Ara
Menü

Ahmed Remzî Akyürek

Şeyh Seyyid Ahmed Remzî Dede (ve) Şeyh Süleymân Türâbî Kayseri'de 1289/(1872) senesinde, mevlevîhânede tennûre-pûş-ı vücûd olmuştur. Pederi Kayseri Mevlevî şeyhi Süleymân Atâullâh Efendi'dir, onun pederi es-Seyyid Ahmed er-Remzî el-Mevlevî b. es-Seyyid Süleymân Türâbî el-Mevlevî'dir ki, Konya'da âsitâne-i Pîr'de seccâre-nişîn merhûm Saîd Hemdem Çelebi'nin şeyhidir. Onun pederi ismi ma'lûm değildir. Ancak Konyalı olup sülâle-i tâhire-i…

Doğum
1872
Vefat
1944
Unvan
Mevlevî şeyhi, şair ve müellif

Hayatı ve irşad çevresi

Şeyh Seyyid Ahmed Remzî Dede (ve) Şeyh Süleymân Türâbî

Kayseri'de 1289/(1872) senesinde, mevlevîhânede tennûre-pûş-ı vücûd olmuştur. Pederi Kayseri Mevlevî şeyhi Süleymân Atâullâh Efendi'dir, onun pederi es-Seyyid Ahmed er-Remzî el-Mevlevî b. es-Seyyid Süleymân Türâbî el-Mevlevî'dir ki, Konya'da âsitâne-i Pîr'de seccâre-nişîn merhûm Saîd Hemdem Çelebi'nin şeyhidir. Onun pederi ismi ma'lûm değildir. Ancak Konyalı olup sülâle-i tâhire-i Hz.

Mevlânâ (kuddise sırruhu'l-a'lâ)'dan oldukları söylenmekte ve seyyid ünvânını nakş-ı hâtemlerinde muhâfaza etmekte iseler de kendisince isbât-ı neseb husûsunda ihticâca sâlih bir vesîka bulunmadığı için kendi imzâ ve nakş-ı hâteminde ism ü mahlasıyla iktifâ edip öyle bir şeref-i ma'nevîleri var ise yazmamakla zâyi' olmaz fikrinde bulunur. Vâlidesi cihetinden silsileleri an'anesiyle Şeyh İbrâhîm-i Tennûrî hazretlerine müntehî olan ve Kayseri'nin Gurm-zâde (?) denilen âilesindendir. Süleymân Türâbî hazretleri Kayseri'de Seyyid Burhâneddîn Muhakkık-ı Tirmizî hazretlerinin türbe-i şerîfesinde medfûndur.

Târîhi: Çıkdı bir târîh-i mu'cem Hayretâ dilden hemân Kutb-ı devrân Şeyh Süleymân eyledi azm-i cinân (‫)قطب دوران شيخ سليمان ايلدى عزم جنان‬ beyitinin delâleti vechiyle 1251/(1835)'dir. Ahmed Remzî Efendi'nin tahsîli Kayseri'dedir. İbtidâî ve Rüşdî mekteblerinde okuduktan sonra, pederinden ve eniştesi Göncü-zâde Nûh Necâtî ve onun mahdûmu elyevm Kayseri müftüsü Ahmed Remzî Efendi ile mürîd-zâde Hoca Ali Efendi'dendir. Fevka'l-âde zekî ve müstaid olduğundan henüz genç yaşında Arabî, Fârisî lisânlarında sâhib-i ihtisâs olarak beyne'l-akrân bir mevki'-i mümtâz işgâl eylemişlerdir.

1310/(1892-93) târîhinde İstanbul'a gelerek bir sene kadar Dîvân-ı Muhâsebât'a devâm etmiş ise de tavzîf olunmadığından memleketine avdet etmiştir. "Gördük İstanbul'u da ba'z-ı havâlîsini de Bâb-ı Âlî'sini de Ankara vâlîsini de" diye, o zamân terâne-senc olduklarını Mevlevî Tâhir Bey nakl eylediler. Pederlerinden sikke-pûş-ı tarîkat olmuşlarsa da Yenikapı Mevlevîhânesi şeyhi Ebu'l-burhân Celâleddîn Dede merhûmdan semâ' çıkardıklarından âdât-ı Mevlevî'den olarak müşârünileyh tarafından da sikkesi tekbîrlenmiştir.

Kayseri'ye avdetlerinde Muhâtaba sâhibi urefâ-yı şuarâ-yı Mevleviyye'den Muhammed Nâzım Paşa mutasarrıf olarak bulunuyordu. Remzî Dede'yi Kayseri Mekteb-i İ'dâdîsi Ahlâk ve Ulûm-ı Dîniyye muallimliğine ta'yîne vâsıta olmuştur. Kayseri'de mevcûd talebe-i ulûmdan ba'zılarına da Mevlevîhâne'de sabâhları kavâid, Pend-i Attâr, Gülistân, Bostân, Arûz-ı Câmî ve Mesnevî-i şerîf tâlîm ve takrîriyle meşgûl oldular.

İ'lân-ı Meşrûtiyyet'i müteâkib me'zûniyyetle berây-ı ziyâret Konya'ya geldiklerinden Çelebi Efendi, "Zuhûrâta tâbi' olarak burada kalınız." diye emretmekle , Kayseri'deki vazîfe-i me'mûriyyetini terk ile bir sene kadar Âsitâne-i Hz. Mevlânâ (kuddise sırruhu'l-a'lâ )'da müterakkıb-ı füyûzât u zuhûrât olarak kaldıktan sonra Kütahya'da kâin Argûniyye Mevlevîhânesi meşîhati vekâletine ta'yîn buyuruldu. Orada bulunduğu dokuz mâh zarfında yine tedrîs ve Ramazân-ı şerîfde ba'de'l- asr Mesnevî-i şerîf takrîriyle evkât-güzâr oldular.

Kemâlâtı günden güne şöhret buldukta Mevlevîler arasında bir mevki'-i mümtâz işgâline başladılar. Kastamonu Mevlevîhânesi'ne sûret-i ta'yîni Mesnevî-hân-ı şehîr hâce-i irfânım Es'ad Dede Efendi merhûm hakkında yazdığım terceme-i hâl ve menâkıb-ı âli'l-âle makâm-ı ta'rîzde fakîre hitâben yazdıkları mektûb-ı mufassalda bi'l-münâsebe şöyle beyân buyuruyorlar: "Kütahya'da Argûniyye Mevlevîhânesi meşîhati vekâletinde iken Der-saâdet'te bulunan reşâdet-penâh Abdülhalîm Çelebi Efendi tarafından vukû' bulan da'vet üzerine İstanbul'a gelerek Kastamonu Mevlevîhânesi meşîhatine ta'yîn buyuruldum.

"Remzî Dede hâdimü'l-fukarâ" (‫ )رمزى دده خادم الفقرا‬tâm 1326/(1908) senesini müş'irdir139 ki, emr-i ta'yîn bu zamâna müsâdifdir. Kastamonu Mevlevîhânesi'nin selefden nakden kalan borcunu tesviyeye ve mevlevîhâneyi ta'mîr ve ihyâya muvaffak olduğu gibi, Çelebilik makâmından şeref-vârid bir emir üzerine

Bu ibârenin hesaplanmasından 1327 çıkmaktadır. (H)

Haleb Mevlevîhânesi'nin tahkîkâtına giderek o hizmeti ba'de'l-îfâ o havâlî
mevlevîhânelerinin tahkîk-i ahvâli emrolunur.
Bir münâsebetle Haleb, Ayntâb, Urfa Kilisi, Hama, Humus, Şâm-ı Trablus,
Lazkiye, Kudus cihetlerinde icrâ-yı seyâhet ve makâmât-ı mübârekeyi ziyâret ve ba'z-
ı ricâl-i kümmelîn ile de mülâkât ve sohbet ederek altı ay sonra makâm-ı meşîhati
olan Kastamonu'ya avdet eder. Bi'l-âhare Haleb Âsitânesi meşîhatine, "eş-Şeyh
Ahmed Remzî e-Halebî" (‫ )الشيخ احمد رمزى الحلبى‬cümlesinin delâlet ettiği 1332/(1914)
senesinde ta'yîn olunmasıyla orasını dahi ez-ser-i nev ihyâya ve Mevlevîliğin o
havâlîde indirâsa yüz tutan şân u şerefini i'lâya nâil oldular. Haleb'e vürûdlarından
kırkbeş gün sonra peder-i âlîleri âzim-i sema'-hâne-i ılliyyîn olarak Kayseri'de Seyyid
Burhâneddîn-i Tirmizî hazretlerinin türbe-i şerîfesi harîmine vasiyeti mûcibince defn
olundular.
Harb-i Umûmî esnâsında İstanbul'dan Filistin cebhesine hareket eden
mücâhidîn-i Mevleviyye meyânında ser-halka-i sınıf-ı mümtâz olarak bulunup Şam'a
ve Medîne-i Münevvere'ye kadar âzim oldular. Südde-i seniyye-i Hz. Risâlet-
penâhî'ye rû-mâl olmak şerefine de mazhar oldular. O sırada yazdıkları na't-ı şerîf:
Aşk-ı ser-gerdân u âşık eyleyen dîdârına
Hüsnü de hayrân u meftûn eylemiş ruhsârına
Târ u mâr olmuş muhabbet zülfünün dil-bestesi
Vecd ü şevk üftâdedir bâb-ı şefâat-bârına
Lâ-yezâlî şâd-mânî câvidânî neş'eler
Câ-be-câ tefrîş idilmiş hâk-i arş-âsârına
Hurda bir kandîlidir tûr-ı tecellî-i kelîm
Dest-i hayret bir dehen Mûsâ-i cân envârına
Kubbe-i ulyâsının maksûresi arş-ı azim
Sidredir her gûşesi Cibrîl hıdmet-kârına
Mâ'ni-i Kur'ân tecessüm eylemiş olmuş herem
Hazret-i Hakk'ın habîbi Ahmed-i Muhtâr'ına
Cân atup gelmiş cinândan Bu'l-beşer bin şevk ile
Eylemiş evlâdını âmâde cân îsârına
Ben neler gördüm der-i feyzinde Remzî akl-sûz
Sığmıyor kudsiyyeti şâirlerin eş'ârına
Şam'da birkaç sene kalarak Câmi'-i Emeviyye'de minâre-i beyzâ kapısı
kurbunda Mesnevî-i şerîf okutup, Arapça takrîr etmesi yüzünden ulemâ vü urefâ-yı
mahalliyyenin fevka'l-âde nazar-ı istihsânını celb ile ulviyyet-i celîle-i Hz. Mevlânâ'yı
herkesin kalbinde isitikrâra muvaffak olduklarını Tâhirü'l-Mevlevî Bey nakl eylediler.
Haleb'in istîlâsında orayı terke ve İstanbul'a avdete mecbûr olmuşlardı. Bu
sırada Üsküdâr Mevlevî şeyhi Ferruh Çelebi, Karaman Mevlevîhânesi'ne nakl ve
Ahmed Remzî Dede dahi Üsküdâr Mevlevîhânesi meşîhatine ta'yîn olundular.
Tâhirü'l-Mevlevî kardeşimiz şu târîh-i ra'nâyı söylemiştir:
Üsküdâr'ın Mevlevî Dergâhı aldı feyz-i nev
Çünki oldu hâdim-i irşâdı bir zî-iktidâr
Çıkdı bir gül-bâng ile târîhi nâ-yı sîneden
Remzi-i sâhib-kemâlât oldu şeyh-i Üsküdâr
(‫ = )رمزى صاحب كماﻻت اولدى شيخ اسكدار‬1338/(1919-20)
Emîn Hâkî-i Mevlevî'nin:
‫ايانست‬, ‫بارك ﷲ زهى دولت بى‬
‫كرم وهمت مﻼى جﻼلى شانست‬
‫شيخ ما حضرت رمزى كه بدين عصر و محيﻂ‬
‫قطب اقطاب وﻻ عمده ◌ً درويشانست‬

‫هر كه ممنون شده اخوان بﮕو تاريخش‬

1338/(1920) ‫بعد ازين جنت ما زاويهء نعمانست‬

“Allah mübarek etsin. Ne güzel sonsuz bir devlettir. Kerem, cömertlik ve himmet Mevlânâ’nın
vasıflarıdır.
Şeyhimiz Hazret-i Remzi bu asırda ve bu yerde kutbu’l-aktâb ve dervişlerin önde gelenidir.
Kardeşlerden kim memnun olduysa onun tarihini söyle: Bundan sonra bizi cennetimiz Nu’mân’ın
zâviyesidir.” (H)
Burası, hucurât, oturulmayacak derecede harâb ve semâ'hâne ve türbe ise
âlûde-i gubâr u türâb idi. Ahmed Remzî Dede'nin her gittiği yeri i'mâr etmek hâssa-i
nâfi'ası îcâbından olarak evvel-i emirde semâ'hâne ve türbeyi ters^ın ve tahkîm ve
ta'mîr ve termîm etmiş ve hucurâtı mehmâ-emken temizletmiş idi. Senelerden beri
muattal kalan semâ'hânede onbeş günde bir Cumartesi günleri icrâ-yı âyîn-i tarîkata
başlanıldı. Yenikapı Mevlevîhânesi post-nişîni Abdülbâkî Dede Efendi bu târîh-i latîfi
söylemişlerdir ki, Suûdu'l-Mevlevî Beyefendi kardeşimiz i'tinâ ile yazmış,
Medresetü'l-Hattâtîn'de tezhîb ve teclîd ile dergâhta mevki'-i hürmete asılmıştır.
COĞRAFÎ HAFIZAÜsküdar MevlevîhânesiMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi1 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Eserleri ve metinleri

İlk 1 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Eserleri ve metinleri 1

Risâlet- penâhî'ye rû-mâl olmak şerefine de mazhar oldular. O sırada yazdıkları na't-ı şerîf: Aşk-ı ser-gerdân u âşık eyleyen dîdârına Hüsnü de hayrân u meftûn eylemiş ruhsârına Târ u mâr olmuş muhabbet zülfünün dil-bestesi Vecd ü şevk üftâdedir bâb-ı şefâat-bârına Lâ-yezâlî şâd-mânî câvidânî neş'eler Câ-be-câ tefrîş idilmiş hâk-i arş-âsârına Hurda bir kandîlidir tûr-ı tecellî-i kelîm Dest-i hayret bir dehen Mûsâ-i cân envârına Kubbe-i ulyâsının maksûresi arş-ı azim Sidredir her gûşesi Cibrîl hıdmet-kârına Mâ'ni-i Kur'ân tecessüm eylemiş olmuş herem Hazret-i Hakk'ın habîbi Ahmed-i Muhtâr'ına Cân atup gelmiş cinândan Bu'l-beşer bin şevk ile Eylemiş evlâdını âmâde cân îsârına Ben neler gördüm der-i feyzinde Remzî akl-sûz Sığmıyor kudsiyyeti şâirlerin eş'ârına Şam'da birkaç sene kalarak Câmi'-i Emeviyye'de minâre-i beyzâ kapısı kurbunda Mesnevî-i şerîf okutup, Arapça takrîr etmesi yüzünden ulemâ vü urefâ-yı mahalliyyenin fevka'l-âde nazar-ı istihsânını celb ile ulviyyet-i celîle-i Hz. Mevlânâ'yı herkesin kalbinde isitikrâra muvaffak oldu

Metni gösterMetni daralt

Risâlet- penâhî'ye rû-mâl olmak şerefine de mazhar oldular. O sırada yazdıkları na't-ı şerîf: Aşk-ı ser-gerdân u âşık eyleyen dîdârına Hüsnü de hayrân u meftûn eylemiş ruhsârına Târ u mâr olmuş muhabbet zülfünün dil-bestesi Vecd ü şevk üftâdedir bâb-ı şefâat-bârına Lâ-yezâlî şâd-mânî câvidânî neş'eler Câ-be-câ tefrîş idilmiş hâk-i arş-âsârına Hurda bir kandîlidir tûr-ı tecellî-i kelîm Dest-i hayret bir dehen Mûsâ-i cân envârına Kubbe-i ulyâsının maksûresi arş-ı azim Sidredir her gûşesi Cibrîl hıdmet-kârına Mâ'ni-i Kur'ân tecessüm eylemiş olmuş herem Hazret-i Hakk'ın habîbi Ahmed-i Muhtâr'ına Cân atup gelmiş cinândan Bu'l-beşer bin şevk ile Eylemiş evlâdını âmâde cân îsârına Ben neler gördüm der-i feyzinde Remzî akl-sûz Sığmıyor kudsiyyeti şâirlerin eş'ârına Şam'da birkaç sene kalarak Câmi'-i Emeviyye'de minâre-i beyzâ kapısı kurbunda Mesnevî-i şerîf okutup, Arapça takrîr etmesi yüzünden ulemâ vü urefâ-yı mahalliyyenin fevka'l-âde nazar-ı istihsânını celb ile ulviyyet-i celîle-i Hz. Mevlânâ'yı herkesin kalbinde isitikrâra muvaffak oldu

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.

Öğütleri

İlk 4 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Söz, öğüt ve irşad kaydı 1

İ'lân-ı Meşrûtiyyet'i müteâkib me'zûniyyetle berây-ı ziyâret Konya'ya geldiklerinden Çelebi Efendi, "Zuhûrâta tâbi' olarak burada kalınız." diye emretmekle , Kayseri'deki vazîfe-i me'mûriyyetini terk ile bir sene kadar Âsitâne-i Hz. Mevlânâ (kuddise sırruhu'l-a'lâ )'da müterakkıb-ı füyûzât u zuhûrât olarak kaldıktan sonra Kütahya'da kâin Argûniyye Mevlevîhânesi meşîhati vekâletine ta'yîn buyuruldu. Orada bulunduğu dokuz mâh zarfında yine tedrîs ve Ramazân-ı şerîfde ba'de'l- asr Mesnevî-i şerîf takrîriyle evkât-güzâr oldular.

Metni gösterMetni daralt

İ'lân-ı Meşrûtiyyet'i müteâkib me'zûniyyetle berây-ı ziyâret Konya'ya geldiklerinden Çelebi Efendi, "Zuhûrâta tâbi' olarak burada kalınız." diye emretmekle , Kayseri'deki vazîfe-i me'mûriyyetini terk ile bir sene kadar Âsitâne-i Hz. Mevlânâ (kuddise sırruhu'l-a'lâ )'da müterakkıb-ı füyûzât u zuhûrât olarak kaldıktan sonra Kütahya'da kâin Argûniyye Mevlevîhânesi meşîhati vekâletine ta'yîn buyuruldu. Orada bulunduğu dokuz mâh zarfında yine tedrîs ve Ramazân-ı şerîfde ba'de'l- asr Mesnevî-i şerîf takrîriyle evkât-güzâr oldular.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.
TARİHÎ KAYIT

Söz, öğüt ve irşad kaydı 2

Kemâlâtı günden güne şöhret buldukta Mevlevîler arasında bir mevki'-i mümtâz işgâline başladılar. Kastamonu Mevlevîhânesi'ne sûret-i ta'yîni Mesnevî-hân-ı şehîr hâce-i irfânım Es'ad Dede Efendi merhûm hakkında yazdığım terceme-i hâl ve menâkıb-ı âli'l-âle makâm-ı ta'rîzde fakîre hitâben yazdıkları mektûb-ı mufassalda bi'l-münâsebe şöyle beyân buyuruyorlar: "Kütahya'da Argûniyye Mevlevîhânesi meşîhati vekâletinde iken Der-saâdet'te bulunan reşâdet-penâh Abdülhalîm Çelebi Efendi tarafından vukû' bulan da'vet üzerine İstanbul'a gelerek Kastamonu Mevlevîhânesi meşîhatine ta'yîn buyuruldum. "Remzî Dede hâdimü'l-fukarâ" (‫ )رمزى دده خادم الفقرا‬tâm 1326/(1908) senesini müş'irdir139 ki, emr-i ta'yîn bu zamâna müsâdifdir.

Metni gösterMetni daralt

Kemâlâtı günden güne şöhret buldukta Mevlevîler arasında bir mevki'-i mümtâz işgâline başladılar. Kastamonu Mevlevîhânesi'ne sûret-i ta'yîni Mesnevî-hân-ı şehîr hâce-i irfânım Es'ad Dede Efendi merhûm hakkında yazdığım terceme-i hâl ve menâkıb-ı âli'l-âle makâm-ı ta'rîzde fakîre hitâben yazdıkları mektûb-ı mufassalda bi'l-münâsebe şöyle beyân buyuruyorlar: "Kütahya'da Argûniyye Mevlevîhânesi meşîhati vekâletinde iken Der-saâdet'te bulunan reşâdet-penâh Abdülhalîm Çelebi Efendi tarafından vukû' bulan da'vet üzerine İstanbul'a gelerek Kastamonu Mevlevîhânesi meşîhatine ta'yîn buyuruldum. "Remzî Dede hâdimü'l-fukarâ" (‫ )رمزى دده خادم الفقرا‬tâm 1326/(1908) senesini müş'irdir139 ki, emr-i ta'yîn bu zamâna müsâdifdir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.
TARİHÎ KAYIT

Söz, öğüt ve irşad kaydı 3

Bi'l-âhare Haleb Âsitânesi meşîhatine, "eş-Şeyh Ahmed Remzî e-Halebî" (‫ )الشيخ احمد رمزى الحلبى‬cümlesinin delâlet ettiği 1332/(1914) senesinde ta'yîn olunmasıyla orasını dahi ez-ser-i nev ihyâya ve Mevlevîliğin o havâlîde indirâsa yüz tutan şân u şerefini i'lâya nâil oldular. Haleb'e vürûdlarından kırkbeş gün sonra peder-i âlîleri âzim-i sema'-hâne-i ılliyyîn olarak Kayseri'de Seyyid Burhâneddîn-i Tirmizî hazretlerinin türbe-i şerîfesi harîmine vasiyeti mûcibince defn olundular. Harb-i Umûmî esnâsında İstanbul'dan Filistin cebhesine hareket eden mücâhidîn-i Mevleviyye meyânında ser-halka-i sınıf-ı mümtâz olarak bulunup Şam'a ve Medîne-i Münevvere'ye kadar âzim oldular.

Metni gösterMetni daralt

Bi'l-âhare Haleb Âsitânesi meşîhatine, "eş-Şeyh Ahmed Remzî e-Halebî" (‫ )الشيخ احمد رمزى الحلبى‬cümlesinin delâlet ettiği 1332/(1914) senesinde ta'yîn olunmasıyla orasını dahi ez-ser-i nev ihyâya ve Mevlevîliğin o havâlîde indirâsa yüz tutan şân u şerefini i'lâya nâil oldular. Haleb'e vürûdlarından kırkbeş gün sonra peder-i âlîleri âzim-i sema'-hâne-i ılliyyîn olarak Kayseri'de Seyyid Burhâneddîn-i Tirmizî hazretlerinin türbe-i şerîfesi harîmine vasiyeti mûcibince defn olundular. Harb-i Umûmî esnâsında İstanbul'dan Filistin cebhesine hareket eden mücâhidîn-i Mevleviyye meyânında ser-halka-i sınıf-ı mümtâz olarak bulunup Şam'a ve Medîne-i Münevvere'ye kadar âzim oldular.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.
TARİHÎ KAYIT

Söz, öğüt ve irşad kaydı 4

Senelerden beri muattal kalan semâ'hânede onbeş günde bir Cumartesi günleri icrâ-yı âyîn-i tarîkata başlanıldı. Yenikapı Mevlevîhânesi post-nişîni Abdülbâkî Dede Efendi bu târîh-i latîfi söylemişlerdir ki, Suûdu'l-Mevlevî Beyefendi kardeşimiz i'tinâ ile yazmış, Medresetü'l-Hattâtîn'de tezhîb ve teclîd ile dergâhta mevki'-i hürmete asılmıştır.

Metni gösterMetni daralt

Senelerden beri muattal kalan semâ'hânede onbeş günde bir Cumartesi günleri icrâ-yı âyîn-i tarîkata başlanıldı. Yenikapı Mevlevîhânesi post-nişîni Abdülbâkî Dede Efendi bu târîh-i latîfi söylemişlerdir ki, Suûdu'l-Mevlevî Beyefendi kardeşimiz i'tinâ ile yazmış, Medresetü'l-Hattâtîn'de tezhîb ve teclîd ile dergâhta mevki'-i hürmete asılmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.

Kavram dünyası

İlk 6 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Tarikî ve tarihî bağlantı 1

Şeyh Seyyid Ahmed Remzî Dede (ve) Şeyh Süleymân Türâbî Kayseri'de 1289/(1872) senesinde, mevlevîhânede tennûre-pûş-ı vücûd olmuştur. Pederi Kayseri Mevlevî şeyhi Süleymân Atâullâh Efendi'dir, onun pederi es-Seyyid Ahmed er-Remzî el-Mevlevî b. es-Seyyid Süleymân Türâbî el-Mevlevî'dir ki, Konya'da âsitâne-i Pîr'de seccâre-nişîn merhûm Saîd Hemdem Çelebi'nin şeyhidir. Mevlânâ (kuddise sırruhu'l-a'lâ)'dan oldukları söylenmekte ve seyyid ünvânını nakş-ı hâtemlerinde muhâfaza etmekte iseler de kendisince isbât-ı neseb husûsunda ihticâca sâlih bir vesîka bulunmadığı için kendi imzâ ve nakş-ı hâteminde ism ü mahlasıyla iktifâ edip öyle bir şeref-i ma'nevîleri var ise yazmamakla zâyi' olmaz fikrinde bulunur.

Metni gösterMetni daralt

Şeyh Seyyid Ahmed Remzî Dede (ve) Şeyh Süleymân Türâbî Kayseri'de 1289/(1872) senesinde, mevlevîhânede tennûre-pûş-ı vücûd olmuştur. Pederi Kayseri Mevlevî şeyhi Süleymân Atâullâh Efendi'dir, onun pederi es-Seyyid Ahmed er-Remzî el-Mevlevî b. es-Seyyid Süleymân Türâbî el-Mevlevî'dir ki, Konya'da âsitâne-i Pîr'de seccâre-nişîn merhûm Saîd Hemdem Çelebi'nin şeyhidir. Mevlânâ (kuddise sırruhu'l-a'lâ)'dan oldukları söylenmekte ve seyyid ünvânını nakş-ı hâtemlerinde muhâfaza etmekte iseler de kendisince isbât-ı neseb husûsunda ihticâca sâlih bir vesîka bulunmadığı için kendi imzâ ve nakş-ı hâteminde ism ü mahlasıyla iktifâ edip öyle bir şeref-i ma'nevîleri var ise yazmamakla zâyi' olmaz fikrinde bulunur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.
TARİHÎ KAYIT

Tarikî ve tarihî bağlantı 2

Mevlânâ (kuddise sırruhu'l-a'lâ)'dan oldukları söylenmekte ve seyyid ünvânını nakş-ı hâtemlerinde muhâfaza etmekte iseler de kendisince isbât-ı neseb husûsunda ihticâca sâlih bir vesîka bulunmadığı için kendi imzâ ve nakş-ı hâteminde ism ü mahlasıyla iktifâ edip öyle bir şeref-i ma'nevîleri var ise yazmamakla zâyi' olmaz fikrinde bulunur. Vâlidesi cihetinden silsileleri an'anesiyle Şeyh İbrâhîm-i Tennûrî hazretlerine müntehî olan ve Kayseri'nin Gurm-zâde (?) denilen âilesindendir. Süleymân Türâbî hazretleri Kayseri'de Seyyid Burhâneddîn Muhakkık-ı Tirmizî hazretlerinin türbe-i şerîfesinde medfûndur.

Metni gösterMetni daralt

Mevlânâ (kuddise sırruhu'l-a'lâ)'dan oldukları söylenmekte ve seyyid ünvânını nakş-ı hâtemlerinde muhâfaza etmekte iseler de kendisince isbât-ı neseb husûsunda ihticâca sâlih bir vesîka bulunmadığı için kendi imzâ ve nakş-ı hâteminde ism ü mahlasıyla iktifâ edip öyle bir şeref-i ma'nevîleri var ise yazmamakla zâyi' olmaz fikrinde bulunur. Vâlidesi cihetinden silsileleri an'anesiyle Şeyh İbrâhîm-i Tennûrî hazretlerine müntehî olan ve Kayseri'nin Gurm-zâde (?) denilen âilesindendir. Süleymân Türâbî hazretleri Kayseri'de Seyyid Burhâneddîn Muhakkık-ı Tirmizî hazretlerinin türbe-i şerîfesinde medfûndur.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.
TARİHÎ KAYIT

Tarikî ve tarihî bağlantı 3

Vâlidesi cihetinden silsileleri an'anesiyle Şeyh İbrâhîm-i Tennûrî hazretlerine müntehî olan ve Kayseri'nin Gurm-zâde (?) denilen âilesindendir. Süleymân Türâbî hazretleri Kayseri'de Seyyid Burhâneddîn Muhakkık-ı Tirmizî hazretlerinin türbe-i şerîfesinde medfûndur. Târîhi: Çıkdı bir târîh-i mu'cem Hayretâ dilden hemân Kutb-ı devrân Şeyh Süleymân eyledi azm-i cinân (‫)قطب دوران شيخ سليمان ايلدى عزم جنان‬ beyitinin delâleti vechiyle 1251/(1835)'dir.

Metni gösterMetni daralt

Vâlidesi cihetinden silsileleri an'anesiyle Şeyh İbrâhîm-i Tennûrî hazretlerine müntehî olan ve Kayseri'nin Gurm-zâde (?) denilen âilesindendir. Süleymân Türâbî hazretleri Kayseri'de Seyyid Burhâneddîn Muhakkık-ı Tirmizî hazretlerinin türbe-i şerîfesinde medfûndur. Târîhi: Çıkdı bir târîh-i mu'cem Hayretâ dilden hemân Kutb-ı devrân Şeyh Süleymân eyledi azm-i cinân (‫)قطب دوران شيخ سليمان ايلدى عزم جنان‬ beyitinin delâleti vechiyle 1251/(1835)'dir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.
TARİHÎ KAYIT

Tarikî ve tarihî bağlantı 4

Süleymân Türâbî hazretleri Kayseri'de Seyyid Burhâneddîn Muhakkık-ı Tirmizî hazretlerinin türbe-i şerîfesinde medfûndur. Târîhi: Çıkdı bir târîh-i mu'cem Hayretâ dilden hemân Kutb-ı devrân Şeyh Süleymân eyledi azm-i cinân (‫)قطب دوران شيخ سليمان ايلدى عزم جنان‬ beyitinin delâleti vechiyle 1251/(1835)'dir. İbtidâî ve Rüşdî mekteblerinde okuduktan sonra, pederinden ve eniştesi Göncü-zâde Nûh Necâtî ve onun mahdûmu elyevm Kayseri müftüsü Ahmed Remzî Efendi ile mürîd-zâde Hoca Ali Efendi'dendir.

Metni gösterMetni daralt

Süleymân Türâbî hazretleri Kayseri'de Seyyid Burhâneddîn Muhakkık-ı Tirmizî hazretlerinin türbe-i şerîfesinde medfûndur. Târîhi: Çıkdı bir târîh-i mu'cem Hayretâ dilden hemân Kutb-ı devrân Şeyh Süleymân eyledi azm-i cinân (‫)قطب دوران شيخ سليمان ايلدى عزم جنان‬ beyitinin delâleti vechiyle 1251/(1835)'dir. İbtidâî ve Rüşdî mekteblerinde okuduktan sonra, pederinden ve eniştesi Göncü-zâde Nûh Necâtî ve onun mahdûmu elyevm Kayseri müftüsü Ahmed Remzî Efendi ile mürîd-zâde Hoca Ali Efendi'dendir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.
TARİHÎ KAYIT

Tarikî ve tarihî bağlantı 5

Kayseri'de mevcûd talebe-i ulûmdan ba'zılarına da Mevlevîhâne'de sabâhları kavâid, Pend-i Attâr, Gülistân, Bostân, Arûz-ı Câmî ve Mesnevî-i şerîf tâlîm ve takrîriyle meşgûl oldular. İ'lân-ı Meşrûtiyyet'i müteâkib me'zûniyyetle berây-ı ziyâret Konya'ya geldiklerinden Çelebi Efendi, "Zuhûrâta tâbi' olarak burada kalınız." diye emretmekle , Kayseri'deki vazîfe-i me'mûriyyetini terk ile bir sene kadar Âsitâne-i Hz. Mevlânâ (kuddise sırruhu'l-a'lâ )'da müterakkıb-ı füyûzât u zuhûrât olarak kaldıktan sonra Kütahya'da kâin Argûniyye Mevlevîhânesi meşîhati vekâletine ta'yîn buyuruldu.

Metni gösterMetni daralt

Kayseri'de mevcûd talebe-i ulûmdan ba'zılarına da Mevlevîhâne'de sabâhları kavâid, Pend-i Attâr, Gülistân, Bostân, Arûz-ı Câmî ve Mesnevî-i şerîf tâlîm ve takrîriyle meşgûl oldular. İ'lân-ı Meşrûtiyyet'i müteâkib me'zûniyyetle berây-ı ziyâret Konya'ya geldiklerinden Çelebi Efendi, "Zuhûrâta tâbi' olarak burada kalınız." diye emretmekle , Kayseri'deki vazîfe-i me'mûriyyetini terk ile bir sene kadar Âsitâne-i Hz. Mevlânâ (kuddise sırruhu'l-a'lâ )'da müterakkıb-ı füyûzât u zuhûrât olarak kaldıktan sonra Kütahya'da kâin Argûniyye Mevlevîhânesi meşîhati vekâletine ta'yîn buyuruldu.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.
TARİHÎ KAYIT

Tarikî ve tarihî bağlantı 6

"Remzî Dede hâdimü'l-fukarâ" (‫ )رمزى دده خادم الفقرا‬tâm 1326/(1908) senesini müş'irdir139 ki, emr-i ta'yîn bu zamâna müsâdifdir. Kastamonu Mevlevîhânesi'nin selefden nakden kalan borcunu tesviyeye ve mevlevîhâneyi ta'mîr ve ihyâya muvaffak olduğu gibi, Çelebilik makâmından şeref-vârid bir emir üzerine Bu ibârenin hesaplanmasından 1327 çıkmaktadır. (H) Haleb Mevlevîhânesi'nin tahkîkâtına giderek o hizmeti ba'de'l-îfâ o havâlî mevlevîhânelerinin tahkîk-i ahvâli emrolunur. Bir münâsebetle Haleb, Ayntâb, Urfa Kilisi, Hama, Humus, Şâm-ı Trablus, Lazkiye, Kudus cihetlerinde icrâ-yı seyâhet ve makâmât-ı mübârekeyi ziyâret ve ba'z- ı ricâl-i kümmelîn ile de mülâkât ve sohbet ederek altı ay sonra makâm-ı meşîhati olan Kastamonu'ya avdet eder.

Metni gösterMetni daralt

"Remzî Dede hâdimü'l-fukarâ" (‫ )رمزى دده خادم الفقرا‬tâm 1326/(1908) senesini müş'irdir139 ki, emr-i ta'yîn bu zamâna müsâdifdir. Kastamonu Mevlevîhânesi'nin selefden nakden kalan borcunu tesviyeye ve mevlevîhâneyi ta'mîr ve ihyâya muvaffak olduğu gibi, Çelebilik makâmından şeref-vârid bir emir üzerine Bu ibârenin hesaplanmasından 1327 çıkmaktadır. (H) Haleb Mevlevîhânesi'nin tahkîkâtına giderek o hizmeti ba'de'l-îfâ o havâlî mevlevîhânelerinin tahkîk-i ahvâli emrolunur. Bir münâsebetle Haleb, Ayntâb, Urfa Kilisi, Hama, Humus, Şâm-ı Trablus, Lazkiye, Kudus cihetlerinde icrâ-yı seyâhet ve makâmât-ı mübârekeyi ziyâret ve ba'z- ı ricâl-i kümmelîn ile de mülâkât ve sohbet ederek altı ay sonra makâm-ı meşîhati olan Kastamonu'ya avdet eder.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sefîne-i Evliyâ - Cilt 5.

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

İstanbul · TürkiyeÜsküdar MevlevîhânesiKuruluş Üsküdar Mevlevîhânesi, Galata şeyhi Nûmân Dede tarafından XVIII. yüzyıl sonunda kurulan şehir tekkesidir. Anadolu yakasındaki derviş, yolcu ve cenaze hizmetleriyle de tanındı. Post zinciri Sefîne, Nûmân Dede'den Ahmed Hüsâmeddin, Ali Dede, İsmâil Hulûsî, Muhammed Emîn, Abdullah Necîb, Ahmed Ârif Himmetî, Zekî, Hasîb ve Halîl Hâlid dedelere uzanan post çizgisini kaydeder. Sonraki dönemde Ahmed Celâleddîn ve Ahmed Remzî efendiler de bu çevrede görev yaptı.