Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

60 sonuç · “Makam

01
Şahsiyet

Abdürrahim Künhî Dede

Abdürrahim Künhî Dede (1183/1769–1247/1831), Yenikapı Mevlevîhânesi’nde yetişen; Hicaz Mevlevî âyini ve Anberefşan makamıyla klasik mûsikiye katkıda bulunan, kudümzenbaşılıktan dergâh meşihatına yükselen Mevlevî şeyhi ve şairdir.

02
Şahsiyet

Ebû Nasr Abdullah b. Ali es-Serrâc et-Tûsî

Ebû Nasr es-Serrâc et-Tûsî (ö. 378/988), el-Lüma‘ adlı eseriyle erken sûfî mirasını Kur’an, sünnet, makamlar, hâller, semâ ve tasavvufî ıstılahlar etrafında derleyen en önemli klasik müelliflerden biridir.

03
Şahsiyet

Ebû Saîd Şah el-Fârûkî

Ebû Saîd Muhammed b. Safiyyi’l-kadr el-Fârûkî el-Müceddidî (1196/1782–1250/1835), Râmpûr’da yetişip Şah Dergâhî ve Abdullah ed-Dihlevî’den hilâfet alan; Delhi Mazhariyye hankāhında dokuz yıl irşad makamında bulunan ve Hidâyetü’t-tâlibîn’i yazan Nakşibendî-Müceddidî şeyhidir.

04
Şahsiyet

Ece Sultan

Ece Sultan, Sicill-i Osmânî’de Karamanlı olduğu ve Emîr Sultan’la Bursa’ya geldiği kaydedilen; Menâkıb-ı Emîr Sultan’da makamını ve malını bırakarak dergâha yönelen bir bey portresiyle anlatılan, Bursa’da Emîr Sultan çevresine defnedilmiş derviştir.

05
Şahsiyet

III. Selim

III. Selim (27 Cemâziyelevvel 1175 / 24 Aralık 1761 – 28 Temmuz 1808, İstanbul); Osmanlı padişahı, Mevleviyye müntesibi , “İlhâmî” mahlaslı şair ve bestekâr. Sûzidilârâ makamının ve âyininin sahibi ; Şeyh Galib'in hâmisi. Nizâm-ı Cedîd'in kurucusu, tahttan indirilip şehid edilmiştir.

06
Şahsiyet

Muhammed b. Abdurrahman el-Gaştûlî el-Curcurî

Muhammed b. Abdurrahman el-Gaştûlî el-Curcurî (yaklaşık 1722–1793/94), Ezher’de Mustafa Kemâleddin el-Bekrî’nin halifesi Muhammed el-Hifnî’den yetişen, Cezayir’de Rahmâniyye’yi kuran ve iki makamı sebebiyle ‘Ebû Kabreyn’ diye anılan Halvetî-Şa‘bânî şeyhidir.

07
Şahsiyet

Müftî Şeyh Abdülkerim Tîreli

Müftî Şeyh Abdülkerim (ö. 12 Şevval 964/1557), Tîre'de yetişen, resmî ilmiye makamlarından uzak durup Alâeddin-i Rûmî'nin yanında Halvetî terbiyesini tamamlayan şeyhtir.

08
Şahsiyet

Pir-zâde Mustafa Efendi

MUSTAFA EFENDİ Türbe-i şerifede muallak bir levhada şöyle yazılıyor: "Hz. Pir Hasan Hüsameddin-i Uşşakı (kuddise sırrUhu'l-all) efendimizin sağ tarafın da ya'ni türbe-i pür-nurlarının sokak cihetinde büyük mahdumu olup, İstanbul kadılığından mütekii d ve peder-i atıl.eri makamında münzevi iken hikmetü't-takva 1 037/( 1 628) evahi rinde vefat eden Mustafa…

09
Şahsiyet

Seyyid Muhammed Nûru'l-Arabî

Muhammed Nûru'l-Arabî (1813, Mahalletülkübrâ – 29 Cemâziyelâhir 1305/13 Mart 1888, Ustrumca); üçüncü devre Melâmîliğinin pîri . Mısır'dan Rumeli'ye gelip yerleştiği için “Arap Hoca” , Noktatü'l-beyân sebebiyle “Noktacı Hoca” diye tanınır. Tevhidi yedi makamda sistemleştirmiştir.

10
Şahsiyet

Şeyh Bünyâmin-i Ayâşî

Bünyâmin-i Ayâşî (ö. 916/1510), Dede Ömer Rûşenî'nin halifesi; şeyhinden sonra yirmi altı yıl irşad makamında bulunan ve kabri Ayaş'ta ziyaret edilen sûfîdir.

11
Şahsiyet

Şeyh Muhammed Eşrefî Efendi

Şeyh Muhammed Eşrefî (ö. 1201/1786), Abdülkadir Sırrî Efendi’nin oğlu ve İznik Eşrefiyye makamının on birinci şeyhidir.

12
Şahsiyet

Şeyh Ömer Hulûsî Efendi

Ömer Hulûsî Efendi (ö. 1868), Muhammed Tevfik Efendi’nin halifesi; Nazilli merkezli irşadını İstanbul’a taşıyarak Uşşâkıyye’yi canlandıran ve tasavvuf makamlarını işleyen bir Dîvân bırakan şeyhtir.

13
Sözlük

Zât postu

Bir silsilede mürşidin irşad emanetini temsil eden ana makam. Kaynak, çok sayıda icazetli halife bulunabilse de ana aktarım postunun tek olduğu görüşünü savunur.

14
Sözlük

İslâm-iman-ihsan mertebeleri

Şâbânî seyr ü sülûkunda fiiller, sıfatlar ve zât tevhidiyle ilişkilendirilen üç ana eğitim katmanı; her biri iki iç makamla açıklanır.

15
Sözlük

Etvâr-ı Seb‘a

Sözlük anlamı: “Yedi tavır” veya “yedi evre”. Tasavvuf terimi: Nefsin kötü sıfatlardan arındırılması ve mânevî olgunluğa yönelmesi sürecini yedi ana mertebede açıklayan seyrüsülûk tasnifi. Yaygın sıralama nefs-i emmâre, levvâme, mülhime, mutmainne, râziyye, marzıyye ve kâmiledir. Halvetî geleneklerin bir bölümünde bu mertebelere Lâ ilâhe illallah, Allah, Hû, Hak, Hay, Kayyûm ve Kahhâr isimleri bağlanır. Renk, nur, makam, seyr ve peygamber kademi eşleştirmeleri müellif ve kola göre değişebilir; bütün tarikatlar için tek ve değişmez şema sayılmaz.

16
Sözlük

Esmâ-i Seb‘a

Etvâr-ı Seb‘a terbiyesinde kullanılan yedi ilâhî isim için kullanılan terimdir. Harîrîzâde'nin Halvetî-Bekrî şemasında bunlar Lâ ilâhe illallah, Allah, Hû, Hak, Hay, Kayyûm ve Kahhâr olarak sıralanır. Her isim nefsin bir mertebesi, belirli bir seyr, makam ve mânevî dikkat biçimiyle ilişkilendirilir. Zikir sayısı ve mertebeler arası geçiş, kaynaklarda mürşidin gözetimine bağlanır.

17
Sözlük

Pîr-i Sânî

Sözlük anlamı: “İkinci pîr”. Bir tarikatı ilk defa kuran kişiden sonra yolu yeniden teşkilatlandıran, yayılmasını sağlayan veya erkânını belirginleştiren merkez şahsiyet için kullanılan unvandır. Her gelenekte aynı idarî makamı göstermez; pîrin halefi olan herkes kendiliğinden pîr-i sânî sayılmaz.

18
Sözlük

Âbaü'l-ahval

(آباء الاحوال) Hal babaları. tas. a Sahip oldukları hallere hâkim olan, hal sahibi olduklarını başkalarına hissettirmeyen, halin tesiriyle dengelerini, doğal ve her zamanki davranışlarını değiştirmeyen salikler. b Cezbe ve şevk gibi hallere mağlup ve mahküm olup kendilerinden geçen ve dengelerini kaybeden sâliklere ebnâü'-ahval (hal çocukları) denir. Bunlar sekr ve cezbe halindeyken şer'i hükümlere uymayan sözler söyleyebilir, fıkıh ölçülerine göre caiz olmayan işler yapabilir; fakat bu türden beyan ve davranışlardan sorumlu olmazlar. Zira hal sebebiyle bilinç ve iradelerini ya kısmen ya da tamamen yitirmişlerdir. Bu zümrenin en iyi örneği meczuplar ve behlüllerdir. Dini his ve heyecanların etkisiyle olağan olmayan biçimde konuşan ve hareket eden her sâlik ebndülahval'dendir. Âbaü'l-ahval temkin, ebndü'l-ahval telvin sahibidir. Temkin, telvinden üstündür. Hallâc, “Peygamberler haller üzerinde tam olarak hâkimiyet kurmuşlardır; bu hallerde diledikleri gibi tasarruf ederler. Diğerlerine ise haller musallat kılınmıştır. Onlar üzerinde haller tasarruf eder, oysa haller nebilerin yönetimi ve etkisi altındadır” der. Bkz. Temkin, Telvin. Abd—Abdiyet i. ar. (4 (عبد - عبد 1. Kul, köle, bende. 2. tas. Hakk'a kul olduğu için başkasına kul olmayan. Hz. Peygamber'in en yüce makamı, insanoğlunun sahip olduğu manevi mertebelerin en yükseği abdiyettir (kulluk). Kelime-i sehadette,

19
Sözlük

Âsitâne

Bir tarikatın pîr makamını veya merkez dergâhını ifade eden terimdir. Büyük ve tam teşkilatlı bazı tekkeler için de kullanılır. Her kaynakta aynı idarî dereceyi göstermez. Âsitâne, zâviye ve tekke adları dönem, yol ve coğrafya bağlamında değerlendirilmelidir.

20
Sözlük

Âdâb

İ) t. Edep Uyulması gereken görgü kuralları, göz önünde tutulması gerekli olan esaslar, izlenmesi gereken yol yordam. En iyi hal ve hareketler, ölçülü davranışlar, kişiler arasındaki iyi ilişkileri düzenleyen esaslar. tas. Süfilerin uydukları ve uyguladıkları kurallara adab-ı sofiyye, tarikat ehlinin gözettiği ve dikkate aldığı kurallara adab-ı tarikat veya adap ve erkân denir. Tasavvufta zamana, mekâna, muhataba, hale ve makama göre birtakım edepler vardır. Tasavvufi toplantılarda bulunanların uymaları gereken adap ve usüle adab-ı sohbet, adab-ı işret ve sohbet, şeyhin dikkate alması gereken esaslara adab-ı şeyh, müridin tabi olması gerekli olan esaslara da adab-ı mürit denir. Bu esaslara uymak amaca ulaşmayı sağladığından “usüle uymayan vusülden mahrum kalır” denilmiş ve terk-i edep edepsizlik sayılmıştır. İbn Atâ, “Salihlerin adabını uygulayan hürmet, evliyanın adabını uygulayan Allah’a yakınlık, sıddıkların adabını uygulayan temaşa, peygamberlerin adabını uygulayan üns ve inbisât makamına yaraşır hale gelir” demiştir. Tasavvufta kişinin nefsine uygulayacağı adaba adab-ı nefs denir. sülûkün her aşamasında gözetilmesi gereken belli bir adap vardır. Süfiler biri zahiri (şer'i) diğeri bâtıni olmak üzere iki türlü adaptan bahsederler. Zahiri ve şer'i adap tasavvufun temelidir. Bâtıni adap tefekkür. ve gönül halleriyle ilgilidir. Küçüklere evlat şefkati, büyüklere baba hürmeti ve akrana kardeşlik sevgisi göstermek tasavvufun genel adabının temelidir ( 415 437). Bkz. Usül, Asl- Fer, Edep, Erkan, Adab-ı tarikat.

21
Sözlük

Adem-i mana

Mana adamı, hakiki insan, her şeyin aslını ve hakikatini bilen, mana âlemine vâkıf, merd-i mana, mana eri. Nüsha-i vahdet âdemdir Nefha-i kudret âdemdir Âdem'den gayri ademdir Gel âdeme er bu deme Şeyh Ibrahim

22
Sözlük

Ahadiyetü'l-cem

Cem ahadiyeti, toplama tekliği. tas. Sıfat ve isimlerin varlığı ve yokluğu (ispatı ve iskatı) söz konusu olmaksızın zatı zat olarak dikkate alma mertebesi. Ahadiyet mertebesinde sıfatlar ve isimler iskat edilir ve dikkate alınmaz; burada ise iskat edilmez, yok sayılmaz, fakat ispat da edilmez, var sayılmaz. Varsayılan ve göreceli olarak ispatla iskat bir arada bulundugu için, başka bir ifadeyle sıfatlar ve isimler hem var, hem yok veya ne var ne de yok sayıldığı için bu mertebeye cem ahadiyeti, yani ‘ahadiyetle vahadiyeti kendisinde toplayan” denilmiştir. Burada nispetler, izafetler ve itibarat söz konusudur, yani sıfatların ve isimlerin varlığı ve yokluğu izafi ve itibaridir. Ahadiyetü'l-kesret (5 حد ية | لكثر 1) Çokluk tekliği. tas. Nispi ve itibari olarak kendisinde çokluğun düşünüldüğü mertebe; cem makamı da denir (kr).

23
Sözlük

Ahlâm

Rüya, düş. 2. tas. a Hayal mertebesi, misal mertebesi. İnsan uyurken, nefs maddi âlemle ilişkisini tamamen keserse, o nefse misal âleminin suretleri yansır, tıpkı bir şeyin aynaya yansıması gibi. Sadık rüya ve ahlâm bu durumda ortaya çıkar (iFH, 6. Fas). Bkz. Rüya. Ahmed-i muhtar postu (~~ حيد محتا ريو |) Bektaşi dergâhlarında meydandaki İkiz anali a A tarikat tahun sağındaki makama verilen isim. Yeni nasip alan talip buraya geldiğinde, rehberi ona “Buna Ahmed-i muhtar postu derler. Evvelkilerin ve sonrakilerin tüm ilimleri bunun yüzü suyu hürmetine yaratılmış olup, hidayete erdiren budur. Sebeb-i icâd-ı âlem budur. Cümlenin anası atası budur” der (Po 1:30). Ahret adam— Ahret hatun Münzevi, dünyayla ilgisini kesip kendini ahirete veren, ebnâ-i ahiret (Po 1:30). Fas). Bkz. Rüya. Ahmed-i muhtar postu (~~ حيد محتا ريو |) Bektaşi dergâhlarında meydandaki İkiz anali a A tarikat tahun sağındaki makama verilen isim. Yeni nasip alan talip buraya geldiğinde, rehberi ona “Buna Ahmed-i muhtar postu derler. Evvelkilerin ve sonrakilerin tüm ilimleri bunun yüzü suyu hürmetine yaratılmış olup, hidayete erdiren budur. Sebeb-i icâd-ı âlem budur. Cümlenin anası atası budur” der (Po 1:30). Ahret adam— Ahret hatun Münzevi, dünyayla ilgisini kesip kendini ahirete veren, ebnâ-i ahiret (Po 1:30).

24
Sözlük

Âlem

Kâinat; Allah dışında yaratılmış bütün varlıklar. Kelime ayrıca ortak bir niteliğe sahip varlıkların meydana getirdiği topluluk için kullanılır: insanlar âlemi, ruhlar âlemi ve hayvanlar âlemi gibi. Âlem, yaratıcısına işaret eden bir eser ve alâmet olarak açıklanır. Sanatın sanatkâra delâlet etmesi gibi, yaratılmışlar da onları var eden Hakk’ın kudretine delil sayılır. Tasavvufî çerçeve Tasavvuf metinlerinde âlem tek bir sınıflandırmayla ele alınmaz. Dünya ve âhiret; mülk ve melekût; şehâdet ve gayb; cismânî ve rûhânî; ulvî ve süflî gibi karşılıklı kavram çiftleri, varlığın farklı mertebelerini anlatır. Başlıca âlem tasnifleri Âlem-i ceberût İlâhî isim ve sıfatların, kudret ve mâna mertebesinin anlatıldığı âlem. Âlem-i melekût Şehâdet âlemi ile ceberût arasında düşünülen; ruhlar ve gayb ile ilişkilendirilen mertebe. Âlem-i mülk veya şehâdet Madde, zaman ve duyularla kavranan cisimler âlemi. Âlem-i hayal veya misal Maddî sûretlerle sırf mânevî hakikatler arasında bağ kuran ara mertebe. Âlem-i kebîr ve âlem-i sağîr Kâinat büyük âlem, insan küçük âlem kabul edilir. İnsan, maddî bedeni ve mânevî ruhuyla farklı varlık mertebelerini kendinde topladığı için iki âlem arasında bir berzah olarak görülür. Okuma notu Basılı kaynaklarda geçen âlem tasnifleri, bütün sûfîlerde değişmeyen tek bir kozmoloji değildir. Terimlerin kapsamı müellife ve tasavvuf ekolüne göre farklılaşabilir.

25
Mekân

Aziz Mahmud Hüdâyî Âsitânesi

İstanbul · Türkiye · Celvetiyye'nin pîr makamı; 1140/1728'de on beşinci postnişin olarak buraya oturmuş, vefatına kadar irşadını sürdürmüştür. İlişkili kişi dosyası Ya‘kūb Afvî Efendi : Ya‘kūb Afvî Efendi (ö. 1149/1736), Mustafa Fenâî’nin oğlu ve Osman Efendi’nin damadı; Hüdâyî Âsitânesi’nde dokuz yıl postnişinlik yapan, Celvetî sülûkunu anlatan Hediyyetü’s-sâlikîn’in müellifidir.

26
Mekân

Nûreddin Cerrâhî Âsitânesi

Karagümrük, İstanbul · Türkiye · Cerrâhiyye'nin merkez tekkesi ve pîr makamı. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Kadı Mehmed Emin Efendi : Kadı Mehmed Emin Efendi (1742–1805), ilmiye mesleğinde Rumeli kadılığına yükselen; Kumrulu’daki Salı Tekkesi’ni on yıl, Cerrâhî Âsitânesi’ni ise 1804–1805 arasında yöneten şeyhtir.

27
Mekân

Nûreddin Cerrâhî Âsitânesi

Karagümrük, İstanbul · Türkiye · Cerrâhiyye'nin merkez tekkesi ve pîr makamı. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Şuhûdî Şeyh Muhammed Efendi : Şuhûdî Şeyh Muhammed Efendi (ö. 1126/1714), Köstendil Müftüsü Ali Efendi'nin terbiyesinde yetişen; Babaeski'de irşad eden, şiir ve tasavvuf eserleri kaleme alan Halvetî şeyhidir.

28
Mekân

Nûreddin Cerrâhî Âsitânesi

Karagümrük, İstanbul · Türkiye · Cerrâhiyye'nin merkez tekkesi ve pîr makamı. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Seyyid el-Hâc Abdüşşekûr Efendi el-Cerrâhî : Seyyid el-Hâc Abdüşşekûr Efendi el-Cerrâhî (1098/1686-87–1187/1773), Moravî Yahyâ Şerefeddin'in oğlu; kıraat âlimi, âsitâne aşçısı, otuz çiftliklik vakfın kurucusu ve Cerrâhî Âsitânesi'nin “Çelebi Efendi” diye anılan yedinci postnişinidir.

29
Mekân

Nûreddin Cerrâhî Âsitânesi

Karagümrük, İstanbul · Türkiye · Cerrâhiyye'nin merkez tekkesi ve pîr makamı. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Yahyâ Gālib Hayâtî Efendi : Yahyâ Gālib Hayâtî Efendi (1833–1897), Abdülaziz Zihnî’nin oğlu; klasik ilimler, hat, Farsça ve mûsiki tahsilini birleştiren, 1854–1897 arasında Cerrâhî Âsitânesi postunda bulunan şeyhtir.

30
Mekân

Nûreddin Cerrâhî Âsitânesi ve Türbesi

Karagümrük, İstanbul · Türkiye · Cerrâhiyye'nin merkez tekkesi ve pîr makamı; kolun postnişinleri burada medfundur. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Şeyh Abdullah b. Fâzıl Ali Efendi : Abdullah b. Fâzıl Ali Efendi, Sefîne-i Evliyâ’nın kısa kaydına göre Nûreddîn-i Cerrâhî ser-tarîkıydı ve Eyüp’teki Şeyh Râşid Efendi Dergâhı’na defnedildi.

31
Mekân

Van

Van · Türkiye · Zâhirî ilimleri tahsil ettikten sonra tasavvufa yönelen Sıbgatullah Arvâsî, Van'a giderek Seyyid Muhyiddîn Efendi'nin hizmetine girdi. Uzun yıllar süren riyâzet ve mücâhede devresini burada geçirdi; hocasının “vefat etmiş velîlerden istifade edecek makama geldin” sözü de bu dönemin sonuna aittir. Koordinat şehir düzeyindedir; kaynak Van'da hangi medrese veya tekkede bulunduğunu belirtmez.

32
Mekân

Nûreddin Cerrâhî Âsitânesi

Karagümrük, İstanbul · Türkiye · Cerrâhiyye'nin merkez tekkesi ve pîr makamı. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Seyyid Mehmed Rızâeddin Yaşar Efendi : Seyyid Mehmed Rızâeddin Yaşar Efendi (1845–1913), Abdülaziz Zihnî’nin oğlu; hat, klasik ilimler ve Farsça tahsilinin ardından Kapıağası Tekkesi ile Cerrâhiyye Âsitânesi’nde hizmet eden ve on altı halife yetiştiren şeyhtir.

33
Mekân

Mevlânâ Dergâhı (Âsitâne-i Pîr)

Konya · Türkiye · 1910'dan 1919'a kadar yaklaşık dokuz yıl çelebilik makamında bulunduğu merkez. İlişkili kişi dosyası Veled Çelebi İzbudak : Veled Çelebi İzbudak (1869–1953), Mevlânâ soyundan gelen; Galata ve Konya Mevlevî merkezlerinde görev yapan, Türk dili araştırmaları, Mesnevî tercümesi ve hatıralarıyla tanınan âlim ve müelliftir.

34
Mekân

Nûreddin Cerrâhî Âsitânesi

Karagümrük, İstanbul · Türkiye · Cerrâhiyye'nin merkez tekkesi ve pîr makamı. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Moravî Mehmed Emin Efendi : Moravî Mehmed Emin Efendi (1730–1794), Anabolu’da intisap edip İstanbul’da Sertarîkzâde yanında yetişen; 1782 yangınından sonra Cerrâhî Âsitânesi’ni yeniden kuran postnişindir.

35
Mekân

Nûreddin Cerrâhî Âsitânesi

Karagümrük, İstanbul · Türkiye · Cerrâhiyye'nin merkez tekkesi ve pîr makamı. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Mehmed Ârif Dede Efendi : Mehmed Ârif Dede (1752–1823), Anabolu’daki Cerrâhî çevresinde doğup İstanbul’da yetişen; devlet hizmeti, Mora’daki tekke vakıfları ve Cerrâhî Âsitânesi postnişinliğini bir arada yürüten şeyhtir.

36
Mekân

Seyyid Ahmed el-Bedevî Camii ve Türbesi

Tanta · Mısır · 634'te (1236-37) yerleşip kırk yıl kaldığı ve 12 Rebîülevvel 675'te (24 Ağustos 1276) vefat ettiği yer. Türbe ve makamı Sultan Kayıtbay tarafından tamir ettirilip genişletilmiş, aynı devirde adına Ahmediyye Medresesi kurulmuştur. Yılda üç defa mevlid okunur.

37
Makale

Tasavvuf Tarihinin Üç Dönemi

Tasavvuf tarihini zühd, tasavvuf ve tarikat dönemleri üzerinden okuyan; dönemlerin birbirinden kesin duvarlarla ayrılmadığını hatırlatan giriş metni.

38
Makale

Seyyid Muhammed Nûru'l-Arabî'nin Hayat Haritası

1813 Mahalletü'l-Kübrâ'dan 1887 Ustrumca'ya uzanan eğitim ve irşad yolculuğu üzerine iki kaynağın birlikte ve kaynak türleri ayrılarak okunmasına dayalı editoryal dosya.

39
Makale

Bursalı Mehmed Tâhir'in Melâmî Tanıklığı

Yakın çevre bilgisi, bibliyografya ve menâkıbnâme dilini birlikte okumak üzerine iki kaynağın birlikte ve kaynak türleri ayrılarak okunmasına dayalı editoryal dosya.

40
Makale

Şâbânî Seyr ü Sülûk Haritası

Tevbe ve kelime-i tevhid telkininden İslâm-iman-ihsan mertebelerine üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

41
Makale

Hasan-ı Basrî'nin Zühd ve Hüzün Anlayışı

Dünyayı terk etmekten kalbi korumaya. Tezin bütün ilgili bölümleri karşılaştırılarak hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

42
Makale

Celvetiyye ve Halvetiyye Arasındaki Fark

Ortak kök, farklı sülûk vurguları. Ecvibe ve karşılaştırmalı makaleden hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

43
Makale

Sikke, Tennure ve Hırkanın Sembol Dili

Mezar taşı, kefen ve nefsin mezarı yorumları. Metin ve görsel kaynaklar birlikte değerlendirilerek hazırlanmış editoryal inceleme.

44
Makale

Mevlevî Âyin-i Şerifinin Mûsiki Mimarisi

Mevlevî mukabelesinin tam akışı; icracıları, mekân düzeni, makam ve usûl örgüsü, dört selâmı, terennümleri, sembolik yorumları ve sahne icrasından farklarıyla birlikte.

45
Makale

Mevleviyye'nin Kuruluşu ve Kurumsallaşması

Mevlânâ çevresinden Konya merkezli tarikat teşkilatına. Klasik erkân, tarihî veri ve gelenek içi sembolik yorum birbirinden ayrılarak hazırlanmıştır.

46
Makale

Matbah-ı Şerif ve Binbir Günlük Mevlevî Çilesi

Saka postundan hücre sahibi dedeliğe hizmet yolculuğu. Klasik erkân, tarihî veri ve gelenek içi sembolik yorum birbirinden ayrılarak hazırlanmıştır.

47
Makale

XIX. Yüzyıl Anadolu Tasavvuf Haritası

On dokuzuncu yüzyıl Anadolu tasavvufunu yalnız tekke sayılarıyla değil; tarikat kolları, şehir ağları, göçler, cami ve hâne tekkeleri, Meclis-i Meşâyih, ulema, mûsiki ve gündelik hizmet kurumları üzerinden okuyan kapsamlı dönem dosyası.

48
Makale

Mevlevî Silsileleri ve Kübrevî Temaslar

Tek zincir yerine silsile varyantları, irşad çevresi ve post devamı. Klasik erkân, tarihî veri ve gelenek içi sembolik yorum birbirinden ayrılarak hazırlanmıştır.

49
Eser

SÛFİLERİN İLİMLERİNİN KAYNAĞI

Avârifü’l-Maârif · 1. bölüm · Mürşidimiz, Şeyhu’l-İslâm Ebu’n-Necîb Abdulkâhir es-Sühreverdî, hicrî 560, milâdî 1165 senesinin Şevval ayında, bize, imlâ yoluyla (bizzat yazdırarak) şunu rivâyet etti: Ebû Mûsâ e

50
Eser

SÛFİLERİN HAK SÖZÜ GÜZELCE ANLAMALARI

Avârifü’l-Maârif · 2. bölüm · Şeyhimiz Şeyhülislam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî, bize, Zeyd b. Sâbit yoluyla gelen bir hadis-i şerifte, Rasûlullah (a.s) Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletti: “Bizden bir hadis iş

51
Eser

TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ

Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne

52
Eser

Sayfalar 3–12

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 42 5846 Sayılı Kanun gereğince te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ARBEN Matbaası Ista

53
Eser

Sayfalar 1–8

Muzaffer Ozak Külliyatı · eSSz ELHAC MUZAFFER OZAK İR$ÂD 152 0 3.cilt Salâh Bilici Kitabevi Ali Bilici Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Iş Hanı Giriş KatNo: 24 Vezneciler /ISTANBUL Tel-Fax (0212) 512 87 44 SALAH

54
Eser

Sayfalar 4–12

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALAH BILICI KITABEVI YAYINLARI - No: 41 5846 Sayılı Kanun gereğince Te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: GÜYRAY, Baskı: ÜÇLER Matbaası İSTANBUL — 1

55
Eser

Sayfalar 14–20

Muzaffer Ozak Külliyatı · BEtSsü; Ve lekad kerremna beni-Âdeme... El-İsrâ: 70 (Andolsun, biz azim-üş-şân Âdem oğullarını, diğer bütün yarattıklarımızdan üstün kıldık.) sırrına ve tecellisine mazhar olabilsi

56
Eser

Sayfalar 9–16

Muzaffer Ozak Külliyatı · Okuduğum âyet-i celile, işte o günü yani ölüm gününü, başka bir tâ'birle zâlimin mazlûmun eline geçeceği kıyâmet gününü anlatmaktadır. Bu şiddetli ve dehşetli günün başlangıcı düny

57
Eser

Sayfalar 11–17

Muzaffer Ozak Külliyatı · Aleyküm bis-sünneti ve sünneti hulefâ-ir-râşidiyn. (Sünnetim üzere ve rüşt sahibi halifelerimin sünnetleri üzerine olunuz.) Hadis-i şerifi buna delâlet etmektedir. Resûl-ü zişâna h

58
Eser

Sayfalar 13–18

Muzaffer Ozak Külliyatı · kullar! Ey bu imanları sebebiyle ebedi saadete erenler, selâmet yoluna girenler Hakka varanlar, daha bu âlemde iken cennete girenler ve cennet güllerinden derenler, cemal-i Hakkı g

59
Eser

Sayfalar 10–15

Muzaffer Ozak Külliyatı · katre, güneşlerden bir zerre olarak Allahın bize ihsanı kadar anlatabilecegiz. Zira, kelimatullahı; denizler mürekkep, agaçlar kalem, yerler ve gökler kâğıt ve defter, insan ve mel

60
Eser

Sayfalar 17–24

Muzaffer Ozak Külliyatı · Inned-diyne indallâh-il-islâm Al-i-Imran: 19 Allah katında makbul olan din, Islâmdır. Yüz suhuf, dört kitap, Hazret-i Adem'den beri gelen bütün Enbiyânın talimini ve neş'esini, kul