Köken ve kullanım
i. ar.
مقا
Kaynaklardaki ortak açıklama
(» (مقا
- Menzil, merhale, konak, mertebe.
- tas. a Sâlikin gösterdiği | faaliyetle ulaştığı, sıkıntılara katlanarak azimli bir şekilde gerçekleştirdiği merha- | Sâlikin makamı, bu suretle ulaştığı ve ikamet ettiği yerdir. Haller Allah'ın sâlike bağışıdır. Makam ise iradeyle çalışarak kazanılır. Haller gelip geçici, makamlar ise kalıcı ve süreklidir. Başlıca haller şunlardır: Mürakabe, kurb, muhabbet, havf, recâ, şevk, üns, itminan, müşahede, yakin. Başlıca makamlar şunlardır: Tevbe, vera, züht, fakr, sabr, rıza, tevekkül. Bir makamı tam olarak uygulamadan, hakkını vermeden ve halletmeden onu takip eden makama geçmemek şarttır (kn). Hal ile makam ayrımı kesin değildir; bazı süfilerin hal saydıkları makamı, bazıları makam sayar. Rızada olduğu gibi; rıza Iraklılara göre hal, Horasanlılara göre makamdır. Veliler gibi peygamberlerin de 232 |
Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü
Sözlük anlamı “Ayakta durulacak yer, mertebe, mevki.” olan bu söz, Hak yolunda düzenli ve kararh gayret sarf ederek ahlâkî değerler ile belli derecelere ulaşma yanında velîlerin kabirlerini veya türbelerini ifade etmek için kullanılmıştır. § tam. makâm-ı Ahmedî a. (^j^.1 fli.) bk. livâ'ü’l-hamd
Dinî Terimler Sözlüğü
1. Yüksek dereceli me'mûriyet, me'mûrluk yeri, mevkî, mansıb.
Bir kimse şu on şeyi, kendine farz bilmedikçe, tam verâ ehli (dînimizde şüpheli olan şeylerden sakınan) olamaz: Başkalarını çekiştirmemeli. Mü'minlere sû-i zan (kötü zan) etmemeli, kötü bilmemeli. Kimse ile alay etmemeli. Yabancı kadınlara, kızlara bakmamalı. Doğru söylemeli. Kendini beğenmemek için, Allahü teâlânın kendisine yaptığı ihsânları (iyilikleri), nîmetleri düşünmeli. Malını helâl yerlere harcayıp, haramlara vermemeli. Nefsi, keyfi için, mevki makâm istemeyip, bunları insanlara hizmet yeri bilmeli. Beş vakit namazı vaktinde kılmağı birinci vazîfe bilmeli. Ehl-i sünnet (Resûlullah efendimiz ve arkadaşlarının
bildirdiği doğru yolda giden İslâm) âlimlerinin bildirdiği îmânı ve işleri iyi öğrenip, kendini bunlara uydurmalı. (Ahmed Fârûkî)
Emeli, arzû ve istekleri kısa yapmak lâzımdır. Makâm, mevkî kapmak için yarış etmek gibi hırs yoktur. (Ahmed bin Âsım Antâkî)
Makam ne kadar mühim olsa da, şahsiyetinizi vermeyin. Kendinizi küçültmeyin. (Ferîdüddîn Şeker Genç)
Mal için makam için hep uğraştım,
Sonsuz nîmetlerden oldum, âh yazık!
Yol bozuk ve karanlık, önde şeytan,
Günâh ağır, ağlarım hep, âh yazık!
(Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî)
2. Tasavvuf yolunda bulunan kimsenin bu yolda ilerlerken kazandığı mânevî derecelerden her biri.
Makâmı kazanmakta kulun gayreti lâzımdır. Bu bakımdan makâm ile hâl arasında fark vardır. Çünkü hâl, kulun gayreti olmadan kalbde meydana gelir. (Ali bin Hüseyin)
Tasavvuf yolunda bulunan kimsenin kazandığı makâmın hükümlerini, îcâblarını yerine getirmeden, tamamlamadan, başka makâma geçmekte acelecilik yapmaması, sabırsızlık göstermemesi lâzımdır. Zîrâ, kanâati olmayan hırslı kimsenin tevekkülü, sıhhatli olmaz. Tevekkülü tam olmayanın teslimiyetinde sıhhat bulunmaz. (Seyyid Abdülhakîm Arvâsî)
Tasavvuf Sözlüğü
Mukam şekliyle okunursa, oturulan, ikamet edilen yer, makam olarak okunursa, ayağın bastığı yer, topluluk, oturulan yer, vs. gibi anlamları bulunan Arapça bir kelime, ism-i mekan. Velilerin mezarlarına veya hatıralarını taşıyan yerlere bu ad verilir. Makâm-ı ibrahim gibi. Mevlânâ’nın türbesinin girişinde bu manada olmak üzere şöyle bir beyt vardır:Ka’betü’l-Uşşâk bâşed în makam Her ki nakıs âmed încâ şod temam.Yani:Bu makam âşıkların Ka’be’sidir. Buraya noksan gelen tamam olur.Mezarı Aksaray’da olan Somuncu Baba’nın Darende’de makamı vardır.Birisi, bir başka yerde vefat ederse, memleketinde veya hatırasını taşıyan bir yerde, ruhuna Fatiha okunmak ve onu anmak üzere yapılan merkada “Makam” denir. Bektaşîlerde, ocak, baba postu, gayb erenleri postu gibi makamlar vardır.Yine bir tanıma göre makam şudur: Kulun tekrar etmek suretiyle kazandığı ve kendisinde özellik haline getirdiği edebler ve ahlâk veya kulun riyazet ve mücehede ile ulaştığı dereceye makam denir. Haller vehbî (yani Allah vergisi iken), makamlar kesbî (yani kulun çabasıyla)dır. Hal geçici, makam süreklidir. Kâşânî, içinde bulunulan bir makamın hakkı yerine getirilmediği takdirde, kulun yükselemeyeceğinden bahseder.
Genel tasavvuf/kavram kaynak paketi
Sâlikin tövbe, sabır, tevekkül ve rızâ gibi eğitim ve mücahedeyle kazandığı nispeten yerleşik manevî duraktır. Makam listeleri kaynaklara göre değişir ve mekanik bir basamak çizelgesi gibi okunmaz.