ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
60 sonuç · “eşref”
01Eşrefiyye
15. yüzyılda İznik ve Bursa çevresinde gelişen Osmanlı Kadirî kolu.
Bengal Çiştî Hankahları
Ahî Sirâc, Nûr Kutb-i Âlem ve Eşref Cihangîr-i Simnânî çevreleriyle Bengal ve Bihâr'da gelişen bölgesel ağ; tek kuruculu kol değildir.
Eşrefoğlu Rûmî
Eşrefoğlu Rûmî (ö. 874/1469-70), Hacı Bayrâm-ı Velî yanında yetişip Hüseyin el-Hamevî’den Kādirî hilâfeti alan; İznik’te Eşrefiyye’yi kuran, Müzekki’n-nüfûs ve ilâhileriyle Türk tasavvuf dilini derinden etkileyen mutasavvıf şairdir.
Eşrefzâde Abdülkādir Necîb Efendi
Eşrefzâde Abdülkādir Necîb Efendi (1703-1788), Bursa Eşrefzâde Dergâhı’nda kırk dokuz yıl postnişinlik yapan; Ulu Cami ve Emir Sultan çevresinde tefsir okutan, Zübdetü’l-Beyân’ı, bir Mevlid’i ve tasavvufî şiirleri bulunan Kādirî-Eşrefî şeyhidir.
Ali Dede Buhârî
Ali Dede Buhârî, XV. yüzyıl başlarında Emîr Sultan’ın yol arkadaşlarıyla Buhara’dan Hicaz üzerinden Bursa’ya gelen; İncirli Hamamı yakınında tekke kurup burada yaşayan ve Eşrefzâde Tekkesi çevresine defnedilen sûfîdir.
Ali Sırrî Efendi
Ali Sırrî Efendi (ö. 28 Safer 1322/30 Nisan 1904), Bursa İncirli Dergâhı ve İznik Eşrefiyye Hankāhı’nda hizmet ettikten sonra Ahmed Gazzî Dergâhı postnişini olan; Osman Şems Efendi’den icâzet alan Eşrefî-Kādirî şeyhi ve ta‘lik hattatıdır.
Bursalı Hilmî Mehmed Efendi
Bursalı Hilmî Mehmed Efendi (ö. 1133/1720-21), Eşrefî çevresine mensup Ali Dede’nin oğlu; Leysîzâde’den Hamza Bey Medresesi’ne uzanan uzun tedris hayatı, yumuşak huyu ve Emir Sultan civarındaki kabriyle tanınan Osmanlı müderrisidir.
Bursalı Şeyh Mehmed Eşrefî
Bursalı Şeyh Mehmed Eşrefî (ö. 1060/1650 civarı), İznik’te Eşrefzâde derviş çevresine katılan, Şeyh Sırrî Ali Efendi’nin kızıyla evlenerek Eşrefiyye’ye bağlanan ve Bursa Eşrefiyye Zâviyesi’nde uzun süre zikir ve tevhid hizmeti yürüten âlim ve zâhid şeyhtir.
Hâfız Muhammed Cemâleddin Efendi
Hâfız Muhammed Cemâleddin Efendi (d. 1870), Kasımpaşa tekke çevrelerinde zâkirbaşılık yapan; Kādirî-Eşrefî terbiyesi yanında Rifâî ve Bayramî icâzetleri alan mûsikişinas şeyhtir.
Pîr Hamdî-i Evvel
Pîr Hamdî-i Evvel (ö. 1012/1603-04), Eşrefoğlu Rûmî’nin torunu ve Abdürrahîm-i Tirsî’nin oğludur; Muslihuddin-i Eşrefî’nin terbiyesinde yetişerek İznik Eşrefzâde Âsitânesi postuna geçmiş, Eşrefiyye’nin kurumsallaşmasını ve şiir geleneğini sürdürmüştür.
Şeyh Abdullah Eşrefî Efendi
Abdullah Eşrefî (ö. 1147/1734), Eşref-i Sânî’nin oğlu; babasından tarikat terbiyesi alarak İznik’te Eşrefiyye postuna geçen şeyhtir.
Şeyh Abdullah Pazarköylü Eşrefî
Şeyh Abdullah Pazarköylü Eşrefî, babası Şeyh Ahmed Efendi’nin ardından Pazarköy’deki Eşrefiyye zâviyesini ihya eden ve 1143/1730’da orada vefat eden sûfîdir.
Şeyh Abdurrahîm-i Tirsî
Abdurrahîm-i Tirsî (ö. 1520), Eşrefoğlu Rûmî’nin terbiyesinde yetişen, damadı ve vasiyetle halefi olan; kırk sekiz yıl Eşrefiyye postunda bulunan divan sahibi Kādirî-Eşrefî şeyhidir.
Şeyh Abdülkadir Sırrî Eşrefî
Abdülkadir Sırrî Eşrefî (ö. 1176/1762), babası Abdullah Efendi’den feyiz ve hilâfet alan; Sırrî mahlasıyla şiirler, bir Dîvân ve devrân hakkında risâle bırakan Eşrefî şeyhidir.
Kadirî tâcı
Kadirî çevrelerde farklı şubelere göre değişen tâc ailesi. Eşrefiyye'de yedi, Rûmiyye'de sekiz terkli örnekler ve farklı gül, kubbe, destar düzenleri kaydedilmiştir; tek biçim bütün Kadirîlere genellenmez.
Ağlama
Bükâ, girye, gözyaşı dökme. tas. Elem, haz; üzüntü, sevinç; ilâhî azap, ilâhî lütuf sebebiyle gözyaşı akıtma. İ Gözlerimden yaş ile kan akıtır İlâhi yaşım dilemezem siline Zira aktıkca gözümden kanlı yaş Hos teselliler gelir ben kuluna Hoş yaraşır âşıka gözü yaşı Kim ki âşıksa gözünden biline Eşrefzâde
Bu'd
Uzaklık, ırak olma, tas, Kulun Allah'ın emir ve yasaklarına uymaması hali. Tevfik ve tahkikten uzak kalması, nefsin sıfatları ve bedenin hazları ile bağlı olması. Insan Hak'tan uzak kaldığı ölçüde halka, halktan uzak kaldığı ölçüde Hakk'a yakın olur. Allah'tan uzak kalanlara bâit denir (KR, 213; SL 84; KTA 107). Bkz. Kurb, Dar. Vasil olmaz kimse Hakk'a cümleden dür olmadan Kenz açılmaz şol gönülden tâ ki pür-nür olmadan Şems-i Sivasi Bu da geçer ya Hü (in niz güzered yâ Ha) Teselli bulmak için müsibet zamanında söylenir. Buk'a i ar. (بقعه) Yer, mekân, belde, diyar. tas. Türbe, yatır. Bu yerde kabul olur dualar Bu buk'ada bahş olur âtâlar Evliya burcu demiş zira ki hâk-i eşrefi Buk'a buk'a evliyâu'llâha olmuş mezâr Fuzüli Buk'a-ı mübareke Mübarek yer, ziyaret yerleri, türbeler (sav), Bulmak Vecd. Bkz. Bilmek.
Buk'a
Yer, mekân, belde, diyar. tas. Türbe, yatır. Baka i. Bu yerde kabul olur dualar Bu buk'ada bahş olur âtâlar n kot Evliya burcu demiş zira ki hâk-i eşrefi vefa « Buk'a buk'a evliyâu'llâha olmuş mezar yaşın Fuzüli nırla Buk'a-ı mübareke Mübarek yer, ziyaret yerleri, türbeler (sav). abitle Bulmak Vecd. Bkz. Bilmek, ağlar
Cemaathane
bee LU) Mevlevilikte, dervişlerin misafir edildikleri yer.. Darü'l-cemaat, beyti’l-cemaat: Tekke, dervişlerin toplandıkları ev. Allahın eli cemaatledir; cemaat rahmettir. Kaynak işaretleri Basılı sözlükte bu açıklama için kısaltmalarıyla kaynak gösterilmiştir.
Delil
Rehber, kılavuz. tas. a Şeyh, mürşit. b Cem ayinlerinde mumları yakmakta kullanılan mum. Bu yola kim ki gittiyse delilsiz Onu şeytan kodu dinsiz imansız Gerekdir bil sana yolda kılavuz Varamazsın bu yolu kılavuzsuz Eşrefzâde
Eşik
Atebe, âsitâne ve dergâh. tas. Tasavvufta ve genelde doğulu kavimlerde eşiğin bir kutsiyeti vardır. Ulu kişilerin ululuğunu anlatmak için oturdukları evlerin eşiklerinin ululuğundan söz edilir. Eşik mahviyeti simgeler. Müridin, şeyhin kapısının eşiğini öpmesine eşiğe baş koymak denir. Aldım himmetimi geçtim zulmeti Kestim zünnârı şeyh eşiğinde M. Hüdai İRİNLİ 1 Ya. Yünus elhak dildâra muştak: Eristim aska seyh esiginde Yünus Bektaşilikteki eşik tercümanı: Eşiğine koymuşam ben cân u ser Ta vücudum saf ola hem çü zer Mâilim budur niyazım ben fakire kıl nazar Allah, eyvallah, hü Dost Eşik; zahirden bâtına, mecazdan hakikate geçilmesini sağlayan veya hücrede oturan mürşide, o vasıtayla Hakk’a ermeyi temin eden önemli bir yerdir. Bunun için değerli sayılır. Eşiğe başkoymak bir bağlılık ifadesidir. Eşiğe basılmaz, eşik öpülür. Yünus, uzun süre hizmet ettiği şeyhini bir ara bırakıp gidiyor, sonra yaphina pişman oluyor ve kendini affettirmek için gelip şeyhin eşiğine yatıyor. Şeyh evden çıkarken ayağını ona basıyor ve bu kim? diye soruyor. Ana-bacının | Yünus demesi üzerine, “Bizim Yünus mu?” deyince derviş Yünus affedildigini anhyor. Her nasılsa bir gün Tapduk, Yünus'a kızıyor ve oradakilere “Atın bunu dısan,” diyor; ama Yünus direniyor, vücudu eşiğin dışına çıkıyor, ama başı içeride kalıyor. Başı kapı içre kalıp hırlayıp dedi heman Ey başım elhamdilillah tasraya yollanmadin Duyucak bu sözü şeyhi dedi yaktın bağrımızı Gel ki bildim sen beni bihude işler sanmadın Kuddusi Baba Eşref saat (i شر ف سا |) Eşref evkat, eşref vakti, en şerefli an. Duaların kabul edildiği zaman parçası. Etek tutmak İntisap etmek, bir mürşide bağlanmak. Kendü bilişiyle kişi hiç irişe mi menzile Allah’a iremez kalur er eteğin tutmayınca Yünus Etyemezler Süfiler arasında et yemeyen ve sıcak yaz günleri soğuk su içmeyen zümreler olmuştur. Bunlara göre para kadar bir et yemek, kalbe kırk gün kasvet verir, gönlü katılaştırır. Birgün et yiyenin kırk gün huyu kötüleşir. Bazı süfiler, ilkel insanlar gibi toplayıcılıkla geçinir, insan eli değen bir şey yemezlerdi (tr 203, 206). Fütüvvet ehli, kasapları aralarına almaz. ee eee
İhvan
(0! (ا خو Kardeşler. 2. tas. Belli bir tarikate ve şeyhe bağlı olanlar birbirinin kardeşi (ihvan), bunun dışında kalanlar ecnebi, ağyâr; diğerandır (başkaları). Bazı hallerde yabancıların tarikat ayinlerine alınmaları, şeyhin özel sohbetine katılmaları hiçbir tarikatte uygun görülmemiştir. Belli bir tarikatın mensuplan, bir aile gibidir. Şeyh baba ve peder (ata), şeyhin karısı ana-bacı ve validedir. Müritler ise şeyhin evladıdır. Evlatlar birbirlerinin kardeşidir (ihvan, birader). Bkz. Veladet, Baba. İhyai.ar. زا حياء) 1. Diriltme, canlandırma, hayat verme. 2. tas. Gönülleri diriltme. Velilerin nefesleriyle ölü kalpler dirilir. İhya geceleri Leyâl-i mübâreke, mübarek geceler ibadet ve tâatle geçirilmesi ve degerlendirilmesi gereken geceler (Gi 1:363). İhya-i mevta Ölüleri diriltme. Birçok velinin ölüyü dirilttiğine dair menkıbeler anlatılır. Keramet türlerinden biridir. Hz. İsa da ölüyü diriltmişti. Tkan i, (ايقاذ) جه 1. Doğru, kesin ve apaçık bilgi, yani yakin sahibi olmak. 2. tas. a İstidlâl ve akıl yoluyla elde edilen doğru ve kesin bilgi ( cr). b Saliki tam olarak tatmin eden ve doyuma ulaştıran sağlam ve apaçık bilgi. Başka bir âlem eder vicdâni O beka âleminin thant İkilik Vahdet ve fena halinin dışındaki zaman. Ben bu birlik dediğim yokluktur anlarsın Sözüm ikilik bu varlığın komaz varasın aslına Eşrefoğlu Rümi ikilik defterin yaktı oda Bir olup, birlik bulup birikti Birle birliğe İkinci doğum Tarikate girmek, bir şeyhe bağlanmak. Tarikate giren bir talip yeniden dünyaya gelmiş sayılır. Şeyhe baba; şeyhin eşine valide, müritlerine kardeş (ihvan) nazanyla bakar. Diriltme, canlandırma, hayat verme. 2. tas. Gönülleri diriltme. Velilerin nefesleriyle ölü kalpler dirilir. İhya geceleri Leyâl-i mübâreke, mübarek geceler ibadet ve tâatle geçirilmesi ve degerlendirilmesi gereken geceler (Gi 1:363). İhya-i mevta Ölüleri diriltme. Birçok velinin ölüyü dirilttiğine dair menkıbeler anlatılır. Keramet türlerinden biridir. Hz. İsa da ölüyü diriltmişti. Tkan i, (ايقاذ) جه 1. Doğru, kesin ve apaçık bilgi, yani yakin sahibi olmak. 2. tas. a İstidlâl ve akıl yoluyla elde edilen doğru ve kesin bilgi ( cr). b Saliki tam olarak tatmin eden ve doyuma ulaştıran sağlam ve apaçık bilgi. Başka bir âlem eder vicdâni O beka âleminin thant İkilik Vahdet ve fena halinin dışındaki zaman. Ben bu birlik dediğim yokluktur anlarsın Sözüm ikilik bu varlığın komaz varasın aslına Eşrefoğlu Rümi ikilik defterin yaktı oda Bir olup, birlik bulup birikti Birle birliğe İkinci doğum Tarikate girmek, bir şeyhe bağlanmak. Tarikate giren bir talip yeniden dünyaya gelmiş sayılır. Şeyhe baba; şeyhin eşine valide, müritlerine kardeş (ihvan) nazanyla bakar. Doğru, kesin ve apaçık bilgi, yani yakin sahibi olmak. 2. tas. a İstidlâl ve akıl yoluyla elde edilen doğru ve kesin bilgi ( cr). b Saliki tam olarak tatmin eden ve doyuma ulaştıran sağlam ve apaçık bilgi. Başka bir âlem eder vicdâni O beka âleminin thant İkilik Vahdet ve fena halinin dışındaki zaman. Ben bu birlik dediğim yokluktur anlarsın Sözüm ikilik bu varlığın komaz varasın aslına Eşrefoğlu Rümi ikilik defterin yaktı oda Bir olup, birlik bulup birikti Birle birliğe İkinci doğum Tarikate girmek, bir şeyhe bağlanmak. Tarikate giren bir talip yeniden dünyaya gelmiş sayılır. Şeyhe baba; şeyhin eşine valide, müritlerine kardeş (ihvan) nazanyla bakar.
Inniyet
Benlik, tas. Öz mertebesi itibariyle ayni varlığın gerçekleşmesi (kı). Sâlik, Hak ile arasında inniyet (benlik) bulunduğu sürece onu idrak | edemez, ona eremez. Benlik perdesi kalkınca hakikat aşikâr bir surette idrak edi- | Sâlikin ben ve o olmak üzere iki yönü vardır. “Ben O'yum” dediği zaman ‘Ben’ yok olur, O kalır CAFŞ 17, 69; cik I: 83.) Bkz. Enniyyet. | İnsan i ar. İnsan, zübde-i âlem, merdüme-i dide-i ekvan, âlem-i ekber, eşref-i mahlukattır. Adem-i mânâyı mir'at eyleyenler zâhira Seyr eder Allah'ı halkta halkı da Allah ta Sezai Hoşça bak zatına kim zübde-i âlemsin sen Merdüme-i dide-i ekvân olan âdemsin sen Galib
İstihsan
Taliplerin yararını ve müritlerin iyiliğini düşünen muta- | savvıfların, bu maksadı gerçekleştirmek için kendi içtihat ve kanaatlariyle ortaya | koydukları, güzel gördükleri için savundukları hususlar. Hırka giydirmek, çile çıkarmak, tekke inşa etmek, semâ yapmak, toplu zikir gibi. Ayet ve hadis olmadığı için bu hususlar mutasavviflarin ve meşayihin istihsanıyla caiz ve müstahap görülmüştür. Mutasavvifenin istihsanı (tasvibi) fıkıh âlimlerinin istihsanına (tasvibine, bir hususu isabetli bulmalarına) benzer. Evliyadan sâdır bid'at-ı hasene Enbiyâdan vârid sünnet-i seniyye gibidir! İstikamet i ar. (de l=. 1) >. Dürüstlük, doğruluk, istikrarlı tutum. 2. tas. a Ahde vefa, taahhütlere sadakat. b Her hususta ifrat ve tefritten sakınarak itidal yolunda, yani sırat-ı müstakimde yürümek. ¢ Dinin emirlerine uyma ve yasaklarından kaçınma konusundaki devamlılık. d Her çeşit tutum ve davranışın esası olan ve onlara değer kazandıran temel fazilet. e Bir insanın sağa sola sapmadan hayat boyu takip ettiği çizgi (KR 94; cr). Mümin Fatiha Suresi'ni namazda okurken istikamet üzere olmayı nasip etmesini Allah'tan niyaz eder. İtikamet üzere olana müstakim denir. Korkma düşmandan ki âteş olsa yandırmaz seni Müstakim ol ki Hazret-i Allah utandırmaz seni Said Paşa İstikamet olur elbette sebeb-i serdâri Oldu ol yüzden elif kafile-salar-1 hurüf Eşref Paşa İstikamet kerâmetten üstündür (KR 94) Gü msi aaa, NN UM İstitar — Tecelli
Kılavuz
Rehber, mürşit, yol gösteren. tas, Şeyh. Kılavuzsuz Kâbe'ye varılmaz. Kılavuzsuz menzil alınmaz. Kılavuzsuz kuş bile uçmaz. Bu yola kim ki gittiyse delilsiz Anı şeytan kodu dinsiz imansız Gerektir bil sana yolda kılavuz Varamazsın bu yolu kılavuzsuz Rumi Killet — Zillet — İllet (ile - a 5-48) Derviş killet-i taama, kıllet-i menama, killet-i kelama önem verir, zelil ve malul olur. Killet-i taâm Az yemek. Az yemekten evliya olur kişi Az yiyenlerin hakdir teşvişi Çok yiyenlerdir, ibadet etmeyen Çok yiyendir doğru yola gitmeyen Eşrefzâde
Kevneyn
İki cihan, dünya ve ahiret, Bana sen can gereksin can gerekmez | Seni gerek seni kevneyn gerekmez Eşrefzâde Kıble i ar. (قبله) Kâbe; Kâbe yönü. 2. tas Sevgili, Hak, Hak dostu olan mürşit, | Avamın kıblesi Kâbe, havassın kıblesi gökteki arş, havassu'l-havassın kıblesi | kâmillerin gönlü, ariflerin canıdır ( 392). Hakk'ın cemal-i bâ-kemali. | Bizim kıblemiz yarin yüzü Kâ'be ise herkesin kıblesi | كد S Kiblem benim ezelde cemâlin değil miydi Kâ'be yapılmadan dahi mihrab gelmeden Kadı Burhaneddin Kışr MM ——ğ—ğ—ğ—ğ—ğj jj e Se Kışr Kılavuz (2) M3) 1. Rehber, mürşit, yol gösteren. 2. tas. Şeyh. Kılavuzsuz Kâbe'ye varılmaz. Kılavuzsuz menzil alınmaz. Kılavuzsuz kuş bile uçmaz. Bu yola kim ki gittiyse delilsiz Anı şeytan kodu dinsiz imansız Gerektir bil sana yolda kılavuz Varamazsin bu yolu kılavuzsuz E. Rumi Killet — Zillet — İllet (de - 2 ن - 25) Derviş kıllet-i taama, kıllet-i menama, kıllet-i kelama önem verir, zelil ve malul olur. Killet-i taâm Az yemek. Az yemekten evliya olur kişi Az yiyenlerin hakdır tesvisi Çok yiyenlerdir, ibadet etmeyen Çok yiyendir doğru yola gitmeyen Eşrefzâde Rehber, mürşit, yol gösteren. 2. tas. Şeyh. Kılavuzsuz Kâbe'ye varılmaz. Kılavuzsuz menzil alınmaz. Kılavuzsuz kuş bile uçmaz. Bu yola kim ki gittiyse delilsiz Anı şeytan kodu dinsiz imansız Gerektir bil sana yolda kılavuz Varamazsin bu yolu kılavuzsuz E. Rumi Killet — Zillet — İllet (de - 2 ن - 25) Derviş kıllet-i taama, kıllet-i menama, kıllet-i kelama önem verir, zelil ve malul olur. Killet-i taâm Az yemek. Az yemekten evliya olur kişi Az yiyenlerin hakdır tesvisi Çok yiyenlerdir, ibadet etmeyen Çok yiyendir doğru yola gitmeyen Eşrefzâde
Eşrefoğlu Rûmî Camii ve Türbesi, İznik
Bursa · Türkiye · İznik'te kurduğu ve sonradan camiye çevrilen dergâhın hazîresinde medfundur. Türbe kitâbesindeki “Eşrefzâde azm-i cinân eyledi” mısraının gösterdiği 874 (1469-70) tarihi, vefat yılı olarak en doğru kabul edilendir.
Pazarköy Dergâhı
Pazarköy · Türkiye · Pazarköy’de kurduğu Eşrefî dergâhıdır. Eşref-i Sânî’nin oğlu Muhyiddin Efendi’nin Gemlik Küçükkumla’da açtığı zâviye ile birlikte Eşrefiyye’nin bu bölgelerdeki en önemli faaliyet alanlarından sayılmıştır.
Merkez Efendi Kabristanı
İstanbul · Türkiye · Kutub Hüseyin Efendi'nin medfen olduğu kabristan. Sefîne'ye göre kabrin etrafı demir parmaklıklıdır, geceleri kandil yanar; kitâbesinde Abdülehad en-Nûrî'nin halifesi ve Hacı Evhad şeyhi olarak anılır. Kabrine bitişik olarak Şeyh İsmâil-i Halvetî ile oğlu Şeyh Ahmed Efendi'nin medfun olduğu kaydedilir.
Eşrefzâde Tekkesi
Bursa · Türkiye · Bursa'da İncirli mahallesinde bulunan Eşrefiyye dergâhıdır. Babası Eşrefzâde İzzeddin Efendi buraya şeyh tayin edilmiş, onun 1153 (1740) yılındaki vefatının ardından yerine tayin edilen Abdülkādir Necîb Efendi kırk dokuz yıl bu görevi sürdürmüştür.
Tirse Köyü
İznik, Bursa · Türkiye · Abdürrahim Tirsî'nin doğduğu, İznik yakınlarındaki köy. Babası Bayezid Fakih burada imamlık yapıyordu ve rivayete göre Bolulu İsfendiyaroğlu Ahmed Bey'in akrabalarındandı. Nisbesi bu köyden gelir. Köyün bugünkü yeri kesinleştirilmediği için koordinat verilmemiştir.
Eşrefoğlu Rûmî Dergâhı ve Türbesi
İznik, Bursa · Türkiye · Çocukluğunda babasıyla birlikte Eşrefoğlu Rûmî'nin sohbetlerine katılmak için geldiği, sonra şeyhinin himayesinde yetiştiği ve nihayet postnişini olduğu dergâh. Eşrefoğlu'nun 874'te (1469) vefatının ardından vasiyeti gereğince buranın postuna geçti. Safer 926'da (Şubat 1520) İznik'te vefat edince şeyhinin yanına defnedildi. Koordinat İznik merkezine göre yaklaşık verilmiştir.
İznik
Bursa · Türkiye · Ailesinin Manisa'dan sonra yerleştiği, çocukluğu ve gençliği ailesinin terbiyesi altında geçen; Hacı Bayrâm-ı Velî'nin halife tayin ettiği ve ömrünün sonuna kadar irşad ettiği şehir. İlişkili kişi dosyası Eşrefoğlu Rûmî : Eşrefoğlu Rûmî (ö. 874/1469-70), Hacı Bayrâm-ı Velî ve Hüseyin Hamevî’den yetişen, Kādiriyye’nin Anadolu’daki Eşrefiyye kolunu kuran mutasavvıf şairdir.
Hacı Bayrâm-ı Velî Dergâhı, Ankara
Ankara · Türkiye · On bir yıl riyâzet ve mücâhede ile en ağır hizmetlerde çalıştığı, sonra imam ve damat olduğu dergâh; Bayramiyye icâzetini burada aldı. İlişkili kişi dosyası Eşrefoğlu Rûmî : Eşrefoğlu Rûmî (ö. 874/1469-70), Hacı Bayrâm-ı Velî ve Hüseyin Hamevî’den yetişen, Kādiriyye’nin Anadolu’daki Eşrefiyye kolunu kuran mutasavvıf şairdir.
Hacı Evhad Dergâhı
İstanbul · Türkiye · Mezar kitâbesinde şeyhi olarak anıldığı dergâh. Sefîne metni dergâhın semtini ve konumunu vermediği için koordinat verilmemiştir. İlişkili kişi dosyası Hacı Evhad Şeyhi Seyyid Hüseyin Efendi : Safranbolu’dan İstanbul’a gelen Seyyid Hüseyin Efendi, Abdülahad Nûrî’nin halifesi olarak Hacı Evhad Zâviyesi’nde ve selâtin camilerinde hizmet etmiş; semâ ve devranı müstakil risalesiyle savunmuştur.
Murâdiye Camii türbesi
Edirne · Türkiye · Caminin kuzeyinde şadırvana yakın yerde bulunan, kare planlı, tek katlı, beşik çatılı türbe. İçinde tekke şeyhleri Neşâtî, Enîs Receb Dede ve Ali Eşref Dede'nin sandukaları vardı; yapı 1925 yılında Trakya umumi müfettişi Kâzım Dirik tarafından yıktırılmıştır.
Hama
Hama · Suriye · Abdülkādir-i Geylânî'nin beşinci göbekten torunu Şeyh Hüseyin el-Hamevî'ye intisap edip Kādirî hilâfetnâmesi aldığı kasaba; ailesinin bir asır önce Anadolu'ya göç ederken uğradığı yer de burasıdır. İlişkili kişi dosyası Eşrefoğlu Rûmî : Eşrefoğlu Rûmî (ö. 874/1469-70), Hacı Bayrâm-ı Velî ve Hüseyin Hamevî’den yetişen, Kādiriyye’nin Anadolu’daki Eşrefiyye kolunu kuran mutasavvıf şairdir.
Çelebi Sultan Mehmed Medresesi, Bursa
Bursa · Türkiye · İleri bir yaşta tahsile başladığı, gördüğü bir rüya üzerine terkettiği medrese. Yeşil Külliye içindeki medresenin konumu yaklaşık verilmiştir. İlişkili kişi dosyası Eşrefoğlu Rûmî : Eşrefoğlu Rûmî (ö. 874/1469-70), Hacı Bayrâm-ı Velî ve Hüseyin Hamevî’den yetişen, Kādiriyye’nin Anadolu’daki Eşrefiyye kolunu kuran mutasavvıf şairdir.
Eşrefiyye ve Rûmiyye
İki Osmanlı Kadirî kolu. Tezden hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
Eşrefî ve Rûmî Ayinleri
Kuud, kıyam, devrân ve musiki. Tezden hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
Tâc, Gül ve Derviş Eşyaları
Kıyafetin tarihî dili. Tezden hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
Kadirî Tâcları: Eşrefî ve Rûmî Örnekleri
Eşrefî gülü, Rûmî düğmesi ve değişen terk düzenleri. Derleme ve ana başvuru kaynakları ihtiyatla karşılaştırılarak hazırlanmıştır.
Sefîne-i Evliyâ Cilt 1 Tarikat Haritası
Ana yollar, şubeler ve geç Osmanlı hafızası. Birinci cildin tamamı indekslenerek hazırlanmış editoryal rehber.
XIX. Yüzyıl Anadolu Tasavvuf Haritası
On dokuzuncu yüzyıl Anadolu tasavvufunu yalnız tekke sayılarıyla değil; tarikat kolları, şehir ağları, göçler, cami ve hâne tekkeleri, Meclis-i Meşâyih, ulema, mûsiki ve gündelik hizmet kurumları üzerinden okuyan kapsamlı dönem dosyası.
Kādiriyye'de Esmâ, Vird ve Kol Çeşitliliği
Ana yol, alt kollar, pîrler ve usul arasındaki bağlantıları açıklayan editoryal dosya.
Kādiriyye'nin Dünya Ağı: Bağdat'tan Anadolu, Hindistan ve Afrika'ya
Kādiriyye'nin Bağdat aile merkezi, Anadolu kolları, Güney Asya ve Batı Afrika teşekküllerini aynı soy ağacında fakat farklı kurum tipleri olarak gösteren ana dosya.
Tasavvuf Klasikleri İçin Okuma Rotası
Tabakat, âdâb, menâkıb, mektubat, divan ve tarikat tarihi eserlerini işlevlerine göre bir araya getiren kaynak haritası
Çiştiyye'nin Taşra Hankahlarına Yayılması
Merkezin parçalanması Muhammed b. Tuğluk'un şeyhleri taşraya sevk eden siyaseti Delhi merkezli yapıyı zayıflattı; yerel hankahların çoğalmasını hızlandırdı. Bengal Ahî Sirâc, Nûr Kutb-i Âlem ve Eşref Cihangîr-i Simnânî Bengal-Bihâr hattının önemli isimleridir. Dekken Burhâneddin Garîb ve Gîsûdırâz, Devletâbâd ve Gülber
Eşrefoğlu Rûmî Dîvânı: Aşk, Riyazet ve Eşrefî Dil
Eşrefoğlu Rûmî Dîvânı: Aşk, Riyazet ve Eşrefî Dil
Dîvân Arşivinde Nüsha, OCR ve Yayın İlkeleri
OCR asıl metin değildir OCR, on binlerce sayfayı aramaya açan bir keşif katmanıdır. Osmanlıca imlâ, birleşik harfler, vezin, Arapça-Farsça ibare ve sütun düzeni sebebiyle şiiri kendiliğinden yayıma hazır hâle getirmez. Kimlik denetimi İlmî, Enis, Hâşim ve Himmet gibi tekrar eden mahlaslarda önce şahıs ayrımı yapılır. T
Sayfalar 36–43
Muzaffer Ozak Külliyatı · yüz mü çevireyim? Hayır!.. Ne kadar kötü ve günahkâr bir kul olsam da, Rabbimle münasebetimi kesmem ve kulluğumu unutmam, der ve oradan uzaklaşır. Bir kaç yıl sonra, Şeyh Şibli haz
Sayfalar 58–63
Muzaffer Ozak Külliyatı · tadır? Bana yolunu tarif eder misin?) dedi. Diğer haham: (Aman ne yapıyorsun? O şehre sakın gitme. Orada bir sihirbaz vardır) dedi. (Sihri ile âlemi kendine bendetmiştir. Korkarım
Sayfalar 100–105
Muzaffer Ozak Külliyatı · 31) LOKMAN sûresini, yedi kerre okuyan kimsenin, maddî ve manevî hastalığı ve karın ağrısı ve benzeri illetlerine Allah şifa ihsan eder. 32) SECDE sûresini, yazarak bir şişeye koys
Sayfalar 106–111
Muzaffer Ozak Külliyatı · öyle bir âlem açılır ki, bu âlemi seyr-ü temaşa ederken ölüm acısını duymazlar. Zira, âşıklara ölüm bâbında vuslât-ı cemal, hayatlarında ise makam-ı kemal vardır. Bunun için, mü'mi
Sayfalar 112–123
Muzaffer Ozak Külliyatı · yüzünü daima ilm-i Ledünni sahibi ve âşık-ı didâr-ı ilâhi olan kibar-ı Evliyâ'ullah'ın isrinden ve eşiği türabından ayırma yâ Rabbi.. Onların bastıkları toprağın tozu ile alınlarım
Sayfalar 125–133
Muzaffer Ozak Külliyatı · -erara000-o006-00.00 s000 Ve âlâ melâ'iketik-el mukarrebiyn Ve âlâ ibâdillah-is sâlihiyn Min ehl-is semâvat-i ve ehl-il-ardıyne Küllemâ zekerek-ez-zâkirûn Ve gafele an zikrik-el ga
Sayfalar 123–129
Muzaffer Ozak Külliyatı · oğlu Ebu Katade'den emanet aldığım elbiseyi giyerek huzuru Resûlüllah'a dahil olmak üzere giderken ashap bölük bölük gelerek Affı ilâhî ve lûtf-u Nebeviyye mazhar olduğumu tebliğ v
Sayfalar 126–134
Muzaffer Ozak Külliyatı · kapıda görününce kadınların hepsi bıçakları ile meyvaların jerine parmaklarını kesmeğe başladılar ve bunun farkına dahi varmadılar. Bunu gören Züleyha, Yusuf Aleyhisselâmı dışarıya
Sayfalar 134–145
Muzaffer Ozak Külliyatı · VE EZKÂ TAHİYYATİKE FADLEN VE ADEDEN Tahiyyatının sayı ve fazilet bakımlarından en pâk ve arınmışını ALÂ EŞREF-İL HALÂ'İK-İL İNSANİYYETİ İnsan olarak yaratılmışların en şereflisi V
Sayfalar 135–140
Muzaffer Ozak Külliyatı · Allah celle, bir nûr-u Muhammediyyeyi (aleyhisselâm) dört kısma taksim edip, birinci kısmından Levhi ve Kalemi hâlk etti; kalem, emr olunanı yazdı. Nûrun ikinci kısmından Arş ve Kü