HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Kimliği ve ailesi
Mustafa b. Mehmed b. Abdülkerîm, şiirlerinde “İffetî” mahlasını kullanan Osmanlı müderrisi, şair ve hattattır. Babası, Mekke pâyesine kadar yükselen şair ve münşî Abdülkerîmzâde Refdî Mehmed Efendi; dedesi ise IV. Mehmed devri âlimlerinden Sâmiî Abdülkerîm Efendi’dir. Kaynaklardaki “Abdülkerîmzâde” ve kısalmış “Kerîmzâde” kullanımları aynı ilmiye ailesine işaret eder.
Refdî mi Kadrî mi?
Vekāyi‘u’l-fuzalâ’nın bazı nüshalarında babasının mahlası “Kadrî” biçiminde okunmuştur. İlmi neşir ve aileyi yakından tanıyan Sâlim’in kaydı “Refdî” okuyuşunu destekler. Bu sebeple dosyada babası Refdî Mehmed Efendi olarak gösterilmiş; iki farklı baba varmış gibi mükerrer bir soy bağı kurulmamıştır.
Tahsil ve mülâzemet
Mustafa Efendi’nin ilk tahsilinin ayrıntıları bilinmez. Kaynakta “Hâfız Mustafa” diye anılması Kur’an’ı ezberlediğini gösterir. Safer 1105’te/Ekim 1693’te Başmakçızâde Seyyid Ali Efendi’den mülâzemet aldı. Bu tarih, düzenli medrese görevlerine geçişinin ve Osmanlı ilmiye teşkilâtına kabulünün sağlam başlangıç noktasıdır.
Hat sanatı
İffetî Mustafa Efendi ta‘lik hattını dönemin önemli hattatlarından Durmuşzâde Ahmed Efendi’den öğrendi. Durmuşzâde’nin talebeleri arasında “Kerîmzâde Mustafa İffetî Efendi” adıyla kaydedilmesi, şair ve müderris kimliğinin yanında hat sanatındaki eğitimini de doğrular. Günümüze ulaşan imzalı levha ve yazmalar ayrıca katalog denetimi yapılmadan ona nispet edilmemiştir.
Galata Sarayı medresesi
Medrese kariyerinde kaydedilen ilk duraklardan biri Galata Sarayı’nın yedinci medresesidir. Buradaki numaralandırma modern bir okul sınıfı değil, saray çevresindeki medrese birimlerini ayıran idarî tasniftir. Görev tarihi kaynakta ayrıntılı verilmediğinden kesin yıl üretilmemiştir.
Bâlî Paşa ve Hacı İlyas medreseleri
Daha sonra Bâlî Paşa ve Hacı İlyas medreselerinde müderrislik yaptı. Bu tayinler onun farklı derecelerdeki İstanbul medreseleri arasında ilerlediğini gösterir. Ancak Vekāyi‘u’l-fuzalâ, her görevin başlangıç ve bitiş tarihini ayrı ayrı vermediği için kariyer çizgisi bilinen sıra korunarak sunulmuştur.
Yarhisar ve Cezerî Kasım Paşa medreseleri
Sonraki görevleri Yarhisar ve Cezerî Kasım Paşa medreseleridir. Kaynakta kadılık veya yüksek mevleviyet makamına geçtiğine dair açık kayıt yoktur. Bu sebeple unvanı “müderris” olarak korunmuş, yalnız aile mensuplarının ulaştığı makamlardan hareketle kendisine kazaskerlik ya da kadılık yakıştırılmamıştır.
İffetî mahlası ve Dîvânı
Şeyhî onu ilim ve mârifet sahibi, iffet ve salâhla tanınan, şiir ve nesre muktedir bir kişi olarak anlatır. “İffetî” mahlası bu edebî kimliğin adıdır. Tertip edilmiş bir Dîvânı bulunduğu açıkça kaydedilir. Bununla beraber eserin bilinen tam nüshası ve kapsamı ayrıca araştırılmalıdır.
Vekāyi‘u’l-fuzalâ yazmasında İffetî’nin şiirlerinden örnek verilmek üzere iki satırlık boşluk bırakılmış, fakat bölüm tamamlanmamıştır. Dolayısıyla basılı metindeki bu boşluk kayıp şiirin varlığına işaret eder; başka bir İffetî’nin beyitlerini buraya taşımaya izin vermez.
Babasına yazdığı tarih
Babası Refdî Mehmed Efendi 1134/1721-22’de vefat ettiğinde Mustafa İffetî onun için manzum bir tarih söyledi. Tekmiletü’ş-Şakā’ik’te mezar taşında bulunduğu bildirilen bu şiir, Mustafa Efendi’nin aile hafızasıyla edebî kabiliyetini bir araya getiren somut metin izidir. Şiirin tarih hesabı ve taşın bugünkü durumu ayrıca epigrafik inceleme gerektirir.
Vefatı ve kabri
20 Muharrem 1139’da, 18 Eylül 1726 Salı gecesi vefat etti. Ertesi gün Fâtih Camii’nde cenaze namazı kılındı ve Eyüp civarında babasının yanına defnedildi. Doğum tarihi bilinmediğinden yaşı hakkında tahmin yapılmamıştır.
Tarihî yeri
İffetî Mustafa Efendi büyük bir siyasî makam veya tarikat pîri olarak değil; birkaç kuşak boyunca ilim ve şiirle uğraşan Abdülkerîmzâde ailesinin XVIII. yüzyıl başındaki temsilcisi olarak önemlidir. Medrese, şiir, nesir ve hat eğitimini aynı şahsiyette birleştirmesi dönemin Osmanlı âlim tipini gösterir.