ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
53 sonuç · “nevi”
01Ervâdî–Gümüşhânevî Hattı
Hâlid el-Bağdâdî’den Ahmed el-Ervâdî’ye, ondan Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî’ye uzanan; hadis tedrisi, ilmî icâzet ve irşad hilâfetini birlikte taşıyan Nakşibendî-Hâlidî aktarım hattı.
Âfâkıyye / Akdağlık Hâceleri
Hidâyetullah Âfâk Hoca çevresinde Kaşgar ve Doğu Türkistan'da siyasî-mânevî güç kazanan; Akdağlık Hâceleri diye de bilinen Kâsânî kolu.
Melâmîlik
Melâmîlik, mânevî hâlleri gösterişten koruma, kişinin kendi nefsini itham etmesi ve halk içinde sade bir hayat sürmesi etrafında gelişen tasavvufî tavırdır; tarih boyunca üç ana devre hâlinde incelenir.
Mevleviyye
Mevlânâ'nın ilim, sohbet, şiir ve semâ çevresinden doğan; Hüsâmeddin Çelebi, Sultan Veled ve Ulu Ârif Çelebi eliyle Konya merkezli teşkilata dönüşen; matbah, hizmet, Mesnevî, mûsikî ve mukabele geleneğini birleştiren tasavvuf yolu.
Nev‘î Yahyâ Efendi
Nev‘î Yahyâ Efendi (940-1007/1533-1599), Malkara'da doğmuş; medrese hocalığı ve III. Murad'ın şehzadelerine muallimlik yapmış, kelâm, tefsir, mantık, tasavvuf ve edebiyat alanlarında çok sayıda eser vermiş Osmanlı âlim ve şairidir.
Nev‘îzâde Atâullâh Atâyî
Nev‘îzâde Atâullâh Atâyî (1583–1636/37 [?]), Rumeli kadılıklarında edindiği gözlem ve belge tecrübesini 1135 biyografili Hadâ’iku’l-Hakā’ik'e taşıyan Osmanlı şairi, âlimi ve tabakat yazarıdır.
Abdullah Bosnevî
Abdullah Bosnevî (1584–1644), Bayramî-Melâmî terbiyesini Hasan Kabadûz’dan alan; İbnü’l-Arabî’nin Fusûsu’l-hikem’ine yazdığı Türkçe ve Arapça şerhlerle tanınan sûfî müelliftir.
Abdülfettah Çelebi
Abdülfettah Çelebi (ö. 977/1569), Şeyh Nasreddin’in oğlu ve Ebüssuûd Efendi’nin yeğenidir. Amcasından mülâzemet almış; Hacı Hasan ve Pîrî Paşa medreselerinde ders vererek hâric derecesine yükselmiştir.
Âdem Dede
Antalyalı Âdem Dede (1591/92-1653), Hotin seferinin ardından Mevlevîliğe yönelen; İsmâil Ankaravî’den sonra Galata Mevlevîhânesi postuna geçen, Mesnevî dersleri, cömertliği ve sade Türkçe ilâhileriyle tanınan Mevlevî şeyhidir.
Ahmed Avni Konuk
Ahmed Avni Konuk (1868–1938), Selânikli Mehmed Esad Dede’den Mesnevî icazeti alan; Mesnevî ve Fusûsu’l-hikem üzerine büyük Türkçe şerhler kaleme getiren, Hânende’yi hazırlayan, Mevlevî âyinleri besteleyen hukukçu ve müelliftir.
Ahmed Celâleddîn Dede (Baykara)
Ahmed Celâleddîn Dede (1853–1946), Gelibolu'da doğup Kahire Mevlevîhânesi'nde yetişen; Üsküdar ve Galata postlarında Mesnevî, mûsiki ve şiir geleneğini sürdüren son dönem Mevlevîliğinin başlıca temsilcilerindendir.
Ahmed el-Ervâdî
Ervâd, Trablusşam, Dımaşk, Kahire ve İstanbul arasında tahsil ve irşad faaliyetinde bulunan Ahmed el-Ervâdî, Hâlid el-Bağdâdî’nin halifesi ve Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî’nin mürşididir. Hadis isnadı, ilmî icâzet ve tarikat hilâfetini aynı şahsiyette birleştirmiştir.
Ahmed Remzî Akyürek
Ahmed Remzî Akyürek (1872–1944), Kayseri'de yetişip Kütahya, Kastamonu, Halep ve Üsküdar Mevlevîhânelerinde hizmet eden; Mesnevî öğretimi, üç dilde şiiri, tercümeleri ve kütüphaneciliğiyle son dönem Mevlevî kültürünü taşıyan başlıca şahsiyetlerdendir.
Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî
Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî (1813–1894), hadis öğretimini Hâlidî-Nakşibendî irşadıyla birleştiren; Fatma Sultan Camii çevresinde tekke, matbaa, yardımlaşma sandığı ve kütüphane ağı kuran etkili Osmanlı âlim ve sûfîsidir.
Ali Behçet Efendi
Ali Behçet Efendi (1727–1822), Konya ve Afyonkarahisar’daki ilmî-Mevlevî terbiyesini Bursa’da aldığı Nakşibendî, Kâdirî, Kübrevî, Çiştî ve Şüttârî icâzetleriyle birleştiren; Üsküdar Selimiye Dergâhı’nda Nakşibendî-Müceddidî irşadı, Mesnevî ve Mektûbât dersleriyle tanınan şeyhtir.
Ali Örfî Efendi
Ali Örfî Efendi (ö. 1305/1887-88), Görice’den Mısır ve Selânik’e uzanan hayatında Muhammed Nûrü’l-Arabî’den hilâfet alan; evini irşad merkezi yapan, tasavvuf klasiklerini tercüme edip Niyâzî-i Mısrî, Üftâde ve Salih Lütfî şiirlerini şerh eden Rumeli Melâmî müellifidir.
Amed-i maneviye
عمد معنو يه) I. Manevi direkler. 2. tas, Âlemin ruhu, kalbi ve nefsi ki, Allah'tan başka hiçbir kimsenin bilmediği kâmil insanın hakikatinden ibarettir. Semalar bu direkler sayesinde ayakta durur. Mutasavvıflar bu deyimi Kur'ân'dan almışlardır (Rad Suresi, 12; Lokman Suresi, 10; KI, TK 11:956). “Yer ve gök iyilerin yüzü suyu hürmetine ayakta durur” denilirken bu inanç dile getirilir.
Yenikapı Mevlevîhânesi
İstanbul · Türkiye · İntisap ettiği, 1001 günlük çilesini çıkardığı ve vasiyeti üzerine annesinin yanına defnedildiği dergâh. İlişkili kişi dosyası Tâhirülmevlevî : Tâhirülmevlevî adıyla tanınan Tâhir Olgun, Mesnevî dersleri ve şerhi, edebiyat tarihi çalışmaları, tercümeleri ve dergiciliğiyle son dönem Mevlevî kültürünü Cumhuriyet devrine taşıdı.
Sadreddin Konevî Türbesi ve Camii
Konya · Türkiye · 1241 dolaylarında yerleştiği ve ömrünün sonuna kadar yaşadığı Konya'da vefat etti ve buraya defnedildi. İlişkili kişi dosyası Sadreddin Konevî : Sadreddin Konevî, İbnü'l-Arabî'nin düşünce mirasını ilm-i ilâhî adı altında bilgi, vücûd ve yöntem meseleleriyle sistemleştiren; Konya'da hadis, tefsir ve tasavvuf çevresinin merkezinde yer alan muhakkiktir.
Fağne köyü (Encîrfağne)
Buhara · Özbekistan · Kaynak: “Buhara'nın Fagne köyünde doğdu.” Nisbesi olan Encîrfağnevî bu yer adından gelir. Köyün bugünkü konumu kaynakta belirtilmediği için koordinat verilmemiştir. İlişkili kişi dosyası Mahmûd Encîrfağnevî : Mahmûd Encîrfağnevî, Ârif Rîvegerî'nin ardından Hâcegân çevresinin taşıyıcı halkasıdır. Kaynaklarda zikir usulü ve mürid eğitimi etrafındaki uygulamalarıyla anılır; hayatına ilişkin tarihler ihtiyatla ele alınmalıdır.
Edirne
Edirne · Türkiye · Babasıyla birlikte Ramazâniyye'yi yaydığı, nisbesini aldığı ve Cerrâhî silsilenâmesine göre 1036/1626'da vefat ettiği şehir. İlişkili kişi dosyası Mestçizâde İbrâhim Edirnevî : Mestçizâde İbrâhim Edirnevî, Mestçi Ali Rûmî’den aldığı Ramazânî aktarımı Debbâğ Fâzıl Ali Rûmî’ye ulaştıran erken dönem Halvetî şeyhidir.
Nizâmeddin Evliyâ Dergâhı, Delhi
Yeni Delhi · Hindistan · Mürşidinin kabrinin yakınına defnedildi; kaynak, şeyhinin ve kendisinin türbelerinin Delhi'nin en önemli ziyaret yerleri olduğunu kaydeder. İlişkili kişi dosyası Emîr Hüsrev-i Dihlevî : Nizâmeddin Evliyâ'nın müridi Emîr Hüsrev-i Dihlevî, Farsça şiiri, tarihî mesnevileri, mûsiki hafızası ve Çiştî muhabbet diliyle Delhi kültürünün kurucu isimlerindendir.
Sadreddin Konevî Türbesi
Konya · Türkiye · 1054/1644'te vefat ettiği şehirde, İbnü'l-Arabî'nin en yakın talebesi Sadreddin Konevî'nin yanına defnedilmiştir. İlişkili kişi dosyası Abdullah Bosnevî : Abdullah Bosnevî (1584–1644), Bayramî-Melâmî terbiyesini Hasan Kabadûz’dan alan; İbnü’l-Arabî’nin Fusûsu’l-hikem’ine yazdığı Türkçe ve Arapça şerhlerle tanınan sûfî müelliftir.
Filibe
Plovdiv · Bulgaristan · Halifesi Debbağ Ali Rûmî'nin kolu taşıdığı Batı Trakya merkezi; silsilenâmeye göre Debbağ Ali 1065/1654'te burada vefat etmiştir. İlişkili kişi dosyası Mestçizâde İbrâhim Edirnevî : Mestçizâde İbrâhim Edirnevî, Mestçi Ali Rûmî’den aldığı Ramazânî aktarımı Debbâğ Fâzıl Ali Rûmî’ye ulaştıran erken dönem Halvetî şeyhidir.
Müminpûr (Müminâbâd)
Patiali civarı · Hindistan · 651'de (1253) doğduğu, babası Seyfeddin Mahmûd'a iktâ edilen kasaba; Moğol esaretinden kurtulduktan sonra 1287'ye kadar burada oturdu. Konumu yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Emîr Hüsrev-i Dihlevî : Nizâmeddin Evliyâ'nın müridi Emîr Hüsrev-i Dihlevî, Farsça şiiri, tarihî mesnevileri, mûsiki hafızası ve Çiştî muhabbet diliyle Delhi kültürünün kurucu isimlerindendir.
Malatya (doğum yeri)
Malatya · Türkiye · 606/1209 dolaylarında burada doğdu; İbnü'l-Arabî de babası Mecdüddin İshak'ın daveti üzerine buraya gelmişti. İlişkili kişi dosyası Sadreddin Konevî : Sadreddin Konevî, İbnü'l-Arabî'nin düşünce mirasını ilm-i ilâhî adı altında bilgi, vücûd ve yöntem meseleleriyle sistemleştiren; Konya'da hadis, tefsir ve tasavvuf çevresinin merkezinde yer alan muhakkiktir.
Taşkasap (Fındıkzade)
İstanbul · Türkiye · 13 Eylül 1877'de doğduğu semt; Büyük Fatih yangınında evi, kütüphanesi ve telifleri burada yandı. İlişkili kişi dosyası Tâhirülmevlevî : Tâhirülmevlevî adıyla tanınan Tâhir Olgun, Mesnevî dersleri ve şerhi, edebiyat tarihi çalışmaları, tercümeleri ve dergiciliğiyle son dönem Mevlevî kültürünü Cumhuriyet devrine taşıdı.
Yenikapı Mevlevîhânesi
İstanbul · Türkiye · Yakınlarındaki bir evde doğdu; adını buranın şeyhleri koydu. Çilesini 1787'de burada tamamlayıp dede oldu ve Ali Nutkî Efendi'den hilâfet aldı. İlişkili kişi dosyası Şeyh Gâlib : Şeyh Gâlib (1757–1799), Mevlevî dedesi ve Galata Mevlevîhânesi şeyhi; Hüsn ü Aşk mesnevisi ve divanıyla klasik Türk şiirinin son büyük temsilcilerindendir.
Rîveger
Buhara · Özbekistan · Hocası Hâce Ârif-i Rîvegerî'nin bulunduğu yer. Kaynak, sesli zikre ilk defa hocasının vefat hastalığı sırasında “Rîveger tepesi üzerinde” başladığını, Hâce Ârif'in bu sırada “Şimdi vaktidir” dediğini nakleder. Yerin bugünkü konumu kaynakta yoktur.
Neccâr-zâde: Celvetî Hilâfeti, Müceddidî İrşadı ve Mesnevîhanlık
Üç irfan çevresini tek kurumsal kimliğe indirgemeden okumak. Kaynak makaledeki biyografi, eser ve kavram bölümleri karşılaştırılarak hazırlanmış editoryal dosya.
Nefehât'tan Fütûhu'l-Mücâhidîn'e: Bir Tabakat Hafızasının Dönüşümü
Câmî'nin Farsça tabakatı Lâmiî'nin elinde nasıl Osmanlı-Anadolu tasavvuf hafızasına dönüştü?
Mesnevîhanlar ve Şerh Geleneği
Mevlevîhâneden cami dersine, sözlü takrirden kapsamlı şerhlere
Ebû Medyen ve İbnü'l-Arabî: Görüşmeden Kurulan Mânevî Bağ
Doğrudan görüşme yok İbnü'l-Arabî ile Ebû Medyen'in yüz yüze görüştüğünü gösteren sağlam kayıt yoktur. İbnü'l-Arabî, onun müridleriyle görüştü, sözlerini dinledi ve mânevî etkisini benimsedi. Fütûhât'taki yeri el-Fütûhâtü'l-Mekkiyye 'de Ebû Medyen en sık anılan şeyhlerdendir. “Ricâl-i zâhir” kavramı, nimet ve ibadetin
Nev‘îzâde Atâyî ve Hadâ’iku’l-Hakā’ik'te Biyografi Usulü
Nev‘îzâde Atâyî'nin 1135 hâl tercemeli Şakāik zeylini hangi bilgi türleriyle kurduğunu ve eserin tasavvuf tarihi için nasıl okunması gerektiğini açıklar.
Konevî'nin Ders Halkaları ve Metinlerin Yolculuğu
Konya'daki okuma programı Hadis, Füsûs, Fütûhât ve İbnü'l-Fârız'ın Tâiyye'si aynı geniş öğretim çevresinde okundu. Ders notları yeni kitaplara dönüştü; istinsah ve icazet kayıtları metnin kimden okunduğunu korudu. Fergānî ve Irâkī Fergānî Tâiyye derslerini Farsça ve Arapça iki büyük şerhe dönüştürdü. Irâkī ise aynı metafizik dili Lemaât t
Füsûs Şerh Zinciri: Konevî'den İznik'e
Fükûk ve Cendî Konevî'nin Fükûk u Füsûs bölümlerinin anahtarlarını kısa biçimde açtı. Talebesi Cendî daha ayrıntılı ve satır satır bir şerh yöntemi geliştirdi. Kâşânî ve Dâvûd-ı Kayserî Cendî'nin yorum çizgisi Abdürrezzâk Kâşânî ve Dâvûd-ı Kayserî aracılığıyla sistemleşti. Kayserî'nin İznik medresesindeki görevi, bu söz dağarcığının erken
Konevî ile Mevlânâ: Temas, Dostluk ve Ayrı Yollar
Aynı şehir, farklı öğretim dilleri Konevî'nin hadis ve metafizik dersleriyle Mevlânâ'nın sohbet, şiir ve semâ çevresi XIII. yüzyıl Konya'sında temas halindeydi. Biri diğerinin “kolu” değildir. Karşılıklı katılım Erken kaynaklar Mevlânâ'nın Konevî'nin derslerine, Konevî'nin semâ meclislerine katıldığını; aralarında öğrenciler ve dostlar üz
Tahirü’l-Mevlevî: Mesnevî, Mahfil ve Yakın Dönem Dinî Edebiyat
Tahir Olgun’un Mesnevîhanlık, şerh, Mahfil dergisi ve dinî şiir faaliyetini geç Osmanlı-erken Cumhuriyet geçişinde ele alan kişi dosyası.
Mevlevî Dîvânlarını Okuma ve Yayınlama Rehberi
Dîvân OCR’ını doğrudan şiir yayını saymadan nüsha karşılaştırması, nazım biçimi, aparat ve mısra düzeni bakımından açıklayan editoryal rehber.
Kerbelâ, Maktel ve Bektaşî Hafızası
Kerbelâ anlatısının Bektaşî şiir ve erkânındaki yerini, Lâmiî'nin Nakşibendî kimliğini değiştirmeden müşterek İslâm edebiyatı bağlamında ele alan yazı.
XVII. Yüzyıl Anadolu Tasavvuf Ağları
Bir yüzyılı nasıl okumalı? XVII. yüzyıl Anadolu tasavvufu yalnız pîrlerin hayatlarından ibaret değildir. İstanbul, Bursa, Konya, Kastamonu, Sivas, Diyarbakır ve başka merkezlerde tekke, medrese, saray, esnaf ve hac yolları birbirine temas eden fakat aynı yapıya dönüşmeyen ağlar kurdu. Yollar ve şubeler Halvetiyye'nin çok sayıdaki kolu, Celvetiyye, Bayramî-Me
SÛFİLERİN İLİMLERİNİN KAYNAĞI
Avârifü’l-Maârif · 1. bölüm · Mürşidimiz, Şeyhu’l-İslâm Ebu’n-Necîb Abdulkâhir es-Sühreverdî, hicrî 560, milâdî 1165 senesinin Şevval ayında, bize, imlâ yoluyla (bizzat yazdırarak) şunu rivâyet etti: Ebû Mûsâ e
SÛFİLERİN HAK SÖZÜ GÜZELCE ANLAMALARI
Avârifü’l-Maârif · 2. bölüm · Şeyhimiz Şeyhülislam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî, bize, Zeyd b. Sâbit yoluyla gelen bir hadis-i şerifte, Rasûlullah (a.s) Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletti: “Bizden bir hadis iş
SÛFİLERİN HALLERİ VE TARİKATLARI
Avârifü’l-Maârif · 4. bölüm · Bize, şeyh, âlim Ziyâuddin Ebu Ahmed Abdulvahhab b. Ali, Enes b. Mâlik’in (r.a) şöyle dediğini haber verdi. Rasûlullah (a.s) bana buyurdu ki: “Yavrucuğum! Eğer kalbinde hiçbir kims
TASAVVUFUN MÂHİYETİ
Avârifü’l-Maârif · 5. bölüm · Abdullah İbnu Ömer (r.a), Hz. Rasûlullah’ın (s.a.v) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: “Her şeyin bir anahtarı vardır; Cennetin anahtarı da miskinleri ve fakirleri sevmektir. Çünkü sa
SÛFÎ KELİMESİNİN KÖKÜ
Avârifü’l-Maârif · 6. bölüm · Hz. Enes b. Mâlik (r.a) demiştir ki: “Rasûlullah (s.a.v), bir kölenin bile dâvetine gider, merkebe biner ve yün elbise giyerdi.” 31 Sûfîler, bu hadis-i şerife uyarak hem daha yumuş
Sayfalar 4–12
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALAH BILICI KITABEVI YAYINLARI - No: 41 5846 Sayılı Kanun gereğince Te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: GÜYRAY, Baskı: ÜÇLER Matbaası İSTANBUL — 1
Sayfalar 1–10
Muzaffer Ozak Külliyatı · Elhac Muzaffer OZAK colli ZİYNET-UL-KULÜB KALPLERİN ZİYNETİ] Aşık sohbetleri ve evradı şerifeler AYRICA ASKÎ DİVANI SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ Ali BİLİCİ Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Işha
Sayfalar 4–13
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 43 5846 Sayılı Kan un gereğince telif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ÖZTÜRK Matbaası Ist
Sayfalar 11–17
Muzaffer Ozak Külliyatı · Aleyküm bis-sünneti ve sünneti hulefâ-ir-râşidiyn. (Sünnetim üzere ve rüşt sahibi halifelerimin sünnetleri üzerine olunuz.) Hadis-i şerifi buna delâlet etmektedir. Resûl-ü zişâna h
Sayfalar 18–24
Muzaffer Ozak Külliyatı · ğunu ileri sürmesine benzerler. Babasının kim olduğu bilinmeyen ve bir fahişeden dünyaya gelen ne idüğü belirsiz bir piçe, böyle bir zat: (Evlâdım...) diyebilir mi, bilmem? Insan,
Sayfalar 19–24
Muzaffer Ozak Külliyatı · çimleri dar, vakitleri dar, ömürleri acı bir zarar içinde geçer. Onlar, daha burada hamiym suyundan içer. Her ne ka dar zâhiren, yani dış görünüşleri itibariyle rahat ve huzur için
Sayfalar 25–30
Muzaffer Ozak Külliyatı · ner, bunlara sahip bulunanların mevki ve makamlarını, mal ve mülklerini yerinde, hak rizasına uygun ve kelimenin tam mânasıyla iyi kullanabilmeleridir. Bu bakımdan, gururluya karşı