ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
53 sonuç · “Müd”
01Amûdiyye
Ebû Îsâ Saîd el-Amûdî'ye nispet edilen Medyenî çevre.
Hamûdiyye
Hamûdiyye, Mısır Bedeviyye çevresinin tarihî kol listelerinde yer alır; günümüzdeki kurumsal devamı yerel ve güncel kayıtla ayrıca doğrulanmalıdır.
Celvetiyye
Üftâde ve Aziz Mahmud Hüdâyî ile belirginleşen; tezkiye, tasfiye, tecliye, zikir, hizmet ve halk içinde Hak ile olmayı öne çıkaran tasavvuf yolu.
Mustâriyye
Mahmûd el-Miknâsî’ye nispet edilen ve Cezûlî silsilesi üzerinden aktarılan kol.
Mudurnulu Şeyh Sâlih Efendi
Mudurnulu Şeyh Sâlih Efendi, Nasûhîzâde Alâeddin Efendi’nin halifesi; Ali-zâde Nûreddin, Keşfî İbrâhim ve Eskicumalı Ahmed üzerinden devam eden Şâbânî irşad halkasının başlangıcıdır.
A‘rec Şeyhî Çelebi
A‘rec Şeyhî Çelebi (ö. 971/1563-64), Celâlzâde Sâlih Efendi’nin yanında yetişen; Nişancı Mehmed Paşa hanesiyle akrabalık kuran ve Bursa Mollâ Yegân Medresesi’nde ders veren Tosyalı Osmanlı âlimidir.
Abdülfettah Çelebi
Abdülfettah Çelebi (ö. 977/1569), Şeyh Nasreddin’in oğlu ve Ebüssuûd Efendi’nin yeğenidir. Amcasından mülâzemet almış; Hacı Hasan ve Pîrî Paşa medreselerinde ders vererek hâric derecesine yükselmiştir.
Abdülfettah Efendi Tennûrî
Abdülfettah Efendi Tennûrî (ö. 984/1577), Zeynelibâd Efendi’nin küçük kardeşidir. İstanbul, Dimetoka, Kastamonu ve Ankara medreselerindeki görevlerinden sonra Şam müftülüğüne yükselmiştir.
Abdülkerîmzâde Abdullah Efendi
Abdülkerîmzâde Abdullah Efendi (ö. 1595), Ebüssuûd Efendi’den mülâzemet alan; Rüstem Paşa, Sahn, Şehzade ve Atik Valide medreselerinde ders verdikten sonra Galata kadılığı yapan Osmanlı âlimidir.
Abdülkerîmzâde İffetî Mustafa Efendi
Abdülkerîmzâde İffetî Mustafa Efendi (ö. 1726), Refdî Mehmed Efendi’nin oğlu; İstanbul medreselerinde ders veren, İffetî mahlasıyla Dîvân tertip eden ve Durmuşzâde Ahmed Efendi’den ta‘lik öğrenen Osmanlı âlimidir.
Abdülkerîmzâde Mehmed Efendi
Abdülkerîmzâde Mehmed Efendi (ö. 1568), Ebüssuûd ve Kemalpaşazâde çevresinde yetişen; müderrislik, kadılık ve Anadolu kazaskerliği yapan, tefsirden nahve uzanan eserler ve Arapça Kasîde-i Mîmiyye kaleme alan Osmanlı âlimidir.
Abdüllatîf en-Nakşibendî
Abdüllatîf en-Nakşibendî (ö. 1563-64), Emîr Buhârî’nin halifesi Hâce Mahmud Efendi’nin müridi, damadı ve Fâtih’teki hânkāhın halefidir; İstanbul’daki erken Ahrârî-Nakşibendî mirasını tekke, sohbet ve kitap hizmetiyle sürdürmüştür.
Acem Seyyid Ömer Efendi
Acem Seyyid Ömer Efendi (ö. 4 Rebîülevvel 1138/1725), Mirza Mustafa Efendi'den mülâzemet alan; Hayreddin Paşa Medresesi'nin ilk müderrisliğinden Sahn-ı Semân ve altmışlı medreselere yükselen Osmanlı âlimidir.
Açıkbaş Seyyid Mahmud Resmî
Açıkbaş Seyyid Mahmud Resmî (ö. 15 Rebîülâhir 1077/1666), amcası Rûmiyye Şeyhi'nden Nakşibendî terbiyesi alan; Âmid'den Bursa'ya gelerek Dâye Hatun ve Ulu Cami'de irşad halkaları kuran şeyh ve şairdir.
Ağazâde Seyyid Mehmed Efendi (Kadıncıkzâde)
Ağazâde Seyyid Mehmed Efendi (ö. 1140/1727), İstanbul’da yetişen; Süleymaniye Dârülhadisi müderrisliği ile Selânik, Bursa ve Mekke kadılıklarında bulunan Osmanlı âlimidir.
Ahıskalı Hüseyin Efendi
Ahıskalı Hüseyin Efendi (ö. 13 Receb 1135/19 Nisan 1723), Feyzullah Efendi’den mülâzemet aldıktan sonra İstanbul medreselerinde ders veren ve 1719-1720’de Lefkoşa kadılığı yapan Osmanlı âlimidir.
Müddei
Ehli rüsum, mustasvife, davacı, iddiacı. Samimiyetsiz, sahtekâr. tas. Hal ve hareketleriyle büyük bir ermiş olduğu iddiasında bulunan kişi. Tasavvuf adabında mana ehli davaya girişmez, davalı kişinin, davasını mana ile doğrulaması beklenir. Sûfî olmadığı halde sûfî olduğunu iddia eden, kendisinde velilerin hal ve hakikati bulunmadığı halde kendisini evliyadan ve erenlerden gösteren; sahtekâr. “Günahkâr müddeiden daha hayırlıdır” (sr 485, 18, 23; sr; ATE 784). Bkz. Dava, Müteşebbih, Mustasvif. Şol ki can vermez bu yolda pes niçin cânân diler Müdde'idir ko onu kim dostu o yalan diler Esrefzade Müeddip.د ar. Edep, erkan öğreten. Müferret 5. ar. (مفرد) Fert (tek) hale getirilmiş. Sadece Hakk'ı zikreden veliler, efrât denilen veliler. Bkz. Efrat. Müferric-i ahzân (| (ممفرج احز I. Uzüntüyü açan, kaderi defeden. 2. tas. Kadere iman (kı). Kadere iman eden kaderden emin olur; buna müferric-i kulab da denir.
Balçık
Balçık · Bulgaristan · Kaynak onu "Karadeniz yalısında Balçık kasabası"ndan çıkmış gösterir; ilk tahsilini de burada yapmıştır. İlişkili kişi dosyası Hacıoğlupazarı Şeyhi Mahmud Efendi : Mahmud Efendi (yaklaşık 1591/92–1674/75), Balçık’tan İstanbul’a giderek Tîreli Ahmed Efendi’nin Nakşibendî çevresinde yetişen; Rumeli kadılıklarından sonra bugünkü Dobriç’te zâviye şeyhliği ve Câmi-i Atîk Medresesi müderrisliğini birleştiren Osmanlı âlimidir.
Emîr Buhârî Zâviyesi civarı
İstanbul · Türkiye · Fâtih Camii'ndeki cenaze namazından sonra Edirnekapı dışında, Emîr Buhârî Zâviyesi'nin civarına defnedildi. İlişkili kişi dosyası Vizevî Mektûbî Seyyid Mehmed Efendi : Vizevî Mektûbî Seyyid Mehmed Efendi (ö. 1727), Solakbaşı Hacı Mustafa Medresesi'nin ilk müderrisi, ta‘lik hattında ve şiir-nesirde yetkin Osmanlı âlimidir.
Herat
Herat · Afganistan · Babasının 823/1420'de müderris olmasıyla geldiği, Hüseyin Baykara'nın kendisi için yaptırdığı medresede ders okuttuğu ve 18 Muharrem 898'de (9 Kasım 1492) vefat ettiği şehir; şeyhi Sa'deddîn-i Kâşgarî'nin kabrinin yanına defnedilmiştir.
Sünbül Efendi Âsitânesi (Kocamustafapaşa Sünbülî Dergâhı)
İstanbul · Türkiye · Sünbüliyye'nin merkez tekkesidir; kaynaklarda Sünbül Efendi Tekkesi ve Kocamustafapaşa hankâhı adlarıyla da anılır. Nûreddin Efendi burada âsitânenin on birinci postnişini olarak altmış dokuz yıl yedi ay görev yapmış, bu süre ile âsitânede en uzun süre şeyhlik eden kişi olmuştur. Buhûrîzâde-i Sânî Abdülkerîm Efendi bu tekkede yetişip zâkirbaşı olmuş, halifesi Mehmed Nebî Efendi'nin nesli ise İstanbul'un en büyük Sünbülî ailesini meydana getirmiştir. Vefatının ardından cenaze namazı Fâtih Camii'nde kılınmış, bir müddet sonra mezarının üzerine türbe yaptırılmıştır.
Edirne
Edirne · Türkiye · Doğduğu şehir; kaynak ilk medresesini “maskat-ı re’si olan” Edirne’de aldığını yazar. Bilinen bütün müderrislikleri, Arpaemini Mehmed Efendi Medresesi’nden (1118) Eski Cami Medresesi’ne (1136) kadar, bu şehrin içinde geçmiştir.
Edirne
Edirne · Türkiye · Doğum yeridir; müderrislik hayatının ilk yedi durağı da bu şehirdeki medreselerdir. İlişkili kişi dosyası Kebecizâde Mehmed Emin Efendi : Kebecizâde Mehmed Emin Efendi (ö. 1728), Edirne medreselerinden Anabolu, Erzurum ve Gence kadılıklarına uzanan Osmanlı âlimidir.
İnegöl
Bursa · Türkiye · Cerrâhî silsilenâmesine göre 941/1534'te vefat ettiği kasaba. İlişkili kişi dosyası Mehmed Kâsım Lârendevî : Mehmed Kâsım Lârendevî (ö. 941/1535), Antakya ve Bursa çevrelerinde bulunan, İzzeddin Ali el-Karamânî’nin halifesi olarak İnegöl’de irşad hizmeti yürüten Cevâhirü’l-ahbâr müellifidir.
Aksaray
Aksaray · Türkiye · Yûsuf Hakîkî hayatının geri kalan kısmını Aksaray’da şeyhlik yaparak geçirdi. Şehrin Şeyh Hamîd mahallesinde babası adına bir cami ve hankah bulunmaktadır; 906 (1500-1501) ve 992 (1584) tarihli vakıf ve nüfus defterleri ailenin buradaki sürekliliğini belgeler.
Bağdat (Merzübâniyye Hankahı)
Bağdat · Irak · Müderrislik yaptığı, müderrisliği bırakıp Rükneddîn-i Sücâsî'ye intisap ettiği şehir. 632'de (1234) halifenin daveti üzerine dönüp Merzübâniyye Hankahı'na şeyh tayin edildi ve 21 Mart 1238'de burada vefat etti.
Süleymaniye Medreseleri
İstanbul · Türkiye · 960/1553'te tamamlandığında doğu yönündeki medreselerden biri Mimarzâde Mustafa Efendi'ye verilmiştir. İlişkili kişi dosyası Mimarzâde Mustafa Efendi : Mimarzâde Mustafa Efendi (ö. Şevval 971/Mayıs-Haziran 1564), Bursa ve İstanbul kadılıkları ile Süleymaniye müderrisliğinde bulunmuş; hukuk tartışmaları ve çok sayıdaki şerh-haşiyesiyle tanınmış Osmanlı âlimidir.
Kirmasti Medresesi
İstanbul · Türkiye · Yirmi beş akçe ile müderrisliğini yaptığı medrese; nisbesiyle aynı adı taşır. İlişkili kişi dosyası Kirmastızâde Hüsrev Efendi : Kirmastızâde Hüsrev Efendi (ö. 967/1559-60), İznik'te yetişmiş; Rumeli şehirlerinde kadılık yapmış ve Sadru'ş-Şerîa üzerine hâşiye yazmış âlimdir.
Buktût Zâviyesi
Fas · Fas · Şeyhliğini yürüttüğü, Fas şehrinde Bâbü’l-Fütûh içinde bulunan Şâzelî zâviyesi. Ahmed Zerrûk 870’te (1466) burada kendisine intisap etmiş ve bir müddet fukarânın hizmetinde bulunmuştur. Bazı kaynaklarda yapının adı verilmeden yalnızca “Fas’taki Şâzelî Zâviyesi” denir.
Seyyid Muhammed Nûru'l-Arabî'nin Hayat Haritası
1813 Mahalletü'l-Kübrâ'dan 1887 Ustrumca'ya uzanan eğitim ve irşad yolculuğu üzerine iki kaynağın birlikte ve kaynak türleri ayrılarak okunmasına dayalı editoryal dosya.
Nûru'l-Arabî'de Sülûk ve Tevhid Mertebeleri
Fiillerden sıfatlara, zâttan cem mertebelerine uzanan eğitim dili üzerine iki kaynağın birlikte ve kaynak türleri ayrılarak okunmasına dayalı editoryal dosya.
Mevlevî Âyin-i Şerifinin Mûsiki Mimarisi
Mevlevî mukabelesinin tam akışı; icracıları, mekân düzeni, makam ve usûl örgüsü, dört selâmı, terennümleri, sembolik yorumları ve sahne icrasından farklarıyla birlikte.
Mevleviyye'nin Kuruluşu ve Kurumsallaşması
Mevlânâ çevresinden Konya merkezli tarikat teşkilatına. Klasik erkân, tarihî veri ve gelenek içi sembolik yorum birbirinden ayrılarak hazırlanmıştır.
XIX. Yüzyıl Anadolu Tasavvuf Haritası
On dokuzuncu yüzyıl Anadolu tasavvufunu yalnız tekke sayılarıyla değil; tarikat kolları, şehir ağları, göçler, cami ve hâne tekkeleri, Meclis-i Meşâyih, ulema, mûsiki ve gündelik hizmet kurumları üzerinden okuyan kapsamlı dönem dosyası.
Mevlevî Çelebilik Makamı ve Post Devamı
Hüsâmeddin Çelebi'den Sultan Veled ve Ulu Ârif'e; soy, hilâfet ve idarî merkezin ayrımı
Hüseyniyye Silsile Varyantları ve Coğrafyası
İki yerel silsile nüshasını, ortak Nakşibendî-Müceddidî gövdeyi ve Buhara'dan Güney Kazakistan-Fergana hattına geçişi karşılaştıran dosya
Bektaşî Nefesleri ve Edebî Hafıza
Yedi Ulu Ozan tasnifi, cönkler, mahlaslar ve musikiyle aktarım
Senûsiyye ve Osmanlı Devleti
İhtiyat ve tanıma Kurucunun bazı Osmanlı yerel yöneticilerine ihtiyatı zamanla resmî tanıma ve iş birliğine dönüştü. 1856 ve 1860 heyetleri İstanbul'da kabul edildi. 1865 fermanı Hicaz, Trablusgarp ve Bingazi idarecilerine Senûsî tekke ve medreselerine müdahale etmemeleri bildirildi. II. Abdülhamid Yerinde incelemeler
Konevî'nin Ders Halkaları ve Metinlerin Yolculuğu
Konya'daki okuma programı Hadis, Füsûs, Fütûhât ve İbnü'l-Fârız'ın Tâiyye'si aynı geniş öğretim çevresinde okundu. Ders notları yeni kitaplara dönüştü; istinsah ve icazet kayıtları metnin kimden okunduğunu korudu. Fergānî ve Irâkī Fergānî Tâiyye derslerini Farsça ve Arapça iki büyük şerhe dönüştürdü. Irâkī ise aynı metafizik dili Lemaât t
Şa‘bân-ı Velî'nin Halifeleri ve Erken Post Silsilesi
İrşad ağı Menâkıbnâme, Şa‘bân-ı Velî'nin halifelerini Kastamonu'yla sınırlamaz; Anadolu'nun çeşitli şehirlerine ve Şam çevresine gönderilen isimlerden söz eder. Bir kişiye ait eski post veya hasır bulunan yere ikinci halife göndermeme öğüdü, irşad alanına müdahale etmeme ilkesini ifade eder. Âsitâne postu Şa‘bân-ı Velî'den sonra Osman Efendi, Kazancı Hayredd
İzzî Süleyman Efendi ve Şeyh Murad Tekkesi Vakfı
İzzî Süleyman Efendi’nin Şeyh Ali Efendi’ye intisabı ile Şeyh Murad Tekkesi için kurduğu vakfın kişi, mekân ve hizmet ağını kaynak katmanlarıyla inceler.
SÛFİLERİN HAK SÖZÜ GÜZELCE ANLAMALARI
Avârifü’l-Maârif · 2. bölüm · Şeyhimiz Şeyhülislam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî, bize, Zeyd b. Sâbit yoluyla gelen bir hadis-i şerifte, Rasûlullah (a.s) Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletti: “Bizden bir hadis iş
Sayfalar 2–9
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BILICI KITABEVİ YAYINLARI: 18 ONBİRINCİ DERS MUNDERECAT: Süre-i Kevserin tefsiri, Hazretl Fatime'nin ahlrete Intikali, Hz. Ibrahim'in Hz. Ismalll Allah yolunda kurban etmesi,
Sayfalar 3–12
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 42 5846 Sayılı Kanun gereğince te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ARBEN Matbaası Ista
Sayfalar 10–15
Muzaffer Ozak Külliyatı · katre, güneşlerden bir zerre olarak Allahın bize ihsanı kadar anlatabilecegiz. Zira, kelimatullahı; denizler mürekkep, agaçlar kalem, yerler ve gökler kâğıt ve defter, insan ve mel
Sayfalar 23–28
Muzaffer Ozak Külliyatı · bağlayıp, bıçağı onun körpe gerdanına nasıl vuracaksın? Bu güle, oynaya giden yavrunun sence hiçbir değeri yok mu?» dediğinde hak nebi, Allahın Halili, Iblise hitaben şöyle söyledi
Sayfalar 26–33
Muzaffer Ozak Külliyatı · SEJ prati El Mukaddimü Celle Sanühu İstediğini ileri geçiren, öne alan. (YÂ MUKADDIMÜ ism-i celilini savaş alanında veya korkulacak bir yerde okuyanlara hiç bir zarar gelmez.) El M
Sayfalar 25–30
Muzaffer Ozak Külliyatı · ner, bunlara sahip bulunanların mevki ve makamlarını, mal ve mülklerini yerinde, hak rizasına uygun ve kelimenin tam mânasıyla iyi kullanabilmeleridir. Bu bakımdan, gururluya karşı
Sayfalar 29–36
Muzaffer Ozak Külliyatı · haremeyn, ceddüs-sıbteyn, imam-ül-Enbiyâ, imam-ül-etkiyâ, tâcül-asfiyâ, sahib-üs-seyf, sahib-ül-kitab, münzel-ül-Kur'an, sahibül-mi'râc, şefi-ul-müznibiyn, Resûlüllah, Habibullah,
Sayfalar 31–36
Muzaffer Ozak Külliyatı · «Liginanü Bidun ie selune şübelen je ejdalühu kavli lâ ilâhe illallah re ednahû imalati! con anit tariks rel hayau şübetün minel iyman. Lyman, yetmiş küsur şubedir. Bunun en efdali
Sayfalar 34–41
Muzaffer Ozak Külliyatı · Birincisi; gökyüzüdür. Güneşi, ayı, yıldızları ve daha güremediğimiz, bilemediğimiz diğer varlıkları ile enginleşen o muhteşem gökyüzünü bir düşününüz. Düşününüz ki, insanoğlu, en
Sayfalar 36–43
Muzaffer Ozak Külliyatı · yüz mü çevireyim? Hayır!.. Ne kadar kötü ve günahkâr bir kul olsam da, Rabbimle münasebetimi kesmem ve kulluğumu unutmam, der ve oradan uzaklaşır. Bir kaç yıl sonra, Şeyh Şibli haz
Sayfalar 41–48
Muzaffer Ozak Külliyatı · ETVAR-I-SEB'ADA OLAN ESMÂ-I-İLÂHİYYENİN RENKLERI Tevhidin nuru hava'i mavi Ism-i-celâlin nuru kırmızı İsm-i-Hû'nun nuru yeşil İsm-i-Hak'kın nuru beyaz Ism-i-Hay'yın nuru sarı İsm-i