HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Kayseri Mevlevîhânesi'nde doğum ve aile çevresi
Ahmed Remzî Akyürek, 1872'de Kayseri Mevlevîhânesi'nde doğdu. Babası dergâhın şeyhi Süleyman Atâullah Efendi, ailesinin eski kuşaklarından Seyyid Süleyman Türâbî ise Konya Mevlânâ Dergâhı postnişini Mehmed Said Hemdem Çelebi'nin mürşidiydi. Bu çevre ona daha çocukluğunda Mevlevî âdâbını, Mesnevî dersini, şiiri ve tekke hizmetini bir arada tanıttı.
Tahsili ve ilk hocaları
Sıbyan mektebiyle rüşdiyeyi bitirdikten sonra başta babası olmak üzere Güncizâde Nuh Necati Efendi, Müridzâde Ali Efendi, Hisarcıklızâde Sâlim Efendi ve Sâmi Efendi'den Arapça, Farsça ve edebiyat okudu. Aile içinde dolaşan nesep rivayetlerini belgesiz biçimde kendi adına kullanmaması, onun tarih ve nesep meselelerinde ihtiyatlı tavrını gösterir.
Yenikapı Mevlevîhânesi ve Kayseri'de öğretmenlik
1892'de İstanbul'a giderek Divân-ı Muhâsebât'ta çalıştı. Bu sırada Yenikapı Mevlevîhânesi şeyhi Mehmed Celâleddin Efendi'ye intisap etti ve semâ meşkini tamamladı. Bir yıl sonra Kayseri'ye döndü; idâdîde ahlâk ve ulûm-i dîniyye dersleri verdi. Medreselerde ve Mevlevîhânede Farsça, Pend-i Attâr, Gülistân, Bostân, Arûz-ı Câmî ve Mesnevî okuttu. Böylece post hizmetinden önce uzun bir öğretmenlik ve metin şerhi tecrübesi kazandı.
Konya, Kütahya ve Kastamonu
II. Meşrutiyet'ten sonra Konya'ya gitti. Abdülhalim Çelebi'nin emriyle Çelebizâdelere Mesnevî okuttu; ardından Kütahya Ergûniye Mevlevîhânesi'ne şeyh vekili olarak gönderildi. 1909'da Kastamonu Mevlevîhânesi şeyhliğine getirildi. Burada dergâhın borçları, tamiri ve düzeniyle uğraştı; idarî tecrübesi onu yalnız ders veren bir şeyh değil, Mevlevîhânelerin maddî ve kurumsal meselelerini bilen bir postnişin hâline getirdi.
Halep postu, Şam dersleri ve Medine yolculuğu
1913'te Halep Mevlevîhânesi postnişinliğine tayin edildi. I. Dünya Savaşı sırasında Mücâhidîn-i Mevleviyye kafilesiyle Şam'a, ardından Medine'ye gitti. Şam Emeviyye Camii'nde Mesnevî okuttu; kaynaklar derslerini Arapça açıklayabildiğini kaydeder. Medine ziyaretinin manevî tesirini sekiz beyitlik bir na‘t ile ifade etti:
Aşk-ı sergerdânı âşık eyleyen dîdârına
Hüsnü de hayrân u meftûn eylemiş ruhsârına
Târümâr olmuş muhabbet zülfünün dil-bestesi
Vecd ü şevk üftâdedir bâb-ı şefâat-bârına
Lâyezâlî şâdmânî, câvidânî neş'eler
Câbecâ tefrîş edilmiş hâk-i arş-âsârına
Hurda bir kandîlidir Tûr-ı tecellî-i Kelîm
Dest-i hayret bir dehen Mûsâ-yı cân envârına
Kubbe-i ulyâsının maksûresi arş-ı azîm
Sidredir her gûşesi, Cibrîl hizmetkârına
Ma‘nî-i Kur'ân tecessüm eylemiş, olmuş harem
Hazret-i Hakk'ın habîbi Ahmed-i Muhtâr'ına
Cân atıp gelmiş cinândan Bû'l-beşer bin şevk ile
Eylemiş evlâdını âmâde cân îsârına
Ben neler gördüm der-i feyzinde Remzî, aklısûz
Sığmıyor kudsiyyeti şairlerin eş‘ârına
Üsküdar Mevlevîhânesi'nin son şeyhi
Halep'in işgalinden sonra 1919'da İstanbul'a döndü ve Üsküdar Mevlevîhânesi postuna tayin edildi. Harap durumdaki semâhâne, türbe ve hücrelerin onarılmasıyla ilgilendi; mukabeleyi yeniden canlandırdı. Sultan Mustafa ve Beyazıt camilerinde Mesnevî okuttu. Meclis-i Meşâyih üyeliği, Medresetü'l-irşâd'da tasavvuf müderrisliği ve Üsküdar tekkelerinin idarî işleriyle ilgili görevler yürüttü. Bazı biyografiler resmî tayin tarihini 1924 diye verir; 1919 dönüşü ile tayin ve görevin resmî kaydı arasındaki bu tarih farkı birlikte değerlendirilmelidir.
Hacı Selim Ağa Kütüphanesi ve Ankara yılları
2 Eylül 1925'te tekkelerin kapatılmasından sonra Hacı Selim Ağa Kütüphanesi başmemurluğuna getirildi. On yılı aşkın süre yazma ve matbu kitapları tasnif etti, fihristlerini hazırladı. Bu hizmet onun Miftâhü'l-kütüb, Fihrist-i Hûb ve Üslûb-ı Mergūb gibi bibliyografik çalışmalarındaki dikkatle doğrudan bağlantılıdır. 1 Şubat 1937'de istifa edip Ankara'ya gitti; bir süre Eski Eserler Kütüphanesi'nde müşavirlik yaptı.
Şairliği ve üç dilde edebî üretimi
Ahmed Remzî Dede, divan şiiri geleneği içinde yetişmiş son Mevlevî şairlerdendir. Türkçe, Arapça ve Farsça şiirler yazdı; aruzun yanında hece veznini de kullandı. Münâcât, na‘t, kaside, gazel, tahmis, taştîr, koşma ve destanlarında Mevlânâ sevgisi, hikmet, gündelik hayat, tarih ve yolculuk iç içedir. Hazîne-i Fünûn, Mahfil ve Tarih ve Edebiyat gibi mecmualarda şiirleri yayımlandı.
Farsça öğretimi ve Mevlevî tarihine dair eserleri
Manzum Kavâid-i Fârisî ve manzum sözlük Tuhfe-i Remzî Farsça öğretimine; Tuhfetü's-sâimîn Sultan Veled'in oruç kasidesine; Âyîne-i Seyyid-i Sırdân Seyyid Burhâneddin'in, Mir'ât-ı Zeynelâbidîn ise Kayserili Zeynelâbidin'in menâkıbına ayrılmıştır. Târihçe-i Aktâb, Konya Mevlânâ Dergâhı postnişinlerinin doğum, vefat ve posta geçiş tarihlerini seksen dört beyitte bir araya getirir. Münâcât-ı Hazret-i Mevlânâ, Mesnevî'deki dua beyitlerinden hazırlanmıştır.
Şiir, seyahat, tercüme ve bibliyografya külliyatı
Bir Günlük Karaman Seyahatnâmesi seksen beyitlik bir yolculuk manzumesi; Bergüzâr şiirlerini ve iki manzum menâkıbını bir araya getiren mecmuadır. Gülzâr-ı Aşk, Vâhidî'nin Gül ü Bülbül tercümesi; Rehnümâ-yı Ma‘rifet Ebû Sâbit ed-Deylemî'nin tasavvuf risâlesi tercümesidir. Fihrist-i Hûb ile Üslûb-ı Mergūb Farsça sözlük ve şerhlerde kelime bulmayı kolaylaştırır; Miftâhü'l-kütüb ve Esâmî-i Müellifîn Fihristi ise Osmanlı Müellifleri için hazırlanmış kitap ve müellif indeksidir.
Mevlevîlik tercümeleri ve yazma eserleri
Zâviye-i Fukarâ, Köseç Ahmed Dede'nin Mevlevîlik risâlesinin; en-Nushatü'ş-şâfiye fî tercemeti's-Sohbeti's-sâfiye Şeyh Galib'in aynı risâleye yazdığı Arapça hâşiyenin tercümesidir. Mahbûbü'l-ahibbe, Aziz Mahmud Hüdâyî'nin Habbetü'l-mahabbe adlı eserini Türkçeye taşır. Basılan on yedi eserinin yanında kayıp Kayseri Şairleri, yazma Lübb-i Fazîlet, Tekmiletü't-tarîka ve ta‘rifetü'l-hadîka tercümesi ve Farsça divançesi bulunur. Hüseyin Vassâf da onun hakkında yayımlanmamış Remzinâme adlı biyografik bir eser kaleme almıştır.
Vefatı, kabri ve tasavvuf tarihindeki yeri
6 Kasım 1944'te Kayseri'de vefat etti ve Seyyid Burhâneddin Tirmizî Türbesi hazîresinde, ailesinin Mevlevî mezarlarının bulunduğu alana defnedildi. Ahmed Remzî Akyürek'i yalnız “son şeyh” diye anmak eksiktir: o, Kayseri'den İstanbul'a, Kütahya'dan Kastamonu'ya, Halep ve Şam'dan Medine'ye uzanan bir Mevlevî ağının postnişini; Mesnevîhanı, üç dilli şairi, mütercimi, öğretmeni ve kütüphanecisidir.