Ara
Menü

Abdülkerîmzâde Mehmed Efendi

Abdülkerîmzâde Mehmed Efendi (ö. 1568), Ebüssuûd ve Kemalpaşazâde çevresinde yetişen; müderrislik, kadılık ve Anadolu kazaskerliği yapan, tefsirden nahve uzanan eserler ve Arapça Kasîde-i Mîmiyye kaleme alan Osmanlı âlimidir.

Vefat
1568
Unvan
Anadolu kazaskeri, müfessir, müellif ve çok dilli şair
Temalar
Osmanlı ilmiye teşkilâtı, Anadolu kazaskerliği, tefsir, kelâm, nahiv, Arapça şiir, kitap adabı

Kimliği ve ilmî ailesi

Muhammed b. Abdülvehhâb b. Abdülkerîm, XVI. yüzyıl Osmanlı ilmiye hayatında “Abdülkerîmzâde Mehmed Efendi” adıyla tanınan müderris, kadı, Anadolu kazaskeri, müellif ve şairdir. Dedesi, Fâtih Sultan Mehmed devrinde kazaskerlik ve müftülük yapan Abdülkerîm Efendi; babası ise Yavuz Sultan Selim devri defterdarlarından, “Hayâlî” mahlaslı Abdülvehhâb Efendi’dir. Bazı bibliyografik kayıtlarda “Molla Mehmed” ve “Zülf-i Nigâr” adlarıyla da anılır.

Tahsil çevresi

İlk ilmî çevresini ailesinde buldu. Ardından İsrafilzâde Fahreddin Çelebi ve Çivizâde Muhyiddin Mehmed Efendi’nin derslerine devam etti. Sahn müderrisi Ebüssuûd Efendi’den fıkıh, tefsir, hadis ve dil ilimleri okudu; kaynaklar bu dönemde el-Hidâye, et-Telvîh, el-Keşşâf ve Sahîh-i Buhârî gibi temel eserlerle meşgul olduğunu bildirir. Ebüssuûd Efendi’nin Bursa kadılığına tayini üzerine Kemalpaşazâde’nin halkasına katıldı ve mülâzemetini onun yanında tamamladı.

Müderrislik yılları

Yirmi beş akçeli Gelibolu Sarıca Paşa Medresesi’yle başlayan tedris hayatı Edirne Taşlık Medresesi, İstanbul Kalenderhâne, İznik Süleymaniye, Sahn-ı Semân ve Yavuz Sultan Selim medreselerinde devam etti. Sahn görevine geçişi, Ebüssuûd Efendi ile Mîrim Köse Mehmed Efendi’nin nezaretindeki ilmî imtihanda başarı göstermesinin ardından gerçekleşti. Bu sıra, onun medrese hiyerarşisinin alt basamaklarından yüksek dereceli İstanbul medreselerine yükselişini gösterir.

Halep, Şam, Mısır ve Bursa kadılıkları

Medrese görevlerinin ardından Halep kadılığına tayin edildi. Daha sonra Şam ve Mısır kadılıklarında bulundu; Mısır’daki ilk görevi kısa sürdü. Yeniden Şam’a, ardından Bursa kadılığına getirildi. Bu şehirler yalnız idarî duraklar değil, Osmanlı ilim ve yazma kültürünün başlıca merkezleriydi; eserlerinin farklı kütüphanelere dağılmasında bu geniş görev coğrafyasının payı vardır.

Anadolu kazaskerliği

964/1557-58’de Anadolu kazaskeri oldu ve yaklaşık yedi yıl bu makamda kaldı. 21 Rebîülevvel 971’de/8 Kasım 1563’te görevden ayrıldı; kendisine günlük yüz elli akçe emeklilik tahsis edildi. Kazaskerliği sırasında müderris adaylarının imtihanı, tayini ve ilmiye derecelerinin düzenlenmesiyle ilgilendi. Bu dosyada “tarikat şeyhi” olarak değil, Osmanlı ilmiye teşkilâtının yüksek dereceli bir âlimi olarak gösterilmesinin sebebi budur.

İlim talebesine cömertliği

Nev‘îzâde Atâyî, ilmî çalışmayı ödüllendirmesine dair iki dikkat çekici kayıt aktarır. Bir mecliste hizmetkârından altmış akçe getirmesini istediğinde yanlışlıkla altmış altın getirilmiş; Mehmed Efendi bunu geri çevirmeyi küçüklük sayarak altınların tamamını ihtiyaç sahibine vermiştir. Sipâhîzâde Mehmed Efendi, Hâşiye-i Tecrîd üzerine yazdığı çalışmayı kendisine sunduğunda ise yüz altınla birlikte medrese tezkiresi vermiştir. Bunlar, kaynakların onu neden ilim erbabının hâmisi ve olağanüstü cömert biri diye anlattığını açıklar.

Kitap ve yazı adabı

Kitaplığında abdestsiz oturmamayı, orada gelişigüzel uzanmamayı şahsî bir edep olarak benimsediği aktarılır. Esmâ-i hüsnâ ve Kur’an âyetlerini yazdığı kalemi başka metinlerde kullanmadığı da kaydedilir. Bu uygulamalar bütün ilim ehli için bağlayıcı bir hüküm gibi değil, onun kitap, yazı ve dinî metne gösterdiği şahsî ihtiramın örnekleri olarak okunmalıdır.

Beyzâvî ve Tecrîd hâşiyeleri

Envârü’t-tenzîl üzerine yazdığı hâşiye eserin başından Tâhâ sûresine kadar gelir ve tamamlanmamıştır; bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi Esad Efendi 59’da kayıtlıdır. Celâleddîn ed-Devvânî’nin Tecrîd hâşiyesi üzerine kaleme aldığı çalışma ise kelâm ve akaid sahasındaki birikimini temsil eder.

Fıkıh, nahiv ve belâgat çalışmaları

Risâle fî beyâni’l-hacr fıkhî bir meseleye ayrılmıştır. İbn Hişâm’ın Kavâ‘idü’l-i‘râbı üzerine yazdığı Kâşifü’l-kınâ‘ ve’n-nikāb, Kanûnî Sultan Süleyman’a ithaf edilen bir nahiv şerhidir ve daha sonra basılmıştır. Sekkâkî–Cürcânî çizgisindeki Miftâh literatürüne dair ta‘likleri de belâgat çalışmalarının parçasıdır.

Makāmeler ve imtihan risâlesi

Harîrî üslûbunda Arapça makāmeler yazdığı bildirilir; ancak eserin bilinen nüshası henüz tespit edilememiştir. Türkçe kaleme aldığı rüûs imtihanına dair risâle ise Osmanlı ilmiye sınavlarının işleyişi hakkında doğrudan bir metin niteliğindedir ve Süleymaniye Kütüphanesi Kesecizâde 710’da kayıtlıdır.

Şairliği ve Kasîde-i Mîmiyye

Arapça, Farsça ve Türkçe şiirlerinin yanı sıra Nevâyî Türkçesiyle de manzumeler söylediği aktarılır. Arapça şiirleri arasında en iyi izlenebilen metin, hocası Ebüssuûd Efendi’nin mîm kafiyeli kasidesine nazîre olarak yazdığı yaklaşık yetmiş beyitlik Kasîde-i Mîmiyyedir. Şehid Ali Paşa 1390 numaralı mecmuada bulunan kaside; ilim, fazilet, insanın dünya karşısındaki tavrı, ilim ehlinin değeri ve ahlâkî öğütler çevresinde gelişir. Ayrıca Laleli 1691’de yirmi yedi varaklık bir tahmis kaydı bulunmaktadır.

Vefatı ve kabri

27 Ramazan 975’te, Kadir gecesini takip eden sabah 26 Mart 1568’de vefat etti. Kaynakların verdiği yaş kaydı yaklaşık altmış yaşında olduğunu gösterir; kesin doğum yılı bilinmediğinden bu rakam doğum alanına dönüştürülmemiştir. Edirnekapı dışında, son hocası Kemalpaşazâde’nin kabri yakınına defnedildi.

Tarihî yeri

Abdülkerîmzâde Mehmed Efendi’nin önemi, yüksek bir idarî makamda bulunmasından ibaret değildir. Medrese eğitimi, kadılık coğrafyası, kazaskerlik, ilmî himaye, çok dilli şiir ve farklı disiplinlerdeki eserleri aynı şahsiyette birleşir. Bu sebeple dosyası tarikat silsilesine zorla eklenmeden; XVI. yüzyıl Osmanlı ilim, edebiyat ve kitap kültürünün kesişim noktalarından biri olarak okunmalıdır.

Medrese ve kadılık basamakları

Kariyeri, XVI. yüzyıl ilmiye teşkilâtının basamaklarını eksiksiz izleyen bir örnektir. Yirmi beş akçe ile Gelibolu Medresesi'nde başladı, otuz akçe ile Edirne'deki Taşlık Medresesi'ne geçti. 951/1544-45'te kırk akçe ile Kalenderhane Medresesi'ne, 953/1546-47'de elli akçe ile İznik'teki Süleymâniyye Medresesi'ne, 954/1547-48'de Sahn-ı Semân medreselerinden birine ve 957/1550'de Sultan Selim Medresesi'ne tayin edildi.

Ardından kadılık safhası gelir: 958/1551 başlarında Halep, aynı yıl içinde Dımaşk, 960/1553'te Kahire, 962/1554-55'te ikinci defa Dımaşk ve 963/1556'da Bursa kadılıkları. Bursa'ya Mimarzâde Mustafa Efendi'nin ardından gelmiştir.

964/1556-57'de Anadolu kazaskerliğine yükseldi ve bu makamda 971/1563-64'e kadar kaldı; sonrasında yüz elli akçe ile tekaüde ayrıldı. 975/1568'de İstanbul'da vefat etti; vefat haberi Zilkade ayında Dımaşk'a ulaşınca orada gıyabî cenaze namazı kılındı.

COĞRAFÎ HAFIZA4 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi4 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Eserleri ve metinleri

İlk 6 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Hayâlî mahlası ve Leylâ vü Mecnûn manzumesi

Şiirlerinde “Hayâlî” mahlasını kullandığı ve Makāmât-ı Harîrî'ye naziresinin yanında bir de Leylâ vü Mecnûn manzumesi bulunduğu kaydedilir.

Metni gösterMetni daralt

Müfessirler tabakatındaki maddesi, eserlerini sayarken Beyzâvî ve Tecrîd hâşiyelerinin, Makāmât-ı Harîrî'ye naziresinin yanına bir de Leylâ vü Mecnûn manzumesi ekler.

Aynı kayıt şiirlerinde «Hayâlî» mahlasını kullandığını belirtir. Bir başka kaynak da onun gayet beliğ ve latif kasideleri ile Arapça şiirleri bulunduğunu söyler.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Tefsir, kelâm ve makāme külliyatı

Beyzâvî ve Tecrîd hâşiyeleriyle Harîrî tarzındaki makāmeleri.

Metni gösterMetni daralt

Beyzâvî hâşiyesinin Tâhâ sûresine kadar ulaştığı açıkça belirtilmiş; tamamlanmış tam tefsir gibi gösterilmemiştir. Çok sayıdaki adsız risaleye başlık uydurulmamıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Nev‘îzâde Atâyî, Hadâ’iku’l-Hakâ’ik fî Tekmileti’ş-Şakā’ik, s. 482-500.
TARİHÎ KAYIT

Beyzâvî hâşiyesi

Envârü’t-tenzîl’in başından Tâhâ sûresine kadar gelen, tamamlanmamış tefsir hâşiyesi.

Metni gösterMetni daralt

Mehmed Efendi’nin tefsir birikimini gösteren çalışma Süleymaniye Kütüphanesi Esad Efendi 59’da kayıtlıdır. Metin Tâhâ sûresinde kesildiği için tamamlanmış bir tefsir gibi sunulmaz.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Nev‘îzâde Atâyî, Hadâ’iku’l-hakā’ik fî tekmileti’ş-Şakā’ik, s. 491-498; Abdullah Kızılcık, ‘Osmanlı Dönemi Âlim ve Şairlerinden Abdülkerimzâde Mehmed Efendi ve Kasîde-i Mîmiyyesi’, Şarkiyat Mecmuası XI (2007), s. 59-76.
TARİHÎ KAYIT

Kâşifü’l-kınâ‘ ve’n-nikāb

İbn Hişâm’ın Kavâ‘idü’l-i‘râb’ı üzerine, Kanûnî Sultan Süleyman’a ithaf edilen nahiv şerhi.

Metni gösterMetni daralt

Farklı yazma nüshaları bulunan ve basılan eser, müellifin Arap dili ve gramerindeki yetkinliğinin başlıca belgesidir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Nev‘îzâde Atâyî, Hadâ’iku’l-hakā’ik fî tekmileti’ş-Şakā’ik, s. 491-498; Abdullah Kızılcık, ‘Osmanlı Dönemi Âlim ve Şairlerinden Abdülkerimzâde Mehmed Efendi ve Kasîde-i Mîmiyyesi’, Şarkiyat Mecmuası XI (2007), s. 59-76.
TARİHÎ KAYIT

Kasîde-i Mîmiyye

Ebüssuûd Efendi’nin kasidesine nazîre olarak yazılan yaklaşık yetmiş beyitlik Arapça manzume.

Metni gösterMetni daralt

Şehid Ali Paşa 1390 numaralı mecmuada bulunan kaside, ilim ve faziletin değeriyle dünya hayatının geçiciliğini işler. Metnin bozuk OCR’ı değil, ilmî neşri esas alınmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Nev‘îzâde Atâyî, Hadâ’iku’l-hakā’ik fî tekmileti’ş-Şakā’ik, s. 491-498; Abdullah Kızılcık, ‘Osmanlı Dönemi Âlim ve Şairlerinden Abdülkerimzâde Mehmed Efendi ve Kasîde-i Mîmiyyesi’, Şarkiyat Mecmuası XI (2007), s. 59-76.
TARİHÎ KAYIT

Rüûs imtihanına dair risâle

Osmanlı ilmiye sınavları hakkında Türkçe kaleme alınmış eğitim metni.

Metni gösterMetni daralt

Süleymaniye Kütüphanesi Kesecizâde 710’da bulunan risâle, müellifin kazaskerlik tecrübesini eğitim ve imtihan düzenine aktaran önemli bir kurum metnidir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Nev‘îzâde Atâyî, Hadâ’iku’l-hakā’ik fî tekmileti’ş-Şakā’ik, s. 491-498; Abdullah Kızılcık, ‘Osmanlı Dönemi Âlim ve Şairlerinden Abdülkerimzâde Mehmed Efendi ve Kasîde-i Mîmiyyesi’, Şarkiyat Mecmuası XI (2007), s. 59-76.

Kavram dünyası

İlk 4 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Kalenderhane'ye iki kazaskerin imtihanıyla girmek

951/1544-45'te kırk akçeli Kalenderhane Medresesi'ne, dönemin kazaskerleri Ebüssuûd Efendi ile Mirim Kösesi'nin yaptığı sınava girdikten sonra tayin edildi.

Metni gösterMetni daralt

Kariyerinin dönüm noktası, bir tayin değil bir sınavdır. 951/1544-45'te kırk akçe ile Kalenderhane Medresesi müderrisliğine, Ferah Karamânî'nin yerine gelmiştir.

Bu göreve doğrudan gelmemiş, dönemin iki kazaskeri Ebüssuûd Efendi ile Mirim Kösesi'nin yaptığı imtihana girdikten sonra hak etmiştir. Yıllar sonra rolleri değişecek, kendisi de Sahn medresesine müderris olmak isteyenleri huzurunda imtihan eden âlim olacaktır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Yedi yıllık Anadolu kazaskerliği ve tekaüd

964/1556-57'den 971/1563-64'e kadar Anadolu kazaskerliği yaptı; görevi Câfer Efendi'den devraldı, Pervîz Efendi'ye bıraktı ve yüz elli akçe ile tekaüde ayrıldı.

Metni gösterMetni daralt

Anadolu kazaskerliğini 964/1556-57'de Câfer Efendi'den devraldı ve 971/1563-64'e kadar, yaklaşık yedi yıl bu makamda kaldı; ardından görevi Pervîz Efendi'ye geçti.

Azledilmedi, kendi isteğiyle çekildi: kaynaklar onun için «Anadolu kadıaskeri iken mütekaid oldu» der ve yüz elli akçe tekaüd vazifesi bağlandığını kaydeder. Aynı kayıtta bütün ilimlerde mâhir, faziletli ve dindar olduğu, seleflerin büyüklerinden sayıldığı belirtilir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Adının üç ayrı yazımı

Kaynaklar onu Mehmed b. Abdülvehhâb, Molla Muhammed ve Muhyiddin adlarıyla kaydeder; aynı lakap ve aynı görevle anıldıkları için hepsi aynı zata işaret eder, fark çözülmemiştir.

Metni gösterMetni daralt

Bu zatın adı kaynaklarda üç ayrı biçimde geçer. Müfessirler tabakatında «Mehmed b. Abdülvehhâb», Kanûnî devri âlimleri listesinde «Molla Muhammed», bir başka kayıtta ise «Muhyiddîn Efendi» olarak kaydedilmiştir.

Üçünde de aynı lakap (Abdülkerimzâde) ve aynı görev (Anadolu kazaskerliği) verildiği için kayıtların aynı kişiye ait olduğu açıktır. Arapça biyografi geleneğinde ise adı Muhammed b. Abdülvehhâb b. Abdülkerîm, lakabı Muhyiddin, nisbesi er-Rûmî olarak verilir; yani «Muhyiddin» bir isim değil lakap olabilir. Bu ayrım burada çözülmemiş, olduğu gibi kaydedilmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı.
TARİHÎ KAYIT

Kitap ve kalem adabı

Kütüphane, âyet yazısı ve yazı aletine gösterdiği şahsî ihtiram.

Metni gösterMetni daralt

Kitaplığında abdestsiz oturmaması ve âyet yazdığı kalemi başka işlerde kullanmaması, kaynakta onun şahsî edebi olarak aktarılır; genel bir dinî hüküm şeklinde sunulmaz.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Nev‘îzâde Atâyî, Hadâ’iku’l-hakā’ik fî tekmileti’ş-Şakā’ik, s. 491-498; Abdullah Kızılcık, ‘Osmanlı Dönemi Âlim ve Şairlerinden Abdülkerimzâde Mehmed Efendi ve Kasîde-i Mîmiyyesi’, Şarkiyat Mecmuası XI (2007), s. 59-76.

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

İstanbul · TürkiyeEdirnekapı975/1568'de İstanbul'da vefat ettiğinde Edirnekapı'da, Kemalpaşazâde'nin kabrinin yanına defnedilmiştir. İlişkili kişi dosyası Abdülkerîmzâde Mehmed Efendi : Abdülkerîmzâde Mehmed Efendi (ö. 1568), Ebüssuûd ve Kemalpaşazâde çevresinde yetişen; müderrislik, kadılık ve Anadolu kazaskerliği yapan, tefsirden nahve uzanan eserler ve Arapça Kasîde-i Mîmiyye kaleme alan Osmanlı âlimidir.İstanbul · TürkiyeKalenderhane Medresesi951/1544-45'te kırk akçe ile, iki kazaskerin yaptığı imtihanı geçerek müderris olduğu medrese. İlişkili kişi dosyası Abdülkerîmzâde Mehmed Efendi : Abdülkerîmzâde Mehmed Efendi (ö. 1568), Ebüssuûd ve Kemalpaşazâde çevresinde yetişen; müderrislik, kadılık ve Anadolu kazaskerliği yapan, tefsirden nahve uzanan eserler ve Arapça Kasîde-i Mîmiyye kaleme alan Osmanlı âlimidir.İstanbul · TürkiyeSahn-ı Semân MedreseleriÖnce talebe olarak okuduğu, 954/1547-48'de Kemal Çelebi'nin yerine müderris olarak döndüğü medrese. İlişkili kişi dosyası Abdülkerîmzâde Mehmed Efendi : Abdülkerîmzâde Mehmed Efendi (ö. 1568), Ebüssuûd ve Kemalpaşazâde çevresinde yetişen; müderrislik, kadılık ve Anadolu kazaskerliği yapan, tefsirden nahve uzanan eserler ve Arapça Kasîde-i Mîmiyye kaleme alan Osmanlı âlimidir.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Nev‘îzâde Atâyî, Hadâ’iku’l-Hakâ’ik fî Tekmileti’ş-Şakā’ik, s. 482-500
  2. [2]Nev‘îzâde Atâyî, Hadâ’iku’l-hakā’ik fî tekmileti’ş-Şakā’ik, s. 491-498; Abdullah Kızılcık, ‘Osmanlı Dönemi Âlim ve Şairlerinden Abdülkerimzâde Mehmed Efendi ve Kasîde-i Mîmiyyesi’, Şarkiyat Mecmuası XI (2007), s. 59-76
  3. [3]İSAM Ulema Veritabanı
  4. [4]Kişi dosyasının kaynakları — Abdülkerîmzâde Mehmed Efendi
  5. [5]Kişi dosyasının kaynakları — Abdülkerîmzâde Mehmed Efendi; İSAM Ulema Veritabanı yerel arşivindeki yapı kaydı
Ortak kaynak kataloğunu aç →