Metin ve neşir kaydı
Kalıcı okuma konumu: terms-1027- Müellif
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Çevirmen
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Hazırlayan
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Baskı / nüsha
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Bölüm / şiir
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Kaynak
- Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
- Kaynak sayfası
- 366
- Varak
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Tamlık / kesilme
- İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
- Rivayet türü
- Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma
Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.
Özgün dijital aktarım / ham OCR
CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.
<p>(شهرة) Ün. Hubb-i câh ve hubb-i riyaset ve tasaddur denilen makam tutkusu, baş olma hırsı ve öne çıkma hevesi, kısaca şöhret hiç hoş karşılanmamıştır. “Ariflerin gönlünden en son çıkan kötü his baş olma tutkusudur. “Kuyruk ol, | baş olma. Zira baş gider, kuyruk kalır.” “Şöhret afettir” gibi sözler bu tutumu | ifade eder. “Bir kişinin ibadet ve takvasıyla tanınması, etrafa nam salması ve par- | makla gösterilen kişi olması bile kibirlenmeye, kendini beğenmeye ve şımarmaya yol açacağından tehlikelidir. En iyi hal, namsız olmak ve tanınmamaktır” | (Hamal) (Gt 111:269). Riya vu zühd ile şöhret bulunca bir âdem | Elinde bâde-i nâb olsa âbiddir derler Arifzâde Asım</p>
Metin ve neşir kaydı
Kalıcı okuma konumu: term_definitions-6790- Müellif
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Çevirmen
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Hazırlayan
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Baskı / nüsha
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Bölüm / şiir
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Kaynak
- Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
- Kaynak sayfası
- 366
- Varak
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Tamlık / kesilme
- İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
- Rivayet türü
- Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma
Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.
Özgün dijital aktarım / ham OCR
CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.
<p>(شهرة) Ün. Hubb-i câh ve hubb-i riyaset ve tasaddur denilen makam tutkusu, baş olma hırsı ve öne çıkma hevesi, kısaca şöhret hiç hoş karşılanmamıştır. “Ariflerin gönlünden en son çıkan kötü his baş olma tutkusudur. “Kuyruk ol, | baş olma. Zira baş gider, kuyruk kalır.” “Şöhret afettir” gibi sözler bu tutumu | ifade eder. “Bir kişinin ibadet ve takvasıyla tanınması, etrafa nam salması ve par- | makla gösterilen kişi olması bile kibirlenmeye, kendini beğenmeye ve şımarmaya yol açacağından tehlikelidir. En iyi hal, namsız olmak ve tanınmamaktır” | (Hamal) (Gt 111:269). Riya vu zühd ile şöhret bulunca bir âdem | Elinde bâde-i nâb olsa âbiddir derler Arifzâde Asım</p>
Metin ve neşir kaydı
Kalıcı okuma konumu: term_definitions-2609- Müellif
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Çevirmen
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Hazırlayan
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Baskı / nüsha
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Bölüm / şiir
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Kaynak
- Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü
- Kaynak sayfası
- 626
- Varak
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Tamlık / kesilme
- İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
- Rivayet türü
- Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma
Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.
Özgün dijital aktarım / ham OCR
CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.
<p>(شهرة) Ün. Hubb-i câh ve hubb-i riyaset ve tasaddur denilen makam tutkusu, baş olma hırsı ve öne çıkma hevesi, kısaca şöhret hiç hoş karşılanmamıştır. “Ariflerin gönlünden en son çıkan kötü his baş olma tutkusudur. “Kuyruk ol, | baş olma. Zira baş gider, kuyruk kalır.” “Şöhret afettir” gibi sözler bu tutumu | ifade eder. “Bir kişinin ibadet ve takvasıyla tanınması, etrafa nam salması ve par- | makla gösterilen kişi olması bile kibirlenmeye, kendini beğenmeye ve şımarmaya yol açacağından tehlikelidir. En iyi hal, namsız olmak ve tanınmamaktır” | (Hamal) (Gt 111:269). Riya vu zühd ile şöhret bulunca bir âdem | Elinde bâde-i nâb olsa âbiddir derler Arifzâde Asım</p>
Metin ve neşir kaydı
Kalıcı okuma konumu: term_definitions-10204- Müellif
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Çevirmen
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Hazırlayan
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Baskı / nüsha
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Bölüm / şiir
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Kaynak
- Dinî Terimler Sözlüğü
- Kaynak sayfası
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Varak
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Tamlık / kesilme
- İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
- Rivayet türü
- Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma
Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.
Özgün dijital aktarım / ham OCR
CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.
<p>Meşhûr olma, ün, şân, adı duyulup yayılma.</p><p>Mal ve şöhret hırsının insana yapacağı zarar, iki aç kurdun, bir koyun sürüsüne girdiği zaman yaptıkları zarardan daha çoktur. (Hadîs-i şerîf-Mektûbât-ı Rabbânî)</p><p>Bir kimse, dünyâda şöhret elbisesi giyerse, Allahü teâlâ ona kıyâmet günü aynı elbiseyi giydirerek kötü şöhretle teşhir eder ve nihâyet onu ateş alır. (Hadîs-i şerîf-Râmûz-ül-Ehâdîs)</p><p>Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem; "Din ve dünyâ işlerinde iyi tanınarak parmakla gösterilmek, bir kimseye zarar olarak yetişir. Bu zarardan ancak Allahü teâlânın koruduğu kurtulabilir" buyurdu. Bunun için şöhret sâhibi olmaktan çok korkmalı, titremeliyiz . (İmâm-ı Rabbânî)</p><p>Tevâzu'un başı, bir müslüman ile yolda karşılaşırsan ilk önce selâmı senin vermen, bir mecliste en geride oturmaya râzı olman ve şöhretten uzak durmandır. (Hazret-i Ömer-ül-Fârûk)</p><p>Ey oğul! Her hâlinde ilim, edeb ve takvâ üzere ol. İslâm âlimlerinin kitaplarını oku. Fıkıh ve hadîs öğren. Câhil tarîkatçılardan sakın. Şöhret yapma. Şöhrette âfet vardır. (Abdülhâlık Goncdüvânî)</p><p>Şöhret için vâz vermek, nasîhat etmek, kitap yazmak riyâ (gösteriş) olur. (Ali bin Emrullah)</p><p>Şöhreti seven kimse, Allah'tan korkmaz. (Bişr-i Hâfî)</p>
Metin ve neşir kaydı
Kalıcı okuma konumu: term_definitions-13058- Müellif
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Çevirmen
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Hazırlayan
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Baskı / nüsha
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Bölüm / şiir
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Kaynak
- Tasavvuf Sözlüğü
- Kaynak sayfası
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Varak
- Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
- Tamlık / kesilme
- İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
- Rivayet türü
- Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma
Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.
Özgün dijital aktarım / ham OCR
CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.
<p>Arapça, ün sahibi olmayı ifade eden bir kelime. Makam sahibi olma ve riyaset tutkusu. Tasavvuf yolunun önde gelenleri, bir insanın nefsinden en zor, en son çıkan hastalığın, riyaset olduğunu kaydetmişlerdir. Riyasetin, rüyaların sembolik dilindeki ifadesinin tilki olarak ortaya çıktığı kaydedilir.</p>
Köken ve kullanım
i. ar.
شهرة
Kaynaklardaki ortak açıklama
(شهرة) Ün. Hubb-i câh ve hubb-i riyaset ve tasaddur denilen makam tutkusu, baş olma hırsı ve öne çıkma hevesi, kısaca şöhret hiç hoş karşılanmamıştır. “Ariflerin gönlünden en son çıkan kötü his baş olma tutkusudur. “Kuyruk ol, | baş olma. Zira baş gider, kuyruk kalır.” “Şöhret afettir” gibi sözler bu tutumu | ifade eder. “Bir kişinin ibadet ve takvasıyla tanınması, etrafa nam salması ve par- | makla gösterilen kişi olması bile kibirlenmeye, kendini beğenmeye ve şımarmaya yol açacağından tehlikelidir. En iyi hal, namsız olmak ve tanınmamaktır” | (Hamal) (Gt 111:269). Riya vu zühd ile şöhret bulunca bir âdem | Elinde bâde-i nâb olsa âbiddir derler Arifzâde Asım
Dinî Terimler Sözlüğü
Meşhûr olma, ün, şân, adı duyulup yayılma.
Mal ve şöhret hırsının insana yapacağı zarar, iki aç kurdun, bir koyun sürüsüne girdiği zaman yaptıkları zarardan daha çoktur. (Hadîs-i şerîf-Mektûbât-ı Rabbânî)
Bir kimse, dünyâda şöhret elbisesi giyerse, Allahü teâlâ ona kıyâmet günü aynı elbiseyi giydirerek kötü şöhretle teşhir eder ve nihâyet onu ateş alır. (Hadîs-i şerîf-Râmûz-ül-Ehâdîs)
Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem; "Din ve dünyâ işlerinde iyi tanınarak parmakla gösterilmek, bir kimseye zarar olarak yetişir. Bu zarardan ancak Allahü teâlânın koruduğu kurtulabilir" buyurdu. Bunun için şöhret sâhibi olmaktan çok korkmalı, titremeliyiz . (İmâm-ı Rabbânî)
Tevâzu'un başı, bir müslüman ile yolda karşılaşırsan ilk önce selâmı senin vermen, bir mecliste en geride oturmaya râzı olman ve şöhretten uzak durmandır. (Hazret-i Ömer-ül-Fârûk)
Ey oğul! Her hâlinde ilim, edeb ve takvâ üzere ol. İslâm âlimlerinin kitaplarını oku. Fıkıh ve hadîs öğren. Câhil tarîkatçılardan sakın. Şöhret yapma. Şöhrette âfet vardır. (Abdülhâlık Goncdüvânî)
Şöhret için vâz vermek, nasîhat etmek, kitap yazmak riyâ (gösteriş) olur. (Ali bin Emrullah)
Şöhreti seven kimse, Allah'tan korkmaz. (Bişr-i Hâfî)
Tasavvuf Sözlüğü
Arapça, ün sahibi olmayı ifade eden bir kelime. Makam sahibi olma ve riyaset tutkusu. Tasavvuf yolunun önde gelenleri, bir insanın nefsinden en zor, en son çıkan hastalığın, riyaset olduğunu kaydetmişlerdir. Riyasetin, rüyaların sembolik dilindeki ifadesinin tilki olarak ortaya çıktığı kaydedilir.