HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Antalya’daki ailesi ve ilk yılları
Âdem Dede, 1000/1591-92 yılında Antalya’da, Çavuşoğulları yahut Çavuşzâdeler diye tanınan varlıklı bir ailede doğdu. Babası kaynaklarda Tekeli Mehmed Çavuş adıyla anılır. Evliya Çelebi, ailenin Antalya’daki eski sarayından ve turunçgiller yetişen bahçesinden söz eder. Sonraki aile anlatısında babasının Lala Mehmed Paşa olduğu ileri sürülmüşse de çağdaş biyografi kayıtları bu nispet üzerinde birleşmez; bu yüzden kesin soy bilgisi gibi kullanılmamalıdır.
Hotin seferinden dervişliğe
Gençliğinde ailesinin idarî-askerî çevresine uygun biçimde zeamet sahipleri arasına girdi ve 1030/1621’de Hotin seferine katıldı. Sefer dönüşünde bu meslek yolunu bırakarak Antalya Mevlevîhânesi şeyhi Mustafa Dede’ye —bazı sonraki kayıtlarda Zincirkıran Mehmed Dede adıyla anılır— intisap etti. Kaynaklardaki ad farkı sebebiyle iki ayrı şeyh varmış gibi kesin bir hüküm kurmak yerine, Antalya’daki ilk Mevlevî terbiyesinin bu çevrede başladığı söylenebilir.
Konya ve Galata’da yetişmesi
Antalya’dan sonra Konya’ya giderek Mevlânâ Âsitânesi çevresinde bulundu ve Bostan Çelebi devrinin terbiyesinden geçti. 1040/1630-31’de İstanbul’a ulaştığında Galata Mevlevîhânesi’nde Mesnevî şârihi İsmâil Rusûhî Ankaravî’nin misafiri oldu. Antalya’ya dönmek için izin istemesine rağmen bir süre daha dergâhta kalması uygun görüldü. Ankaravî’nin 1041 Cemâziyelâhirinde/Ocak 1632’de vefatından sonra Galata postuna Âdem Dede getirildi.
Galata Mevlevîhânesi postnişinliği
Âdem Dede, yirmi yılı aşkın süren postnişinliği boyunca Mesnevî dersleri verdi, Mevlevî âyin ve sohbetlerini yürüttü, İstanbul’un ilim ve şiir çevreleriyle dergâh arasında güçlü bir bağ kurdu. Kaynakların “Ebü’l-fukarâ” unvanıyla andığı şeyh, yalnız derviş terbiyesiyle değil, yoksullara yaptığı büyük yardımlarla da şöhret buldu. Antalya’daki vakıf ve mülklerinden gelen geliri ihtiyaç sahiplerine dağıttığı; bağışlarının büyüklüğünün halk arasında kimya ve keramet yorumlarına konu olduğu nakledilir.
İlim, edebiyat ve irşad çevresi
Onun devrinde Galata Mevlevîhânesi, Mesnevî öğretiminin yanı sıra canlı bir edebiyat mahfiliydi. Arzî Mehmed Dede’yi yetiştirdi ve hac yolculuğuna çıkarken dergâhta vekil bıraktı. Nâcî Ahmed Dede de kendisine intisap ederek onunla Mısır yolculuğuna katıldı. Şeyhülislâm Bahâyî Efendi ile yakınlığı ve aralarındaki nükteli konuşmalar tezkirelerde kaydedilir. İbşir Mustafa Paşa’ya karşı gösterdiği vakar da şeyhin devlet ricâli karşısında irşad makamının haysiyetini koruduğunu anlatan örneklerdendir.
Vakfı ve ailesi
16 Şaban 1059/25 Ağustos 1649 tarihli vakfiye, Âdem Dede’nin Antalya’daki bazı mal ve mülklerini hayır hizmetine tahsis ettiğini gösterir. Aynı belge onun Seyyid Ahmed adlı bir oğlu ile Kâmile Hatun adlı bir kızının bulunduğunu kaydeder. Böylece biyografik kaynakların cömertlik vurgusu, yalnız menkıbe dilinde değil vakıf belgesinde de maddî bir karşılık bulur.
Şairliği ve Türkçe ilâhileri
Şiirlerinde Âdem mahlasını kullandı. Türkçe ve Farsça şiirleri bulunduğu, özellikle hece ölçüsü ve sade tekke Türkçesiyle söylediği ilâhilerin zikir meclislerinde okunduğu aktarılır. Kendi hattıyla düzenlediği söylenen divan Antalya Müsellem Kütüphanesi’nde görülmüş, fakat XX. yüzyılın başlarında kaybolmuştur. Bu sebeple yazma mecmualardaki her “Âdem” mahlaslı şiiri ona nispet etmek güvenli değildir. “Kurtar bizi nefs elinden” nakaratlı münâcât ile “Derd ehli libâsını aşk ile giyen gelsün” mısraıyla başlayan ilâhi, sağlam kaynak zinciriyle ona ulaşan metinlerdendir.
Hac yolculuğu ve Kahire’de vefatı
1063/1653’te deniz yoluyla hacca gitmek üzere İstanbul’dan ayrıldı. Elbasanlı Mustafa Dede ve Nâcî Ahmed Dede yol arkadaşları arasındaydı. Cemâziyelâhirde/Mayısta Kahire’ye ulaştı; kendisine teklif edilen Mısır Mevlevîhânesi meşihatını kabul etmedi. Hac yoluna devam edemeden ramazan ayında, Temmuz sonu yahut Ağustos 1653’te Kahire’de vefat etti ve Şeyh Safî Tekkesi diye anılan Mısır Mevlevîhânesi kabristanına defnedildi. TDV’nin Galata Mevlevîhânesi maddesinde 1062/1652 tarihi görülse de Uşşâkīzâde’nin ay ve yolculuk kaydı ile çok sayıdaki tarih mısraı 1063/1653’ü kuvvetlendirir.
Postun Arzî Mehmed Dede’ye geçişi
Âdem Dede İstanbul’dan ayrılırken Arzî Mehmed Dede’yi Galata’da vekil bırakmıştı. Kahire’den vefat haberi gelince post Arzî Mehmed Dede’ye geçti. Nisârî’nin tarih manzumesi onu “Molla Celâleddîn’in nâibi” diye anar; Galata’daki hizmetini Mevlânâ’nın irşad aynasına verdiği parlaklıkla tasvir eder.