HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Adının doğru okunuşu
Kaynakta şahsın adı “el-Mevlâ Şeyhî” ve ayırt edici lakabı “A‘rec Şeyhî Çelebi” şeklindedir. Dolayısıyla kayıt “Areç şeyhi olan Çelebi” anlamına gelmez. “Şeyhî” onun adı veya tanındığı isim, “a‘rec” ise yürüme güçlüğünü belirten tarihî lakaptır. Atâyî ayrıca halk arasında “Aksak Şeyhî” diye tanındığını söyler. Günümüzde aşağılayıcı bir niteleme gibi tekrarlanmaması için bu lakap yalnız tarihî kimliği ayırt eden bağlamda kullanılmıştır.
Tosya’dan İstanbul ilim çevresine
Tosya’da doğdu ve tahsilini ilerletmek amacıyla İstanbul’a geldi. Kaynak onu çok sayıda ilim dalında kendisini yetiştirmiş, döneminin seçkin âlimlerinden biri olarak tanıtır. Doğum tarihi ve ailesinin Tosya’daki durumu hakkında ayrıntı verilmez.
Celâlzâde Sâlih Efendi’nin yanında
Celâlzâde Sâlih Efendi’nin ders çevresinde muîdlik yaptı. Muîd, müderrisin derslerini öğrencilere tekrar eden ve eğitim düzenine yardımcı olan görevliydi. Şeyhî Çelebi burada yalnız ders takip etmedi; öğretim pratiği kazandı ve Celâlzâde’den mülâzemet alarak Osmanlı ilmiyye mesleğine girdi.
Nişancı Mehmed Paşa hanesiyle bağı
Daha sonra Nişancı Mehmed Paşa’nın hizmet çevresine katıldı ve paşanın kız kardeşiyle evlendi. Atâyî bu evliliğin ona itibar ve güçlü bir himaye çevresi kazandırdığını belirtir. Kaynakta paşanın kimliğini kesinleştirecek ek bir künye bulunmadığından, bu bağ belirli bir Mehmed Paşa biyografisine tahminle bağlanmamıştır.
Medrese görevleri
Çeşitli medreselerde ders verdi. Kırk akçeli bir medreseden ayrılmış durumdayken elli akçe ile Bursa’daki Mollâ Yegân Medresesi’ne tayin edildi. Akçe miktarı şahsî servetini değil, medresenin ilmiyye hiyerarşisindeki derecesini ve müderrislik gündeliğini gösterir. Bu tayin onun bilinen son ve en belirgin görev halkasıdır.
İlmî şahsiyeti ve eserleri
Kaynak, bazı ilimlerde özellikle tanındığını; bilgi, zarafet ve nüktedanlığı bir arada taşıdığını kaydeder. Sadrüşşerîa’nın fıkıh metnindeki Kitâbü’l-Gasb, yani haksız biçimde ele geçirilen mala ilişkin bölüm üzerine bir risale yazdı. Ayrıca ilmî çevrede kabul gördüğü belirtilen başka makaleleri vardı. Bu çalışmaların yazma nüshaları kesin biçimde tespit edilmeden müstakil eser sayfası açılmamıştır.
Vefatı ve Mollâ Yegân’daki halefi
971/1563-64 yılında vefat etti. Bursa Mollâ Yegân Medresesi’ndeki görevi ölümünden sonra İmamzâde Ahmed Efendi’ye verildi. Kaynak mezar yeri hakkında bilgi vermez. “Şeyhî” adından hareketle ona tasavvuf şeyhliği veya belirli bir tarikat intisabı nispet etmek de mümkün değildir; tarihî kayıtta esas kimliği müderris ve risale müellifidir.