Zînetü’l-Kulûb · kaynak sayfaları 125–133
-erara000-o006-00.00 s000 Ve âlâ melâ'iketik-el mukarrebiyn Ve âlâ ibâdillah-is sâlihiyn Min ehl-is semâvat-i ve ehl-il-ardıyne Küllemâ zekerek-ez-zâkirûn Ve gafele an zikrik-el gafilîn Ve sellim ve radiyallahu an ashab-i Resûlillah-i ecma'iyn
EVRÂD-I ŞERİFE-İ-KADİRİYYE ŞERHİ
VE TERCEMESI EVRÂD; lûgatte VİRD'in cem'i (Çoğulu) olup, VİRD'ler yani her zaman tekrar edilen ve belirli zamanlarda okunması vazife bilinen dualar anlamına gelmektedir. Biz, buna dil alışkanlığı veya daima dilde bulunması, daima tekrarlanması gerekli hayırlı ve faydalı sözler de diyebiliriz. Kaldı ki, evrâd-i şeriflerin çoğu Kur'an-ı kerimden âyetler, Hadis-i şerifler ve salâtü selâm ile süslenmiştir. Tarikat-i aliyyenin pirân-ı izâmı veya daha sonra gelen meşâyih-i kirâmı tarafından tertip olunmuş ayrı ayrı evrâd-ı şerifesi vardır.
Kadiri evrâd-ı şerifinin, başından ALLAHÜMMEC'AL EFDALE SALÂVATİKE ibaresine kadar olan kısmı, MÜZEK- KİN NÜFUS müellifi Eşref zade Şeyh Abdullah Rûmi kaddesallahu sırrah-ul-Kayyumi hazretlerinin, muhterem mürşitleri, Pir sultan Abdülkadir-i Geylâni kuddise sırruh efendimizin torunu Şeyh Seyyid Hüseyin-il Hamavi kuddise sırruh tarafından, mütebakisi Gavs-ül-â'zam hazretlerince tertip buyurulmuş olup Kadiri dergâhlarında mübarek gecelerde zikrullaha başlanılmadan okunduğu gibi, müritlere de sabah namazlarından sonra veya günün diğer münasip bir zamanında muntazaman okunması telkin ve talim olunmuştur.
Mânası ve medlûlu bilinmeden okunacak herhangi bir dua ile, bilerek ve anlayarak okunan dua arasında, kabule karin olması bakımından elbette büyük farklar olacağını göz önünde bulundurarak, Kadir-i evrâd-1 şerifesinin metnini verdikten sonra, öz ve özet halinde şerhini ve açıklamasını yapmayı da maksada uygun ve faydalı bulduk.
Bu kısa izahattan sonra, şimdi açıklamalara başlayabiliriz:
EÛZÜ BİLLÂHIMIN-EŞ-ŞEYTAN-İR-RACIYM Rahmet-i ilâhiden kovulmuş olan şeytanın şerrinden, Allahu teâlânın hıfz-u himayesine sığınırım
BİSMİLLAH-İR-RAHMAN-IR-RAHİYM Rahman ve Rahiym olan Allahu Azim-üş-şânın ismiyle başlarım.
EL-HAMDÜ-LILLAHI RABBİL-ÂLEMIYN Bütün hamd ve senâlar, o Allahu teâlâya mahsus ve münhasırdır ki, âlemlerin Rabbi, mürebbisi ve mâlikidir.
F: 9
ER-RAHMAN-iR-RAHiYM Dünya hayatında - Ayırd etmeksizin - bütün yarattıklarına nimetlerini ihsanlarını ve merhametini esirgemez. Âhirette ise, yalnız mü'min kullarına rahmet ve merhamet eyler.
MALİK-İ YEVM-İD-DİN Hesap ve ceza gününün hâkimidir.
İYYAKE NA'BÜDÜ VE İYYÂKE NESTA'İYN Ancak sana ibadet ederiz ve ancak senden yardım dileriz.
HDİNAS-SIRAT-EL - MÜSTAKİM SIRAT-ELLEZiYNE
EN'AMTE ALEYHIM Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna hidayet et..
GAYR-IL MAGDUBI ALEYHIM VE LED-DÂLLIYN Gazabına uğrayanların ve sapıkların yollarına değil..
(Amin.)
(Evrâd-ı şerifenin bundan sonra gelen lısmı, Ahzâb sûre-i celilesinin 56. âyet-i kerimesidir.)
İNNALLAHE VE MELAIKETEHU YUSALLUNE A-
LEN-NEBİY YÂ EYYÜHELLEZİYNE ÂMENÛ SAL-
LÛ ALEYHI VE SELLIMU TESLIMÂ Muhakkak ki, Allahu teâlâ ve melekleri Nebiyyi zişâna salât ederler. Ey iymân edenler! Siz de ona salât ve selâm edin.
(Bilindiği gibi, SALAT'ın iki mânası vardır. Birisi namazdır ve diğeri Peygambere duadır, ki bu duaya TASLIYE denilir. Salât, Allahu teâlâ tarafından olursa; Hakkın rahmet ve in'amı, meleklerin istigfarı ve Resül-ü zişânın medh-ü senâsı demek olur. Selâm ise, ayıplardan ve âfetlerden beri olmaktır. Birbirimize karşı alıp verdiğimiz selâm da, bu mânada bir duadır. Fahır-i âlem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz hazretleri, bir Hadis-i şeriflerinde: (BENI BIR KERRE TASLI- Erle dang Eb, kalit evraka ge lide de a e ama, geniş bir yer verilmiştir.)
ALLAHÜMME SALLI VE SELLIM VE BÂRIK ALÂ
SEYYİDİNÂ MUHAMMEDİN VE ALÂ ÂLİHİ VE SAHBI- Hi ECMA'IYN (Aşağıda mânaları açıklanmıştır.)
Evrâd-ı şerifenin bu kısmı da, Saffât sûre-i celilesinin 180 -181 ve 182. âyet-i kerimeleridir ki, her duadan sonra okun-
maktadır. Zira, bir Hadis-i şerifte: «Kim, âhirette killerle ölçülecek sevap isterse, her mecliste son sözü SÜBHAND
RABBIKE RABBIL İZZETİ AMMÂ YASIFUN VE SELÂ-
MÜN ALEL MÜRSELIYN VEL-HAMDÜ LILLAHI RAB- BİL-ALEMIYN olsun» buyurulmuştur. Bu âyet-i kerimenin meal-i münifi de şöyledir:
Rabbin, Rabbil-izzeti celle şâne, onların bütün isnatlarından münezzehtir. Gönderilen bütün peygamberlere selâm ve âlemlerin Rabbi olan Allahu teâlâya hamd olsun.
ES-SALÂTÜ VES-SELÂMÜ ALEYKE YÂ RESÛLAL-
LAH Salâtın mânasını yukarıda açıklamıştık. Bu izahatımıza göre mâna vermek gerekirse: (Allahu teâlânın rahmet ve in'amı, bereket ve ihsanı selâm ve senâsı senin üzerine olsun ve seni bütün âfetlerden selâmette bulundursun ey Allahın Resûlü..) demek olur. Resûlün de, üç mânası vardır: 1) Elçi 2) Allahu teâlâ tarafından kitap ile gönderilen peygamberler 3) Peygamber-i zişân efendimiz. Burada, her üç mâna da kastedilmekle beraber, daha ziyade üçüncü mânayı kasd ve kabul etmek lâzımdır. (Aşağıda salât ve selâm tekrar edildikçe, buna göre mâna verilmelidir.)
ES-SALÂTÜ VES-SELÂMÜ ALEYKE YA HABİBAL…
LAH Habiballah, Peygamber efendimizin mübarek isimlerindendir. Habip, sevgili demektir. Buna göre (Salât ve selâm senin üzerine olsun, ey Allahın sevgilisi..) denilmek istenilmiştir.
ES-SALATÜ VES-SELÂMÜ ALEYKE YÂ HALILAL-
LAH Halil, sadık dost demektir. Ailahu teâlânın en sadık dostu olarak peygamber etendimiz Halilallah diye de anılmaktadır. Bu isim, aynı zamanda efendimizin muhterem dedeleri ibrahim Peygamber aleyhisselâma da verilmiştir. Buna göre:
(Salat ve selâm senin üzerine olsun, ey Allahın sadık dostu..)
denilmek istenilmiştir.
ES-SALÂTÜ VES-SELAMÜ ALEYKE YÂ NEBiYY \L-
LAH Neb1, bılindıg' gıbı Allah Teâlâ taratından kullara ankamı teblig eden zât-1 şerif demektir. Resûl ile arada şu fark vardır. Nebiler, kitap sahibi olmayabilirler. Oysa, Resûl kitap sahibi bulunanlara mahsustur. Buna göre:(Salât ve selâm
senin üzerine olsun, ey Allahın Nebisi..) denilmek istenilmiştir.
ES-SALÂTÜ VES-SELÂMÜ ALEYKE YÂ SAFİYYAL-
LAH Safi, pâk ve temiz mânasına gelir. Peygamber efendimizin mübarek isimlerinden olduğu gibi Adem aleyhisselâmın da isimlerindendir. Buna göre: (Salât ve selâm senin üzerine olsun, ey Allahın pâli ve temiz kulu..) denilmek istenilmiştir.
ES-SALÂTÜ VES-SELÂMÜ ALEYKE YÂ HAYRE HAL-
KİLLAH Hayr'ın mânası açıktır ve herkes tarafından bilinmektedir. Halkillah, Allahu teâlânın yarattığı bütün mahlûkat-ı ilâhiyyedir. Peygamber efendimiz âlemlere rahmet olarak gönderilmiş, ademogullarının efendisi ve bütün yaratılmışların en üstünü bulunduğundan elbette mahlûkat-ı ilâhiyyenin en hayırlısıdır. Buna göre: (Salât ve selâm senin üzerine olsun, ey Allahu teâlânın yarattıklarının en hayırlısı..) denilmek istenilmiştir.
ES-SALATÜ VES-SELÂMÜ ALEYKE YÂ NURE AR-
ŞİLLAH Arş-ı ilâhi, nûr-u Muhammedi'den yaratılmış bulunduğundan Peygamber efendimiz elbette arşın nurudur. Buna göre: (Salât ve selâm senin üzerine olsun, ey Allahın arşının nuru..) denilmek istenilmiştir.
ES-SALÂTÜ VES-SELÂMÜ ALEYKE YÂ EMiN-E
VAHYİLLAH Peygamber efendimiz, Hak teâlâ tarafından kendilerine vahyolunanların hepsini, aynen ve tamamen ümmetine tebliğ ve talim buyurmuş olduklarından vahyin emini mânasına «Emin-e vahyillah» clarak tavsif olunmuşlardır. Kaldı ki, risâlet ve nübüvvetlerinden önce de kendilerine MUHAM- MED-ÜL EMİN lâkabı verilmiş olduğu tarihi kaynaklardan anlaşılmaktadır. Buna göre (Salât ve selâm senin üzerine olsun, ey vahy-i ilâhinin emini..) denilmek istenilmiştir.
ES-SALÂTÜ VES-SELÂMÜ ALEYKE YÂ MEN ZEY-
YENEHILLAH Zeyyenehullah, Allahu teâlânın ziynetlendirdiği, süslediği demektir. Gerçekten, Peygamber efendimiz Hak celle ve alâ hazretleri tarafından mânen ve maddeten, zâhiren ve bâtinen hiç bir kula nasip ve müyesser olmayan üstün meziyetlar ve mümtaz hasletlerle süslenmiştir. Buna göre: (Salât ve
selâm senin üzerine olsun, ey Allahın ziynetlendirdiği..) denilmek istenilmiştir.
ES-SALÂTÜ VES-SELÂMÜ ALEYKE YÂ MEN ŞER-
REFEHULLAH Şerrefehullah, Allahu teâlânın şereflendirdigi demektir.
Gerçekten, Peygamber efendimiz hiç bir Resûl ve Nebiye nasip olmamış şereflerle müşerref kılınmıştır. Buna göre: (Salât ve selâm senin üzerine olsun, ey Allahın şereflendirdiği..)
denilmek istenilmiştir.
ES-SALÂTÜ VES-SELÂMÜ ALEYKE YÂ MEN KER-
REMEHULLAH Kerremehullah, Allahu teâlânın ululastırdığı, hürmet ve tâzim ettiği demektir. Gerçekten, Hak teâlâ Peygamber efendimizi tekrimat-1 sübhaniyesine mazhar kılmış ve kendisine hiç bir peygamberine göstermediği tâzimi göstermiştir. Buna göre: (Salât ve selâm senin üzerine olsun, ey Allahın ululaştırdığı, tekrim ve tâzim ettiği..) denilmek istenilmiştir.
ES-SALÂTÜ VES-SELÂMÜ ALEYKE YÂ MEN AZZE-
MEHULLAH Azzemehullah, Allahu teâlânın büyülttüğü ve yücelttiği demektir. Gerçekten, Hak teâlâ Peygamber efendimizi bütün peygamberleri arasında büyültmüş ve yüceltmiştir. Buna göre: (Salât ve selâm senin üzerine olsun, ey Allahın büyülttügü ve yücelttigi..) denilmek istenilmiştir.
ES-SALÂTÜ VES-SELÂMÜ ALEYKE YÂ MEN ALLE-
MEHULLAH Allemehullah, Allahu teâlânın talim buyurduğu, öğrettiği demektir. Gerçekten, Hak teâlâ Peygamber efendimizi ilm-i redie al,n buyurmüstur. Buna gore (Sanay ee birim iseneüzerine olsun, ey Allahın ilm-i ezelisini talim buyurduğu..)
denilmek istenilmiştir.
ES-SALÂTÜ VES-SELÂMÜ ALEYKE YA SEYYID-EL-
MÜRSELIYN Seyyid, efendi demektir. Mürseliyn de, Adem alevtisselâmdan itibaren Resûl-ü zisân efendimize kadar göndérilen Peygamberân-ı izâm hazeratına denilir. Buna göre: (Salât ve
selâm senin üzerine olsun, ey bütün peygamberlerin efendisi)
denilmek istenilmiştir.
ES-SALÂTÜ VES-SELÂMÜ ALEYKE YA iMAM-EL-
MÜTTEKİYN İmamın mânası bellidir. Müttekiyn ise, günahlardan ve bütün şüpheli hal ve hareketlerden sakınanlar, tekva ehli olanlar demektir. Buna göre: (Salât ve selâm senin üzerine olsun, ey tekva ehlinin imamı, önderi ve rehberi..) denilmek istenilmiştir.
ES-SALÂTÜ VES-SELÂMÜ ALEYKE YÂ HÂTEM-EN-
NEBİYYİN Hâtem, sonuncu demektir. Nebiyyin de Nebiler mânasına gelir. Gerçekten Kur'an-1 kerimde Ahzâb sûre-i celilesinin 40.
âyet-i kerimesinde (VE LÂKİN RESÛLULLAH-İ VE HÂ- TEM-EN-NEBİYYİN — Lâkin o, Allahın peygamberi ve peygamberlerin de sonuncusudur,) buyurulmuştur. Buna göre:
(Salât ve selâm senin üzerine olsun, ey Allahın son peygamberi..) denilmek istenilmiştir.
ES-SALATÜ VES-SELÂMÜ ALEYKE YÂ RAHMETEN
LIL-ÂLEMIYN Rahmeten lil-âlemiyn, âlemlere rahmet olan demektir.
Gerçekten, Kur'an-ı kerimde Enbiyâ sûre-i celilesinin 107.
âyet-i kerimesinde (VE MÂ ERSELNÂKE İLLÂ RAHME- TEN LIL-ALEMIYN — Biz, seni ancak âlemlere rahmet olmak üzere gönderdik,) buyrulmaktadır. Buna göre: (Salât ve selâm senin üzerine olsun, ey âlemlere rahmet olarak gönderilen...) denilmek istenilmiştir.
ES-SALÂTÜ VES-SELÂMÜ ALEYKE YÂ ŞEFİ-AL-
MÜZNİBİYN Şefi, şefaat edici demektir. Müznibiyn ise günahkârlar anlamına gelir. Gerçekten, Peygamber efendimize Hak teâlâ şefaat hakkı bahş ve ihsan buyurmuştur. Mahşer gününde, bütün peygamberlerin dizleri üzerine çökerek, nefsleri kaygusuna düştükleri esnada, Resûl-ü zişân efendimiz Allahu azimüş-şân katında günahkâr ümmetine şefaatçı olacaktır ve bu şefaatleri de haktır. Buna göre: (Salât ve selâm senin üzerine olsun, ey günahkârların şefaatçısı..) denilmek istenilmiştır.
ES-SALÂTÜ VES-SELÂMÜ ALEYKE YÂ RESÛLE
RABBIL-ALEMIYN Resûl ve Rabbil-âlemiyn kelimelerinin mânaları yukarıda açıklanmıştı. Buna göre: (Salât ve selâm senin üzerine olsun, ey âlemlerin Rabbinin Resûlü..) denilmek istenilmiştir.
SALÂVATULLAHI VE MEL'IKETİHI VE ENBIYÂ'iHİ VE HAMELE'T-I ARŞİHI VE CEMI-I HALKILI ALÂ
SEYYİDİNÂ MUHAMMEDİN VE ÂLİHI VE SAHBIHI EC-
MA'IYN Allahu teâlânın fazl-ü ihsanı, meleklerinin, Nebilerinin, arşı taşıyanların ve bütün yaratılmışların tâzimat ve salâvatı efendimiz Hz. Muhammed aleyhisselâm ile alinin, evlâdının, ezvacının, ashabının üzerlerine olsun.
ALLAHÜMME SALLİ ALA SEYYİDİNA MUHAMME-
DIN ABDIKE VE HABIBIKE VE RESULIK-EN-NEBIYYIL- ÜMMİYİ VE ALÂ ÂLiHi VE SAHBİHi VE SELLIM Allahım! Senin kulun, peygamberin, sevgilin ve ümmi olarak yarattığın Nebiyyi âlimin olan efendimiz Hz. Muhammed aleyhisselâm ile âline, evlâdına, ezvacına ve ashabına sonsuz ihsanların ve senâlarınla, rahmet ve n'amlarınla tâzim buyur.
ALLAHÜMME SALLI ALÂ SEYYIDÎNA MUHAMME- DİNİN-NEBiYYİL-MELİHİ SAHİB-İL MAKAM-iL Â'LÂ VEL-LISAN-iL FASIH Allahım! Efendimiz Hz. Muhammed aleyhisselâma sonsuz ihsanlarınla, senâlarınla, rahmet ve n'amlarınla tâzim buyur ki, o senin mânen ve maddeten, zâhiren ve bâtınen güzellerın guzell olarak yarattıgın, Makam-l Mahmud gıbı yuce makamlar bahşettiğin, fasih lisan ile emirlerini ve nehiylerini tebliğ ettirdiğin Nebiyyi kerimindir.
ALLAHÜMMEC'AL EFDALE SALÂVATIKE EBEDEN Allahım! Sonsuz ihsan ve senâlarının, rahmet ve in'amlarının en üstününü ve ebedisini
VE ENMÂ BEREKÂTİKE SERMEDEN Hayır ve bereketlerinin, ezelden ebede kadar daima artanını