HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Şeyh Nasreddin’in oğlu, Ebüssuûd Efendi’nin yeğeni
Abdülfettah Çelebi, Şeyh Nasreddin’in oğlu ve Osmanlı hukuk düşüncesinin önde gelen isimlerinden Şeyhülislâm Ebüssuûd Efendi’nin yeğeniydi. Nev‘îzâde Atâyî, onun yetişmesini doğrudan amcasının himayesiyle ilişkilendirir. Çocukluk ve gençlik yıllarını ilim, vakar ve aile terbiyesinin hâkim olduğu bu çevrede geçirdi; Ebüssuûd Efendi’nin derslerine düzenli biçimde devam etti.
Tahsilini tamamlayınca yine amcasından mülâzemet aldı. Mülâzemet, yalnızca bir hocanın derslerini takip etmiş olmak değil, Osmanlı ilmiye teşkilâtında müderrislik ve kadılık yoluna girebilmek için gerekli meslekî kabulü ifade ediyordu. Abdülfettah Çelebi’nin ilmiyeye girişi böylece hem güçlü bir aile çevresine hem de dönemin resmî tahsil düzenine dayanıyordu.
Hacı Hasan Medresesi’nden Pîrî Paşa Medresesi’ne
İlk müderrislik görevi otuz akçe ile Hacı Hasan Medresesi’nde başladı. Ardından kırk akçe ile Pîrî Paşa Medresesi’ne geçti. Kaynağın ücret derecelerini özellikle kaydetmesi, onun meslek hayatındaki yükselişi izlemeyi mümkün kılar: otuz akçeli bir medreseden kırk akçeli bir medreseye geçmesi, ilmiye hiyerarşisinde ilerlediğini gösterir.
Pîrî Paşa Medresesi’nde öğretim faaliyetini sürdürürken bulunduğu yerde on akçelik bir terfi daha aldı ve hâric derecesine yükseldi. “Hâric”, burada medrese hiyerarşisindeki bir dereceyi anlatır; tarikat, inziva veya şehir dışıyla ilgili bir niteleme değildir. Abdülfettah Çelebi böylece ölümünden önce daha yüksek medrese görevlerine açılan kariyer basamaklarından birine ulaşmıştı.
Aile ve ilmiye çevresindeki evlilik bağı
Abdülfettah Çelebi, Ebüssuûd Efendi’nin damadı Şeyhî Efendi’nin kızıyla evlendi. Bu evlilik onu, zaten içinde yetiştiği Ebüssuûd ailesinin ilmiye ağına ikinci bir akrabalık bağıyla bağladı. Dönemin ilmiye ailelerinde hocalık, mülâzemet, evlilik ve medrese görevlerinin birbiriyle iç içe ilerlediğini gösteren belirgin örneklerden biridir.
Son yılları ve vefatı
Atâyî, hayatının son döneminde mizacında ve zihnî durumunda ciddi bir bozulma meydana geldiğini bildirir. Kaynağın dönem diliyle verdiği bu kısa kayıt modern bir teşhise dönüştürülemez; hastalığın niteliği ve süresi hakkında başka ayrıntı yoktur.
Abdülfettah Çelebi 977 yılı Cemâziyelâhirinde, milâdî 1569’da vefat etti. Doğum tarihi ve kabir yeri kaynakta belirtilmez. Vefatının ardından boşalan medrese görevi Abdülkerimzâde Abdullah Efendi’ye verildi. Bu son tayin kaydı, onun ölüm tarihini ve görev çizgisinin sona erişini Osmanlı medrese düzeni içinde kesinleştiren önemli bir ayrıntıdır.
Adaşlarından ayrılması
Bu Abdülfettah Çelebi, Şeyh Nasreddin’in oğlu ve Ebüssuûd Efendi’nin yeğenidir. Tennûrî ailesinden Şam müftüsü Abdülfettah Efendi ile Müeyyedzâde ailesinin genç yaşta ölen oğlu Abdülfettah Çelebi ayrı şahsiyetlerdir. Benzer adlar, aile ve görev kayıtları karşılaştırılmadan tek biyografide birleştirilmemelidir.