de o akşam Ne cib Efendi Dergahı'na gitmek mecburiyyetinde bulunduğundan Zihni Efendi'yi de gö türmek istemiştir. Fakat Zihni Efendi, meşayıhı ale'l-ekser cüheladan addeder; zevk-i ilmiden mahrum bilirdi.

Bu sebeble hane sahibini iknaa, ferağata sevk eder ise de, ıs- 47. " i nsanların en hayırlısı insanlara fuydalı olandır." el-Acliıni, Keşfü'l-Hafa, I, 393. (H) Çerkeşiyye-i Şa'biiniyye 97 rar üzerine gitmeye karar verir. Fakat kendisi mütebahhir'inden olmakla henüz yüzü nü görmediği Necib Efendi'ye ehemmiyet vermeyerek gider. Kalbinden hazırladığı bir mes'ele-i mühimmeyi eğer Necib Efendi keşf tarikıyla bilir ve hallederse kemali ne kani' olmağa meyi eder. Dergaha muvasalette Şeyh Efendi odasında bir kaç ihvanıyla hem-sohbet idi. Bunlar da dahil olurlar. lltifat eder; otururlar.

Necib Efendi sevk-i kelam ile Zihni Efendi'nin kalbindeki mes'eleyi söyler ve halleder ve Zihni Efendi'ye nazar buyurur. Bu esnada Zihni Efendi'ye hal gelir. "Haza nebiyyün!" diye sayha eder. Yere kapanır ağlamağa başlar. Herkes bu hale hayret eder. Onun "Haza nebiyyün!" demesi varis-i esrar-ı Muhammedi olduğuna ızhar-ı imandan ibarettir. Yoksa, "Necib Efendi peygam berdir." demek değildir. Rütbe-i ilmiyyeyi tevcihte asar-ı buhl gösteren Zihni Efendi'nin, "Haza nebiy yün!" diye bağırması pek mühim mes'eledir. Bi'l-ahare kendisine gelince derhal inti sab eder ve ahass-ı müridanı sırasına geçer.

Vükela-yı devletten merhum Zihni Paşa dahi müşarünileyhin müridlerinden idi. Dergahı kargir ve müzeyyen olarak yaptırmak istediği halde Hz. Şeyh'in şiddetli mu halefetine ma'ruz kalmış olduklarını bi'z-zat söylerler. Ulema-yı kiramdan daha pek çok efazıl, Hz. Şeyh'e müntesib idiler. Ecell-i mü ridanından Hoca Abdullatif-i Harputi hazretleriyle, mütekfüdin-i rüsumiyyeden Ali Efendi, fıkra-i atiyeyi nakl eylediler. Müşarünileyh Necib Efendi'nin uluvv-ı ka'bına burhan olan şu rü'ya-yı sadıka müşarünileyhimadan Ali Efendi tarafından görülmüş tür.

Şöyle ki: Cellad Çeşmesi'ndeki dergaha civar olan Bostan Cami'-i şerifine risalet-penah (salla ' llilhu aleyhi ve sel/em) efendimiz hazretleri teşrif buyurmuşlar, diye mahallatta i'lan olunmuş. Herkes ziyaret-i aliyyelerine şitaban oluyor. Şeyh Necib Efendi'iıin sevgili müridi mumaileyh Ali Efendi dahi şeref-i ziyarete mazhar olmak emeliy le oraya gitmiş. Cami' -i şerifin kapısında çar-yar-ı güzin efendilerimiz hazaratını gö rüp, emirleri üzerine cami'-i şerife dahil olmuş.

Bakmış ki mihrabta nur-ı dide-i alem (salla ' llilhu aleyhi ve sellem) efendimiz hazretleri yüzlerini cemaata dönmüş ve vech-i taban-ı saadetlerinin envarına cemaat tahammül edemeyeceğinden nikah isti'mal buyunıl ·:.uş. Ali Efendi bu hali görünce hayran olarak neş'elenmiş ve "Gel evladım!" hitab-ı celiline derhal icabetle koşmuş, hak-pa-yı hacet-i ridaya yüzünü gözünü sür müştür. Mazhar-ı iltifat olduktan sonra ref-i nikah vaki' olunca bir de ne görsün, azi zinden başkası değildir. Uyanmış, hayretlere gark olmuş. Keyfiyyeti azizine arz edince, kendisini tebrik etmiştir.

İşte anlaşılıyor ki, hem Necib Efendi varis-i ilm-i Muhammedi olmuş, hem

Necib Efendi'ye intisabı

Sefîne-i Evliyâ, Hacı Muhammed Zihni Efendi'yi Necib Efendi'nin en yakın müridleri arasında sayar ve intisabının nasıl gerçekleştiğini ayrıntılı biçimde anlatır.

Zihni Efendi, dostlarından bir zâta misafir gelmiştir. Ev sahibi o akşam Necib Efendi Dergâhı'na gitmek durumunda olduğundan onu da götürmek ister. Zihni Efendi ise kalbinden mühim bir mesele hazırlar: şeyh bunu keşif yoluyla bilir ve çözerse kemâline kani olmaya meyledecektir. Dergâha vardıklarında Şeyh Efendi odasında birkaç ihvânıyla sohbet hâlindedir; içeri girer, iltifat görür ve otururlar. Necib Efendi sözün akışı içinde Zihni Efendi'nin kalbindeki meseleyi söyler, çözer ve ona nazar eder.

Zihni Efendi'nin bunun üzerine “Hâzâ nebiyyün!” diye bağırdığı nakledilir. Vassâf bu sözü hemen açıklar: ifade, Necib Efendi'nin Muhammedî sırlara vâris olduğuna dair bir iman beyanıdır; “Necib Efendi peygamberdir” demek değildir. Kendine geldiğinde derhal intisap etmiş ve en yakın müridler sırasına geçmiştir.

Vefatına düşürülen tarih beytinin ebced hesabı 1332/1914 yılını verir. Vassâf, tercüme-i hâlinin başka eserlerde mükemmel şekilde yazıldığını belirterek burada yalnız bu hâdiseyi nakletmekle yetindiğini söyler.

Memuriyet ve muallimlik yılları

10 Temmuz 1846'da İstanbul'da doğdu. “Zihnî” mahlası çok zeki ve kavrayışlı olması sebebiyle hocası tarafından verilmiştir. Babası Kaymakam Mehmed Reşid Efendi, annesi Güzide Gülsüm Hanım'dır. Küçük yaşta Kur'an'ı ezberledi, cami derslerine devam etti ve ulûm-i âliye şehâdetnâmesi aldı.

1864'te Bâbıâli Meclis-i Vâlâ Mazbata Odası'na mülâzım oldu; 1868'de Matbaa-i Âmire Takvîm-i Vekāyi‘ kâtipliği ve musahhihliğine getirildi ve burada on yıl kadar çalışarak birçok dinî ve edebî eserin hatasız basılmasını sağladı. Ardından Galatasaray Mekteb-i Sultânîsi ulûm-i Arabiyye ve dîniyye muallimliği (1879), Mekteb-i Mülkiyye usûl-i fıkıh muallimliği (1883), Tedkīk-i Müellefât Komisyonu (1891), Meclis-i Kebîr-i Maârif (1894) ve Maarif Nezâreti Encümen-i Teftîş ve Muâyene üyelik ve başkanlığı (1902) görevlerinde bulundu.

Arapça öğretiminde yeni bir çığır

Mehmed Zihni Efendi'ye göre Arapça öğrenmenin zor olduğu kanaati doğru değildir: kelimelerinin önemli bir kısmı dilimize girdiğinden Arapça'nın öğrenimi Avrupa dillerinden daha kolaydır ve dil öğrenmenin en iyi yolu kişinin o dili kendi diliyle öğrenmesidir. Bu sebeple Türkçe hazırlanmış bir Arapça gramer kitabını okuyup anlayabilen kişinin kendi kendine Arapça öğrenebileceğini savunur.

Bu görüşü bir dizi ders kitabına dönüştürdü: sarfa dair kapsamlı el-Müntehab fî ta‘lîmi lugati'l-Arab (1303), özeti el-Muktedab (1304) ve onun da özeti el-Müşezzeb; nahiv tarafında yine el-Muktedab (1303-1304) ve el-Müşezzeb fî sarfi ve nahvi lisâni'l-Arab (1311). Belâgat sahasında el-Kavlü'l-ceyyid, Telḫîṣü'l-Miftâḥ ile şerhlerindeki 649 beytin Türkçe izahını verir; Şeyhülislâm Mustafa Sabri Efendi bu esere Beyânülhak'ta yirmi beş makalelik bir tenkit yazmıştır. Arapça okuma metni olarak hazırladığı Kitâbü't-Terâcim ise 160 kadar âlim ve edibin Arapça biyografisini içerir.

Ni‘met-i İslâm ve ilmihal külliyatı

Müellife büyük şöhret kazandıran Ni‘met-i İslâm, birinci kısmında tahâret, namaz, oruç ve zekât; ikinci kısmında hac, avlanma, hayvan kesimi, kurban ve akîka; Münâkehât ve Mufârekāt adlı üçüncü kısmında nikâh, talâk, eymân ve radâ‘ bahislerini işler. Eserin özeti el-Muhtasarât sonradan Diyanet İşleri Başkanlığı'nca da neşredilmiştir (Ankara 1957).

Aynı çizgide Usûl-i Fıkıh, Elgāz-ı Fıkhiyye, Hanımlar İlmihali (1313) ve Kızlar Hocası (1312) bulunur. Maarif Nezâreti'nin isteğiyle kız öğretmen okullarında okutulmak üzere hazırladığı Meşâhîrü'n-nisâ (1294-1295) ise İslâm öncesi ve İslâm dönemine ait 1165 kadar Arap, Türk ve İranlı hanımın biyografisini toplayan bir ansiklopedidir; Farsça'ya Ḫayrât-ı Ḥisân adıyla çevrilmiştir.

Tashih hizmetleri, madalya ve vefatı

Sekiz ciltlik Sahîh-i Buhârî (1315), Sahîh-i Müslim'in bir bölümü (1329-1332), Sâgānî'nin Meşâriḳu'l-envâr'ı ve İbn Melek'in Şerḥu Menâri'l-envâr'ı gibi temel metinlerin İstanbul baskılarını tashih ve ta‘lik etti. Eylül 1889'da Stockholm'de toplanan Müsteşrikler Kongresi'ne gönderdiği matbu eserlerinin ilmîliği ve Arap dili öğretimine hizmetleri sebebiyle kongrenin teklifi üzerine İsveç-Norveç hükümeti tarafından altın madalya ile ödüllendirildi.

1906'da Mekteb-i Mülkiyye müderrisliğinden istifa ettiyse de Meclis-i Kebîr-i Maârif'teki görevi devam etti; 1908'de yaş haddi dolduğu hâlde Meclis-i Vükelâ kararıyla vazifesini sürdürdü. Halvetiyye-Şâbâniyye şeyhi Necib Efendi'ye intisap eden Mehmed Zihni Efendi 16 Aralık 1913'te vefat etti ve Küplüce Mezarlığı'ndaki aile kabristanına defnedildi.

COĞRAFÎ HAFIZA4 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi4 nokta · 1 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Menkıbeler

İlk 1 kayıt gösteriliyor

MENKIBE · GELENEK İÇİ

Kalbindeki meselenin sohbet arasında çözülmesi

Zihni Efendi, Necib Efendi'nin keşifle bilip bilmeyeceğini denemek için kalbinde bir mesele hazırlayarak dergâha gitmiş; şeyh sohbetin akışı içinde o meseleyi söyleyip çözmüştür.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Sefîne'nin naklettiğine göre Zihni Efendi, dostlarından bir zâta misafir gelmiş; ev sahibi o akşam Necib Efendi Dergâhı'na gitmek durumunda olduğundan onu da götürmek istemiştir. Zihni Efendi ise kalbinden mühim bir mesele hazırlamış, eğer şeyh bunu keşif yoluyla bilir ve çözerse kemâline kani olmaya meyledeceğini düşünmüştür. Dergâha vardıklarında Şeyh Efendi odasında birkaç ihvânıyla sohbet hâlindeydi; içeri girip otururlar. Necib Efendi sözün akışı içinde Zihni Efendi'nin kalbindeki meseleyi söyler, çözer ve ona nazar eder. Bunun üzerine Zihni Efendi kendine geldiğinde derhal intisap etmiş ve müridlerin en yakınları arasına geçmiştir.

Çerçeve. Anlatı, tekke edebiyatının en yaygın intisap kalıplarından birini izler: gelen kişi şeyhi sınamak için içinden bir soru tutar, şeyh sohbet arasında ona cevap verir. Kalıbın işlevi bir keşif iddiasını ispatlamaktan çok, ilimle meşgul bir kişinin bağlanma gerekçesini anlatmaktır. Bu sebeple kayıt tarihî bir olay tutanağı değil, gelenek içindeki bir tanıklık anlatısıdır.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ.

Eserleri ve metinleri

İlk 3 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Eserleri ve metinleri

Müşarünileyh Necib Efendi'nin uluvv-ı ka'bına burhan olan şu rü'ya-yı sadıka müşarünileyhimadan Ali Efendi tarafından görülmüş­ tür. Şöyle ki: Cellad Çeşmesi'ndeki dergaha civar olan Bostan Cami'-i şerifine risalet-penah (salla ' llilhu aleyhi ve sel/em) efendimiz hazretleri teşrif buyurmuşlar, diye mahallatta i'lan olunmuş. Şeyh Necib Efendi'iıin sevgili müridi mumaileyh Ali Efendi dahi şeref-i ziyarete mazhar olmak emeliy­ le oraya gitmiş.

Metni gösterMetni daralt

Müşarünileyh Necib Efendi'nin uluvv-ı ka'bına burhan olan şu rü'ya-yı sadıka müşarünileyhimadan Ali Efendi tarafından görülmüş­ tür. Şöyle ki: Cellad Çeşmesi'ndeki dergaha civar olan Bostan Cami'-i şerifine risalet-penah (salla ' llilhu aleyhi ve sel/em) efendimiz hazretleri teşrif buyurmuşlar, diye mahallatta i'lan olunmuş. Şeyh Necib Efendi'iıin sevgili müridi mumaileyh Ali Efendi dahi şeref-i ziyarete mazhar olmak emeliy­ le oraya gitmiş.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 4.
TARİHÎ KAYIT

Eserleri ve metinleri 1

Yoksa, "Necib Efendi peygam­ berdir." demek değildir. Rütbe-i ilmiyyeyi tevcihte asar-ı buhl gösteren Zihni Efendi'nin, "Haza nebiy­ yün!" diye bağırması pek mühim mes'eledir. Bi'l-ahare kendisine gelince derhal inti­ sab eder ve ahass-ı müridanı sırasına geçer.

Metni gösterMetni daralt

Yoksa, "Necib Efendi peygam­ berdir." demek değildir. Rütbe-i ilmiyyeyi tevcihte asar-ı buhl gösteren Zihni Efendi'nin, "Haza nebiy­ yün!" diye bağırması pek mühim mes'eledir. Bi'l-ahare kendisine gelince derhal inti­ sab eder ve ahass-ı müridanı sırasına geçer.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 4.
TARİHÎ KAYIT

Risale ve telifleri 2

Müşarünileyh Necib Efendi'nin uluvv-ı ka'bına burhan olan şu rü'ya-yı sadıka müşarünileyhimadan Ali Efendi tarafından görülmüş­ tür. Şöyle ki: Cellad Çeşmesi'ndeki dergaha civar olan Bostan Cami'-i şerifine risalet-penah (salla ' llilhu aleyhi ve sel/em) efendimiz hazretleri teşrif buyurmuşlar, diye mahallatta i'lan olunmuş. Şeyh Necib Efendi'iıin sevgili müridi mumaileyh Ali Efendi dahi şeref-i ziyarete mazhar olmak emeliy­ le oraya gitmiş.

Metni gösterMetni daralt

Müşarünileyh Necib Efendi'nin uluvv-ı ka'bına burhan olan şu rü'ya-yı sadıka müşarünileyhimadan Ali Efendi tarafından görülmüş­ tür. Şöyle ki: Cellad Çeşmesi'ndeki dergaha civar olan Bostan Cami'-i şerifine risalet-penah (salla ' llilhu aleyhi ve sel/em) efendimiz hazretleri teşrif buyurmuşlar, diye mahallatta i'lan olunmuş. Şeyh Necib Efendi'iıin sevgili müridi mumaileyh Ali Efendi dahi şeref-i ziyarete mazhar olmak emeliy­ le oraya gitmiş.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 4.

Öğütleri

İlk 1 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Söz, öğüt ve irşad kaydı 1

Bunlar da dahil olurlar. lltifat eder; otururlar.

Metni gösterMetni daralt

Bunlar da dahil olurlar. lltifat eder; otururlar. Necib Efendi sevk-i kelam ile Zihni Efendi'nin kalbindeki mes'eleyi söyler ve halleder ve Zihni Efendi'ye nazar buyurur. Onun "Haza nebiyyün!" demesi varis-i esrar-ı Muhammedi olduğuna ızhar-ı imandan ibarettir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 4.

Kavram dünyası

İlk 4 kayıt gösteriliyor

MENKIBE · GELENEK İÇİ

“Hâzâ nebiyyün!” sözünün te'vili

Vassâf, Zihni Efendi'nin bu haykırışını bir peygamberlik iddiası değil, Necib Efendi'nin Muhammedî sırlara vâris olduğuna dair bir iman ifadesi olarak açıklar.

Metni gösterMetni daralt

Sefîne'ye göre ilmî pâyeyi vermekte cimri davranan Zihni Efendi'nin “Hâzâ nebiyyün!” diye bağırması pek mühim bir meseledir. Vassâf sözü hemen sınırlandırır: bu ifade, Necib Efendi'nin Muhammedî sırların vârisi olduğuna dair bir iman beyanından ibarettir; “Necib Efendi peygamberdir” demek değildir. Böylece coşkulu bir söz, akîde bakımından kabul edilebilir bir çerçeveye oturtulmuş olur.

Çerçeve. Bu, menâkıb kaynaklarında sık rastlanan bir düzeltme refleksidir: gelenek, kendi içindeki taşkın ifadeleri korur ama onları şeriat sınırları içinde yeniden yorumlar. Kaydın değeri, hem sözün kendisini hem de Vassâf'ın onu nasıl okunması gerektiğine dair açık uyarısını birlikte saklamasındadır.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ.
KAVRAM

Vefatına düşürülen tarih: 1332/1914

Sefîne, vefatına gözyaşlarıyla bir tarih beyti düşüldüğünü kaydeder; beytin ebced değeri 1332/1914'ü verir.

Metni gösterMetni daralt

Sefîne, Hacı Muhammed Zihni Efendi'nin Necib Efendi'nin en yakın müridlerinden olduğunu belirttikten sonra vefatına düşürülen tarih beytini aktarır; beyitte tarihin gözyaşlarıyla yazıldığı söylenir ve ebced hesabı 1332 hicrî yılını, yani 1914'ü verir. Vassâf ayrıca tercüme-i hâlinin başka eserlerde mükemmel biçimde yazıldığını, dolayısıyla kendisinin burada yalnız intisap hâdisesini naklettiğini belirtir.

Çerçeve. Tarih beytinin metnimizdeki hâli büyük ölçüde bozuk olduğu için burada alıntılanmamış, sadece verdiği yıl kaydedilmiştir. Sefîne'nin tercüme-i hâli başka kaynaklara havale etmesi, Vassâf'ın bu maddeyi bir biyografi olarak değil, bir intisap hâtırası olarak kurduğunu gösterir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ.
TARİHÎ KAYIT

Silsile ve aktarım bağı 1

J ı.S...ly. ı,S...1.:.i \ .)) = ( 1 332/1 914) Tercüme-i hali sfür asarda mükemmelen yazılmıştır. Suret-i intisablarına müteallık vak'a ber-vech-i atidir: Zihni Efendi, ahıbbasından bir zata misafir gelmiş. Hane sahibi de o akşam Ne­ cib Efendi Dergahı'na gitmek mecburiyyetinde bulunduğundan Zihni Efendi'yi de gö­ türmek istemiştir.

Metni gösterMetni daralt

J ı.S...ly. ı,S...1.:.i \ .)) = ( 1 332/1 914) Tercüme-i hali sfür asarda mükemmelen yazılmıştır. Suret-i intisablarına müteallık vak'a ber-vech-i atidir: Zihni Efendi, ahıbbasından bir zata misafir gelmiş. Hane sahibi de o akşam Ne­ cib Efendi Dergahı'na gitmek mecburiyyetinde bulunduğundan Zihni Efendi'yi de gö­ türmek istemiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 4.
TARİHÎ KAYIT

Usul, zikir ve seyrüsülûk 2

Kalbinden hazırladığı bir mes'ele-i mühimmeyi eğer Necib Efendi keşf tarikıyla bilir ve hallederse kemali­ ne kani' olmağa meyi eder. Dergaha muvasalette Şeyh Efendi odasında bir kaç ihvanıyla hem-sohbet idi. Bunlar da dahil olurlar. lltifat eder; otururlar.

Metni gösterMetni daralt

Kalbinden hazırladığı bir mes'ele-i mühimmeyi eğer Necib Efendi keşf tarikıyla bilir ve hallederse kemali­ ne kani' olmağa meyi eder. Dergaha muvasalette Şeyh Efendi odasında bir kaç ihvanıyla hem-sohbet idi. Bunlar da dahil olurlar. lltifat eder; otururlar.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 4.

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

TARİHÎ MEKÂNNecib Efendi DergâhıZihni Efendi'nin intisap ettiği dergâh. Sefîne dergâhın Cellâd Çeşmesi yakınında bulunduğunu ve komşusunun Bostan Camii olduğunu söyler; bulunduğu şehir ve semt metinde açıkça belirtilmez. İlişkili kişi dosyası Mehmed Zihni Efendi : Mehmed Zihni Efendi (1846–1913), Matbaa-i Âmire musahhihliği ile Galatasaray ve Mülkiye hocalığını birleştiren; Arapça öğretimi, ilmihal, hadis ve biyografi alanlarında kalıcı eserler veren, Şeyh Muhammed Necib Efendi’ye intisaplı Osmanlı âlimidir.İstanbul, Beyoğlu · TürkiyeMekteb-i Sultânî (Galatasaray)Mehmed Zihni Efendi 1879'da Galatasaray Mekteb-i Sultânîsi ulûm-i Arabiyye ve dîniyye muallimliğine getirildi. Babanzâde Ahmed Naim, Ali Nazîmâ, Kenan Rifâî, Hanbelîzâde Muhammed Şâkir ve Abdülhak Şinasi Hisar gibi isimler buradaki ve Mekteb-i Mülkiyye'deki hocalığı sırasında yetişen talebeleri arasında sayılır. Eylül 1889'da Stockholm'de toplanan Müsteşrikler Kongresi'ne gönderdiği matbu eserleri sebebiyle kendisine verilen altın madalya bugün Galatasaray Lisesi Müzesi'nde muhafaza edilmektedir.İstanbul, Fatih · TürkiyeBeyazıt Devlet KütüphanesiArap, Türk ve İran dil ve edebiyatlarına vâkıf olan Mehmed Zihni Efendi, 1025 kitaptan oluşan şahsî kitaplığını bu kütüphaneye bağışlamıştır. İlişkili kişi dosyası Mehmed Zihni Efendi : Mehmed Zihni Efendi (1846–1913), Matbaa-i Âmire musahhihliği ile Galatasaray ve Mülkiye hocalığını birleştiren; Arapça öğretimi, ilmihal, hadis ve biyografi alanlarında kalıcı eserler veren, Şeyh Muhammed Necib Efendi’ye intisaplı Osmanlı âlimidir.İstanbul · TürkiyeKüplüce MezarlığıMeclis-i Kebîr-i Maârif üyesi iken 16 Aralık 1913'te İstanbul'da vefat eden Mehmed Zihni Efendi, Küplüce Mezarlığı'ndaki aile kabristanına defnedildi. Sefîne'nin kaydettiği “Zihni Efendi buldu vahdet-sarâyı vuslatı” tarih mısraı da 1332 yılını verir.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ
  2. [2]Sefîne-i Evliyâ - Cilt 4
  3. [3]Kişi dosyasının kaynakları — Mehmed Zihni Efendi
  4. [4]Kişi dosyasının kaynakları — Mehmed Zihni Efendi; İBB İstanbul Kültür Varlıkları Envanteri, envanter no. 40414
Ortak kaynak kataloğunu aç →