HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Tahsil ve müderrislik
Doğum tarihi kesin bilinmeyen İbrâhim Tennûrî’nin annesi Amasyalı, babası Sivaslıdır. Konya’da Mevlânâ Sarı Ya‘kub yanında tahsil gördü; 842/1438’de Kayseri’ye giderek Hunat Hatun Medresesi’nde müderris oldu. Vakfiyedeki Hanefî müderris şartı karşısında Şâfiî mezhebini değiştirmeyi kabul etmeyip görevden ayrıldığı aktarılır.
Akşemseddin’e intisabı
Tasavvuf terbiyesini Akşemseddin yanında tamamladı ve icazetle Kayseri’ye döndü. Akşemseddin ile karşılaşması, rüyalar ve “tennûr” uygulamasına dair anlatılar kaynaklarda menkıbevî unsurlarla örülüdür; tarihî hoca-talebe bağıyla aynı düzeyde değerlendirilmez.
Kayseri’de irşad
Bayramiyye-i Şemsiyye’nin erken temsilcilerinden biri olarak Kayseri’de tekke ve cami çevresinde irşad faaliyetini sürdürdü. 871/1466 tarihli Şeyh Camii ve aile vakıfları, onun şehirdeki kurumsal izini gösterir. 887/1482’de Kayseri’de vefat etti; kabri caminin batı bitişiğindedir.
Gülzâr-ı Ma‘nevî
Mesnevi nazım biçimindeki yaklaşık 5.140 beyitlik eser, fıkhî meseleleri tasavvufî yorumla birleştirir. Müellif eseri 15 Safer 857’de tamamlayarak Fâtih Sultan Mehmed’e ithaf etmiştir. Ney, çeng, aşk, nefis ve mürşid kavramları yanında ibadet ve muamelât bahisleri de şiir diliyle işlenir.
Edebî mirası
“Âşık” mahlasını kullanan Tennûrî, Eski Anadolu Türkçesinin açık söyleyişini Arapça ve Farsça kaynak bilgisiyle birleştirir. Gülşen-i Niyâz ve mecmualardaki ilâhileri tekke şiiri hafızasında yaşamış; bazı şiir nispetleri Yûnus Emre ve başka Âşık mahlaslı şairlerle karıştığı için metin tenkidi gerektirmiştir.