HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Yenikapı’da bir Mevlevî ailesinde doğumu
Seyyid Abdülbâkī Nâsır Dede 1765’te İstanbul’da, Yenikapı Mevlevîhânesi yakınındaki aile evinde doğdu. Babası dergâh şeyhi Kütahyalı Seyyid Ebûbekir Dede, annesi Galata Mevlevîhânesi şeyhlerinden Kutbü’n-nâyî Osman Dede’nin kızı Saîde Hanım’dır. Ağabeyi Ali Nutkî Dede, küçük kardeşi Abdürrahim Künhî Dede’dir. Böylece çocukluğu irşad, Mesnevî tedrisi, semâ ve mûsiki hizmetinin gündelik hayatın parçaları olduğu bir çevrede geçti.
Tahsili ve Mevlevî terbiyesi
İlk öğrenimini babasından aldı. Ebûbekir Dede’nin 1775’te vefatından sonra Milas Müftüsüzâde Halil Efendi’den Arapça, Farsça ve dinî ilimler okudu. Bir yıl sonra semâ meşkine başlayarak mukabeleye katıldı. Mûsiki bilgisini dergâhın neyzen, kudümzen, âyinhan ve bestekâr çevresinden edindi; yalnız icrayı değil, makam ve usul düzeninin teorik meselelerini de araştırdı.
Ali Nutkî Dede’nin yanında hizmeti
Ağabeyi ve şeyhi Ali Nutkî Dede’nin meşihatı sırasında bin bir günlük çilesini tamamladı; Yenikapı Mevlevîhânesi’nin neyzenbaşılığına yükseldi. Ali Nutkî Dede’nin kurduğu geniş eğitim halkası Şeyh Gâlib, Hammâmîzâde İsmail Dede ve devrin başka mûsikişinaslarıyla Yenikapı’yı İstanbul’un başlıca irfan ve sanat merkezlerinden biri hâline getirmişti. Nâsır Dede bu çevrede hoca, icracı ve nazariyatçı olarak belirginleşti.
Yenikapı postnişinliği
Ali Nutkî Dede’nin 1804’te vefatı üzerine Konya’daki çelebilik makamının temsilcisi Hacı Mehmed Çelebi tarafından şeyhlik destârı giydirilerek Yenikapı Mevlevîhânesi postuna tayin edildi. Yaklaşık on yedi yıl boyunca dergâhın irşad, eğitim, mûsiki ve vakıf işlerini yönetti. 1814’te Kazasker Mekkîzâde Mustafa Âsım Efendi tarafından vakıf işlerine bakmakla ayrıca görevlendirildi.
III. Selim devrinde mûsiki nazariyatı
Nâsır Dede’nin nazariyat çalışmaları, III. Selim devrinde makamların yeniden tarif edildiği, yeni terkiplerin oluşturulduğu ve repertuvarın yazıyla korunmasına çalışıldığı ortamda şekillendi. Padişahın emriyle kaleme aldığı Tedkīk u Tahkīki 1209/1794’te tamamlayarak saraya sundu. Eserde mûsikinin temel kavramlarını, makam ve terkipleri, perde ilişkilerini ve usulleri sistemli biçimde ele aldı; 136 makam ve terkip ile yirmi bir usul hakkında bilgi verdi.
Tahrîriyye ve nota sistemi
Tahrîriyye yahut Tahrîriyyetü’l-mûsikī, Nâsır Dede’nin geliştirdiği ebced temelli mûsiki yazısını açıklayan risaledir. Harfler, rakamlar ve süre işaretleri aracılığıyla seslerin perde ve zaman değerlerini kaydetmeyi amaçlayan sistem, dönemin sözlü meşk geleneğini ortadan kaldırmak için değil repertuvarı destekleyici bir hafıza aracı olarak tasarlanmıştır. Risalede III. Selim’e ait dört eser bu yazıyla kaydedilmiştir.
Bestekârlığı ve Acem-bûselik âyini
Neyzenliği ve nazariyatçılığı yanında bestekârdı. Acem-bûselik makamındaki Mevlevî âyin-i şerifi onun mûsiki mirasının merkezindedir. Günümüze ulaşan diğer eserleri ve nispetleri yazma nota mecmualarıyla karşılaştırılmalıdır; kaybolan yahut yalnız adı kalan besteler, yaşayan repertuvarla aynı kesinlikte sunulmaz.
Defter-i Dervîşân ve kurum hafızası
Ali Nutkî Dede’nin başlattığı Defter-i Dervîşânı ağabeyinin vefatından sonra sürdürdü. Defter yalnız bir günlük değildir: matbaha giren ve çilesini tamamlayan dervişler, semâ meşkine başlayanlar, arakiye giyenler, ziyaretçiler, doğumlar, ölümler, tayinler ve dergâh hayatının çeşitli hadiseleri burada tarihleriyle kaydedildi. Bu sebeple eser, Yenikapı Mevlevîhânesi’nin kişi ve kurum tarihini içeriden izleten başlıca birincil kaynaklardan biridir.
Tercüme, şerh ve Dîvân
Ahmed Eflâkî’nin Menâkıbü’l-ârifînini Türkçeye tercüme etti; Tuhfe-i Şâhidî çevresindeki dil çalışmalarına bağlı Şerh-i Ta‘rîb-i Şâhidîi kaleme aldı. Nâsır mahlasıyla yazdığı şiirleri yaklaşık 928 beyitlik bir Dîvân’da toplandı. Bilinen nüsha Süleymaniye Kütüphanesi Nâfiz Paşa 941’dedir. Kaside, tarih, tahmis, murabba, gazel, rubâî, kıta ve müfredlerde Mevlânâ sevgisi, semâ, ney, Mevlevî ahlâkı, muhabbet, kanaat ve dünyanın geçiciliği işlenir.
Ailesi, talebeleri ve aktarım çevresi
1794-95’te Şerife Fatma Hanım’la evlendi; çocuklarından Receb Hüseyin Hüsnü Dede kendisinden sonra Yenikapı postuna geçti. Osman Selâhaddin Dede de aile ve irşad mirasının sonraki kuşağında öne çıktı. Hammâmîzâde İsmail Dede’nin Yenikapı’daki mûsiki ve Mevlevî terbiyesinde Ali Nutkî ve Nâsır dedelerin çevresi belirleyici oldu; Nâsır Dede’nin ona ney meşk ettirdiği aktarılır.
Vefatı ve kabri
20 Cemâziyelevvel 1236 Cuma günü, 23 Şubat 1821’de vefat etti ve Yenikapı Mevlevîhânesi haziresine defnedildi. Yerine oğlu Receb Hüseyin Hüsnü Dede tayin edildi. Nâsır Dede’nin mirası şeyhlik yıllarıyla sınırlı değildir: mûsiki nazariyatı, nota arayışı, âyin bestesi, şiirleri ve tuttuğu kurum kayıtları sayesinde XIX. yüzyıl başı Mevlevî hayatının irşad, sanat ve hafıza katmanlarını bir arada temsil eder.