HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Hayatı ve irşad çevresi
Abdurrahîm Dede Efendi
Ebû Bekir Efendi-zâde’dir. 1183/(1769-70)’te zînet-sâz-ı mehd-i şuhûd
olmuştur. Gâyet refîk ve müessir ve latîf bir sadâya mâlik ve tab’an mûsikîye pek
ziyâde meyyâl idi. Kudûm-zenbaşılıkta bulunup, sevdâ-yı aşk-ı ilâhî ile muhît-i
istiğrâka düştü. Birâderinin irtihâlinde Seyyid Muhammed Saîd Hemdem Çelebi
tarafından Yenikapı Mevlevîhânesi meşîhatine ta’yîn olundu. Şiirde dahi ihtisâsı
vardı. “Künhî” tahallus eylerlermiş.
Hallâk-ı cihân âleme kıldıkda tecellî
Her kimseyi bir hâl ile kılmış mütesellî
* * *
غواص شدم از دل درياى سخن را
بسيار كشيدم كهر شعر دهن را
در وقت تماشاى جمالت كه شوند مست
مشكل شده است وصف تو ارباب سخن را
ميخوارهً عشقم ز قدحهاى محبت
دل زنده ز امواج صفا خانهً تن را
در د امن صحراى محبت بر سيديم
انداختم از دل هوس سير ﭼمن را
كنهى زره عشﻖ سخنهاى بﮕويد
نه وصف بدخشان نه آهوى ختن را
1247/(1831-32) senesinde nevâ-yı hayâtı dem-beste oldu. Türbede medfûndur.
Mahv oldu aşk-ı Hak’dan Abdurrahîm Efendi
( = )محو اولدى عشﻖ حقدن عبد الرحيم افندى1247
Abdurrahîm Efendi pîrâna hem-dem oldu
Şeyh Osmân Salâhaddîn Dede Efendi
Seyyid Nâsır Abdülbâki Dede merhûmun necl-i necîbi bir zât-ı muhteremdir.
15 Cemâziye’l-evvel 1235/(1 Mart 1820) târîhinde dünyâya revnak-fezâ olmuştur.
Bidâyeten Beşiktaş Mevlevîhânesi şeyhi Kadrî Dede taht-ı terbiyetinde bulundular.
Onbir yaşında iken Yenikapı Mevlevîhânesi meşîhatine ta’yîn edildiler. Hz. Zekâî-i
Şa’bânî’nin dâmâdı Sâdık Dede (cild: 4, sahîfe: 119), ser-tabbâğlık hizmetiyle mübâhî
olup, Osmân Efendi’ye vekâlette bulundular ve terbiyelerine ihtimâm eylediler.
Bursalı Şeyh Emîn-i Nakşıbendî halîfesi, Mesnevî-hân-ı şehîr Hâce
Hüsâmeddîn’(den) Mesnevî-i şerîf, Şehrî Ahmed Efendi’den ulûm-ı êliye vü âliye ve
ilm-i hakâyık, Evliyâ Hâce’den tefsîr ve hadîs ve fıkıh taallüm ile icâzet almış, ulemâ
sırasına geçmiştir. Dergâh-ı şerîfde Mesnevî okutmağa ve Fusûsu’l-Hikem tedrîsine
başlamış ve birçok zevât-ı fâzılayı mazhar-ı feyz ü irfân eylemiştir.
“Ebu’l-kemâleyn” diye şöhreti vardır. Eâzım-ı ulemâ ve efâhım-ı urefâdandır.
Muhammed Ziyâ Bey, mufassalan ve mükemmelen terceme-i hâllerini yazmışlardır.
Son zamânlarında harem dâiresinde inzivâ buyurdular. İrtihâllerine beş-on gün kala
dâmâd-ı mükerremleri Bahâriyye Şeyhi hüseyin Fahreddîn Efendi hazretlerinin
nezdine, berây-ı tebdîl-i hevâ gittiler. Hummâ-yı habîse hastalığından felâh
bulamadılar. 18 Cemâziye'l-âhir 1304/(14 Mart 1887) târîhinde âlem-i cemâle âzim
oldular. 69 yaşında bulunuyorlardı.
Hânkâh-ı şerîfleri vükelâ ve vüzerâ, şeh-zâdegân ve urefânın ziyâret-gâhı idi.
Cidden vücûd-ı mes’ûdiyle iftihâr olunacak bir zât-ı kerîmü’s-sıfât idi. Cenâze namâzı
Hz. Hâlid (radıya'llâhu anh) Câmi’-i şerîfinde edâ olunarak ihtifâlât-ı azîme ile
“Cân u gönülden söz deryânın dalgıcı oldum. Böylece şiir mücevherinin ağzını açtım.
Cemâlini seyr edenler sarhoş olduğundan senin vasfın söz erbâbı için zor olmuştur.
Muhabbet kadehlerinden aşk meyini içmişim. Bu ten evindeki safâ dalgaları dipdiridir.
Muhabbet sahrasının eteğine varınca, gönüldeki çemen seyrinin hevesini attım.
Künhî, burada aşk yolunda sözler söyler. Ancak bu sözler, ne bedehşanın vasfıdır ne de huten
ceylanının vasfı.” (H)
Yenikapı Mevlevîhânesi’nde türbe-i münîfede vedîa-i hâk-i rahmet kılınmıştır. Öyle
bir kalabalığı İstanbul görmemişti, diye nakl edenlerden işittim.
Geldi bir gül-bang ile târîh-i ârif gûşuma
Hû diyüp Osmân Efendi vardı Mevlânâ’sına
( = )هو ديوب عثمان افندى واردى موﻻناسنه1303 + 1 = 1304/(1886-87)
* * *
Sütlüce şeyhi Elîf Efendi merhûmun söylediği târîhlerdir:
مؤمنا نرا ﻻيموتون ﮔفت ﭘيغمبر يا اخى
بلكه از دنيا بعقبى نقل فرمايند و طى
ﮔريه ام مختار نه از مركت اﻻ از فراق
شد بحﻖ ﭘير بزرﮔوار صﻼح الدين حى
* * *
اندرين ﮔريه شنيد از غيب تاريخش اليف
روح ختم العارفين در بزم جانان منبسﻂ
1304
Elîf Efendi, Tenşîtu’l-Muhibbîn nâm eserinde Osmân Salâhaddîn Efendi
hazretlerinin terceme-i hâlini yazmıştır.
Vandet-i vücûda dâir risâlesi ve el-Lisânü’l-Hamdiyye fî-mâ-halle
bihi’l-Yeseviyye nâmında bir eseri, Mesnevî-i şerîf hâşiyesi cümle-i te’lîfâtındandır.
Fakat hâşiye, mevlevîhâne yangınında muhterik olmuştur. Bir de meşhûr Hoca İshâk
Efendi’ye cevâben, ()اوست و همه از دوست131 mes’elelerine dâir yazılmış mektûbu vardır.
Sultân Mehmed Reşâd Hân, müşârünileyhe müntesib idi. Türbe-i şerîfede
medfûn ve rahmet-i Hakk’a makrûndur. (Kaddesa'llâhu sırrahû)
Ebu’l-Burhân Muhammed Celâleddîn Dede Efendi
Osmân Efendi’nin iki mahdûmu vardır. Biri Hacı Kemâl Efendi, diğeri
Muhammed Celâleddîn Dede Efendi’dir.
(Muhammed Celâleddîn Efendi), 8 Rebîu’l-evvel 1265/(2 Şubat 1849)
târîhinde, mevlevîhânede kadem-zen-i âlem-i dünyâ oldu. Şehrî Ahmed Efendi’den
“Ey kardeş! Hazret-i Peygamber: “Mü’minler ölmezler, bu dünyadan, öbür dünyaya intikal ederler.”
dedi.
Benim ağlamam ölümden değil, ayrılıktandır. Büyük Pîr Salâhaddîn, Hakk’a erdi, diri oldu.” (H)
“Elîf, tarihini onun ağlayışından işitti. Âriflerin ölümüyle rûhları sevgilinin bezminde tutulmuştur.”
(H)
“Odur ve her şey dosttandır.”
pederlerinin icâzet aldığı gün bed’-i Besmele eyledi. 1277/(1861-62)’de Dâvûd Paşa
Rüşdîsi’ne devâm ile Molla Câmî’ye kadar okudu. Bir müddet Fâtih’te câmi’ dersine
devâm ve Kocamustafapaşa’da, Küçük Efendi Tekkesi şeyhi meşhûr Hâfız Gâlib
Efendi’den ve sâir esâtizeden iktisâb-ı ulûm eylediği gibi, pederlerinden Mesnevî ve
Tunuslu Mustafa Efendi’den Fütûhât-ı Mekkiyye ve Buhârî-i şerîf okudular.
Pederlerinden Fusûs tederrüs ettiler.
Yirmiiki yaşında iken pederlerine vekâleten meşîhati idâre ettiler. Pederlerinin
irtihâlinde makâm-ı meşîhete revnak-fezâ oldular ki, târîhi Zi’l-hicce 1305/(9 Ağustos
1888), yevm-i Perşembedir.
Celâleddîn Efendi, Şeyh Mustafa Efendi’den tarîkat-ı Şâzeliyye’den de
me’zûn oldular. Şeyh İmdâdullâh-ı Fârûkî hazretlerinin de bi’l-vâsıta mazhar-ı feyzi
olarak tarîk-ı Çeştî’ye nisbet-dâr bulundular. Tarîk-ı Kâdirî’den de mazhar-ı feyz
idiler.
Nahîfü’l-bünye ve gâyet marîz idiler. Mükerreren şeref-i iltifâtlarına mazhar
oldum ve mübârek ellerini öptük. Asabiyyü’l-müzâc idi.
