HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Adı, mahlası ve ailesi
Asıl adı Atâullâh olan müellif şiirlerinde Atâyî mahlasını kullandı. Kaynaklarda daha çok Nev‘îzâde Atâyî diye anılması, şair, âlim, Sahn-ı Semân müderrisi ve şehzade hocası Nev‘î Yahyâ Efendi'nin oğlu olmasındandır. Tam adı Atâullâh b. Yahyâ el-ma‘rûf bi-Nev‘îzâde şeklinde kaydedilir.
Doğumu ve Halvetî aile çevresi
Şevval 991/Ekim-Kasım 1583'te İstanbul Anadoluhisarı'nda doğdu. Baba tarafından büyük dedesi Pîr Ali b. Nasuh, kaynakta Halvetiyye şeyhi olarak tanıtılır. Bu aile bağı Atâyî'nin bizzat bir tekke şeyhi veya Halvetî kol kurucusu olduğu anlamına gelmez; yetiştiği kültür çevresinin bir unsurudur.
Tahsili
İlk eğitimini babası Nev‘î Yahyâ Efendi'den aldı. Kāfzâde Feyzullah Efendi, Karaca Ahmed Efendi ve Azmîzâde Hâletî gibi devrin âlimlerinin ders halkalarında bulundu. 1010/1601-02'de Ahîzâde Abdülhalim Efendi'nin Rumeli kazaskerliği sırasında mülâzemet defterine kaydoldu.
Müderrislikten kadılığa
İlk resmî görevi 1014/1605'te İstanbul Canbaziye Medresesi müderrisliğiydi. 1017/1608-09'dan itibaren kadılık mesleğine geçti. Lofça, Babaeski, Rusçuk, Hezargrad, Silistre, Tekfurdağı, Tırnova, Tırhala, Mizistre ve Üsküp gibi Rumeli merkezlerinde görev yaptı. Bu uzun güzergâh, eserinde yer alan yerel gözlem, sicil ve şahıs bilgisinin önemli kaynaklarından biridir.
Hadâ’iku’l-Hakā’ik
Hadâ’iku’l-Hakā’ik fî Tekmileti’ş-Şakā’ik, Taşköprizâde'nin bıraktığı yerden Osmanlı ilmiye, edebiyat ve tasavvuf çevrelerinin biyografilerini sürdüren büyük bir zeyildir. Eser 1135 hâl tercemesi içerir. Atâyî yalnız önceki eserleri aktarmamış; kitap nüshaları, mezarlar, vakıf muhasebeleri, mahkeme sicilleri, tayin kayıtları ve şahsî tanıklıklardan da yararlanmıştır.
Şair ve müellif
Atâyî, tabakat yazarlığının yanı sıra divan ve hamse sahibi bir şairdir. Âlemnümâ, Nefhatü'l-Ezhâr, Sohbetü'l-Ebkâr, Heft Hân ve Hilyetü'l-Efkâr hamseyi meydana getiren mesnevileri arasındadır. Edebî metinleriyle biyografi yazıcılığı birbirinden kopuk değildir; eserlerinde gözlemci, eleştirel ve zaman zaman sert üslûbu belirgindir.
Kitap ve belge araştırmacısı
Kendi ifadeleri, eline geçen yazmaları karşılaştırdığını, müellif nüshalarını ve kenar notlarını incelediğini, kadılık yaptığı yerlerde sicil ve vakıf kayıtlarına baktığını gösterir. Bu özellik, zeyli yalnız bir görev listesi olmaktan çıkararak Osmanlı kültür ve kurum tarihinin temel kaynaklarından biri hâline getirmiştir.
Vefat tarihindeki ihtilaf
Vefat yılı kaynaklarda 1044, 1045 ve 1046 olarak farklı kaydedilir. Revan'ın fethi ve IV. Murad'ın İstanbul'a dönüşü için yazdığı manzumeler, Aralık 1635 sonrasında hayatta olduğunu düşündürür; bu nedenle 1046/1636-37 tarihi kuvvetli ihtimaldir. Gün ve ay kesinleştirilmeden tek tarih verilmemelidir. İstanbul'da vefat ettiği konusunda kaynaklar birleşir.