HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Tennûrî ailesinin ilmiye kolu
Abdülfettah Efendi, Kayseri merkezli Tennûrî ailesine mensuptu. Nev‘îzâde Atâyî onu, aynı eserde hemen önce biyografisi verilen Zeynelibâd Efendi’nin küçük kardeşi olarak tanıtır. Ailenin tanınmış büyüğü İbrahim Tennûrî’nin irfan ve ilim çevresinden gelen bu iki kardeş, Osmanlı ilmiye teşkilâtında müderrislik ve fetva hizmetleriyle öne çıktı.
“Tennûrî” nisbesi burada aile ve gelenek çevresini gösterir. Kaynak Abdülfettah Efendi’nin bir şeyhten tarikat terbiyesi aldığını, hilâfet üstlendiğini veya tekke postuna geçtiğini söylemez. Onun belgelenebilen meslek çizgisi medrese öğretimi ve müftülüktür.
Tahsili ve mülâzemeti
İlk tahsilinin ayrıntıları ve doğum tarihi bilinmez. İlmî yeterliliğini tamamladıktan sonra Kazasker Abdurrahman Efendi’den mülâzemet aldı. Bu kayıt, onun resmî ilmiye yoluna hangi hoca ve makam üzerinden girdiğini gösterir. Mülâzemet, medrese tahsilinin ardından müderrislik ve kadılık görevlerine aday olmayı sağlayan meslekî kabul aşamasıydı.
İstanbul’dan Ankara’ya medrese güzergâhı
İlk görevi yirmi akçe ile İstanbul’daki Kadı Mahmud Medresesi oldu. Ardından yirmi beş akçe ile Hoca Hayreddin Medresesi’ne geçti. Meslek hayatı İstanbul’la sınırlı kalmadı: otuz akçe ile Dimetoka’daki Oruç Paşa Medresesi’nde, kırk akçe ile Kastamonu’daki Atabeg Medresesi’nde ve elli akçe ile Ankara’daki Seyfeddin Medresesi’nde ders verdi.
Bu sıralama, yirmi akçeli medreseden elli akçeli medreseye uzanan düzenli bir yükselişi gösterir. Abdülfettah Efendi Ankara görevinden ayrıldıktan sonra “iç il” hükmüyle yeniden vazifeye getirildi. Aynı görev çevresinde muîdine mülâzemet verildi ve kendisi dâhil derecesi itibarıyla ilmiye hiyerarşisindeki yerini ilerletti. Muîd, müderrisin derslerini tekrar eden ve talebeye yardımcı olan öğretim görevlisiydi; muîdin mülâzemet alması, Abdülfettah Efendi’nin yalnız ders veren değil, yeni ilmiye mensuplarının yetişmesine aracılık eden bir müderris olduğunu da gösterir.
Şam müftülüğü
983 yılı Zilkadesinde, milâdî Şubat-Mart 1576’da, kaynakta “Hoca Biraderi” diye anılan Mehmed Efendi’den boşalan Şam fetva makamına getirildi. Böylece uzun medrese güzergâhının ardından bölgesel bir fetva merkezinin başına geçti. Atâyî, burada ömrünü ders okutma ve fetva verme faaliyetiyle geçirdiğini belirtir.
Şam müftülüğü yalnız bir şehir görevi değildi; hukukî meselelerin cevaplandırılması, ilmî otoritenin temsili ve medrese çevresinin yönlendirilmesini bir araya getiren yüksek bir vazifeydi. Abdülfettah Efendi’nin Ankara’daki elli akçeli medreseden bu makama yükselmesi, kariyerinin son ve en belirgin basamağıdır.
Vefatı ve kaynak portresi
Abdülfettah Efendi, 984 yılı Zilkadesinde, milâdî Ocak-Şubat 1577’de vefat etti. Şam müftülüğü böylece yaklaşık bir yıl sürdü. Ardından fetva makamına Acem Yahyâ Efendi getirildi. Kaynak kabir yerini ve vefat sebebini bildirmez.
Nev‘îzâde Atâyî onu ilim ve irfanla tanınan; edepli, salih ve vakarlı bir âlim olarak tasvir eder. Bu portre, görev kayıtlarıyla birlikte okunduğunda Tennûrî ailesinden yetişen bir Osmanlı müderrisi ve müftüsünün şehirler arası kariyerini görünür kılar.
Diğer Abdülfettah kayıtlarından ayrılması
Bu şahsiyet, Zeynelibâd Efendi’nin küçük kardeşi olan Tennûrî ailesi mensubudur. Ebüssuûd Efendi’nin yeğeni Abdülfettah Çelebi ile Müeyyedzâde ailesinin genç yaşta ölen Abdülfettah Çelebi’si farklı kişilerdir. Şam müftülüğü, 984/1577 vefat tarihi ve Tennûrî aile bağı bu kaydı adaşlarından ayıran temel unsurlardır.