Ara
Menü
ذ

İstihsan

Köken ve kullanım

i, ar.

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü · Süleyman Uludağ

Taliplerin yararını ve müritlerin iyiliğini düşünen muta- | savvıfların, bu maksadı gerçekleştirmek için kendi içtihat ve kanaatlariyle ortaya | koydukları, güzel gördükleri için savundukları hususlar. Hırka giydirmek, çile çıkarmak, tekke inşa etmek, semâ yapmak, toplu zikir gibi. Ayet ve hadis olmadığı için bu hususlar mutasavviflarin ve meşayihin istihsanıyla caiz ve müstahap görülmüştür. Mutasavvifenin istihsanı (tasvibi) fıkıh âlimlerinin istihsanına (tasvibine, bir hususu isabetli bulmalarına) benzer. Evliyadan sâdır bid'at-ı hasene Enbiyâdan vârid sünnet-i seniyye gibidir! İstikamet i ar. (de l=. 1) >. Dürüstlük, doğruluk, istikrarlı tutum. 2. tas. a Ahde vefa, taahhütlere sadakat. b Her hususta ifrat ve tefritten sakınarak itidal yolunda, yani sırat-ı müstakimde yürümek. ¢ Dinin emirlerine uyma ve yasaklarından kaçınma konusundaki devamlılık. d Her çeşit tutum ve davranışın esası olan ve onlara değer kazandıran temel fazilet. e Bir insanın sağa sola sapmadan hayat boyu takip ettiği çizgi (KR 94; cr). Mümin Fatiha Suresi'ni namazda okurken istikamet üzere olmayı nasip etmesini Allah'tan niyaz eder. İtikamet üzere olana müstakim denir. Korkma düşmandan ki âteş olsa yandırmaz seni Müstakim ol ki Hazret-i Allah utandırmaz seni Said Paşa İstikamet olur elbette sebeb-i serdâri Oldu ol yüzden elif kafile-salar-1 hurüf Eşref Paşa İstikamet kerâmetten üstündür (KR 94) Gü msi aaa, NN

UM
İstitar — Tecelli

Dinî Terimler Sözlüğü

Dinî Terimler Sözlüğü

Güzel bulma, güzel görme.

1. Kıyas denilen delîlin iki kısmından birisi olan hafî (gizli, kapalı) kıyas, yâni asl (hakkında açıkça hüküm bulunan şey) ile, fer' (hakkında açıkça hüküm bulunmayan şey) arasında müşterek (ortak) olan ve aslın hükmünün fer'e verilmesine sebeb olan illetin (vasfın, özelliğin), müctehid âlim tarafından kolayca anlaşılamadığı kıyas.

İslâm dîninde din bilgilerinin elde edildiği ana kaynak dörttür: Kitâb (Kur'ân-ı kerîm), sünnet (Peygamber efendimizin mübârek sözleri, işleri ve görüb de bir şey demedikleri hususlar), icmâ' (müctehid âlimlerin bir işteki sözbirliği) ve kıyastır. Kıyas, müctehid âlimin, fer'in (hakkında açıkça nass yâni âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîf bulunmayan bir işin) hükmünü buna benzeyen ve hakkında nass bulunan bir işin (aslın) hükmüne benzeterek anlamasıdır. Aslın hükmünün fer'e verilmesine sebeb olan illet, müctehid âlim tarafından kolayca anlaşılabiliyorsa, böyle kıyâsa, kıyas-ı celî (açık kıyas) denir. Kolayca anlaşılamıyorsa, kıyâs-ı hafîdir (gizli, kapalı kıyâstır). (Serahsî)

2. Müctehid âlimin daha kuvvetli ve dîne daha uygun gördüğü bir husustan dolayı, bir mes'elede benzerlerinin hükmünden husûsî, özel bir hükme dönmesi, küllî (umûmî, genel) kâideye aykırı düşen hükmü alması; başka bir ifâde ile, müctehid âlimin, celî kıyasa aykırı olan delîlin hükmünü alması. Fıkıh ilminde istihsan sözü geçince bu mânâ kastedilir.

İstihsânın dayandığı deliller vardır. Bunlar; âyet-i kerîme, hadîs-i şerîf, icmâ, kıyâs-ı hafî ve zarûrettir. Meselâ, kıyâs-ı celîye ve küllî kâideye göre mevcut olmayan, yok olan bir şey üzerine akd, (anlaşma, sözleşme) yapmak bâtıldır, hükümsüzdür. Bu sebeble istisnâ' yâni bir san'at sâhibine sipâriş vererek, târif ederek bir şey meselâ bir ayakkabı yaptırmak üzere akd (anlaşma, sözleşme) yapılamaz. Çünkü, ayakkabı akd esnâsında henüz mevcut değildir, yoktur. Fakat bu türlü akde göre muâmele, iş yaptırmak her devirde yapılageldiğinden ve bu hususta icmâ' (müctehid âlimlerin sözbirliği) meydana geldiğinden, kıyâs-ı celî terkedilmiş, böyle bir muâmelenin câiz olduğuna, olabileceğine hükmolunmuştur. (Serahsî)

Zevcin (kocanın) zevcesi(hanımı) için de kendi mülkünden onun izni (haberi) olmadan fıtrasını vermesi istihsânen câizdir. (İbn-i Âbidîn)

Tasavvuf Sözlüğü

Tasavvuf Sözlüğü

Arapça, güzel saymak, güzel görmek demektir. Şeyhlerin müridlerini olgunluğa erdirme yolunda hırka giydirmek, çile çıkarmak, sema yapmak gibi, hakkında âyet ve hadis olmayan konularda istihsan yolu ile yaptıkları özel ictihadlar. Fıkıhçıların istihsanı da tasavvuf yolunun istihsanına benzer.

Sözlüğe dön