Ara
Menü

Hammâmîzâde İsmail Dede Efendi

Hammâmîzâde İsmail Dede Efendi (1778-1846), Yenikapı Mevlevîhânesi'nde yetişen; âyin-i şeriflerden büyük formlu bestelere ve şarkılara uzanan geniş repertuvarıyla XIX. yüzyıl Osmanlı musikisinin merkez ismidir.

Doğum
1778
Vefat
1846
Unvan
Mevlevî bestekâr, hânende ve klasik repertuvarın büyük ustası

Çocukluğu ve ilk musiki eğitimi

9 Ocak 1778'de İstanbul Şehzadebaşı'nda doğdu. Babası hamam işletmecisi Süleyman Ağa, annesi Rukiye Hanım'dı. İlk musiki derslerini Uncuzâde Mehmed Emin Efendi'den aldı; genç yaşta sesi ve eser öğrenme kabiliyetiyle tanındı.

Yenikapı Mevlevîhânesi ve çile

Yenikapı Mevlevîhânesi şeyhi Ali Nutkî Dede'ye 3 Haziran 1798'de intisap etti. Bin bir günlük çileyi 6 Mart 1801'de tamamlayarak “Dede” unvanını aldı. Ali Nutkî Dede ve kardeşi Abdülbâki Nâsır Dede'nin çevresi, onun musiki kadar Mevlevî edep ve hizmet terbiyesini de şekillendirdi.

Saray hizmeti

III. Selim'in dikkatini çekerek saray fasıllarına katıldı; daha sonra II. Mahmud ve Abdülmecid devirlerinde de saray musikisinin önde gelen hocası ve bestekârı oldu. Sarayla ilişkisi, Yenikapı çevresindeki Mevlevî kimliğini ortadan kaldırmadı; iki musiki çevresi arasında taşıyıcı bir rol üstlendi.

Mevlevî âyinleri

Sabâ, Bestenâgâr, Sabâ-bûselik, Hüzzam ve Ferahfezâ makamlarındaki âyinleri Mevlevî repertuvarının başlıca eserlerindendir. Sabâ âyinini 1824'te, Bestenâgâr âyinini 1832'de besteledi. Bu eserlerde dört selâmlık formun büyük ölçeğini makam geçkileri, usul ve güfte ilişkisiyle dengeler.

Bestekârlık mirası

Dinî ve din dışı formlarda beş yüzden fazla eser bestelediği, bunların önemli bölümünün kaybolduğu kabul edilir. Kâr, beste, ağır semâi, yürük semâi, şarkı, ilâhi ve saz eserlerindeki üretimi klasik üslupla XIX. yüzyılın değişen zevkini buluşturur. Zekâi Dede başta olmak üzere yetiştirdiği talebeler repertuvarın sonraki kuşaklara aktarılmasını sağladı.

Son yolculuk

1846'da hac yolculuğuna çıktı ve dönüş öncesinde Hicaz'da vefat etti. Mekke'de defnedilen Dede Efendi'nin eserleri, meşk zinciri ve talebeleri Osmanlı musiki hafızasının en geniş aktarım kollarından birini oluşturdu.

COĞRAFÎ HAFIZA2 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi2 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Menkıbeler

İlk 3 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Evlilik ve dergâhtan ayrılış

1802 yılının ilk aylarında saraylı Nazlıfer Hanım'la evlendikten sonra dergâhtan ayrılıp Akbıyık mahallesinde kiraladığı bir eve taşındı; âyin günleri mevlevîhâneye gidip kendi odasında mûsiki dersleriyle meşgul oldu.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

1802 yılının ilk aylarında saraylı Nazlıfer Hanım'la evlenmesinden sonra dergâhtan ayrılarak Akbıyık mahallesinde kiraladığı bir eve taşındı.

Bu ayrılış bir kopuş değildi: âyin günleri mevlevîhâneye gitmeyi sürdürdü ve orada kendi odasında mûsiki dersleriyle meşgul oldu. Böylece hayatı, saray fasılları, ev ve dergâh arasında bölünmüş bir düzene oturdu.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Art arda gelen kayıplar ve bir bestenin doğuşu

1804'te şeyhini, bir yıl sonra ilk oğlu Sâlih'i kaybetti; oğlunun vefatı üzerine duygularını "Bir gonca-femin yâresi vardır ciğerimde" mısraıyla başlayan bayâtî murabba bestesiyle dile getirdi.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

1804'te şeyhi Ali Nutkî Dede'yi, bir yıl sonra ilk çocuğu Sâlih'i kaybetti. Oğlunun vefatı üzerine duygularını, "Bir gonca-femin yâresi vardır ciğerimde" mısraıyla başlayan bayâtî murabba bestesiyle dile getirdi.

Kayıplar burada durmadı: 1808'de hem annesini hem hâmisi III. Selim'i, 1810'da ikinci çocuğu Mustafa'yı kaybetti. Böylece hayatının en verimli yıllarına, arka arkaya gelen ölümlerin gölgesi düştü.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Mütevellisi olduğu caminin ihyası

Kocamustafapaşa'daki Bezirgânbaşı Camii harap hâldeyken, mütevellisi olan Dede Efendi tarafından 1234'te (1818-19) tamir ve ihya ettirilmiştir.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Hadîkatü'l-cevâmi'in bazı yazma nüshalarında rastlanan bir kenar notunda, Bezirgânbaşı Camii'nin harap bir hâlde olduğu sırada mütevellisi bestekâr Hammâmîzâde İsmâil Dede Efendi tarafından 1234 (1818-19) yılında tamir ve ihya ettirildiği bildirilmektedir.

Mimar Sinan'ın son yıllarında yapılan ve 994'te (1586) bir tekke ile birlikte tamamlanan cami, 24 Temmuz 1782'deki büyük yangının tam içinde kalmıştı; onarım bu tahribatın ardından gelmiş olmalıdır.

Aynı kenar notu onu "Yenikapı Mevlevîhânesi'nde çile çıkarmakta olan ve daha sonra padişahın musâhibliğine yükselen" kişi diye tanıtır. Bu tavsif, çilesini 1801'de tamamladığını ve 1812'de musâhib olduğunu bildiren kayıtla 1234 (1818-19) tarihi bakımından örtüşmemektedir; iki kayıt burada olduğu gibi bırakılmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Eserleri ve metinleri

İlk 3 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Çile içinde doğan iki beste ve saraya açılan kapı

Çilesinin ikinci yılında bestelediği "Zülfündedir benim baht-ı siyâhım" buselik şarkısı III. Selim'i onu saraya çağırtacak kadar ilgi uyandırdı; ardından gelen hicaz nakış bestesi şöhretini iyice yaydı.

Metni gösterMetni daralt

Çilesinin ikinci yılında iken bestelediği, "Zülfündedir benim baht-ı siyâhım" mısraıyla başlayan buselik şarkısı mûsiki çevrelerinde büyük yankı uyandırdı. Üslûp ve melodik yapı itibariyle çok farklı olduğu için eserin bestekârını merak eden III. Selim, İsmâil Dede'yi saraya çağırarak şarkıyı kendisinden dinledikten sonra takdirlerini bildirdi.

Çilesini tamamladıktan bir müddet sonra bestelediği, "Ey çeşm-i âhû hicr ile tenhâlara saldın beni" mısraıyla başlayan hicaz nakış bestesi de aynı ilgiyi gördü. Bu vesileyle şöhreti iyice yayılan İsmâil Dede tekrar saraya çağrılıp padişahın takdirine mazhar oldu; ayrıca haftada iki defa sarayda düzenlenen küme fasıllarına hânende olarak katılması istendi.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Ferahnâk makamının örnek eserleri arasında

Ferahnâk makamı anlatılırken makamın örnek eserleri sıralanırken zencîr usulündeki bestesi de Rifat Bey, Zeki Mehmed Ağa ve Şâkir Ağa'nın eserleriyle birlikte sayılır.

Metni gösterMetni daralt

İnici bir seyir takip eden ve durağı ırak perdesi olan ferahnâk makamına örnek gösterilen eserler arasında Rifat Bey'in Mevlevî âyini, Zeki Mehmed Ağa'nın zencîr usulündeki peşrevi ve Şâkir Ağa'nın besteleri ile birlikte Hammâmîzâde İsmâil Dede Efendi'nin zencîr usulündeki bestesi de zikredilir.

Bir makamın tarifinde örnek olarak anılmak, bestekârın eserinin o makamın ölçüsü sayıldığını gösterir; Dede Efendi'nin repertuvardaki yeri bu tür kayıtlarda dolaylı biçimde görünür.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Beş Mevlevî âyini

Sabâ, Bestenâgâr, Sabâ-bûselik, Hüzzam ve Ferahfezâ âyinleri repertuvarın büyük ölçekli eserleridir.

Metni gösterMetni daralt

Dede Efendi'nin âyinleri dört selâmın ritmik ve anlam örgüsünü makam geçkileriyle kurar. Bu külliyat, bestekârın saray musikisi ile Mevlevî meşkini aynı dilde buluşturmasının en açık örneğidir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi: Osman Dede (Nâyî), Itrî Efendi (Buhûrîzâde), İsmâil Dede Efendi (Hammâmîzâde), Zekâi Dede ve Rauf Yektâ Bey maddeleri; Mevlevîlik ve Müzik kaynak paketi.

Kavram dünyası

İlk 6 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Kurban bayramında doğan çocuk ve hamamdan gelen lakap

10 Zilhicce 1191'de (9 Ocak 1778) Şehzadebaşı'nda doğdu; doğumu kurban bayramının ilk gününe rastladığı için İsmâil adı verildi, babasının hamam işletmeciliğinden dolayı Hammâmîzâde diye tanındı.

Metni gösterMetni daralt

10 Zilhicce 1191'de (9 Ocak 1778) İstanbul Şehzadebaşı'nda doğdu. Babası, uzun süre Cezzâr Ahmed Paşa'nın mühürdarlığını yapan Süleyman Ağa, annesi Rukiye Hanım'dır.

Doğumu kurban bayramının ilk gününe rastladığı için kendisine İsmâil adı verildi. Mevleviyye tarikatına mensup olduğundan "İsmâil Dede" ve "Dede Efendi", babasının hamam işletmeciliğiyle meşgul olmasından dolayı da "Hamâmîzâde" (Hammâmîzâde) diye tanındı.

Şehzadebaşı'ndaki Acemoğlu Hamamı'nı işleten babası, İsmâil üç dört yaşlarında iken bu hamamı satıp Altımermer Kurusebil mahallesindeki Çavuş Hamamı ile yanındaki evi satın alarak oraya yerleşti.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Çamaşırcı Mektebi'nden Başmuhasebe Kalemi'ne

Öğrenimini Hekimoğlu Ali Paşa Camii'nin bitişiğindeki Çamaşırcı Mektebi'nde tamamladıktan sonra defterdarlıkta kâtip muavini olarak çalışmaya başladı; sesinin güzelliğiyle mektepte ilâhicibaşı olmuştu.

Metni gösterMetni daralt

Öğrenimini Hekimoğlu Ali Paşa Camii'nin bitişiğindeki Çamaşırcı Mektebi'nde tamamladıktan sonra defterdarlıkta Başmuhasebe Kalemi'nde kâtip muavini olarak çalışmaya başladı. Yani mûsiki hayatı bir kalemiye memuriyetiyle yan yana başladı.

Öğrenciliği sırasında sesinin güzelliğinden dolayı ilâhicibaşı olmuştu. İlk mûsiki derslerini de sesini bir merasimde dinleyip beğenen Anadolu Kesedarı Uncuzâde Mehmed Emin Efendi'den aldı.

Düzenli olarak devam ettiği Yenikapı Mevlevîhânesi'nde Ali Nutkî Dede ile kardeşi Abdülbâki Nâsır Dede'den ve devrin ileri gelen diğer mûsikişinaslarından faydalanarak kendini yetiştirdi; ney üflemeyi Abdülbâki Nâsır Dede'den öğrendiği söylenir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Deli İsmâil ve karışan adlar

Aklına geleni hemen söyleyen serbest mizacı yüzünden mûsiki çevrelerinde Deli İsmâil diye anılırdı; adı hem Neyzen İsmâil Dede ile hem de "Dede Efendi Atîk" denilen Ali Şîruganî ile karışmıştır.

Metni gösterMetni daralt

Kimseden çekinmeyen, aklına geleni hemen söyleyiveren serbest mizacı ile tanınan İsmâil Dede, bundan dolayı mûsiki çevrelerinde "Deli İsmâil" diye anılmıştır.

Bir başka mûsikişinasın da Neyzen İsmâil ve İsmâil Dede olarak anılması, iki ismin karıştırılmasına yol açmış; bazı eserler muhtemelen Dede Efendi'ninkilerle karışmıştır.

Aynı karışıklık ters yönde de görülür: Türk mûsikisinde en çok dinî eser besteleyen Gülşenî şeyhi Ali Şîruganî için kullanılan "Atîk" tabirinin, kaynakların çoğunda Dede Efendi diye anılan Hammâmîzâde İsmâil Dede ile karıştırılmaması amacıyla kullanılmış olduğu düşünülmektedir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Çilenin bitiş tarihindeki düzeltme

Yayınlarda çilesini 20 Şevval 1213'te (27 Mart 1799) tamamladığı söylenirse de şeyhi Ali Nutkî Dede'nin Defter-i Dervîşân'daki kaydına göre bu tarih 20 Şevval 1215'tir (6 Mart 1801).

Metni gösterMetni daralt

18 Zilhicce 1212'de (3 Haziran 1798) Ali Nutkî Dede'ye intisap ederek çileye soyundu. Çilesini tamamlayarak "dede" unvanını aldığı tarih hakkında iki ayrı kayıt vardır.

Kendisiyle ilgili yayınlarda çilesini 20 Şevval 1213'te (27 Mart 1799) tamamladığı söylenmektedir. Buna karşılık şeyhi Ali Nutkî Dede'nin bizzat tuttuğu Defter-i Dervîşân'daki kayıttan bu tarihin 20 Şevval 1215 (6 Mart 1801) olduğu anlaşılmaktadır.

Çile yıllarının başında babasını kaybetmiş ve babasının işlettiği hamamı satmıştı; dolayısıyla bu dönem onun için hem mânevî hem maddî bir dönüşüm zamanıdır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Musâhib-i şehriyârîlikten müezzinbaşılığa

II. Mahmud devrinde 1812'de musâhib-i şehriyârîler arasına alındı, ardından müezzinbaşılığa getirildi ve Murassa' İmtiyaz nişanıyla mükâfatlandırıldı.

Metni gösterMetni daralt

İsmâil Dede'nin II. Mahmud devrinde sarayla münasebetleri gelişerek devam etti. 1812'de "musâhib-i şehriyârî"ler arasına alındı, bir müddet sonra da müezzinbaşılığa getirildi. Ayrıca bizzat padişah tarafından Murassa' İmtiyaz nişanı ile mükâfatlandırıldı.

Sultan Abdülmecid döneminde müezzinbaşılık görevi devam etmesine rağmen sarayda eski samimi havayı bulamadığı kaydedilmektedir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Ali Nutkî Dede'nin yetiştirdikleri arasında

Yenikapı Mevlevîhânesi şeyhi Ali Nutkî Dede'nin edebiyat ve mûsiki alanında ün yapmış birçok kişinin yetişmesindeki emeği anlatılırken, Şeyh Galib'in yanı sıra özellikle onun adı zikredilir.

Metni gösterMetni daralt

Otuz yıl Yenikapı Mevlevîhânesi'nin şeyhliğinde bulunan Ali Nutkî Dede'nin, edebiyat ve mûsiki alanında ün yapmış birçok kişinin yetişmesinde büyük emeği geçmiştir.

Bunlar arasında, Konya'da başladığı çilesini İstanbul'da Ali Nutkî Dede'nin yanında tamamlayan Şeyh Galib ile birlikte, haftanın belirli günleri bu dergâha devam eden Hammâmîzâde İsmâil Dede bilhassa zikredilmelidir.

Ali Nutkî Dede'nin, dergâhın dervişleri ve mevlevîhâne hakkında bilgiler içeren Defter-i Dervîşân'ı, aynı zamanda İsmâil Dede'nin çile tarihini tesbit eden kaynaktır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

HOCASI / ŞEYHİAli Nutkî DedeHammâmîzâde İsmail Dede, Yenikapı’ya devam ederek Ali Nutkî Dede’ye intisap etti; semâ ve Mevlevî mûsikisi terbiyesi gördü.HOCASI / ŞEYHİSeyyid Abdülbâkī Nâsır DedeAbdülbâkī Nâsır Dede → Hammâmîzâde İsmail Dede: Yenikapı mûsiki ve Mevlevî terbiyesi, ney meşki.TALEBESİ / HALİFESİMehmed Zekâi Dede EfendiZekâi Dede klasik repertuvarı Hammâmîzâde İsmail Dede Efendi'den meşk etti.TALEBESİ / HALİFESİAli Nutkî DedeŞeyhi ve Yenikapı Mevlevîhânesi postnişini. 18 Zilhicce 1212'de (3 Haziran 1798) ona intisap edip çileye girdi; çilesinin bitiş tarihi de onun Defter-i Dervîşân'daki kaydından tesbit edilmiştir. 1804'te vefat etti.TALEBESİ / HALİFESİSeyyid Abdülbâkī Nâsır DedeŞeyhinin kardeşi. Yenikapı Mevlevîhânesi'nde kendisinden faydalandı; ney üflemeyi ondan öğrendiği söylenir.SOHBET / YOL ARKADAŞLIĞIIII. SelimHâmisi olan padişah. Çile yıllarında bestelediği buselik şarkıyı merak edip onu saraya çağırdı, takdirlerini bildirdi ve saray küme fasıllarına hânende olarak alınmasını istedi. 1808'de vefatı onun için ağır bir kayıp olmuştur.

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

İstanbul · TürkiyeBezirgânbaşı CamiiMimar Sinan'ın son yıllarında bir tekke ile birlikte 994'te (1586) yapılan cami. Harap hâldeyken mütevellisi olan Dede Efendi tarafından 1234'te (1818-19) tamir ve ihya ettirilmiştir. İlk şeyhi Mahfî Ramazan Efendi'den dolayı Ramazan Efendi Camii diye de anılır.İstanbul · TürkiyeYenikapı MevlevîhânesiBâb-ı Cedîd’de kuruluş Yenikapı Mevlevîhânesi, yeniçeri kâtibi Malkoç Mehmed Efendi tarafından 1006/1597’de Mevlânâkapı dışındaki bahçesinde kuruldu. İlk yapı semâhâne, mescid ve on sekiz dedegân hücresinden oluşan mütevazı bir zâviye iken kısa sürede meydân-ı şerif, matbah, şeyh köşkü ve yeni hücrelerle genişledi. Vakıf ve saray desteği XVII-XIX. yüzyıllarda padişahlar, hânedan mensupları ve devlet ricâli yapıları yeniledi, vakıfları büyüttü. Hekimoğlu Ali Paşa semâhâneyi, Abdullah Nâilî Paşa hücreleri, Mekkî Efendi şadırvanı ele aldı; II. Mahmud semâhâne-türbe binasını 1817 ve 1837’de yeniden yaptırdı. Abdurrahman Nâfiz Paşa türbe, kütüphane, sebil ve muvakkithâne ekledi. Kültür ve irşad merkezi Yenikapı, matbah terbiyesi, semâ meşki, Mesnevî dersi, musiki ve şiir çevresiyle İstanbul Mevlevîliğinin başlıca üretim merkezlerinden biriydi. Hazîresinde postnişinler, muhibler ve şehir kültürünün farklı simaları bir arada bulunur. Yangın ve ihya 1925 sonrasında terk edilen külliye 1961 yangınında ağır hasar gördü. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün restorasyonu 2010’da tamamlandı ve kaybolan yapıların önemli bölümü ihya edildi. Yerleşke günümüzde eğitim ve kültür işlevi taşır.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]TDV İslâm Ansiklopedisi: Osman Dede (Nâyî), Itrî Efendi (Buhûrîzâde), İsmâil Dede Efendi (Hammâmîzâde), Zekâi Dede ve Rauf Yektâ Bey maddeleri; Mevlevîlik ve Müzik kaynak paketi
  2. [2]Nuri Özcan, ‘Ali Nutkî Dede’, TDV İslâm Ansiklopedisi
  3. [3]Nuri Özcan, TDV İA; Melek Bıyık, Abdülbâkī Nâsır Dede Dîvânı, 1996; Fatma Âdile Başer, 1995
  4. [4]Kişi dosyasının kaynakları — Hammâmîzâde İsmail Dede Efendi
  5. [5]M. Baha Tanman, ‘Yenikapı Mevlevîhânesi’, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 43, s. 463-468; Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ, c. V
Ortak kaynak kataloğunu aç →