HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Hayatı ve irşad çevresi
Hacı Muhammed Zihni Efendi müşarünileyh ( Necib Efen di)'in ehass-ı müridanındandır. Göz yaşlarımla yazdım wrlh-i irtihiılin Zihni Efendi buldu vahdet-sarli-yı vislıli (JL,.. J ı,SI_,... 0.J..>. J ı.S...ly. ı,S...1.:.i \ .)) = ( 1 332/1 914) Tercüme-i hali sfür asarda mükemmelen yazılmıştır. Suret-i intisablarına müteallık vak'a ber-vech-i atidir: Zihni Efendi, ahıbbasından bir zata misafir gelmiş. Hane sahibi de o akşam Ne cib Efendi Dergahı'na gitmek mecburiyyetinde bulunduğundan Zihni Efendi'yi de gö türmek istemiştir. Fakat Zihni Efendi, meşayıhı ale'l-ekser cüheladan addeder; zevk-i ilmiden mahrum bilirdi.
Bu sebeble hane sahibini iknaa, ferağata sevk eder ise de, ıs- 47. " i nsanların en hayırlısı insanlara fuydalı olandır." el-Acliıni, Keşfü'l-Hafa, I, 393. (H) Çerkeşiyye-i Şa'biiniyye 97 rar üzerine gitmeye karar verir. Fakat kendisi mütebahhir'inden olmakla henüz yüzü nü görmediği Necib Efendi'ye ehemmiyet vermeyerek gider. Kalbinden hazırladığı bir mes'ele-i mühimmeyi eğer Necib Efendi keşf tarikıyla bilir ve hallederse kemali ne kani' olmağa meyi eder. Dergaha muvasalette Şeyh Efendi odasında bir kaç ihvanıyla hem-sohbet idi. Bunlar da dahil olurlar. lltifat eder; otururlar.
Necib Efendi sevk-i kelam ile Zihni Efendi'nin kalbindeki mes'eleyi söyler ve halleder ve Zihni Efendi'ye nazar buyurur. Bu esnada Zihni Efendi'ye hal gelir. "Haza nebiyyün!" diye sayha eder. Yere kapanır ağlamağa başlar. Herkes bu hale hayret eder. Onun "Haza nebiyyün!" demesi varis-i esrar-ı Muhammedi olduğuna ızhar-ı imandan ibarettir. Yoksa, "Necib Efendi peygam berdir." demek değildir. Rütbe-i ilmiyyeyi tevcihte asar-ı buhl gösteren Zihni Efendi'nin, "Haza nebiy yün!" diye bağırması pek mühim mes'eledir. Bi'l-ahare kendisine gelince derhal inti sab eder ve ahass-ı müridanı sırasına geçer.
Vükela-yı devletten merhum Zihni Paşa dahi müşarünileyhin müridlerinden idi. Dergahı kargir ve müzeyyen olarak yaptırmak istediği halde Hz. Şeyh'in şiddetli mu halefetine ma'ruz kalmış olduklarını bi'z-zat söylerler. Ulema-yı kiramdan daha pek çok efazıl, Hz. Şeyh'e müntesib idiler. Ecell-i mü ridanından Hoca Abdullatif-i Harputi hazretleriyle, mütekfüdin-i rüsumiyyeden Ali Efendi, fıkra-i atiyeyi nakl eylediler. Müşarünileyh Necib Efendi'nin uluvv-ı ka'bına burhan olan şu rü'ya-yı sadıka müşarünileyhimadan Ali Efendi tarafından görülmüş tür.
Şöyle ki: Cellad Çeşmesi'ndeki dergaha civar olan Bostan Cami'-i şerifine risalet-penah (salla ' llilhu aleyhi ve sel/em) efendimiz hazretleri teşrif buyurmuşlar, diye mahallatta i'lan olunmuş. Herkes ziyaret-i aliyyelerine şitaban oluyor. Şeyh Necib Efendi'iıin sevgili müridi mumaileyh Ali Efendi dahi şeref-i ziyarete mazhar olmak emeliy le oraya gitmiş. Cami' -i şerifin kapısında çar-yar-ı güzin efendilerimiz hazaratını gö rüp, emirleri üzerine cami'-i şerife dahil olmuş.
Bakmış ki mihrabta nur-ı dide-i alem (salla ' llilhu aleyhi ve sellem) efendimiz hazretleri yüzlerini cemaata dönmüş ve vech-i taban-ı saadetlerinin envarına cemaat tahammül edemeyeceğinden nikah isti'mal buyunıl ·:.uş. Ali Efendi bu hali görünce hayran olarak neş'elenmiş ve "Gel evladım!" hitab-ı celiline derhal icabetle koşmuş, hak-pa-yı hacet-i ridaya yüzünü gözünü sür müştür. Mazhar-ı iltifat olduktan sonra ref-i nikah vaki' olunca bir de ne görsün, azi zinden başkası değildir. Uyanmış, hayretlere gark olmuş. Keyfiyyeti azizine arz edince, kendisini tebrik etmiştir.
İşte anlaşılıyor ki, hem Necib Efendi varis-i ilm-i Muhammedi olmuş, hem
