HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Hayatı, irşadı ve metinleri
Otuz seneden fazla bir zamândan beri Kasımpaşa'da Hüsâmeddin-i Uşşâki Hânkâhı zâkirbaşılığında ve hâlen sâir tekkelerde de zâkirbaşılık hizmetinde bulunmasından nâşi “Zâkirbaşı Cemâl Efendi” diye beyne ehli't-turuk yâd olunagelen bu zâttan bahs etmemek kadir-nâ-şinâslık olur.
Cemâl Efendi 1287 sene-i Arabiyyesinde (1870) Kasımpaşa'da Küçük Piyâle Mahallesi'nde doğmuştur. Pederi Fâtih dersiâmlarından olup, Kasımpaşa'da Kulaksız'da medfün bulunan Küçük Piyâle İmâmı Abdulkâdir Efendi'dir ki, 1309/(189192)'da irtihâl-i dâr-ı bekâ eylemiştir.
Cemâl Efendi, Kasımpaşa'da Abdulkâdir Çavuş Mektebi'nde ve Bahriyye Rüşdisi'nde ibtidâi tahsilden sonra Bâyezid Câmi'-i şerifinde Akâid'e kadar okuduğu gibi meşâhir-i meşi yıh-ı Nakşiyye'den Erbili Es'ad Efendi hazretlerinden hâfızlık okumuştur. Şeyh Hâfız Muhammed Efendi'den 1308/(1890-91)'de hıfz-ı Kur'ân'a muvaffak olup, Hâfız Besim Efendi'den kırâattan feyz-yâb olmuş 1309'da pederinin irtihâlinde mahalle imâmeti uhdesine tevcih kılınmıştır.
Tarikaten intisâbına gelince 1299/(1882) senesinde Kasımpaşa'da Başmakçı Ali Efendi Dergâhı post-nişini Kâdiriyye-i Eşrefiyye'den Halil Efendi'ye nisbeti vardır. 1301/(1884)'de bu zât irtihâl edip dergâha defn olunmuştu. Ba'dehü hocası meşâyıh-ı Kâdiriyye'den mümâileyh Muhammed Efendi'ye arz-ı bey'at eyleyerek bunun da 1312/(1894-95) senesinde irtihâlinde - Büyük Piyâle Kabristanı'nda defn olunmuştur. - Muhammed Efendi'nin şeyhi Selanikli Muhammed Efendi'ye akd-i râbıta etmiş, 1312'de hilâfet almıştır.
Cemâl Efendi, Yeşiltulumba'da Rufâiyye'den Şeyh Hâfız Mustafa Efendi Dergâhı'na 1301/(1884)'den beri devâm eder, zâkirbaşılık eylerdi. 1317 senesinin Recep ayının yirmiyedinci (2 Aralık 1899) Mi'râc gecesi Mustafa Efendi, Cemâl Efendi'ye tarik-ı Rufâi'den teberrüken عق u hırka ilbâs edip, hilâfet vermiştir.
Ahiren Başmakçı Dergâhı münhâl olunca vukü' bulan talebine binâen buranın meşihatına ta'yin olundular. Ancak burası vaktiyle Hamzaviyye ricâline melce" bir Bayrâmi tekkesi idi. Bu sebeble usül, muhâfaza-i Üsküdar'da Himmet-zâde Dergâhı şeyhi Abdülhay Efendi'den 1328/(1910)'de teberrüken Bayramiyye'den tâc giyip icâzet-nâme almıştır. Başmakçı Dergâhı'nda ricâl-i Hamzaviyye'den Şeyh Seyyid Abdurrahmân ve Başmakçı Ali Efendi ve Kurt Bey medfündur. Cidden eâzım-ı rühâniyyeye mâlik bir makâmdır. (Kaddesa'llâhu esrârahum)
Cemâl Efendi, müsikide sâhib-i behre olup, Kasımpaşa Mevlevihânesi kudümzenbaşısı Şevki Dede ve onun telâmizinden Mevlevi Arab Muhammed Ali ve Bahariye (Mevlevihânesi) kudüm-zenbaşısı Şeyh Ârif Efendilerden ve meşhür Zekâi Dede merhümdan ve merhüm Mustafa İzzet Efendi telâmizinden Yeniköylü Hâfız Hüseyin Efendi'den ahz-ı feyz-i riagamât etmiş ve dergâhlarda zikri idâre etmek usülünü de Vefâ türbe-dârı Osmân Efendi merhümdan öğrenmiştir.
Cemâl Efendi çok çırak yetiştirmiş ve içlerinde zamânımız müsiki-şinâsları arasında mevki'-i bülend sâhibi erbâb-ı isti'dâd zuhüra gelmiştir. Cemâl Efendi'nin bestelerinden, /228/ Nühüf'ten, “Bulduk safâ tevhid ile”; Mâhür'dan, “O kişver-i irfâna olan şâhen-şâh” pek güzeldir ve gâyet san'at-karâne bestelenmiştir. Arabça şuğullerden çok zengindir.
Elyevm Hânkâh-ı Uşşâkt'de, Fâtih'te Tâhirağa Dergâh-ı şerifinde, Cerrahpaşa'da Taştekneler ve yine. Kasımpaşa'da Arab-zâde ve Pişmâniyye ve Sâmi Efendi tekkelerinde zâkirbaşıdır. Yeşiltulumba Dergâhı'nda meşihat vekâleti olup, Tarik-ı Kâdiri'den Hamid ve Sâlih ve Şükrü; Tarik-ı Rufâi'den Âşir ve Muhyiddin ve Âdem Efendilere hilâfet vermiştir.
1303/(1886)'den 1325/(1907) senesine kadar Orman Maâdin Muhâsebesi Vâridât Kitâbeti'nde hizmet edip, bi'l-âhare istifâ etmiş, hayât-ı me'müriyyetten çekilmiştir. Hâlen Gâzi Hasan Paşa Vakfı tevliyyeti kitâbeti de uhdesindedir.
Orta boylu, esmerü'l-levn, mütenâsibü'l-endâm, halük, âşık, Muhammediyyü'lmeşreb bir zâttır. Sene 1343/(1924-25). (Tawvela'llâhu ömrehü ve zâde'llâhu feyzehü)
Tarikat-ı Aliye-i Uşşâkıyye'de Hulefâya Verilegelen Hilâfet-nâme Süreti:
Tahiyyât-ı bi-şumâr Ol Hakim-i zü'Liktidâra sezâ-vârdır ki, sahife-i dü-reng-i leyl نا nehâr kabza-i hikmetinde bir tomârdır ki, أنه واحد) Je 57!(لكل شئ له آية تدل zülalı mani 187. o “Her şeyde O'nun tek olduğuna delâlet eden bir işâret vardır.” (H)
si kâse-i beyzâ vü sevâddan her şeb نا rüz ülü'l-ebsâra işrâb u ızhâr eyler. Ve kürre-i zemin ü âsumân çevgân-ı kudretinde sergerdân-ı hâb-ı gurür olan cebâbireye #mâ vü iş'âr eyler.
Ve senâ-yı nâ-mahdüd Çenâb-ı Alim ü Vedüd'a ehaktır ki, nev'-ı Beni Âdem'i tâc u bür-ibtihâc آدم الأسماء كلها) pis 3)188 ile mübtehic ve mükerrem ve vişâhu's-sadr, خمرت) بيدى pi طينتى 9 ile sâir mahlükâttan mümtâz u müsellem kıldı.
Ve salât-ı ezkâ ol pâdişâh-ı her dü-serâ ve muktedâ-yı enbiyâ hazretlerine ahrâdır ki, serâ-perde-i Ehadiyyette reside-i bezm-i hâssu'l-hâssı âyet-i kerime-i قاب) Ke ثم دنا فتدلى
ا ام خلقت الأشياء MY و خلقتك ) müstetâb-ı «طقعن! ve ziyâfet-hâne-i vahdette 190(قوسين أو أدنى ile muhâtab ve mu'tenâdır. 91](لأجلىVe selâm-ı lâ-yuhsâ Cenâb-ı Habib-i Hudâ, ser-tâc-ı rusül ü enbiyâya evlâdır ki, mişkât-ı nübüvvetten lem'a-riz olan ( كنت نبيا وآدم بين الماء والطمن (192 ile muahhar mübtedâ olduğunu iş'âr utmâ ve مع الله وقت لا يسعنى فيه ملك مقرب ولا نبى مرسل) DP mazmünihtisâsı makrünuyla mezid husüsiyyeti inhâ eyledi.Ve âl u ashâb-ı kirâm husüsan çehâr-yâr-ı zevi'l-ihtirâm hazerâtına elyaktır ki her biri üstüvâne-i kasr-ı muallâ-yı tâk-ı ishâm ve imâd- şer'-i metin Seyyidü'enâm aleyhi efdalü's-salâti ve's-selâmdır.
/229/ Ve ba'dehü azm çelil-i Ki ur'ân-ı ağim ve nesk-ı cem'il-i Kelâm-ı kadim'de vârid olan, 194(وما خلقت الجن والإنس إلا ليعبدون) (ey li-ya'rifün) müeddâsınca ibrâz-ı kevn ü mekân ve hılkat-ı ins ü cândan maksüd bi'z-zât olan ma'rifet-i zât-ı pâk-i Hz. Yezdân idüğiNİ كنت كنزا مخفيا فأحببت أن أعرف فخلقت الخلق لأعرف) 195 mazmüna hakikat makrünu dahi müeyyeddir. Maf'rifet-i Rabbâni ise evvelâ ) . "ريا أيها الذين آمنوا توبوا إلى الله توبة نصوحا. hıtâb-ı müstetâb ve emr-i bâ-savâbını âvize-i güş-ı cân edip, cemi'-i mekkâre ve gafelâttan 188. “Allah, Âdem'e bütün isimleri öğretti.” 2. Bakara süresi, 31. (H)189. “Âdem'in çamurunu ellerimle yoğurdum.” (H)
190. “Sonra (Muhammed'e) yaklaştı, derken daha da yaklaştı. O kadar ki, (birleştirilmiş) iki yay arası kadar, hatta daha da yakın oldu.” 53. Necm süresi, 8, 9. (H)
191. o “Ben varlıkları senin için, senide kendim için yarattım.” (H)
192. “Âdem suile toprak arasında iken ben peygamberdim.” (H)
193. (bep (لى مع الله وقت لايسعنى فيه ملك مقرب ولانبى “Benim Allah katında öyle bir hâlim vardır ki, benim o hâlime ne bir melek yaklaşabilir, ne de bir peygamber ulaşabilir.” Bu sözün hadis tekniBi açısından değerlendirilmesi ile ilgili olarak bkz. el-Aclüni, Keşfü'l-Hafâ, c. Il, s. 173, bkz. Ahmet Yıldırım, Tasavvufun Temel Öğretilerinin Hadislerdeki Dayanakları, Ankara 2000, s. 79, 80. (H)
194. o “Ben cinleri ve insanları Bana ibâdet/kulluk etsinler diye yarattım.” Si. Zâriyât süresi, 56. (H)
195. 2 (كنت كنزا مخفيا فاحببت أن أعرف فخلقت خلقا لعرفتهم فعرفونى) “Ben gizli bir hazine idim, bilinmek istedim ve mahlükâtı yarattım. Ben kendimi onlara öğrettim, onlar da Beni bildi.” el-Aclüni, Keşfü'LHafâ, ,للك 5.132; bkz. Ahmet Yıldırım, Tasavvufun Temel Öğretilerinin Hadislerdeki Dayanakları, s. 98, 99. (H)196. o “Eyimânedenler! Samimi bir tevbe ile Allah'a tevbe ediniz.” 66. Tahrim süresi, 8. (H)
tövbe ve inâbet ve telkin-i mürşid-i sâhib-himmet ve teksir-i ezkâr-ı Cenâb-ı Rabb-i izzet ile ahlâk-ı zemâyim-i hayvâniyyeden tathir-i fuâd ve tehzib-i ahlâk ile nefs-i emmâreyi munsarıf-ı semt-i meâd belki (UL. 1977(والذين جاهدوا فينا لتهدينهم gmeslek-i celiline sülük ve كبر أعداك) İ (و جاهد هواك فإنه 198 emrince 0 ve riyâzdı ile nefs-i nâukayı evsâfı beşeriyetten tahlis ve âzâd etmeye mütevakkıf ( ريا أيها الذين أمنوا قاتلوا الذين يلو نكم من الكفار 9 mazmün-ı hukikat-şiârından takrib-kerde-i ülü'l-ebsâr üzere hevâ-yı nefs-i bed-fermâ cümle-i küffârdan ta'dâd u şümâr olunup ve onun kahr u istisâli mukâtele-i küffâr-ı dalâler-karârdan akreb u akdem idüği âşikar olduğuna binâen Hâce-i âlem, Seyyid-i veled-i Âdem Rasül-i Ekrem ve nebiyy-i muhterem Muhammed el-Mustafa şefiu'l-ümem (salla'llâhu aleyhi ve sellem) hazretleri 700(الشريعة أقوالى والطريقة أفعالى والحقيقة أحوالى والمعرفة رأس مالى) meğlince sırran ve cehren tekrâr-ı ezkâr-ı Cenâb-ı Kâdıyu'l-hâcât ve tarik-ı mücâhede ve riyâzât havâss-ı ashâb-ı güzin (rıdvânu'llâhı aleyhim ecmain) hazarâtına talim ü telkin ve hâiz-i rütمعط isti'dâd-ı hilâfet olduklarında onlar dahi tâlib-i tarik-ı Hak olanlara ta'lim u telkin eylemeleriçün izn ü icâzet ihsân ve inâyet buyurup, siyyemâ şir-i Cenâb-ı Rahmân, bâb-ı Medine-i irfân, vâkıf-ırâz-ırumüz-ı Tâhâ, ârif-i mes'ele-i ev ednâ, ser-tâc-ı gürüh-ı evliyâ, vâris-i ulüm-ı hâtemi'l-enbiyâ, sâki-i kevser-i Aliyyü'l-a'lâ (kerrema'llâhu vechehü ve radıya'llâhu anhu) hazretlerine izn ü icâzet ihsân buyurup,
Onlar dahi şurüt-ı mezkür üzere zübde-i kibâr-ı tâbüin, umde-i erbâb-ı yakin, علا نهدا
nun olmayan hasrı a'ni Şeyh Hasan-ı Basri hazretlerine,
Onlar dahi hâiz-i rütbe-i velâyet, hâris-i nâmüs-ı şeriat bende kılan Dârâ vü Cem'i
a'ni Şeyh Habib-i A'cemi (kaddesa'llâhu sırrahü) hazretlerine
Onlar dahi melce-i mücâhidân, muktedâ-yı sâlikân Şeyh Ebu Süleymân Dâvüd
b. Nasir-i Tâi (kuddise sırrühu) hazretlerine,
Onlar dahi mürebbi-i nüfüs-ı mübtediin, mükemmil-i noksân-ı nâkısin, fazlı pür ey-
leyen, çarhi eş-Şeyh Ebu'l-mahfüz Mo'rüf Ali Kerhi (kuddise sırruhü) hazret-
lerine,
Onlar dahi kıdve-i erbâb-ı kemâl, üsve-i erbâb-ı hâl Şeyh Ebw'l Hasan Seriyyü's-
Sakati (kuddise sırruhü) hazretlerine,
Onlar dahi kutb-ı âfâk-ı gavs-ı uşşâk Ebu'1-Kâsım Şeyh Cüneyd-i Bağdâdi haz-
retlerine,
Onlar dahi Hakk'a tefviz eden umüru, kemâline nâzır görmeyen kusüru a'ni Şeyh
Ebü Ali Ahmed Mimşâd-ı Dineveri (kuddise sırruhü) hazretlerine, 197. o “Ama Bizim uğrumuzda cihad edenleri elbette kendi yollarımıza eriştireceğiz...” 29. Ankebüt, 69. (H) 198. 2 “Senkendi nefsinin isteklerine karşı cihad et; zirâ en büyük düşmanın odur.” (H) 199. Kâfirlerden yakınınızda olanlara karşı savaşın...” 9. Tevbe süresi, 123. (H) 200. “Şeriat sözlerim, tarikat işlediklerim, hakikat hallerim ve marifet de sermâyemdir.” (H)
Onlar dahi hüzn-diller sürüru ve vird ehlinin çeşm-i nüru a'ni Şeyh Abdullâh Muhammed-i Dineveri (kuddise sırruhü) hazretlerine,
/230/ Onlar dahi devâma irgüren zikri, Hak'ta hasr eyleyen fikri a'ni Şeyh Muhammed el-Bekri (kuddise sırruhü) hazretlerine,
Onlar dahi zamânı ad ile mâzi, her emirde Hakk'a râzı a'ni Şeyh Ebü Hafs Ömer Vecihüddin el-Kâdi el-Bekri (kuddise sırruhü) hazretlerine,
Onlar dahi gül-zâr-ı maârifin verdi, mızmâr-ı hakikatın ferdi a'ni Şeyh Ebu'n-Necib Ziyâeddin Abdülkâdir-i Sühreverdi (kuddise sırruhü) hazretlerine,
Onlar dahi düşmüşlerin dest-giri, meşâyıhın bi-naziri Şeyh Ebü Reşid Kutbeddini Ebheri (kuddise sırruhü) hazretlerine,
Onlar dahi rehnümâ-yı sâlikin pişvâ-yı muhakkıkin Şeyh Muhammed Rükneddin-i Sincâsi (kuddise sırruhü) hazretlerine,
Onlar dahi fezâ-yı lâhütun bâzı, erbâb-ı hâlin hem-râzı Şeyh Şihâbeddin Muhammed-i Tebrizi (kuddise sırruhü) hazretlerine,
Onlar dahi fâris-i meydân-ı hakâyık-ı ayne'l-yakin, hâris-i dakâyık-ı hakka'-yakin Şeyh Muhammed Cemâleddin-i Şirâzi (kuddise sırruhü) hazretlerine,
Onlar dahi hâzin-i zühd ü takvâ-yı Sübhâni, mâlik-i gencine-i maâni Şeyh İbrâhim Zâhid-i Geylâni (kuddise sırruhü) hazretlerine,
Onlar dahi hakâyık-ı gevher-kânı dakâyık-ı dürr-i ummâni Şeyh Kerimüddin Ahi Muhammed b. Nürw'-Halveti (kuddise sırruh) hazretlerine,
Onlar dahi pişvâ-yı tarik-ı Halveti, meşâyıhın sâhib-i himmeti Şeyh Ebü Abdullâh Sirâceddin a'ni Pir Ömer el-Halveti (kuddise sırruhü) hazretlerine,
Onlar dahi kerâmeti bi-aded, lutf u ihsânı lâ-yuad Şeyhu'l-Fâni Ahi Emre elHalveti (kuddise sırruh) hazretlerine,
Onlar dahi dest-gir-i fukarâ vü mesâkin, zübde-i gürüh-ı Âbidin Şeyh Hacı İzzeddin el-Halveti (kuddise sırruhü) hazretlerine,
Onlar dahi ehl-i zikrin sâhib-i devâmı, sırr-ı mektümdan veren peyâmı Şeyh Sadreddin-i Hıyâvi (kuddise sırruhü) hazretlerine,
Onlar dahi âlim-i Rabbâni, kutb-ı Samedâni Seyyidü't-tâifetü'-Halvetiyye eş-Şeyh es-Seyyid Celaleddin Yahyâ eş-Şirvâni (kuddise sırruhü) hazretlerine,
Onlar dahi süfiyyenin merd-i meydânı, ricâlu'llâhm kârmânı Şeyh Muhammed Pir-i Erzincâni (kuddise sırruhü) hazretlerine,
Onlar dahi medâr-ı sâlikin , ser-efrâz-ı ehl-i yakin Şeyh-i kâmil Tâceddin-i Kayseri (kuddise sırruhü) hazretlerine,
Onlar dahi tehzib eden ahlâkı, seyr eden enfüs ü âfâkı Şeyh Alâeddin-i Uşşâki (Kuddise sırruhü) hazretlerine,
Onlar dahi kılan her nâ-sezâdan tehâşi, nefs ile eden her dem savaşı Şeyh Ahmed Şemseddin Yiğitbaşı (kuddise sırruh) hazretlerine,
Onlar dahi dertlilerin dermânı, tebdil eden a'yânı Şeyh Hacı İzzeddin-i Karamâni (kuddise sırruhü) hazretlerine,
Onlar dahi hâfız-ı kütüp-hâne-i ikân, hâce-i mekteb-i irfân a'ni Şeyh Ümmi Sinân (kuddise sırruh) hazretlerine,
Onlar dahi süfiyyenin ser-bülendi, ehlu'llâhın ercümendi Emir Ahmed-i Semerkândi (kuddise sırruh) hazretlerine,
Onlar dahi pür eyleyen âfâkı, pişvâ-yı tarik-ı Uşşâki gavsu'l-vâsılin pirimiz, sultânımız Şeyh Hasan Hüsâmeddin-i Uşşâki (kaddesena!'llâhu bi-sırrıhi'l-Bâki) hazretlerine,
Onlar dahi nüsha-i endek-yâb-ı ikân, mecmfa-i bi-nazir-i irfân Şeyh Memicân-ı Sarühani (kuddise sırruhü) hazretlerine,
Onlar dahi gönüllerin habibi, derd-i aşkın tabibi Şeyh Ömer-i Karibi (kuddise sırruhü) hazretlerine,
Onlar dahi mefhar-ı akrân, dillerde destan Şeyh Âlim Sinân (kuddise sırruhü) /231/ hazretlerine,
Onlar dahi üftâde-gânm emânı, yahşı eden yamanı Şeyh Muhammed-i Keşâni (kuddise sırruh) — hazretlerine,
Onlar dahi sâlikân-ı delil ilâ tarikı'-Celil a'ni Şeyh Halil-i Gümülcinevi (kuddise sırruhü) hazretlerine,
Onlar dahi delil-i râh-ı naim, lutf u keremi amim a'ni Şeyh Abdülkerim (kuddise sırruh) hazretlerine,
Onlar dahi menba-ı tevhid u irfân, mahzen-i sırr-ı Sübhân a'ni Şeyh Osmân-ı Gümülcinevi (kuddise sırruhü) hazretlerine,
Onlar dahi ehl-i hâlin senedi, vâkıf-ı sırr-ı Samedi Şeyh Muhammed Hamdi (kuddise sırruhü) hazretlerine,
Onlar dahi meslek-i pir üzre tarik-ı Uşşâki'ye bahş eden pertevi, gavvâs-ı bahr-ı ledün, râh-ı Hak'ta münzevi Şeyh Seyyid Muhammed Cemâleddin-i Edirnevi (kuddise sırruhü) hazretlerine,
Onlar dahi dil zahmma Lokman olup, dermân eden bi'mârı, nüş eyleyip mey-i tahkik ile bulan hüşyârı Şeyh Abdullâh Salâhaddin-i Kesriyevi (kuddise sırruhü) hazretlerine,
Onlar dahi fettâh-ı kenz-i reşâdet, “sekâhum Rabbuhum” sırrının kâili vechinden bi-aded hakka olan vâsılı Şeyh Muhammed Zühdi-i Nâzilli (kuddise sırruhü) hazretlerine,
Onlar dahi evlâd-ı zü'l-wecheyn olup, gam-ı zü'l-cenâhayn ile bulan şerefi, mazhar-ı sırr-ı velâyet, zinde-i Ali el-Vasfi Şeyh Ali Gâlib (kuddise sırruhü) hazretlerine, Onlar dahi ahlâk-ı hamide ile mevsüf olup derdlülerin şefik, Hak ehlinin refikı Şeyh Muhammed-i Tewfiki (kuddise sırruhü) hazretlerine,
Onlar dahi kâşif-i esrâr-ı kenz-i reşâdet, ikmâl eden nuküsu, okutup sırr-ı araftan irfân eden husüsu eş-Şeyh Ömer-i Hulüsi (kuddise sırruhü) hazretlerine,
Onlar dahi eden mâ-sivâdan dâimâ tevakki, iltifât-ı rühâniyyesi bâis-i terakki Şeyh Hüseyin Hakki (kuddise sırruhti) hazretlerine,
Onlar dahi mahrem-i esrâr-ı zât-ı Hak, nokta-i kübrâ her vasfa ehak, zübdetü'l-ârifin Tirevi Şeyh Muhammed Emin Tevfik (kuddise sırruh) hazretlerine, Onlar dahi vâkıf-ı esrâr-ı Vücüd, müstağrak-ı bahr-ı şühüd, gencine-i künc-i Halveti Nazillili Şeyh Muhammed Fahreddin-i Himmeti (kuddise sırruhti) hazretlerine,
Onlar dahi ad'afü'l-âbidin (Hüseyin Vassâf)?9''a izn ü icâzet, ihsân u inâyet علاط yurup, bu hakir dahi pirân-ı azizân (kaddesena'llâhu bi-sırrıhi'-Mennân) hazerâtından ahz eylediğimiz üzere sırr-ı hadd-i şer'-i kavimden ser-i mü inhirâf ve لقملا eylemeyip, ifâ-yı ahkâm-ı şer'iyyeye müsâberet ve itbâ'-ı sünnet-i seniyye-yi Seyyidü'lbeşer aleyhi efdalü'l-bir ve icrâ-yı zülâl-ı rusüm tarikat-ı aliyyeye müdâvemet şartıyla tâlib-i Hak olanlara zikr-i hafi vü celiyi ta'lim ü telkin eylemeye hâmil-i hamâil-i icâzet, hulefâmızdan mefharu'l-müsteddin (.........)22 halifeye izn ü rühsat vermişizdir.
Ve min'llâhi't-tevfik ve'l-hidâye.
Arz-ı Mütâlaa:
Bu icâzet-nâmede ta'birât pek acâib bir sürette yazılmış olmak hasebiyle zamânımızın lisân-ı edebine daha muvâfık bir sürete ifrâğı teemmül olunup, bu bâbtaki ricâyı mahsüs-ı dervişânemi kabül buyuran üdebâ-yı asrdan İbnü'l-Emin Mahmüd Kemâl Beyefendi ibzâl-i himmet buyurarak icâzet-nâme-i kadimin medlülünü ve ba'zı münderecâtnı muhâfaza etmek süretiyle gâyet güzel bir icâzet-nâme müsveddesi kaleme almışlar ise de bâlâdaki icâzet-nâme Seyyid Cemâleddin ve Abdullâh Salâhaddin-i Uşşâki hazerâtının zamânından beri intikâl edegelmiş /232/ olmak ve bunu tebdil-i muvâfık farz olunmamak mülâhazasıyla tervicine taraf-dâr olmayanlar olduğundan azizimiz de bi'l-ıztırâr şekl-i sâbıkın muhâfazasını teemmül buyurmuşlardır.
201. o Müellif burada tevâzuundan olmalı ki ismini yazmamış, sâdece birkaç nokta koyarak boş bırakmıştır. (H.
202. Mülk burada da isim yazmamış, sâdece birkaç nokta koyarak boş bırakmıştır. (H.)
Mir-i Müşârünileyhin kaleme aldıkları icâzet-nâmenin süreti:
Hüve'l-Feyyâz, Bismi'llâhi teyemmünen bi-zikrihi'Lcemil.
.ا فد şik 8 .7 Hamd-i bişumâr, O Halık-ı zü'Lcelâle sezâ-vârdır ki ) قل هو الله أحد . الله الصمد. لمsirri ehadiyyet-nümüâsını her zerre-i kâinatta envâr-ı 203(يلد ولم يولد ولم يكن له كفوا أحدşems-i tâb-dâr gibi ızhâr ve kemâl-i kudret ve azamet-i Subhâniyyesini berâhin-i bâhire ve şevâhid-i zâhire ile vaz'-ı enzâr-ı ülü'-ebsâr eyledi.
Senâ-yı nâ-mahdüd O Rabb-i kerim-i müteâle ahakur ki, (. . ولقد كر منا بني ادم (794 )]üfât-ı kerem-âyâtıyla beyne'l-mahlükât mümtâz u mükerrem ve الأسماء كلها) pi علم 3) kerime-i celilesi ile ser-firâz ve muhterem buyurduğu nev-i Beni Âdemden, أذكر كم) 53534) hitâb-ı inâyet-meâbına ihâle-güş ve بذكر الله تطمئن القلوب) YI)206 nidâ-yı saâder-peymânesine vakf-güş-i hüş eden kulüb-ı murmainne erbâbını müğtağrak-ı edvâ-ı Cemâl ve isâl-i derece-i kemâl eyledi.
Salât-ı ezkâ mahrem-i harem-i (ثم دنى فتدلى فكان قاب قوسين أو أدنى) ve bezm-i vahdette (خلقت الأشياء لأجلك وخلقتك لأجلي) ileifar-ı ali'Lali ile vâsıl-ı mertebe-i a'le'Lalâ olan Tâfiu'r-ruteb, kâşifü'-küreb, izzü'l-Arab, rühu'edeb, rasül-i a'zam, Habib-i mu'azzam (sallallâhu teâlâ aleyhi ve sellem) efendimiz hazretlerine ahrâdır ki ümmet-i merhümesine irâe-i şâhrâh-ı hüdâ ve ta'lim-i zikr-i Huda eyledi.
Selâm-ı lâ-yuhsâ, ) بين الماء والطين pi كنت نبيا و ( hadis-i celili le muahhar mübtedâ olduğunu inbâ ve (لي مع الله وقت لا يسعني فيه ملك مقرب و نبي مرسل) maznün- ihtisâs-makrünuyla mezid-i husüsiyyeti inhâ buyuran o beşir ü nezir-i bi-nazire sezâdır ki, ليغفر لك الله) 207(ما تقدم من ذنبك وما تأخر berât-ı mağfi.et göyâtıyla kadr-i âlisi lâ buyurulduğu hâlde zikr ü fikr-i ma'büda vakf-ı hayât ve (من كان لله كان الله له)208 hadis-i saâdet-engiziyle ümmet-i nebile ve nebihesinden vazife-i nazğife-i ubüdiyyetini ifâ eden uşşâk-ı dil-âgâha te'min-i necât etdi.Tarziye vü tekrim-i bi-hisâb âl u ashâb siyyemâ çehâr-yâr-ı saâdet-nisâb (rıdvânu'llâhi teâlâ aleyhim ecmain) hazerâuna elyakur ki her biri umde-i din-i mübin-i İslâm ve imâdşer'-i metin-i Seyyidü'l-enâm aleyhi efdalü's-salâti ve! s-selâmdır.
Emmâ ba'd:
Nazm-ı celil-i Kur'ân-ı azimde vârid olan, ليعبدون) YI (وما خلقت الجن والإنس /233/ âyet-i celilesi müeddâsınca ibrâz-ı kevn ü mekân ve hılkat-ı ins ü cândan maksüd 203. “Deki: O Allah birdir. Allah sameddir. O, doğurmamış ve doğmamıştır. Onun hiçbir dengi yoktur.” 112. İhlâs süresi, 1-4. (H) 204. o “Biz, hakikaten insanoğlunu şan ve şeref sâhibi kıldık...” 17. İsrâ süresi, 70. (H) 205. “Sizbenianınki, Bende sizi anayım...” 2. Bakara süresi, 152. (H) 206. Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur.” 13. Ra'd süresi, 28. (H) 207. o“Tâki Allah, senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlasın...” 48. Fetih süresi, 2. (H) 208. “Kim kendini Allah'a ait kılarsa, Allah da ona ait olur.”
bi'z-zât ma'rifet-i zât-ı Hâliku'l-kâinât olup, bu hakikat-i sâta ) كنت كنزا مخفيا فأحببت (أن أعرف فخلقت الخلق لأعرف mazmün-ı hakikat-makrünuyla da müeyyeddir. Ma'rifet-i ilâhiye evvel-be-evvel حا) ai iş 5 (ياأيهاالذين آمنوا توبوا إلى الله fermân hidâ-yet-resânını kurta-i küs-ı cân u cinân edip, cemi'-i mekkâre ve gafelâttan tövbe ve inâbet ve telkin-i mürşid-i sâhib-himmet ve teksir-i ezkâr-ı Rabbc-i izzet ile ahlâk-ı zemime-i hayvâniyyeden tathir-i fuâd ve mekârim-i ahlâk ile nefs-i emmâreyi munsarıf-ı semt-i meâd ve husüsan (والذين جاهدوا فينا لنهدينهم سبلنا) mesleğine sülük ile (Sasi Sİ (وجاهد هواك فإنه emrince mücâhedât ve riyâzât ile nefs-i nâtıkayı evsâf-ı gayr-i sâfiyeden âzâdetmeye mütevakkıf (وقاتلوا الذين يلو نكم من الكفار) mazmün-ı hakikat-şiârmdan isüdlâl-i ülü'lebsâr üzere nefs-i letme-i bed-fermâ cümle-i küffârdan ma'düd ve onun kahr u istisâli mukâtele-i küffâr-ı dalâlet-karârdan akdem bir kâr-ı mahmüd olmasına binâen Hâce-i âlem, Seyyid-i veled-i Âdem Rasül-i Ekrem ve nebiyy-i muhterem Muhammed-i Mustafa (salla'llâhu alyehi ve sellem) hazretleri ( Ju (الشريعة أقوالى والطريقة أفعالى وال حقيقة أحوالى والمعرفة رأس meâlince sırran ve cehren ezkâr-ı Cenâb-ı Kâdıyu'l-hâcâu ve tarik-ı mücâhede vü riyâzâtı havâss-ı ashâb-ı güzin (rıdvânu'llâhı aleyhim ecmain hazarâtına ve bilhâssa şir-i Cenâb-ı Rahmân, bâb-ı Medine-i irfân, vâkıf-ı râz-ı rumüz-ı Tâhâ, ârif-i hakâik-i “ev ednâ”, ser-tâc-ı gürüh١ evliyâ, vâris-i ulüm-ı hâtemi'l-enbiyâ, Ali b. Ebi Tâlib (kerreme'llâhu vechehü ve radıya'lâhu anhu) hazretlerine ta'lim ve telkin buyurdukları gibi, tâlib-i tarik-ı Hak olanlara da ta'lim ve telkin etmesi için izn ü icâzet ihsân edip,
Onlar dahi şart-ı mezkür üzere zübde-i kibâr-ı tâbiin, umde-i erbâb-ı yakin, Ebu's-
said eş-Şeyh Hasan b. Yesâr-ı Basri - rahimehu'llâhi teâlâ - hazretlerine,
Onlar dahi üsvetü'l-küberâ, kıdvetü'L-asfiyâ eş-Şeyh Habib-i A'cemi (kuddise sır-
ruhü) hazretlerine,
Onlar dahi melce-i mücâhidân, muktedâ-yı sâlikân eş-Şeyhü'-Kebir Ebu Süley-
mân Dâvüd b. Nasir-i Tâi (kaddesa'llâhu sırrahü) hazretlerine,
Onlar dahi mürebbi-i nüfüs-ı mübtediin, mükemmil-i noksân-ı nâkısin, eş-Şeyh
Ebwl-mahfüz Ma'rüf Aliyy-i Kerhi (kaddesa'llâhu sırrahü) hazretlerine,
Onlar dahi kıdve-i erbâb-ı kemâl, nukâve-i kibâr-ı ricâl eş-Şeyh Ebu'l Hasan Se-
riyyü's-Sakati (kaddesa'llâhu sırrahü) hazretlerine,
Onlar dahi kutb-ı âfâk-ı gavs-ı uşşâk Seyyidü!t-Tâifeti' s-Süfiyye Ebu'l-Kâsım Şeyh
Cüneyd-i Bağdâdi (kaddesa'llâhu sırrahü) hazretlerine,
Onlar dahi vâkıf-ı esrâr-ı hakâyık, kâşif-i gtâ-i dakâyık eş-Şeyh Ebü Ali Ahmed
Mimşâd-ı Dineveri (kaddesa'llâhu sırrahü) hazretlerine,
Onlar dahi server-i erbâb-ı dâniş, rehber-i ashâb-ı biniş eş-Şeyh Abdullâh Mu-
hammed-i Dineveri (kaddesa'lâhu sırrahü) hazretlerine,
Onlar dahi imâme-i sübha-i irfân, müsebbih-i Rabb-i Mennân a'ni eş-Şeyh Muhammed el-Bekri (kaddesa'llâhu sırrahüi) hazretlerine,
Onlar dahi kâdiyu'l-urefâ, hâkimu'l-ulemâ a'ni eş-Şeyh Ebü Hafs Ömer Vecihüddin el-Kâdi el-Bekri (kaddesa'llâhu sırrahü) hazretlerine,
Onlar dahi verd-i gülzâr-ı /234/ ma'rifet merd-i ferd-i hakikat eş-Şeyh Ebu'n-Necib Ziyâeddin Abdülkâdir-i Sühreverdi (kaddesa'llâhu sırrahü) hazretlerine, Onlar dahi dest-gir-i üftâdegân, enis-i derd-mendân eş-Şeyh Ebü Reşid Kutbeddin-i Ebheri (kaddesa'llâhu sırrahüi) hazretlerine,
Onlar dahi reh-nümâ-yı sâlikin pişvâ-yı muhakkıkin eş-Şeyh Ebu'l-Hasan Rükneddin Muhammed-i Nehhâsi Buhâri (kaddesa'llâhu sırrahüi) hazretlerine, Onlar dahi şehbâz-ı fezâ-yı lâhüt, dânâ-yı râz-ı nâsüt eş-Şeyh Şihabeddin Muhammed-i Tebrizi (kaddesa'llâhu sırrahü) hazretlerine,
Onlar dahi fâris-i meydân-ı ayne'l-yakin, hâris-i künüz-ı hakka'l-yakin eş-Şeyh Muhammed Cemâleddin-i Şirâzi (kaddesa'llâhu sırrahü) hazretlerine,
Onlar dahi hâzin-i zühd ü takvâ, mahzen-i esrâr-ı kibriyâ eş-Şeyh İbrâhim Zâhid-i Geylâni (kaddesa'llâhu sırrahü) hazretlerine,
Onlar dahi âlim-i Rabbâni, ârif-i maâni eş-Şeyh Kerimüddin Ahi Muhammed b. Nürw'-Halveti (kaddesa'llâhu sırrahü) hazretlerine,
Onlar dahi sâlik-i râh-ı Hudâ, kâsıd-ı tarik-ı hüdâ Ebü Abdullâh Sirâceddin a'ni Pir Ömer el-Halveti (kaddesa'llâhu sırrahü) hazretlerine,
Onlar dahi revnak-ı gülzâr-ı tarikat, pirâye-i hadika-i hakikat eş-Şeyhu'l-Fâni Ahi Emre Muhammed el-Halveti — kaddesa'llâhu sırrahü — hazretlerine,
Onlar dahi melâz-ı fukarâ vü mesâkin, zübde-i zâhidin ü âbidin eş-Şeyh Hacı İzzeddin el-Halveti (kaddesa'llâhu sırrahü) hazretlerine,
Onlar dahi ser-hayl-i zümre-i zâkirin, kâfile-sâlâr-ı mütefekkirin eş-Şeyh Sadreddin-i Hıyâvi (kaddesa'llâhu sırrahü) hazretlerine,
Onlar dahi matla'-ı feyz ü kemâl, mahrem-i harem-i cemâl seyyidü't-tâifetü'-Halvetiyye eş-Şeyh es-Seyyid Celaleddin Yahyâ eş-Şirvâni (kaddesa'llâhu sırrahü) hazretlerine,
Onlar dahi kân-ı ilm ü irfân eş-Şeyh Muhammed Pir-i Erzincâni (kaddesa'llâhu sırrahü) hazretlerine,
Onlar dahi sâhibü'l-fezâil, mürşidü'-kâmil Kayserili eş-Şeyh Tâceddin İbrâhim-i Kâmil (kaddesa'llâhu sırrahü) hazretlerine,
Onlar dahi müzehhib-i ahlak, sâir-i enfüs ü âfak Kabaklılı eş-Şeyh Alâeddin-i Uşşâki (kaddesa'llâhu sırrahü) hazretlerine,
Onlar şems-i irfân, münevvir-i cinân Marmaracıklı eş-Şeyh Ahmed Şemseddin Yiğitbaşı (kaddesa'llâhu sırrahü) hazretlerine,
Onlar dahi tabib-i derd-mendân, habib-i sâlikân eş-Şeyh Hacı İzzeddin-i Karamâni (kaddesa'llâhu sırrahü) hazretlerine,
Onlar dahi hâfız-ı kütüphâne-i ikân, hâce-i mekteb-i irfân eş-Şeyh İbrâhim Ümmi Sinân (kaddesa'llâhu sırrahfi) hazretlerine,
Onlar dahi ser-bülend-i ehlu'llâh, ercümend-i merdân-ı dil-i âgâh eş-Şeyh es-Seyyid Ahmed-i Semerkândi (kaddesa'llâhu sırrahi) hazretlerine,
Onlar dahi mehbit-ı feyz-ı Hallaki pişvâ-yı tarik-ı Uşşâki Kurtbu'l-Ârifin Gavsu'lvâsılin pirimiz, sultânımız eş-Şeyh Hasan Hüsâmeddin-i Uşşâki (kaddesa'llâhu esrârahü) hazretlerine,
Onlar dahi nüsha-i nâdire-i fazilet, mecmüa-i bi-nazir-i ma'rifet Sarfihanlı eş-Şeyh es-Seyyid Memicân (kaddesa'llâhu sırrahü) hazretlerine,
Onlar dahi mahbüb-ı kulüb-ı mürşid-i mergüb Gelibolulu eş-Şeyh Ömer-i Karibi (kaddesa'llâhu sırrahü) hazretlerine,
Onlar dahi mefhar-ı emsâl-i mürşid-i bi-hemâl eş-Şeyh Âlim Sinân (kaddesa'llâhu sırahü) hazretlerine,
Onlar dahi enis-i mihnet-keşân, celis-i bi-çâregân eş-Şeyh Muhammed-i Keşâni (kaddesa'llâhu sırrahüi) hazretlerine,
Onlar dahi delil-i nebil, rehber-i celil Gümülcineli eş-Şeyh Halil (kaddesa'llâhu sırrahü) hazretlerine,
Onlar dahi sirâc-ı râh-ı naim, mürşid-i himmet-vesim a'ni eş-Şeyh /235/ Abdülkerim (kaddesa'llâhu sırrahti) hazretlerine,
Onlar dahi menba-ı tevhid u irfân, mahzen-i sırr-ı Sübhân Gümülcineli eş-Şeyh Sıdki Osmân (kaddesa'llâhu sırrahü) hazretlerine,
Onlar dahi sened-i ehl-i hal, vâkıf-ı sırr-ı kal eş-Şeyh Muhammed Hamdi (kaddesa'llâhu sırrahü) hazretlerine,
Onlar dahi gavwvâs-ı bahr-ı ledün, muhakkık-ı serâyir-i kün, pir-i sâni Ebu Nizâm eş-Şeyh Seyyid Muhammed Cemâleddin-i Edirnevi (kaddesa'llâhu sırrahü) hazretlerine,
Onlar dahi keşşâf-ı müşkilât-ı diniyye hallâl-i muaddalât-ı yakiniyye eş-Şeyh Abdullâh Salâhaddin-i Kesriyevi (kaddesa'llâhu sırrahü) hazretlerine,
Onlar dahi sened-i zâhidin, mürşid-i Hak-bin Nazillili eş-Şeyh Muhammed Zühdi (kaddesa'llâhu sırrahti) hazretlerine,
Onlar dahi mazhar-ı esrâr-ı velâyet, muzhır-ı âsâr-ı kerâmet eş-Şeyh Ali Gâlib elVasfi (kaddesa'llâhu sırrahüi) hazretlerine,
Onlar dahi nâil-i feyz-i veliyyü't-tevfik, mürşid-i saâdet-refik eş-Şeyh Muhammed Tevfiki (kaddesa'llâhu sırrahfi) hazretlerine,
Onlar dahi miftâh-ı kenz-i reşâdet, gevher-i gencine-i hakikat eş-Şeyh Ömer-i Hulüsi (kaddesa'llâhu sırrahü) hazretlerine,
Onlar dahi zâkir-i Hak, nâsih-i asdak Kasabalı eş-Şeyh Hüseyin Hakki (kaddesa'llâhu sırrahfi) hazretlerine,
Onlar dahi server-i sâlihin, mefhar-i muslihin Tireli eş-Şeyh Muhammed Emin Tevfik (kaddesa'llâhu sırrahti) hazretlerine,
Onlar dahi vâkıf-ı esrâr-ı Vücüd, müstağrak-ı bahr-ı şühüd, Nazillili eş-Şeyh Muhammed Fahreddin-i Himmeti (kaddesa'llâhu sırrahti) hazretlerine,
Onlar dahi bu hakir-i pür-taksir ad'afü'-âbidin (Ürgüplü) eş-Şeyh (Hüseyin Vassâf) fakire izn ü icâzet, ihsân u inâyet buyurup, bu hâdim-i ehl-i tarik dahi pirân, azizân (kaddesa'llâhu esrârahüm) efendilerimiz hazerâtından ahz eylediğimiz üzere sırr-ı hadd-i şer'-i kavimden ser-i mf inhirâf ve udül eylemeyip, 1fâ-yı ahkâmı şer'iyyeye mübâşeret ve sünen-i seniyye-yi Seyyidü'l-beşer (aleyhi efdalü's-salâti ve't-tahiyye)'ye tebaiyyet ve usül-i tarikat-ı aliyyeyi icrâya müdâvemet şartıyla tâlib-i tarik olanlara zikr-i hafi vü celiyi ta'lim ü telkin eylemeye hâmil-i hamâil-i icâzet, sâlik-i râh-ı hidâyet hulefâmızdan mefharu'l-müsteddin o halifeye izm ü rühsat i'tâ eyledik.
Ve mina'llâhi't-tevfik ve'-hidâye. Ve sallallâhu alâ Seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihi ve ashâbihi ve etbâihi (rıdvânu'llâhi teâlâ aleyhim ve rahmetuw'llâhi alâ etbâı etbâihi ilâ yevmi'd-din bi-rahmetike Yâ Erhame'r-Râhimin. Ve selâmün ale'-mürselin ve'-hamdü l'llâhi Rabbi'-âlemin.)
ŞUABÂT-I TARİKAT-I ALİYYE-İ UŞŞÂKIYYE
Cemâliyye — Salâhiyye — Muslıhiyye — Câhidiyye — Sezâiyye-i Uşşâkıyye
Sezâiyye-i Uşşâkıyye hakkında Hariri-zâde'nin Tibyânu's-Selâsil ve't-Tarâık'ında izâhat vardır. Hz. Sezâf'nin şeyhi La'li-i Gülşeni hazretleriyle, meşâyıh-ı Uşşâkıyye'den Şeyh Sâdık Efendi'nin münâsebeti vardır. Hz. Sezâi Divânı'nda Şeyh Sâdık Efendi hakkında süzişli bir manzüme-i târihiyye bile vardır. Hz. Sezâi esâsen Tarik-ı Gülşeni'de ictihâd buyurdukları gibi Pir-i sâni-i tarik-ı Uşşâki Seyyid Cemâleddin hazretlerinin mertebe-i kemâlde tekemmül etmesine ibzâl-i himmet buyurmuşlardır. Kendilerine Sezâiyye-i Uşşâkıyye'nin müessisi denilmekten tabiatıyla ihtirâz olunup, fakat kendilerinde Şa'bânilik, Uşşâkilik /236/ Gülşenilik, Sünbülilik, Nakşıbendilik cem' olduğundan beyne ehli't-turuk kemâlât-ı ârifâneleri şöhret bulmuş, bu sebeble Hariri-zâde Tibyân'ında şeyhi La'li-i Gülşeni hakkında serd-i hakikat ettiği sırada,
كان الشيخ لعلى المذ كور جامعا للطريقة الشعبانية و العشاقية والكلشنية والسنبلة والتقشبدية .فإنه ولد بقسطموني ونشأبها وأخخذ عن الشيخ اسماعيل الجورومي الشعباني وسلك على يديه إلى أن بلغالطور الرابع ثم رحل إلى أدرنه فأخذ أولا عن الشيخ الصادق الرومي العشاقي ثم أخذ عن الشيخ محمد سرى الأدرنه وي الكلشني 209Sezâiyye-i Uşşâkıyye'nin Şeyh Cemâleddin-i Uşşâki'de, Cemâliye-i Uşşâkıyye'nin Şeyh Salâhaddin-i Uşşâki'de indimâc etmiş ve diğer şuabât munkarız olmuş olduğundan elyevm Salâhiyye-i Uşşâkıyye'den başka bir şu'be kalmamış demek muvâfık olur zannındayım.
Hz. Pir'den itibâren isimleriyle tezyin-i sahife-i i'tibâr eylediğimiz zevât-ı kirâmın mümkün mertebe tercüme-i hâllerinden bahs edeceğim: