قيلا غوز
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
- Rehber, mürşit, yol gösteren.
- tas, Şeyh. Kılavuzsuz Kâbe'ye varılmaz. Kılavuzsuz menzil alınmaz. Kılavuzsuz kuş bile uçmaz. Bu yola kim ki gittiyse delilsiz Anı şeytan kodu dinsiz imansız Gerektir bil sana yolda kılavuz Varamazsın bu yolu kılavuzsuz Rumi Killet — Zillet — İllet (ile - a 5-48) Derviş killet-i taama, kıllet-i menama, killet-i kelama önem verir, zelil ve malul olur. Killet-i taâm Az yemek. Az yemekten evliya olur kişi Az yiyenlerin hakdir teşvişi Çok yiyenlerdir, ibadet etmeyen Çok yiyendir doğru yola gitmeyen Eşrefzâde
Tasavvuf Sözlüğü
Yol gösteren, mürşid. Tefsir hocasının önünde oturmadan tefsir. Fıkıh hocasının önünde oturmadan fıkıh. Nahiv hocasının önünde oturmadan nahiv. Tıp hocasının önünde oturmadan tıp, öğrenilemeyeceği gibi, “sürekli Allah huzurunda olma” (ihsan) şuurunun eğitimini verecek bir tasavvuf hocasının önüne oturmadan da, tasavvuf öğrenilmez. Özellikle tasavvuf; kitap ve laf ile değil, “hal arzı”, ile öğrenilmesi gerektiği için, roman okur gibi okuma, taklid boyutundan öte bir fayda sağlamaz. Tahkik gerek, tahkik gerek, tahkik gerek…Kılavuzu karga olanın burnu pislikten kurtulmaz: Yol, iz, usûl, metot bilmeyene uymamak gerek, zira hedefe ulaştıramaz. Yaklaşık bu manada olmak üzere, şu atasözleri de kullanılır: “kılavuzsuz Kabe’ye bile varılmaz”, “kılavuzsuz menzil (yol) alınmaz”, “Kuş bile kılavuzsuz olmaz”.Hacca vardım der isen Kande vardın hacca sen Kılavuzsuz kuş uçmaz Bunca dağ u dereden.Kaygusuz Abdal