Ara
Menü

Bursalı İsmâil Belîğ

Bursalı İsmâil Belîğ (1079/1668-69–22 Ramazan 1142/10 Nisan 1730), yaklaşık elli yıl imamlık yapan; Güldeste-i Riyâz-ı İrfân ile Bursa’nın şeyh, âlim, şair, sanatkâr ve şehir kurumlarını biyografik bir hafızada birleştiren tarihçi, tezkireci, şair ve nâsirdir.

Doğum
1668
Vefat
1730
Unvan
Bursa tarihçisi, tezkireci, şair ve Güldeste-i Riyâz-ı İrfân müellifi
Temalar
Bursa tarihi, vefeyâtnâme, tezkire, biyografi, şehir hafızası, şiir, hadis tercümesi, imaret, vakıf, Mantıcı Camii

Kimliği, ailesi ve doğumu

Bursalı İsmâil Belîğ, XVIII. yüzyıl Osmanlı edebiyatının şair, nâsir, tezkireci ve şehir tarihçilerindendir. Asıl adı Seyyid İsmâil’dir. 1079/1668-69’da Bursa’da doğdu. Doğum mahallesi için kaynaklarda Mantıcı ve Nalbant mahalleleri zikredilir; kesin biçimde tercih edilebilecek bir kayıt yoktur.

Babası, “Şâhin Emîrzâde” lakabıyla tanınan Seyyid İbrâhim Efendi’dir. Dedesinin adı Mehmed Şâhin Efendi’dir. Baba ve dede Bursa’daki Mantıcı Camii’nde imamlık yapmıştı. Ailenin lakabı sebebiyle İsmâil Belîğ de “Şâhin Emîr Ağazâde” ve “Şâhinzâde” adlarıyla anıldı. Kaynaklarda “emîr” unvanının aileye hangi sebeple verildiği açıklanmaz.

Tahsili ve dil birikimi

Belîğ, Bursa’nın âlimlerinden düzenli bir tahsil gördü. Arapça ve Farsça bilgisinin kuvvetli olduğu, şiir ve nesir yanında tarih, biyografi, hadis tercümesi ve fıkıh-edebiyat mecmuası hazırlayabilecek bir ilmî birikime ulaştığı kaynaklarda özellikle belirtilir.

Hayatının büyük kısmı Bursa’da geçti. İlmiye teşkilatının yüksek kadılık veya müderrislik basamaklarına çıkmadı; buna karşılık cami, mahkeme, vakıf ve imaret görevleri sayesinde şehrin dinî, idarî ve kültürel çevrelerini içeriden tanıdı. Güldeste’deki gözlem zenginliğinin arkasında bu uzun şehir tecrübesi vardır.

Mantıcı Camii imamlığı

Dedesi ve babasının ardından Bursa Mantıcı Camii imamlığına getirildi. Yaklaşık elli yıl sürdürdüğü bu görev, biyografisinin en devamlı hizmetidir. İmamlık yalnız ibadet hizmeti değil, mahalle sakinleriyle, ilim ve vakıf çevreleriyle kesintisiz ilişki kurduğu toplumsal bir merkez oluşturdu.

Bazı kaynaklar onu mûsikişinas ve zâkirbaşı olarak da anar. Ancak bu kayıtların ayrıntıları açık değildir; bu sebeple zâkirbaşılık, belirli bir tarikat silsilesi veya dergâh göreviyle ilişkilendirilmemelidir.

Tokat nâibliği ve Sergüzeştnâme

1114/1702’de kısa süreliğine Tokat mahkemesi nâibliğine tayin edildi. Bursa’dan İstanbul’a, oradan deniz yoluyla Ünye’ye ve kara yoluyla Tokat’a uzanan zahmetli yolculuğu; görev sırasında yaşadığı sıkıntıları ve azledilişini Sergüzeştnâme-i Fakîr be-Azîmet-i Tokat adlı 149 beyitlik mesnevisinde anlattı.

Bu eser resmî bir memuriyet kaydını kişisel tecrübeyle birleştirir. Yolculuk şartları, taşra mahkemesi, geçim endişesi ve azil tecrübesi Belîğ’in kendi sesiyle aktarılır. Bu yönüyle eser hem manzum özyaşam anlatısı hem de Osmanlı ulaşım ve memuriyet tarihine dair bir tanıklıktır.

Vakıf, mahkeme ve imaret görevleri

Görev süreleri kesin biçimde belirlenememekle birlikte Evkāf-ı Haremeyn-i Şerîfeyn Mahkemesi’nde müfettiş kâtipliği yaptı. Emir Sultan İmareti ile Yeşil İmaret’te kâtiplik, bir dönem galle nâibliği ve her iki kurumda imaret şeyhliği görevlerinde bulundu.

Buradaki “imaret şeyhi” unvanı, imaretin idare ve hizmet düzeni içindeki vazifeyi ifade eder; tek başına bir tarikat şeyhliği veya irşad makamı değildir. Belîğ’in sûfî biyografilerine ilgisi ve dinî eserleri güçlüdür, fakat doğrulanmış bir tarikat hilâfeti bulunmamaktadır.

Güldeste-i Riyâz-ı İrfân

Tam adı Güldeste-i Riyâz-ı İrfân ve Vefeyât-ı Dânişverân-ı Nâdiredân olan eser, Bursa’da yaşamış veya şehirde defnedilmiş seçkin şahsiyetlerin biyografilerini bir araya getiren temel vefeyâtnâmedir. Belîğ eseri 1133/1721’de yazmaya başladı ve kendi kaydına göre 4 Safer 1135’te, 14 Kasım 1722’de tamamladı.

Baldırzâde Mehmed Efendi’nin Ravza-i Evliyâ adlı eserini temel almakla birlikte onu yalnız kopyalamadı. Önceki kaynakların hatalarını düzeltti, yeni şahsiyetler ekledi ve kapsamı kendi devrine taşıdı. Müsveddesinde eserin ilk adı Güldeste-i Riyâz-ı Erbâb-ı Kemâl-i Burûsa iken daha sonra bugünkü adına dönüştürüldü.

Güldeste’nin tertibi ve tarih değeri

Eser bir mukaddime ile “gülbün” adı verilen beş ana bölümden meydana gelir. İlk bölümde padişahlar, şehzadeler ve vezirler; ikinci bölümde şeyhler ve vaizler; üçüncüde âlimler; dördüncüde şairler; beşincide sanatkârlar ve çeşitli hüner sahipleri ele alınır. Son bölümün zanaat ve hüner erbabına ayrılması, klasik tabakat kitaplarının çoğunda görülmeyen önemli bir yeniliktir.

Belîğ, kabir yerlerini, meslekleri, eserleri, şehir içindeki kurumları ve şahsiyetler arasındaki bağları birlikte kaydetti. Böylece eser yalnız bir “meşhurlar listesi” değil, Bursa’nın tekke, türbe, medrese, cami, vakıf, edebiyat ve gündelik hayat hafızasını birbirine bağlayan bir şehir arşivi niteliği kazandı. Eşrefzâde Ahmed Ziyâeddin’in Gülzâr-ı Sulehâsı başta olmak üzere esere çeşitli zeyiller yazıldı.

Nuhbetü’l-Âsâr ve şairler tezkiresi

Nuhbetü’l-Âsâr li-Zeyli Zübdeti’l-Eş‘âr, Kafzâde Fâizî’nin Zübdetü’l-eş‘ârına zeyil olarak hazırlandı ve 1139/1726’da tamamlandı. Fâizî’nin bıraktığı 1030/1620-21 yılından kendi devrine kadar yetişen 414 şairi ele alır.

Bu eserde biyografiler çoğunlukla kısa tutulmuş, şiir örnekleri ön plana çıkarılmıştır. Bilinen müellif hattı nüshasının bulunması, metnin Belîğ’in yazı ve tertip tercihlerini doğrudan izlemeyi mümkün kılar. Güldeste Bursa merkezli bir şehir vefeyâtnâmesi iken Nuhbetü’l-Âsâr daha geniş bir Osmanlı şairler haritası kurar.

Gül-i Sad-berg ve dinî öğreticilik

Gül-i Sad-berg, yüz hadisin manzum tercümesini içeren 182 beyitlik bir mesnevidir. 1134/1721-22’de kaleme alınmıştır. Besmele, Kur’an okuma, ilim tahsili, namaz, dua, istiğfar, salavat, akraba ziyareti, ölümden ibret alma ve güzel ahlâk gibi konuları işler.

Belîğ hadisleri yalnız çevirmekle kalmaz; beyitlerin içinde okuyucuya davranış ve ahlâk tavsiyesi de verir. Eserdeki hadislerin Hanîfzâde Tâhir Ahmed’in Âsâr-ı Nevinden seçildiği yolundaki eski bilgi araştırmalar tarafından düzeltilmiştir.

Şehrengîz-i Bursa ve mahallî gözlem

Şehrengîz-i Bursa, diğer adıyla Âyîne-i Hûbân, 1119/1707-08’de Bursa’nın Kite kazasında tamamlandı. 269 beyitlik eserde şehrin tanınmış yirmi güzeli sekizer beyitle tasvir edilir. Metin, şehrengiz türünün edebî kalıplarının yanında Bursa’nın mahallî hayatına ve esnaf çevrelerine dair izler taşır.

Belîğ’in daha önce de daha hacimli bir Bursa şehrengizi yazdığı eski kaynaklardan anlaşılır; ancak bu ilk eserin nüshası günümüze ulaşmamıştır. Mevcut metin onun şehir tarihçiliği ile şiirindeki mahallîleşme eğiliminin nasıl birleştiğini gösterir.

Diğer eserleri ve yanlış nispetler

Kaynaklar Belîğ’in mürettep bir Divanı bulunduğunu bildirir; fakat güvenilir bir nüshası bugün bilinmemektedir. Yedi na‘tını bir araya getirdiği Seb‘a-i Seyyârenin de müstakil nüshası ele geçmemiştir. Fıkıh, edebiyat ve biyografi notlarını içeren Genc-i Şâygân adlı bir mecmuası bulunduğu kaydedilir.

Sâkînâme-i Belîğ ona ait değildir; Yenişehirli Belîğ Mehmed Emîn Efendi’nin eseridir. Aynı şekilde Yenişehirli Belîğ’in bazı gazelleri geçmişte Bursalı İsmâil Belîğ’e mal edilmiştir. İki şairin ad ve mahlas benzerliği, şiir ve eser kayıtlarında dikkatle gözetilmelidir.

Şairliği ve nesir üslûbu

Belîğ’in şöhreti esas olarak biyografi ve şehir tarihi nesrinden gelir. Nesrinde sanatlı, yoğun ve zaman zaman külfetli bir dil kullanırken şiirleri daha açık ve akıcıdır. Aruzu başarıyla uygular; peygamber kıssaları, deyimler, atasözleri, ortak divan mazmunları ve Bursa’nın mahallî dili şiir dünyasının başlıca unsurlarıdır.

Şiirlerinde “Belîğ” mahlasını kullandı. Aynı mahlası taşıyan başka XVIII. yüzyıl şairleri bulunduğundan, ona ait şiirler müellif hattı Nuhbetü’l-Âsâr, güvenilir mecmualar ve çağdaş tezkire kayıtları üzerinden ayırt edilmelidir.

Vefatı, kabri ve Bursa hafızasındaki yeri

Şeyhî Mehmed Efendi, İsmâil Belîğ’in 22 Ramazan 1142’de, 10 Nisan 1730’da vefat ettiğini kaydeder. Süleyman Hâlis Efendi’nin “Tayr ola cennete Şâhin-zâdem” tarih mısraı da 1142 yılını verir. Kaynaklardaki 1140 ve 1143 kayıtlarına karşı bu tam tarih esas alınmalıdır.

Çatalfırın civarındaki Yeniyer Mezarlığı’na defnedildi. Mezarlığın daha sonra tamamen kaldırılması sebebiyle kabri ve mezar taşı bugün bilinmemektedir. Buna rağmen Güldeste, yüzlerce Bursalı şahsiyetin mezar ve hayat bilgisini koruyarak kendi müellifinin kaybolan kabrinden çok daha geniş bir şehir hafızasının yaşamasını sağlamıştır.

COĞRAFÎ HAFIZA10 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi10 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Eserleri ve metinleri

İlk 1 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Sergüzeştnâme-i Fakır be-Azîmet-i Tokat

1114'te (1702) nâiblik için davet edildiği Tokat'a giderken çektiği zahmetleri, memuriyet çilesini ve azledilişini anlattığı 149 beyitlik mesnevisidir.

Metni gösterMetni daralt

Belîğ'in kendi başından geçenleri anlattığı bu 149 beyitlik mesnevi 1114 (1702) tarihlidir. Eserde nâiblik için davet edildiği Tokat'a giderken çektiği zahmetler, memuriyet çilesi ve azledilişi anlatılmaktadır.

Bilinen tek nüshası Millet Kütüphanesi'ndedir (Ali Emîrî, nr. 665). Metin önce S. Nüzhet Ergun tarafından kısmen, daha sonra A. Abdülkadiroğlu tarafından bütünüyle neşredilmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Kavram dünyası

İlk 6 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Nesrinin külfetini şiirine taşımayan şair

Aruzu başarıyla kullanan Belîğ, nesirlerindeki ağdalı ve külfetli ifadeye şiirlerinde yer vermemiştir; bu durum divan şiirindeki mahallîleşme cereyanının bir sonucu olarak da değerlendirilir.

Metni gösterMetni daralt

Nesir sahasında kazandığı haklı şöhret kadar olmasa bile şiirde de takdirle anılacak bir üne sahip olan İsmâil Belîğ, aruz veznini oldukça başarılı bir şekilde kullanmış, buna karşılık nesirlerindeki ağdalı ve külfetli ifadeye şiirlerinde yer vermemiştir. Bu ayrım, divan şiirindeki mahallîleşme cereyanının bir sonucu olarak da değerlendirilebilmektedir.

Ancak şairliği hakkında daha isabetli bir hüküm verebilmek için esas alınması gereken divanı ile Seb'a-i Seyyâre ve Genc-i Şâygân adlı eserleri henüz ele geçmemiştir. Kendisinden bahseden eserlerin bir kısmında ayrıca mûsikişinas ve zâkirbaşı olduğu yolunda kayıtlar bulunmaktadır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Belîğ mahlaslı yedi şair arasında

XVIII. yüzyılda Belîğ mahlaslı dört, Belîğî mahlaslı üç şair daha bulunmakta; Seyyid İsmâil, Belîğ mahlasını ilk kullanan olup tezkire ve vefeyâtnâme türündeki eserleriyle diğerlerinden ayrılmaktadır.

Metni gösterMetni daralt

İsmâil Belîğ'den başka, hepsi XVIII. yüzyılda yaşamış Belîğ mahlaslı dört, Belîğî mahlaslı üç şair daha bulunmaktadır. Bunlardan Yenişehirli Belîğ'in (Mehmed Emin) şiirleri zaman zaman İsmâil Belîğ'in şiirleriyle karıştırılmıştır.

İsimleri ve eserleri sık sık birbirine karışan bu şairler arasında Seyyid İsmâil, Belîğ mahlasını ilk defa kullanmış olması ve tezkire ile vefeyâtnâme türündeki eserleri sebebiyle diğerlerinden ayrılmaktadır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Güldeste'nin beşinci bölümü: sanatkârlar ve hüner sahipleri

Eserin her bölümünde belirli zümrelerin biyografilerinin bir araya toplanması müellifin düzenli bir metoda sahip olduğunu gösterir; beşinci bölümü sanatkârlara ve çeşitli sınıftan hüner sahiplerine ayırmakla, tabakat kitaplarının çoğunlukla yer vermediği meslekleri kayda geçirmiştir.

Metni gösterMetni daralt

Güldeste-i Riyâz-ı İrfân'ın her bölümünde belirli zümrelerdeki kimselerin biyografilerinin bir araya toplanması, müellifin düzenli bir metoda sahip olduğunu göstermektedir. Bu tertibin en dikkat çekici sonucu, önemli bilgiler verdiği beşinci bölümün sanatkârlara ve çeşitli sınıftan hüner sahiplerine ayrılmış olmasıdır; böylece bu mesleklere çok defa yer vermeyen tabakat literatürünün dışına çıkılmıştır.

Eser, Bursa Ticaret Mahkemesi reisi Kasabzâde Mehmed Eşref tarafından 1302'de (1884) Bursa'da Hüdâvendigâr Matbaası'nda bastırılmıştır. 1932-1936 yılları arasında Bursa'da Yeni Fikir gazetesinde tefrika şeklinde yayımına da başlanmış, ancak gazetenin kapanmasıyla bu neşir yarım kalmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Ravza-i Evliyâ'nın ilk ve en önemli zeyli

Baldırzâde'nin Vefeyât-ı Baldırzâde adıyla da anılan Ravza-i Evliyâ'sının zeyilleri içinde ilki ve en önemli olanı Belîğ'in Güldeste-i Riyâz-ı İrfân ve Vefeyât-ı Dânişverân-ı Nâdiredân'ıdır.

Metni gösterMetni daralt

Baldırzâde Mehmed Efendi'nin Bursa'ya dair vefeyâtnâmesi Ravza-i Evliyâ, Vefeyât-ı Baldırzâde adıyla da anılır ve birden çok zeyli bulunur. Bu zeyillerin ilki ve en önemli olanı, Bursalı İsmâil Belîğ'in yazdığı Güldeste-i Riyâz-ı İrfân ve Vefeyât-ı Dânişverân-ı Nâdiredân'dır.

Belîğ, 1139'da (1727) tamamladığı bu eserinde faydalandığı kaynaklardaki bilgileri aynen almamış, hataları düzeltme yoluna gitmiştir. Kendi eserinin de bir zeyli yazılmış, Şeyh Eşrefzâde Ahmed Ziyâeddin bunu Gülzâr-ı İrfân adıyla kaleme almıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Bursalı Rahmî'nin mesnevisini teşhis eden kayıt

Tezkirelerde bahsedilmeyen, ilk defa Âzerî İbrâhim Çelebi'nin Nakş-ı Hayâl'inde zikredilen Rahmî'ye ait Gül-i Sad-berg'i, Belîğ ve Bursalı Mehmed Tâhir Abdurrahman-ı Câmî'nin Tuhfetü'l-ahrâr'ının tercümesi olarak tanıtmıştır.

Metni gösterMetni daralt

XVI. yüzyıl Bursalı şairlerinden Rahmî'ye ait 1498 beyitlik Gül-i Sad-berg'ten tezkirelerde bahsedilmez; manzume ilk defa Âzerî İbrâhim Çelebi'nin Nakş-ı Hayâl adlı mesnevisinde zikredilmiştir. Eserin ne olduğunu belirleyen kayıt Belîğ'e aittir: Belîğ ve Bursalı Mehmed Tâhir bu manzumeyi Abdurrahman-ı Câmî'nin Tuhfetü'l-ahrâr'ının tercümesi olarak tanıtmıştır.

Bu, Belîğ'in Bursa'ya dair biyografik ve bibliyografik kayıtlarının, kendi devrinden sonra da eser teşhisinde başvurulan bir dayanak olmayı sürdürdüğünü gösteren örneklerden biridir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Osmanlı tarihinin tezkire kaynakları arasında

Nuhbetü'l-âsâr li-Zeyli Zübdeti'l-eş'âr ile Güldeste-i Riyâz-ı İrfân ve Vefeyât-ı Dânişverân-ı Nâdiredân, Osmanlı tarihinin temel tezkire kaynakları sıralanırken Şeyhî'nin Vakåyiu'l-fuzalâ'sı ve Esrar Dede'nin tezkiresiyle birlikte anılır.

Metni gösterMetni daralt

Osmanlı tarihinin kaynakları arasında tezkireler sayılırken Mustafa Mücîb, Safâî, Sâlim, Hüseyin Râmiz, Silâhdarzâde Mehmed Emin, Esrar Dede, Uşşâkızâde ve Şeyhî Mehmed Efendi'nin eserlerinin ardından "Bursalı İsmâil Belîğ, Nuhbetü'l-âsâr li-Zeyli Zübdeti'l-eş'âr, Güldeste-i Riyâz-ı İrfân ve Vefeyât-ı Dânişverân-ı Nâdiredân" kaydedilmektedir.

Bu sıralama, Belîğ'in iki eserinin Bursa'ya mahsus bir şehir kitabı olmanın ötesinde, Osmanlı biyografi ve tarih yazımının başvurulan kaynakları arasında sayıldığını göstermektedir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Bursa · TürkiyeMantıcı Camiiİsmâil Belîğ'in elli yıla yakın bir süre imamlık yaptığı cami; kendisinden önce ailesinden iki kişi de burada imamlık yapmıştır. İlişkili kişi dosyası Bursalı İsmâil Belîğ : Bursalı İsmâil Belîğ (1079/1668-69–22 Ramazan 1142/10 Nisan 1730), yaklaşık elli yıl imamlık yapan; Güldeste-i Riyâz-ı İrfân ile Bursa’nın şeyh, âlim, şair, sanatkâr ve şehir kurumlarını biyografik bir hafızada birleştiren tarihçi, tezkireci, şair ve nâsirdir.Bursa · TürkiyeYeniyer MezarlığıÇatalfırın civarındaki bu mezarlığa defnedilmiştir; mezarlığın bugün tamamen kaldırılmış olması sebebiyle kabri bilinmemekte, mezar taşı da bulunamamıştır. İlişkili kişi dosyası Bursalı İsmâil Belîğ : Bursalı İsmâil Belîğ (1079/1668-69–22 Ramazan 1142/10 Nisan 1730), yaklaşık elli yıl imamlık yapan; Güldeste-i Riyâz-ı İrfân ile Bursa’nın şeyh, âlim, şair, sanatkâr ve şehir kurumlarını biyografik bir hafızada birleştiren tarihçi, tezkireci, şair ve nâsirdir.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Şeyhî; TDV İslâm Ansiklopedisi; TEİS; Abdulkadiroğlu
  2. [2]Kişi dosyasının kaynakları — Bursalı İsmâil Belîğ
Ortak kaynak kataloğunu aç →