HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Zile’de doğumu ve ilk tahsili
Tam adı Ebü’l-Hayr Mecdüddin Abdülmecid b. Şeyh Muharrem b. Ebü’l-Berekât Mehmed b. Ârif’tir. 971/1563’te Sivas yakınındaki Zile’de doğdu. Doğduğu yıl tarikat büyüklerinden Abdülmecid Şirvânî’nin vefat etmesi sebebiyle kendisine Abdülmecid adı verildiği aktarılır. Henüz bulûğa ermeden Kur’an’ı ezberledi.
Şemseddin Sivâsî’nin yanında
İlk eğitimini babasından ve amcası Şemseddin Sivâsî’den aldı. Tefsir ve diğer zâhirî ilimlerde ilerledi; Zemahşerî’nin el-Keşşâfını okutup güç meseleler üzerine notlar yazacak seviyeye ulaştı. Otuzlu yaşlarında tasavvuf terbiyesine girmek istedi. Şemseddin Sivâsî, ilmî meşguliyetinin sülûkünü geciktirebileceğini söylemesine rağmen onun ısrarını kabul etti; kendisine biat verdi ve erbaîn terbiyesine aldı.
Zile ve Sivas’taki irşad vazifesi
Yaklaşık 1005/1596-97’de Şemseddin Sivâsî’nin oğlu Veliyyüddin Efendi’nin vefatı üzerine Zile’de onun yerine geçti. Şemseddin Sivâsî’nin 1006/1597-98’deki vefatından sonra dergâhta önce Pîr Mehmed ve ardından Receb Efendi kısa süre görev yaptı. Halife ve dervişlerin ortak isteğiyle Abdülmecid Sivâsî Zile’den Sivas’a geçti ve Şemseddin Sivâsî Hankahı’nda irşad hizmetini üstlendi.
III. Mehmed’in İstanbul’a daveti
Sivas’taki şöhreti III. Mehmed’e ulaşınca padişah, Eğri seferinde tanıdığı Şemseddin Sivâsî’ye benzerliğini de belirten bir hatt-ı hümâyunla onu İstanbul’a çağırdı. Abdülmecid Sivâsî önce Ayasofya civarına yerleşti ve padişahın isteğiyle Ayasofya Camii’nde vaaz verdi. Ardından Mehmed Ağa Zâviyesi, Şeyh Yavsı Zâviyesi ve İstanbul’un büyük camilerindeki vaaz hizmetleriyle şehirde geniş bir irşad çevresi oluşturdu.
Vaaz kürsüleri ve İstanbul’daki yeri
Şehzade, Yavuz Sultan Selim ve Sultan Ahmed camilerinde vaaz ve tefsir dersleri verdi. Uşşâkīzâde’nin kaydı, onun yalnız tekke şeyhi değil; tefsir, hadis, vaaz ve telif faaliyetlerini birlikte yürüten bir âlim olduğunu gösterir. XVII. yüzyıl İstanbul’undaki dinî tartışmalarda tasavvufî hayatı savundu; fakat dönemin polemik dili, bugünün bütün kişi ve çevrelerine genellenmemelidir.
Vefatı ve kabri
Cemâziyelâhir 1049/Eylül-Ekim 1639’da vefat etti. Eyüp Nişancası’ndaki, hayattayken zaman zaman ibadet için çekildiği bahçeye defnedildi. Türbesinin daha sonra Kösem Vâlide Sultan’ın teşebbüsüyle yaptırıldığı gelenek içinde aktarılır.
Eserleri
Uşşâkīzâde özellikle Şerh-i Mesnevî, Lezâizü’l-esmâr, Fezâil-i Salavâtü’n-Nebî ve çiçekleri Türkçe manzumelerle ele alan Letâifü’l-ezhârı anar. Ayrıca yaklaşık bin cilt kitabın kenarlarına düştüğü notların toplansa birkaç cilt tutacağı rivayet edilir. Başka kataloglarda ona nispet edilen eserler, aynı aile ve nisbedeki müelliflerle karışma ihtimaline karşı nüsha bazında ayrıca doğrulanmalıdır.
