HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Doğumu ve Yenikapı çevresi
Ali Nutkî Dede 5 Muharrem 1176’da, 27 Temmuz 1762 tarihinde İstanbul’da Yenikapı Mevlevîhânesi yakınındaki bir evde doğdu. Hayatının tamamı bu dergâhın irşad, edebiyat ve mûsiki çevresi içinde geçti.
Ailesi ve mûsiki mirası
Babası Yenikapı Mevlevîhânesi şeyhi Kütahyalı Seyyid Ebûbekir Dede’dir. Annesi Saîde Hanım, Galata Mevlevîhânesi şeyhlerinden büyük neyzen ve bestekâr Kutbü’n-nâyî Osman Dede’nin kızıdır. Kardeşleri Abdülbâki Nâsır Dede ile Abdürrahim Künhî Dede de Mevlevî şeyhi, şair ve mûsikişinas olarak yetişti.
Sahîh Ahmed Dede’nin himayesi
Doğumundan bir müddet sonra amcası Ömer Dede’nin oğlu, semâzenbaşı ve sertabbah Sahîh Ahmed Dede’nin himayesine verildi. Dinî ilimleri, Mevlevî erkânını, edebiyatı ve mûsikiyi dergâhın gündelik hizmet düzeni içinde öğrendi. On dört yaşına varmadan ilmî yeterliliğiyle dikkat çektiği aktarılır.
On dört yaşında postnişin oluşu
Babası 30 Ağustos 1775’te vefat edince Yenikapı Mevlevîhânesi postuna tayin edildi. Çelebi Ebûbekir Efendi tarafından destar">destar giydirilip meşihatnâme verildi. Çok genç yaşta üstlendiği postu yaklaşık otuz yıl taşıması, çevresindeki kıdemli dervişlerin ve aile içindeki eğitim ağının desteğiyle mümkün oldu.
Yenikapı Mevlevîhânesi’ndeki irşad düzeni
Ali Nutkî Dede devrinde Yenikapı, yalnız mukabele yapılan bir tekke değil; çile, semâ meşki, Mesnevî okuması, şiir, hat ve mûsiki eğitiminin birleştiği büyük bir şehir kurumuydu. Dervişlerin dergâha gelişi, hizmetleri, arakıyye ve sikke giymeleriyle hücreye çıkışları düzenli biçimde takip edildi.
Şeyh Gâlib’in çilesi
Şeyh Gâlib Konya’da başladığı Mevlevî çilesini İstanbul’da Ali Nutkî Dede’nin yanında tamamladı. Bu ilişki basit bir edebî dostluk değil, Mevlevî terbiyesi ve post bağını içeren şeyh-mürid ilişkisidir. Gâlib’in şiir ve Mesnevî şerhi çevresinde kazandığı derinlikte Yenikapı’daki bu devrenin önemli yeri vardır.
Hammâmîzâde İsmail Dede Efendi
İsmail Dede belirli günlerde Yenikapı Mevlevîhânesi’ne devam ederek Ali Nutkî Dede’nin terbiyesine girdi ve 1798’de intisap etti. Semâ, Mevlevî âyini ve mûsiki meşki bakımından bu çevre, onun büyük bestekârlığının temel ocaklarından biri oldu.
Kardeşlerinin yetişmesi ve post devamı
Abdülbâki Nâsır Dede ile Abdürrahim Künhî Dede, ağabeyleri Ali Nutkî Dede’nin tasavvuf, edebiyat ve mûsiki terbiyesinden geçti. Ali Nutkî Dede’nin vefatından sonra Yenikapı postu Abdülbâki Nâsır Dede’ye geçti; böylece irşad ve kayıt geleneği aynı aile çevresinde devam etti.
Defter-i Dervîşân’ın başlangıcı
Ali Nutkî Dede 21 Zilhicce 1213’te, 26 Mayıs 1799 tarihinde Defter-i Dervîşân’ı tutmaya başladı. İlk yirmi iki varakta kendi meşihatı sırasında dergâha girenlerin adları, meslekleri, semâ meşkleri, mukabeleye girişleri, çile ve hücre tarihleri ile İstanbul’daki bazı olaylar kaydedildi.
Bir kurum hafızası olarak defter
Defter, yalnız derviş listesi değildir. Yenikapı ve Galata Mevlevîhâneleri, İstanbul’daki tabii ve toplumsal hadiseler, şeyhlerin vefatları, görevlendirmeler, doğumlar ve aile kayıtları aynı kronoloji içinde yer alır. Bu yönüyle Osmanlı tekke hayatının içeriden tutulmuş en kıymetli hafıza kaynaklarından biridir.
Abdülbâki Nâsır Dede’nin devamı
Ali Nutkî Dede’nin vefatıyla yarım kalan kayıtları kardeşi Abdülbâki Nâsır Dede sürdürdü. Daha sonraki Yenikapı şeyhlerinin eklemeleriyle eser kuşaklar arası bir dergâh arşivine dönüştü. İlk bölüm Süleymaniye Kütüphanesi Nâfiz Paşa 1194 numarada korunmaktadır.
Şevkutarab Mevlevî Âyini
Ali Nutkî Dede’nin mûsikiden günümüze ulaşan eseri Şevkutarab makamındaki Mevlevî âyinidir. Vefatından yaklaşık bir ay önce Yenikapı’da icra edildi. Eseri talebesi İsmail Dede’ye ithaf etmesi aralarındaki muhabbet ve sanat bağını gösterir.
Yanlış eser nispeti
Şevkutarab Âyini bazı eski nota neşirlerinde Hammâmîzâde İsmail Dede’nin eseri gibi gösterilmiştir. Defter ve çağdaş kayıtlar bestenin Ali Nutkî Dede’ye ait olduğunu açıkça ortaya koyar. İsmail Dede’nin eserin icra ve yazıya geçirilme sürecindeki hizmeti, bestekârlık nispetiyle karıştırılmamalıdır.
Şairliği ve Nutkî mahlası
Şiirlerinde önce babasının verdiği ‘Memiş’, daha sonra ‘Nutkî’ mahlasını kullandı. Gazelleri ve çeşitli manzumeleri mecmua ve tezkirelerde dağınık hâlde korunmuştur. Şiirinde Mevlevî aşk dili, ayrılık, vuslat ve dergâh terbiyesinin kavramları belirgindir.
Hattatlığı ve Neşâtî Dîvânı
Ta‘lik hatla yazdığı 1203/1788 tarihli Neşâtî Dîvânı nüshası, onun hattatlık yönünü gösterir. Böylece Ali Nutkî Dede’nin faaliyeti şeyhlik ve bestekârlıkla sınırlı kalmaz; metin istinsahı ve yazı kültürü de Yenikapı’daki eğitim bütününün parçasıdır.
Ailesi
Defter-i Dervîşân’da Şerife Afîfe adlı kızından söz edilir. Kaynaklar ayrıca İskender adlı bir oğlunun küçük yaşta vefat ettiğini bildirir. Kardeşleri ve yeğenleri üzerinden Yenikapı Mevlevîhânesi’nin post ve mûsiki hizmeti XIX. yüzyıl boyunca devam etti.
Vefatı ve kabri
Ali Nutkî Dede 4 Cemâziyelevvel 1219’da, 11 Ağustos 1804 tarihinde Yenikapı Mevlevîhânesi’ndeki odasında vefat etti. Dergâhın hazîresine defnedildi. Ardında otuz yıllık irşad devresi, yetiştirdiği büyük sanatkârlar, bir Mevlevî âyini ve kuşaklar boyunca sürdürülen kurum hafızası bıraktı.
Tasavvuf ve mûsiki tarihindeki yeri
Ali Nutkî Dede’nin önemi yalnız tek bir beste veya ünlü talebelerle sınırlı değildir. O, Mevlevî terbiyesini kayıt düzenine dönüştüren; şiir, hat, mûsiki, semâ ve gündelik tekke hizmetini aynı eğitim modeli içinde birleştiren Yenikapı mektebinin başlıca kurucu şeyhlerindendir.