HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Galata Mevlevîhânesi'nde yetişmesi
İstanbul'da doğan Osman Dede'nin ilk yıllarına dair bilgi sınırlıdır. Galata Mevlevîhânesi şeyhi Gavsî Ahmed Dede'ye intisap ederek burada çilesini tamamladı; ney, musiki, Mesnevî ve hat meşk etti. Dergâhta neyzenbaşılık ve Mesnevîhanlık yaptı, Gavsî Ahmed Dede'nin kızı Hatice Hanım'la evlendi.
Postnişinliği
Gavsî Ahmed Dede'nin vefatından sonra 1698'de Galata Mevlevîhânesi postuna geçti. Yaklaşık otuz bir yıl boyunca meşihat, musiki ve Mesnevî tedrisini birlikte yürüttü. 1729'da vefat ederek Galata Mevlevîhânesi haziresinde İsmâil Rusûhî Ankaravî'nin yanına defnedildi.
Mi‘râciyye ve besteleri
“Kutbü'n-nâyî” unvanı ney icrasındaki üstün yerini gösterir. Hz. Peygamber'in mi‘racını anlatan Mi‘râciyye'si, Mehmed Nasûhî Efendi'nin isteği üzerine bestelendi ve ilk defa Üsküdar'daki Nasûhî Dergâhı'nda icra edildi. Dört Mevlevî âyini, tevşih, ilâhi, peşrev ve saz semâileri bestekârlık mirasının başlıca parçalarıdır.
Nota ve nazariyat çalışmaları
Rabt-ı Ta‘bîrât-ı Mûsikî adıyla anılan nazariyat metni ve Nota-i Türkî diye tanınan nota sistemi, ezgiyi yazıyla koruma arayışının erken örneklerindendir. Bu sistem yaygınlaşmamış olsa da Osmanlı musiki yazısı tarihinde önemli bir denemedir.
Ravzatü'l-i‘câz
Ravzatü'l-i‘câz fî mu‘cizâti'l-mümtâz, Hz. Peygamber'in mûcizelerini mesnevi biçiminde ele alan eseridir. Osman Dede böylece neyzenlik, bestekârlık, nazariyat, şiir, nesir ve hat alanlarını aynı şahsiyette birleştirmiştir.
