HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Kimliği ve ailesi
Bursalı Hilmî Mehmed Efendi, XVII. yüzyılın sonları ile XVIII. yüzyılın başlarında Bursa medreselerinde görev yapan Osmanlı âlimi ve müderrisidir. Asıl adı Mehmed, babasının adı Ali Dede’dir. Şeyhî Mehmed Efendi onu “Burûsî Hilmî Mehmed Efendi” başlığıyla kaydeder; doğum tarihi bilinmemekle birlikte Bursa’da doğup yetiştiği anlaşılır.
Babası Ali Dede, Bursa’da yaşayan, Eşrefoğlu Rûmî’ye nispet edilen Eşrefiyye yoluna mensup sâlih bir kişi olarak tanıtılır. Bu kayıt ailenin tasavvufî çevresini gösterir; fakat Hilmî Mehmed Efendi’nin şeyhlik, hilâfet veya irşad görevi üstlendiğine dair bir bilgi vermez. Bu sebeple babasının Eşrefî nispeti oğul için otomatik tarikat mensubiyetine çevrilmemelidir.
Tahsili ve mülâzemeti
İlk tahsilini Bursa’nın ilim çevresinde tamamladı. Bursa müderrislerinden Kahvecizâde Mehmed Efendi’nin hizmetine girdi. Kahvecizâde, Veliyyüddinzâde Ahmed Paşa Medresesi’nde mûsıla-i Sahn derecesinde müderrisken Cemâziyelevvel 1099’da, Mart-Nisan 1688’de vefat edince Hilmî Mehmed Efendi onun iâdesinden mülâzemet aldı.
Mülâzemet, medrese tahsilini tamamlayan bir adayın Osmanlı ilmiye mesleğine kabulünü sağlayan resmî aşamaydı. Hilmî Mehmed Efendi’nin daha sonraki hayatı kadılığa geçmekten çok Bursa medreseleri içinde yükselen bir tedris çizgisi gösterir.
Leysîzâde ve Perîpeyker medreseleri
İlk açık tayin kaydı 1 Muharrem 1106’ya, 22 Ağustos 1694’e aittir. Abdülhâdî Efendi’nin yerine Bursa’daki Leysîzâde Medresesi’ne ibtidâ-i hâric derecesiyle müderris oldu. 4 Cemâziyelevvel 1109’da, 18 Kasım 1697’de Hâfız Yusuf Efendi’nin yerine Perîpeyker Medresesi’ne geçti.
29 Cemâziyelevvel 1115’te, 10 Ekim 1703’te bulunduğu görev dâhil derecesine yükseltildi. Bu yükselişler yalnız maaş değişimini değil, Osmanlı medrese hiyerarşisindeki ilmî kıdemini de gösterir.
Müftü Ahmed Paşa ve Seyyid Hüseyin-i Erzincânî medreseleri
7 Cemâziyelâhir 1116’da, 7 Ekim 1704’te İlâhîzâde Seyyid Zeynelâbidîn Efendi’nin yerine Müftü Ahmed Paşa Medresesi’ne ibtidâ-i dâhil derecesiyle tayin edildi. 19 Cemâziyelâhir 1118’de, 28 Eylül 1706’da aynı görev hareket-i dâhil derecesine yükseltildi.
15 Şâban 1120’de, 31 Ekim 1708’de Vânîzâde Seyyid Hüseyin Efendi’nin yerine Seyyid Hüseyin-i Erzincânî Medresesi’ne geçti. Kaynağın verdiği bu ayrıntılı tayin zinciri, Hilmî Mehmed Efendi’nin Bursa’daki öğretim kurumları arasında yaklaşık çeyrek asır boyunca istikrarlı biçimde ilerlediğini gösterir.
Vâiziyye, Molla Yegân ve Hançeriyye
18 Receb 1124’te, 21 Ağustos 1712’de Çizmecizâde Ali Efendi’nin yerine Vâiziyye Medresesi’ne mûsıla-i Sahn derecesiyle getirildi. 5 Ramazan 1128’de, 23 Ağustos 1716’da Egercizâde Hasan Efendi’nin yerine Sahn derecesiyle Molla Yegân Medresesi’ne tayin edildi.
15 Receb 1129’da, 25 Haziran 1717’de Hâcezâde Mahmud Efendi’nin yerine yine Sahn derecesiyle Hançeriyye Medresesi’ne geçti. Böylece ilk hâric derecesinden başlayıp Sahn seviyesine ulaşan medrese kariyeri, Bursa ilmiye çevresindeki kıdemini açık biçimde ortaya koydu.
Hamza Bey Medresesi ve son yılları
27 Cemâziyelevvel 1132’de, 6 Nisan 1720’de Hâfızzâde Sâlih Mehmed Efendi’nin vefatıyla boşalan Hamza Bey Medresesi’ne ibtidâ-i altmışlı derecesiyle tayin edildi. “Ferş-i seccâde-i dirâset etmek” biçimindeki kaynak ifadesi, burada ders halkasını kurup tedrise başladığını anlatır.
Hamza Bey Medresesi onun son görevi oldu. Bu tayin, Bursa medreselerinde başlayan ve yine Bursa’nın yüksek dereceli kurumlarından birinde tamamlanan meslek hayatının son halkasıdır.
“Hilmî” lakabı ve şahsiyeti
Kaynak, onun son derece yumuşak huylu oluşu sebebiyle “Hilmî Mehmed Efendi” adıyla şöhret bulduğunu özellikle belirtir. Buradaki “Hilmî”, yalnız şiirde kullanılan bir mahlas değil; hilm, vakar ve öfkeye hâkim olma vasfıyla ilişkilendirilen bir tanınma biçimidir.
Şeyhî onu temiz kalpli, itikadı kuvvetli, ibadet ve salâh sahibi, bahtiyar bir kişi olarak anar. Bu kısa ahlâk tasviri, onu aynı yüzyıllarda Hilmî adı veya mahlasıyla bilinen başka şair ve ilmiye mensuplarından ayıran biyografik işaretlerden biridir.
Vefatı ve Emir Sultan civarındaki kabri
Hilmî Mehmed Efendi Safer 1133’te, Aralık 1720-Ocak 1721 aralığında Bursa’da vefat etti. Kaynak kesin günü vermediği için milâdî yıl konusunda 1720/21 aralığını korumak gerekir; yalnız “1720” demek Safer ayının milâdî karşılığını eksik bırakır.
Bursa’da Hazret-i Emir diye anılan Seyyid Mehmed el-Buhârî’nin, yani Emir Sultan’ın nurlu türbesi civarına defnedildi. Bu defin yeri Bursa’nın ilim, ziyaret ve şehir hafızası içindeki yerini gösterir; tek başına ayrıca bir tarikat intisabı delili değildir.
Osmanlı ilmiye ve Bursa tarihinde yeri
Hilmî Mehmed Efendi’nin biyografisi eser listesi veya büyük siyasî görevlerle değil, bir şehrin medrese ağı içinde kesintisiz ilerleyen öğretim hayatıyla önem kazanır. Leysîzâde’den Hamza Bey’e uzanan sekiz kurumluk güzergâh, XVII. yüzyıl sonu ile XVIII. yüzyıl başında Bursa medreseleri arasındaki rütbe ve tayin hareketliliğini tek bir kişinin hayatında izlemeyi mümkün kılar.
Ailesinin Eşrefî çevresiyle ilişkisi, ilmiye mensubiyeti, “Hilmî” lakabına kaynaklık eden ahlâkı ve Emir Sultan civarındaki kabri birlikte okunduğunda; onun Bursa’nın medrese, tasavvuf ve ziyaret kültürlerinin kesiştiği bir çevrede yaşadığı görülür. Bununla beraber doğrulanmayan şeyhlik veya hilâfet unvanları biyografisine eklenmemelidir.