Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

60 sonuç · “Rec

01
Şahsiyet

Receb Enis Dede

Edirneli Receb Enis Dede, Neşâtî’den inâbe aldı; Kârî Ahmed Dede çevresinde Mesnevî tahsil etti. Yenikapı ve Kasımpaşa’daki Mesnevîhanlığından sonra yaklaşık yarım yüzyıl Edirne Murâdiye Mevlevîhânesi postunda bulundu.

02
Şahsiyet

Receb Sivâsî

Receb Sivâsî, Şemsiyye-Sivâsiyye irşad hattını XVIII. yüzyıl başına taşıyan ve kendi çevresine adını veren Halvetî şeyhidir.

03
Şahsiyet

A‘rec Şeyhî Çelebi

A‘rec Şeyhî Çelebi (ö. 971/1563-64), Celâlzâde Sâlih Efendi’nin yanında yetişen; Nişancı Mehmed Paşa hanesiyle akrabalık kuran ve Bursa Mollâ Yegân Medresesi’nde ders veren Tosyalı Osmanlı âlimidir.

04
Şahsiyet

Abdülfettah Çelebi

Abdülfettah Çelebi (ö. 977/1569), Şeyh Nasreddin’in oğlu ve Ebüssuûd Efendi’nin yeğenidir. Amcasından mülâzemet almış; Hacı Hasan ve Pîrî Paşa medreselerinde ders vererek hâric derecesine yükselmiştir.

05
Şahsiyet

Ahıskalı Hüseyin Efendi

Ahıskalı Hüseyin Efendi (ö. 13 Receb 1135/19 Nisan 1723), Feyzullah Efendi’den mülâzemet aldıktan sonra İstanbul medreselerinde ders veren ve 1719-1720’de Lefkoşa kadılığı yapan Osmanlı âlimidir.

06
Şahsiyet

Baldırzâde Mehmed Selîsî Efendi

Baldırzâde Mehmed Selîsî Efendi (ö. 12 Receb 1060/11 Temmuz 1650), Bursa ve İstanbul medreselerinde yetişen, Üsküdar ve Mekke kadılıklarında bulunan; Ravza-i Evliyâ ile Bursa’nın şahıs ve şehir hafızasını kuran Osmanlı âlimi ve şairidir.

07
Şahsiyet

Bitlice Mustafa Efendi

Bitlice Mustafa Efendi (ö. Receb 972/Şubat-Mart 1565), Ahdî Çelebi’nin oğlu ve Şeyhülislâm Çivizâde Muhyiddin Mehmed Efendi’nin yeğeni; Kepenekçi Sinan ve Gebze Çoban Mustafa Paşa medreselerinde görev yapmış Osmanlı müderrisidir.

08
Şahsiyet

Bolevî Ali Efendi

Bolevî Ali Efendi (ö. 1725-26), Bolu’dan İstanbul’a gelerek Trabzonî Mehmed Efendi’den mülâzemet alan; Galata Sarayı’ndan Hüsrev Kethüdâ Medresesi ve Sahn derecesine ilerleyen Osmanlı müderrisidir.

09
Şahsiyet

Bursalı Ali Efendi

Bursalı Ali Efendi (ö. 1137/1725), 1123’te mülâzemet alan; 1137’deki büyük ilmiye imtihanında liyakatini göstererek İstanbul Molla Şeref Medresesi’ne hâric derecesiyle tayin edilen Osmanlı müderrisidir.

10
Şahsiyet

Bursalı İsmâil Belîğ

Bursalı İsmâil Belîğ (1079/1668-69–22 Ramazan 1142/10 Nisan 1730), yaklaşık elli yıl imamlık yapan; Güldeste-i Riyâz-ı İrfân ile Bursa’nın şeyh, âlim, şair, sanatkâr ve şehir kurumlarını biyografik bir hafızada birleştiren tarihçi, tezkireci, şair ve nâsirdir.

11
Şahsiyet

Çeşm-i Siyah Mustafa Efendi

Pravadi’den İstanbul’a gelerek saray hizmetinden ilmiye mesleğine geçen Çeşm-i Siyah Mustafa Efendi (ö. 1730), Sahn ve Süleymaniye derecelerindeki medreselerin ardından Medine, Şam ve Edirne kadılıklarında bulunmuş âlimdir.

12
Şahsiyet

Dârülkurrâ Muallimi Ahmed Efendi

Dârülkurrâ Muallimi Ahmed Efendi (ö. 1005/1596-97), Kahire çevresindeki Mesîr köyünden İstanbul’a gelerek dârülkurrâlarda şeyhülkurrâlık yapan ve Eyüp Camii’nde imamlık eden Osmanlı kıraat âlimidir.

13
Sözlük

Şâbânî tâcı

Tarikatın tarihî kıyafet kültüründe mürşid ve dervişlerin derecesiyle ilişkilendirilen başlık. Biçim, dilim ve renklerin sembolik açıklamaları vardır; bunlar yolun amacı değil dönemsel adabıdır.

14
Sözlük

Etvâr-ı Seb‘a

Sözlük anlamı: “Yedi tavır” veya “yedi evre”. Tasavvuf terimi: Nefsin kötü sıfatlardan arındırılması ve mânevî olgunluğa yönelmesi sürecini yedi ana mertebede açıklayan seyrüsülûk tasnifi. Yaygın sıralama nefs-i emmâre, levvâme, mülhime, mutmainne, râziyye, marzıyye ve kâmiledir. Halvetî geleneklerin bir bölümünde bu mertebelere Lâ ilâhe illallah, Allah, Hû, Hak, Hay, Kayyûm ve Kahhâr isimleri bağlanır. Renk, nur, makam, seyr ve peygamber kademi eşleştirmeleri müellif ve kola göre değişebilir; bütün tarikatlar için tek ve değişmez şema sayılmaz.

15
Sözlük

Abdullah

(4 | (عبد Allah'ın kulu, Tanrı kulu. tas. a Allah'ın kendisinde bütün isimlerle tecelli ettiği kul. Allah ismine mazhar olan insan. Allah'ın kulları içinde derecesi en yüksek olan Abdullah'tır; çünkü o ism-i azamı kendisinde gerçekleştirmiş, Hakk'ın bütün sıfatlarını kazanmıştır. Bu yüzden Abdullah ismi, Peygamber'e özel kılınmıştır (Cin Suresi, 19). Tebaiyet yoluyla onun vârislerine de bu isim verilir. b İsmi bilinmeyen her insana Abdullah (Tanrı kulu) diye hitap edilir. Genellikle kabre konan cenazeye telkin verilirken, “Ya Abdullah, ya emete'llah,” denir.

16
Sözlük

Âsitâne

Bir tarikatın pîr makamını veya merkez dergâhını ifade eden terimdir. Büyük ve tam teşkilatlı bazı tekkeler için de kullanılır. Her kaynakta aynı idarî dereceyi göstermez. Âsitâne, zâviye ve tekke adları dönem, yol ve coğrafya bağlamında değerlendirilmelidir.

17
Sözlük

Adl

Adalet, denge. tas. Kendisi aracılığıyla göğün ve yerin yaratıldığı hak, yaratma vasıtası olan hak, (el-hakku'l-mahlüku bih). “O, semalarla yeri, ancak hak ile yarattı” (Zümer Suresi, 5) Sehl Tüsteri burada geçen hakka ad, Ibn Berrecan ise el-hakkü'l-mahluku bihi adını vermiştir (i1s ve İFM, 11:60)

18
Sözlük

Ahadiyetü'l-cem

Cem ahadiyeti, toplama tekliği. tas. Sıfat ve isimlerin varlığı ve yokluğu (ispatı ve iskatı) söz konusu olmaksızın zatı zat olarak dikkate alma mertebesi. Ahadiyet mertebesinde sıfatlar ve isimler iskat edilir ve dikkate alınmaz; burada ise iskat edilmez, yok sayılmaz, fakat ispat da edilmez, var sayılmaz. Varsayılan ve göreceli olarak ispatla iskat bir arada bulundugu için, başka bir ifadeyle sıfatlar ve isimler hem var, hem yok veya ne var ne de yok sayıldığı için bu mertebeye cem ahadiyeti, yani ‘ahadiyetle vahadiyeti kendisinde toplayan” denilmiştir. Burada nispetler, izafetler ve itibarat söz konusudur, yani sıfatların ve isimlerin varlığı ve yokluğu izafi ve itibaridir. Ahadiyetü'l-kesret (5 حد ية | لكثر 1) Çokluk tekliği. tas. Nispi ve itibari olarak kendisinde çokluğun düşünüldüğü mertebe; cem makamı da denir (kr).

19
Sözlük

Ahit

Ahd. Söz verme, peyman, söz alma, taahhüt etme, üstlenme. tas, a Misak, peyman, emanet, bezm-i ezel'de ve kâlübelâ'da insanların Allah'ı Rab tanıyacakları ve kendilerini onun merbübu (kul) bileceklerine dair verdikleri SÖZ, yaptıkları muahede (A'raf Suresi, 172); ilk ve genel ahit veya ilâhî ahit budur (sm 830). b Şeyhin bir talibi müritliğe aldığına, talibin ise onun müridi ve müntesibi olacağına dair karşılıklı olarak verdikleri söz. Bu ahitle şeyh ile mürit arasında bir bağ (irtibat, rabıta), bir bağlantı (nispet) oluşur. Bu nispet aynen baba ile evlat arasındaki soy birliğine benzediğinden mürit şeyhi baba bilir, onu baba gibi sayar. Şeyh de müridi manevi evladı bilir, onu çocuğu gibi sever. Söz konusu nispet korunduğu sürece şeyh şeyhtir. Mürit de mürittir. Kâmil mürşit huzurunda verilen aht ve ikrar elest bezmi'nde verilen ahd ve misakı tasdik ve tecditten ibarettir. Bkz. Akit, Biat, İkrar vermek, Yâr ile ahdeyledim gâh dağılıp gâh cem olam Tâ ezel budur anınla ahd ü peymanim benim Niyazi Mısri

20
Sözlük

Akabe

Yokuş, engel, sarp yerlerden geçen daracık ve tehlikeli yol, barikat. tas, Hakk’a giden yolda karşılaşılan zorluklar ve aşılması gereken engeller. İbrahim Ethem, salihlerin derecesine ulaşmak için şu altı engeli aşmanın şart olduğunu belirtmiştir: refah kapısını kapat, sıkıntı kapısını aç; izzet kapısını kapat, zillet kapısını aç; gevşeklik kapısını kapat, gayret kapısını aç; uyku kapısını kapat, uykusuz kalma kapısını aç; zenginlik kapısını kapat, fakirlik kapısını aç; uzun ömür sürme emeli kapısını kapat, derhal ölüme hazırlanma kapısını aç. Diğer süfilerin de kendilerine göre söz konusu ettikleri akabeler vardır.

21
Sözlük

Asuman-ı gayb

سيان غيب) 1) Gayb seması. tas. İlâhî tecelli ve nurlar (SP). Âşık i. ves. ar. (5 e) ¢. Uşşak, Âşıkin. r. Tutkun, düşkün, vurgun; haddinden çok fazla ve aşırı derecede seven. 2. tas. Allah Teala'yı son derece ve azami mertebede seven. Hak âşığı; örn. Ibn Fariz, Sultanü'l-âşıkin'dir. Ey âşıklar ey âşıklar aşk mezheb u dindir bana Gördü gözüm dost yüzünü yas kamu düğündür bana Yünus Aşikâr— Aşikâre 5. fars, (6) S8 1—, 164) Bkz. Zahir. Aşina—Aşinai s., i. fars. خنا-[ شناى') Dır. Tanış-tanışıklık, dost-dostluk. 2. tas, a Benliğinden uzaklaşarak, nefsine bigâne (ve el) olarak Hakk'a yaklaşan sâlikin Onunla tanışması, O'nun tanışı (aşinası) olması, O'nunla üns halinde bulunması. b Sâlikin rububiyet-ubüdiyet, yaratıcılık-yaratılmışlık ilişkisindeki sır ve hikmetlere vâkıf (aşina) olması, ilahi esrarla tanışması. Bu durumdaki sâlike agâh, vâkıf ve aşina denir (TK Ir:rrşr). Aşina olmayanlara da bigâne berrâni, yabancı ve el denir. c Aynı tarikate bağlı iki kişinin birbiriyle can arkadaşı (yoldaş) olmaları. Aşk olsun Kat eyle âşinâlığım ondan ki gayrdir Ancak öz âşindların et âşinâ bana Fuzüli Âşinâya âşina, bigdneye bigâneyiz Alem-i fanide resm-i rindegânı böyledir Cevri

22
Sözlük

Aşk

Sevginin insanın bütün varlığını kuşatan en ileri derecesi. Tasavvuf dilinde aşk, sâliki benlik iddiasından çıkarıp sevgilinin iradesine yönelten güçlü muhabbeti; varlığın yaratılışındaki sevgi sırrını ve Hakk’a kavuşma arzusunu anlatır. Sevginin dereceleri Klasik kaynaklar sevginin hâllerini tek bir değişmez sıraya bağlamaz. Bununla birlikte şu kavramlar sıkça birlikte anılır: Meveddet Sevgi sebebiyle kalbin özlem ve bağlılık içinde bulunması. Hevâ Gönlün sevgiliye yönelmesi; denetlenmediğinde nefsânî arzu anlamı da taşır. Hillet Sevginin kalbin bütün katlarına işlemesi ve dostluk. Muhabbet Kötü huylardan arınıp sevgiliye lâyık olma çabası. Şağaf Kalbin zarına kadar ulaşan yakıcı sevgi. Garâm Ayrılmayan, sürekli ve bağlayıcı sevgi. Heyâm Âşığı kendinden geçiren sevgi taşkınlığı. Valeh Sevgilinin güzelliği karşısında hayret ve vecd. Hakikî ve mecazî aşk Hakikî aşk Hakk’a yönelen sevgidir. Mecazî aşk yaratılmış güzelliğe duyulan sevgiyi ifade eder. Sûfîler mecazî sevginin insanı hakikate taşıyabileceğini söylemekle birlikte, kişiyi bağımlılık, zulüm veya sorumsuzluğa götüren her tutkuyu mânevî aşk saymaz. Aşkın ateş, şarap, deniz ve delilik mecazlarıyla anlatılması onun dönüştürücü kuvvetini ifade eder. Ateş benliği yakar; şarap sıradan idrakin sınırlarını aşan vecdi; deniz ise sevginin kuşatıcılığını temsil eder. Bu ifadeler çoğunlukla şiirsel ve semboliktir. Aşk ve kulluk Tasavvufta aşk şeriatın ve ahlâkın yerine geçen sınırsız bir taşkınlık değildir. Sevginin doğruluğu sadakat, merhamet, hizmet, edep ve kul hakkına riayetle ölçülür. Âşık sevdiğini iddia etmekten çok, sevgisinin gerektirdiği güzel huyları taşımaya çalışır. Şeriat tarikat yoldur varana Hakikat mârifet andan içeru Mevlevî kullanım “Aşk olsun” Mevlevî çevrelerinde selâm, dua ve mânevî gayret temennisidir. Muhatap “Aşkın cemâl olsun”, ardından “Cemâlin nûr olsun” ve “Nûrun alâ nûr olsun” gibi karşılıklar verebilir. Buradaki aşk, kişisel romantik duygudan ziyade Hakk’a yöneliş ve hizmet neşesidir. Okuma notu Sevgi mertebelerinin adları ve sırası kaynaklara göre değişir. Madde bu farklı tasnifleri tek ve zorunlu bir psikoloji şeması gibi sunmaz.

23
Sözlük

Ayna

İnsan-ı kâmilin kalbi. Allah'ın zat, sıfat, isim ve fiillerine mazhar ve tecelligâh olması itibariyle genel anlamda insana, özel anlamda kâmil insana ayna (ayine, mir'at) ve mir'ât-ı Hak, ayine-i Rahman denir; çünkü Allah, diğer varlıklardan çok insanda tecelli eder, en mükemmel olarak da kâmil (olgun, yetkin) insanda tecelli eder. Hakk’a nazaran bütün kâinat ayna mesabesindedir. Ancak bu aynanın cilası insandır (Âdem). Şayet âlem insan cilasıyla cilalanmamış olsaydı, orada Hak bu kadar mükemmel tecelli etmezdi (iFH 48, AT 10, 20). Allah üstünlük derecelerine göre velilerde, nebilerde, resullerde daha açık ve daha mükemmel tecelli eder; fakat en mükemmel ve en göz kamaştırıcı ve şaşalı biçimde Hz, Muhammed'de tecelli ve zuhur eder: Zâtıma mir'at edindim zâtını Bile yazdım adım ile adını 5. Çelebi Ayinedir âlem, her şey Hak ile kâim Mir'at-ı Muhammed'den Hak'tır görünen dâim Lâedri 2. “Mümin müminin aynasıdır” (AK 11:294; ), yani ondaki hata ve eksikleri görerek hem onu, hem kendini kusurlardan arındırır. Ondaki iyi şeyleri görerek bunları örnek alır. Bu anlamda şeyh müridin; mürit şeyhin aynısıdır. İlâhî kemal önce Hak'tan pire, sonra pirden müridine yansır. Müminin kalbi ayna gibi olduğundan bu ayna ne kadar iyi cilalanırsa, yani kalp ne kadar temizlenir ve saflaştırılırsa oraya ilâhî feyz ve inayet, o nispette fazla akar. Bkz. Ayine-i cemal, ayine-i hüsn, Ayine-i dil, Ayine-i vücut. Çelebi Ayinedir âlem, her şey Hak ile kâim Mir'at-ı Muhammed'den Hak'tır görünen dâim Lâedri 2. “Mümin müminin aynasıdır” (AK 11:294; ), yani ondaki hata ve eksikleri görerek hem onu, hem kendini kusurlardan arındırır. Ondaki iyi şeyleri görerek bunları örnek alır. Bu anlamda şeyh müridin; mürit şeyhin aynısıdır. İlâhî kemal önce Hak'tan pire, sonra pirden müridine yansır. Müminin kalbi ayna gibi olduğundan bu ayna ne kadar iyi cilalanırsa, yani kalp ne kadar temizlenir ve saflaştırılırsa oraya ilâhî feyz ve inayet, o nispette fazla akar. Bkz. Ayine-i cemal, ayine-i hüsn, Ayine-i dil, Ayine-i vücut.

24
Sözlük

Basiret

Öngörü, sağgörü, gaflete düşmeden ve duygulara kapılmadan ileriyi ve gerçekleri isabetli olarak görme yeteneği. 2. tas. Kutsiyet nuruyla aydınlanmış kalbin bir gücüdür ve onun sayesinde nesnelerin hakikati ve içyüzü görülür. Nefse göre nesnelerin şekillerini ve dışyüzünü gören göz ne ise, kalbe göre basiret de odur. Hükema buna kutsi kuvvet adını verir (KT). Mustagni-i irşâd erbab-ı basiret Sükkân-ı Harem neyler imiş kıble nümâyi Vehbi | Bi-basiret olmaz müdrik-i feyz-i didâr Herkese nar görünmez cebel-i Musâ'da Rahmi Bast—Kabz (بسط - قض) 1. Keyifli tutuk veya açılma — sıkılma halleri, 2. tas. Ümit ve korku (recâ—havf hallerinden sonra, neşe ve endişe (üns-heybet) hallerinden önce gelen iki tasavvufi hal. Havf ve recâ mübtedilerin, bast ve kabz ariflerin ees Batin MDR rp ami ZE SONE halidir. Bastı da kabzı da veren Allah'ur. O bâsıt ve kâbızdır. Kul ise münbâsıt ve münkâbız yani bast veya kabz halindedir. Kabz halindeki kul tutuk ve zihnen kısır bir haldedir. Aklına ve gönlüne bir şey gelmez, bildiklerini de unutur. Bast halinde ise gönlü şen, zihni açıktır. Arifler çoğu zaman zahiren bast halindeymiş gibi görünürler, ama batmen kabz halinde olurlar (sz, 419, KR, 33). Keyifli tutuk veya açılma — sıkılma halleri, 2. tas. Ümit ve korku (recâ—havf hallerinden sonra, neşe ve endişe (üns-heybet) hallerinden önce gelen iki tasavvufi hal. Havf ve recâ mübtedilerin, bast ve kabz ariflerin ees Batin MDR rp ami ZE SONE halidir. Bastı da kabzı da veren Allah'ur. O bâsıt ve kâbızdır. Kul ise münbâsıt ve münkâbız yani bast veya kabz halindedir. Kabz halindeki kul tutuk ve zihnen kısır bir haldedir. Aklına ve gönlüne bir şey gelmez, bildiklerini de unutur. Bast halinde ise gönlü şen, zihni açıktır. Arifler çoğu zaman zahiren bast halindeymiş gibi görünürler, ama batmen kabz halinde olurlar (sz, 419, KR, 33).

25
Mekân

Basra

Basra · Irak · Hz. Ali'nin halife olmasının ardından ailesiyle geldiği ve ömrünü geçirdiği şehir; iki sefer dışında hayatını burada vaaz ve ibadetle geçirdi ve Receb 110'da (Ekim 728) burada vefat etti. “Basra halkının şeyhi, Basralılar'ın imamı” unvanları buradandır.

26
Mekân

Mantıcı Camii

Bursa · Türkiye · İsmâil Belîğ'in elli yıla yakın bir süre imamlık yaptığı cami; kendisinden önce ailesinden iki kişi de burada imamlık yapmıştır. İlişkili kişi dosyası Bursalı İsmâil Belîğ : Bursalı İsmâil Belîğ (1079/1668-69–22 Ramazan 1142/10 Nisan 1730), yaklaşık elli yıl imamlık yapan; Güldeste-i Riyâz-ı İrfân ile Bursa’nın şeyh, âlim, şair, sanatkâr ve şehir kurumlarını biyografik bir hafızada birleştiren tarihçi, tezkireci, şair ve nâsirdir.

27
Mekân

Ashâb-ı Kehf köyü

Kahramanmaraş · Türkiye · Receb 922 (Ağustos 1516) tarihinde bu köyde doğdu; ilk tahsilini de o diyarın ulemâsından aldı. İlişkili kişi dosyası Muîdzâde Mehmed b. Abdülaziz : Muîdzâde Mehmed b. Abdülaziz (1516-1576), Elbistan'ın Ashab-ı Kehf köyünde doğmuş; Şam müftülüğüne ve Kudüs kadılığına tayin edilmiş bir Osmanlı âlimidir.

28
Mekân

Yenikapı Mevlevîhânesi

İstanbul · Türkiye · Kâtip Muhammed Efendi'nin 1006/(1597-98) içinde tesis ettiği ve güşâd resmini Receb'in gurresine denk gelen Pazartesi günü (7 Şubat 1598) icra ettiği mevlevîhâne. Sefîne, Vassâf'ın bu bilgileri Muhammed Ziyâ Bey'in aynı adlı eserinden aldığını belirtir. Koordinat semt düzeyinde yaklaşıktır.

29
Mekân

Hasîrîzâde Dergâhı

İstanbul · Türkiye · İstanbul’daki en meşhur Sa‘dî dergâhlarından biri olan bu tekkenin son şeyhidir. 1880’den 1925’e kadar burada şeyhlik yapmış, Mesnevî, şemail, hadis ve dinî ilimleri okutmuş; II. Abdülhamid’in iradesiyle 1887’de yeniden inşa edilen binaların mimarlığını da kendisi üstlenmiştir.

30
Mekân

Nûreddin Cerrâhî Âsitânesi

Karagümrük, İstanbul · Türkiye · Cerrâhiyye'nin merkez tekkesi; 6 Receb 1115'te (15 Kasım 1703) III. Ahmed tarafından açtırılmıştır. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Süleyman Veliyyüddin Efendi : Süleyman Veliyyüddin Efendi (1673–1745), Köstendilli Ali Efendi’ye intisap edip Nûreddin Cerrâhî tarafından yetiştirilen; 1721’den itibaren yirmi beş yıl Cerrâhî Âsitânesi postunda hizmet eden şeyhtir.

31
Mekân

Kâzımeyn Türbesi

Bağdat · Irak · Bağdat'ın kuzeybatısındaki Mekābirukureyş'in Bâbüttibn mahallinde medfundur. Torunu Muhammed et-Takī de buraya gömülmüş, türbe Şah İsmâil tarafından genişletilip Kanûnî Sultan Süleyman zamanında tamamlanmıştır.

32
Mekân

Edirne Mevlevîhânesi (Murâdiye Mevlevîhânesi)

Edirne · Türkiye · 1081'de (1670) şeyhliğine tayin edildiği, dört yıl postnişinlik yaptığı ve tamir ettirdiği tekke. Tamir vesilesiyle şair Nazîm bir tarih söylemiş, vefatı üzerine yerine öğrencisi Enîs Receb Dede şeyh olmuştur.

33
Mekân

Kövenk (Köğenk)

Selefi Hacı Ömer Hüdâyî Baba’nın nisbesini aldığı ve kendisinin postta bulunduğu yer. Halifesi Hacı Mustafa Hayri Baba, icazetini aldığı karşılaşmayı anlatırken "Kövenk’e geldiğimizde, o vakitte Hacı Muhammed Baba vardı" der. Kaynakta yerin idarî bağlılığı belirtilmediği için şehir alanı boş bırakılmıştır.

34
Mekân

Bâbülerec Medresesi

Bağdat · Irak · Bağdat'ta Bâbülerec'deki medresesi. Kaynakta "hocası Ebû Saîd'in kendisine tahsis ettiği Bâbülerec'deki medrese" diye anılır: fıkıh talebesi Abdülkādir-i Geylânî burada hadis, tefsir, kıraat, fıkıh ve nahiv okutmuş ve vaaz vermeye başlamıştır.

35
Mekân

Vurno

Wurno · Nijerya · 25 Receb 1253'te (25 Ekim 1837) vefat edip defnedildiği şehir. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Muhammed Bello : Muhammed Bello (1781–1837), Osman b. Fûdî’nin oğlu; Sokoto Halifeliği’ni 1817–1837 arasında yöneten, eğitim ve kurum ağını geliştiren ve 162 eseri tesbit edilen Kādirî âlim-devlet adamıdır.

36
Mekân

Nûreddin Cerrâhî Tekkesi (Âsitâne)

Karagümrük, İstanbul · Türkiye · III. Ahmed'in emriyle Canfedâ Hatun Camii'nin yanındaki konak yıktırılarak arsası üzerine kurulan ve 6 Receb 1115'te (15 Kasım 1703) törenle açılan tekke. On sekiz yıl burada irşad etmiş, 1133/1721'de vefat edince buraya defnedilmiştir; Cerrâhiyye'nin âsitânesi ve pîr makamıdır. Konum yaklaşıktır.

37
Makale

Bahâeddin Nakşibend: Hayatı, Yolu ve Kaynakları

Bahâeddin Nakşibend'in hayatını, Hâcegân geleneği içindeki yerini ve öğretisinin ana kavramlarını üç farklı nitelikteki kaynağı birbirine karıştırmadan ele alan kaynaklı giriş.

38
Makale

Yûnus Emre Dîvânı Nasıl Okunmalı?

Dîvân'ın tek bir el yazmasından değil, farklı yüzyıllara ait nüshaların karşılaştırılmasından doğduğunu açıklayan okuma kılavuzu.

39
Makale

Tasavvuf Tarihinin Üç Dönemi

Tasavvuf tarihini zühd, tasavvuf ve tarikat dönemleri üzerinden okuyan; dönemlerin birbirinden kesin duvarlarla ayrılmadığını hatırlatan giriş metni.

40
Makale

Hasan-ı Basrî'nin Zühd ve Hüzün Anlayışı

Dünyayı terk etmekten kalbi korumaya. Tezin bütün ilgili bölümleri karşılaştırılarak hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

41
Makale

Ecvibe-i Mutasavvıfâne: Bir Dervişin Soruları

Banyalukalı Musâfî'nin Celvetî yoluna dair soruları ve Hüdâyî'nin cevapları. Ecvibe ve karşılaştırmalı makaleden hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

42
Makale

Esmâ-i Seb'a ve Etvâr-ı Seb'a

Yedi isim, nefis mertebeleri ve seyrüsülûk. Tez ve çevrilen yazma metin karşılaştırılarak hazırlanmış editoryal inceleme.

43
Makale

Mevlevî Kıyafetlerini Nasıl Okumalı?

Görev, eğitim, dönem ve sembolik yorum. Metin ve görsel kaynaklar birlikte değerlendirilerek hazırlanmış editoryal inceleme.

44
Makale

Cerrâhîlikte Evrâd, Tâc ve Hırka

Sabah-akşam evrâdı ve aidiyet işaretleri. Envâr ve Tabakāt metninin ilgili bölümlerinden hazırlanmış kaynaklı inceleme.

45
Makale

Mevlevî Âyin-i Şerifinin Mûsiki Mimarisi

Mevlevî mukabelesinin tam akışı; icracıları, mekân düzeni, makam ve usûl örgüsü, dört selâmı, terennümleri, sembolik yorumları ve sahne icrasından farklarıyla birlikte.

46
Makale

Mevleviyye'nin Kuruluşu ve Kurumsallaşması

Mevlânâ çevresinden Konya merkezli tarikat teşkilatına. Klasik erkân, tarihî veri ve gelenek içi sembolik yorum birbirinden ayrılarak hazırlanmıştır.

47
Makale

Kübreviyye Silsile Varyantları

Ammâr-ı Yâsir, İsmâil el-Kasrî ve Ehl-i beyt hatlarını birbirine karıştırmadan okumak. Kaynaklar arasındaki farklar ve gelenek içi anlatıların derecesi korunarak hazırlanmıştır.

48
Makale

Kübreviyye'nin Başlıca Halifeleri ve Kolları

Hârizm'den Buhara, Horasan, İran ve Keşmir'e yayılan irşad ağı. Kaynaklar arasındaki farklar ve gelenek içi anlatıların derecesi korunarak hazırlanmıştır.

49
Eser

SÛFİLERİN İLİMLERİNİN KAYNAĞI

Avârifü’l-Maârif · 1. bölüm · Mürşidimiz, Şeyhu’l-İslâm Ebu’n-Necîb Abdulkâhir es-Sühreverdî, hicrî 560, milâdî 1165 senesinin Şevval ayında, bize, imlâ yoluyla (bizzat yazdırarak) şunu rivâyet etti: Ebû Mûsâ e

50
Eser

SÛFİLERİN HAK SÖZÜ GÜZELCE ANLAMALARI

Avârifü’l-Maârif · 2. bölüm · Şeyhimiz Şeyhülislam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî, bize, Zeyd b. Sâbit yoluyla gelen bir hadis-i şerifte, Rasûlullah (a.s) Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletti: “Bizden bir hadis iş

51
Eser

Sayfalar 1–9

Muzaffer Ozak Külliyatı · ELHAC MUZAFFER OZAK İRSAD 1.cilt Salâh Bilici Kitabevi Ali Bilici Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Iş Hanı Giriş KatNo: 24 Vezneciler /ISTANBUL Tel-Fax (0212) 512 87 44 SALÂH BİLİCİ KITA

52
Eser

Sayfalar 4–12

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALAH BILICI KITABEVI YAYINLARI - No: 41 5846 Sayılı Kanun gereğince Te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: GÜYRAY, Baskı: ÜÇLER Matbaası İSTANBUL — 1

53
Eser

Sayfalar 1–8

Muzaffer Ozak Külliyatı · eSSz ELHAC MUZAFFER OZAK İR$ÂD 152 0 3.cilt Salâh Bilici Kitabevi Ali Bilici Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Iş Hanı Giriş KatNo: 24 Vezneciler /ISTANBUL Tel-Fax (0212) 512 87 44 SALAH

54
Eser

Sayfalar 1–10

Muzaffer Ozak Külliyatı · Elhac Muzaffer OZAK colli ZİYNET-UL-KULÜB KALPLERİN ZİYNETİ] Aşık sohbetleri ve evradı şerifeler AYRICA ASKÎ DİVANI SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ Ali BİLİCİ Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Işha

55
Eser

Sayfalar 4–13

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 43 5846 Sayılı Kan un gereğince telif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ÖZTÜRK Matbaası Ist

56
Eser

Sayfalar 3–12

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 42 5846 Sayılı Kanun gereğince te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ARBEN Matbaası Ista

57
Eser

Sayfalar 2–9

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BILICI KITABEVİ YAYINLARI: 18 ONBİRINCİ DERS MUNDERECAT: Süre-i Kevserin tefsiri, Hazretl Fatime'nin ahlrete Intikali, Hz. Ibrahim'in Hz. Ismalll Allah yolunda kurban etmesi,

58
Eser

Sayfalar 13–18

Muzaffer Ozak Külliyatı · kullar! Ey bu imanları sebebiyle ebedi saadete erenler, selâmet yoluna girenler Hakka varanlar, daha bu âlemde iken cennete girenler ve cennet güllerinden derenler, cemal-i Hakkı g

59
Eser

Sayfalar 10–17

Muzaffer Ozak Külliyatı · (YÂ RAHMANÜ ism-i celilini, her farz namazdan sonra 100 kerre okuyan kimseler, gaflet ve unutkanlıktan ve gönül darlığından emin olurlar.) Er Rahiymü Celle Celâluhu Pek ziyade merh

60
Eser

Sayfalar 10–15

Muzaffer Ozak Külliyatı · katre, güneşlerden bir zerre olarak Allahın bize ihsanı kadar anlatabilecegiz. Zira, kelimatullahı; denizler mürekkep, agaçlar kalem, yerler ve gökler kâğıt ve defter, insan ve mel