HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Ayıntab’dan İstanbul’a
Asıl adı Mehmed’dir. Kaynaklarda Arzî Mehmed Dede ve Arzî Muhammed Dede adlarıyla geçer. Ayıntab’da doğdu; doğum tarihi bilinmez. İlk tahsilinden sonra genç yaşta İstanbul’a geldi. Kara Mustafa Efendi’nin ders halkasına devam etti; bir müddet reisületıbbâ Emir Efendi’nin çocuklarına hocalık yaptı. Daha sonraki görevleri arasında Galata mahkemesi başkâtipliği ve kadılık da anılır.
Abdülmecid Sivâsî ile görüşmesi
Emir Efendi ile birlikte Abdülmecid Sivâsî’yi ziyaret etti. Kaynakların anlatımına göre Sivâsî ona kendi Mesnevî şerhinden iki cüz verdi; mânevî yönelişinin Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin ruhaniyetine bağlı olduğunu söyleyerek kendisini Mevlevî çevresine yöneltti. Halvetî şeyhiyle bu temas, Arzî Dede’nin ana tarikat aidiyetini değiştiren bir Halvetî post silsilesi değildir; biyografisindeki mânevî karşılaşma olarak değerlendirilmelidir.
Âdem Dede’ye intisabı
Galata Mevlevîhânesi şeyhi Âdem Dede’ye bağlandı; burada sikke">sikke giydi, kıraat ve Mesnevî hizmetinde yetişti. Âdem Dede 1063/1652-53’te hac yolculuğuna çıkarken onu dergâhta vekil bıraktı. Âdem Dede’nin dönüş yolunda Kahire’de vefat etmesi üzerine Galata postu Arzî Mehmed Dede’ye geçti.
Galata Mevlevîhânesi postnişinliği
Arzî Dede yaklaşık on iki yıl Galata Mevlevîhânesi’nde meşihat hizmeti yürüttü. Dergâh bu dönemde Mesnevî dersinin, şiirin ve mûsikinin birleştiği önemli İstanbul mahfillerinden biriydi. Arzî’nin üç dildeki birikimi ve sohbeti, çevresinde şair ve mûsikişinasların toplanmasına imkân verdi.
Talebeleri ve edebî çevresi
Müneccimbaşı Ahmed Dede İstanbul’a geldikten sonra Galata Mevlevîhânesi’nde onun hizmetinde bulundu. Yahyâ Nazîm Çelebi de Arzî Dede’nin şeyhliği sırasında Mevlevî muhibleri arasına katıldı ve ondan ilim ve irfan öğrendi. Gavsî Ahmed Dede’nin de Bursa’daki Sâlih Dede’den sonra Arzî Dede’nin sohbetinden faydalandığı kaydedilir. Bu bağların hepsi aynı türde değildir: kimi doğrudan tarikat terbiyesi, kimi sohbet ve edebî-mânevî tesirdir.
Şairliği ve Arzî mahlası
Türkçe, Arapça ve Farsça şiir söyleyebilen Arzî Dede özellikle gazel ve rubâîleriyle anılır. Şiirlerinde Mevlevî irfanı, aşk, vuslat, ayrılık ve dervişlik dili öne çıkar. Edebî çevrede şiirlerine nazîre ve tahmisler yazılmış, bazı güfteleri bestelenmiştir. Bu yönüyle yalnız tekke idare eden bir postnişin değil, XVII. yüzyıl İstanbul’unun şiir ve mûsiki hayatında iz bırakan bir Mevlevî şairidir.
Dîvân meselesi
Eski biyografi ve tezkire kaynakları onun mürettep bir Dîvânı bulunduğunu söyler. Ancak eserin bugün bilinen tam bir yazma nüshası tespit edilmiş değildir. Millet, Nuruosmaniye ve başka kütüphanelerdeki şiir mecmualarında Arzî adına kayıtlı manzumeler bulunmaktadır. Bu sebeple “Dîvânı vardır” şeklindeki tarihî kayıt ile “elde tam nüshası bulunmaktadır” hükmü birbirinden ayrılmalıdır.
Vefatı ve Galata’daki kabri
1075 yılının Zilkade ayında, 1665 baharında İstanbul’da vefat etti ve Galata Mevlevîhânesi hazîresine defnedildi. Kaynaklarda milâdî karşılık 1664-65 biçiminde de gösterilir; hicrî yıl iki milâdî yıla yayıldığı için bu ifade farklı bir şahsa işaret etmez. Meşihat silsilesinde kendisinden sonra kısa ve değişken bir post devresi yaşanmış; Derviş Çelebi ile Nâci Ahmed Dede’nin adları öne çıkmıştır.
Tarihî yeri
Arzî Mehmed Dede’nin önemi, Âdem Dede’nin şiir ve Mesnevî merkezli Galata çevresini XVII. yüzyılın ikinci yarısına taşımasındadır. Abdülmecid Sivâsî ile görüşmesi farklı tasavvuf çevrelerinin temasını; Galata’daki postnişinliği ise Mevlevîliğin İstanbul’daki edebî ve musikîli temsilini görünür kılar.