Ara
Menü

Ne arıyorsunuz?

56 sonuç · “Sünnet

01
İlişkili kol

İdrîsiyye / Ahmediyye

Ahmed b. İdrîs’in Şâzelî-Nâsırî temeller üzerinde Kur’an, sünnet, salavat ve nebevî örnekliği merkeze alarak teşkilatlandırdığı; Senûsiyye, Mîrganiyye ve Reşîdiyye’ye kaynaklık eden irşad yolu.

02
İlişkili yol

Senûsiyye

Muhammed b. Ali es-Senûsî'nin çoklu tasavvuf icazetlerini sünnete bağlılık, eğitim, üretim ve Sahra zâviye ağı içinde birleştirdiği Kuzey Afrika irşad ve toplumsal dayanışma hareketi.

03
İlişkili yol

Şâzeliyye

Ebü’l-Hasan eş-Şâzelî’nin Kuzey Afrika’da şekillendirdiği; çalışma hayatı içinde zikir, sünnete bağlılık, tevekkül ve hizb geleneğini öne çıkaran tasavvuf yolu.

04
Şahsiyet

Ali b. Meymûn el-Mağribî

Ali b. Meymûn el-Mağribî (1450–1511), Mağrib’den Hicaz, Suriye, Lübnan ve Bursa’ya uzanan irşad ağıyla Şâzeliyye’nin Anadolu’daki ilk güçlü temaslarından birini kuran; zühd, sünnete bağlılık ve doğrudan terbiye anlayışıyla tanınan sûfî ve âlimdir.

05
Şahsiyet

Ebû Nasr Abdullah b. Ali es-Serrâc et-Tûsî

Ebû Nasr es-Serrâc et-Tûsî (ö. 378/988), el-Lüma‘ adlı eseriyle erken sûfî mirasını Kur’an, sünnet, makamlar, hâller, semâ ve tasavvufî ıstılahlar etrafında derleyen en önemli klasik müelliflerden biridir.

06
Şahsiyet

Seyyid Ahmed b. İdrîs el-Fâsî

Seyyid Ahmed b. İdrîs el-Fâsî (yaklaşık 1750–1837), Karaviyyîn’den Mekke ve Sabyâ’ya uzanan ilim hayatı, Kur’an ve sünnete dönüş çağrısı, nebevî salavatları ve Senûsiyye, Mîrganiyye ile Reşîdiyye’ye kaynaklık eden İdrîsî irşadıyla tanınan Faslı âlim ve sûfîdir.

07
Şahsiyet

Seyyid Muhammed Nûr Bedeûnî

Seyyid Muhammed Nûr Bedeûnî (ö. 1723), Muhammed Seyfüddin Sirhindî’nin halifesi; helâl kazanç, kul hakkı ve sünnete bağlılık vurgusuyla tanınan, Mazhar Cân-ı Cânân’ı yetiştiren Müceddidî şeyhidir.

08
Şahsiyet

Şeyh Safiyyüddin-i Erdebîlî

Şeyh Safiyyüddîn-i Erdebîlî (650/1252 – 12 Muharrem 735/12 Eylül 1334, Erdebil); Safeviyye'nin pîri . İbrâhim Zâhid-i Geylânî'nin damadı ve halifesi; iki asır sonra kurulacak Safevî Devleti onun soyundan çıkmıştır. Kaynaklar onun Ehl-i sünnet inancına sahip olduğunu açıkça gösterir.

09
Sözlük

Afiyet

Gönül huzuru, bela ve musibetten selamette kalma.

10
Sözlük

Ahkâm-ı bâtına

İç dünyaya ve kalbe ilişkin hükümler. Niyet, ihlâs, riya, kibir, tevekkül ve benzeri mânevî-ahlâkî konuların hükümlerini ifade eden klasik bir tabirdir. “Bâtınî fıkıh” diye de anılan bu alan, ibadet ve davranışların yalnız dış biçimini değil niyetini ve kalpteki etkisini ele alır; zâhirî hükümleri geçersiz sayma anlamına gelmez.

11
Sözlük

Bid'at

Dine sonradan sokulan uydurma şeyler. 2. Tarikate sonradan giren âdetler. “Kan et, kanun etme,” sözü “sakın tarikate bid'at sokma” anlamına gelir. Tarikate sonradan giren âdetler. “Kan et, kanun etme,” sözü “sakın tarikate bid'at sokma” anlamına gelir.

12
Sözlük

Cevşen

Zirh, savas elbisesi. tas. Okunduğu zaman kişiyi zırh gibi koruduğuna inanılan dua, vird.

13
Sözlük

Divan

Yüksek derecedeki devlet adamlarından oluşan meclis, tas, Güneydoğuda Nakşbendiye tekkelerine verilen ad. Misafirhane, medrese, Dost Dost Cemaatla namaz kılınan, zikir yapılan mahkeme görevi yapan, sosyal meseleler müzakere edilen dini, tasavvufi, idari, adli merkezler. Divane a Mecnun, deli, meczup. b Âşık. “Hak'la beraberken divane, peygamberle beraberken edepli ol.” Seni sevenlerin ola mı aklı Bir dem usluysa her dem delidir Ben âşık-ı biçâreyim baştan ayağa yâreyim Ben bir deli divâneyim akıl da yâr olmaz bana Yünus

14
Sözlük

Ebna

ع Ibn r. Ogullar, çocuklar, ürünler, sonuçlar, 2. tas, Hizmetçiler, uşaklar, Mutasavviflar ahireti unutup yalnızca dünya için çalışanlara ebnâu'ddünya (dünya hizmetkârları), yalnızca ahiret için çalışanlara ebndu”-ahiret (ahiret hizmetkârları), her ikisi için çalışanlara ise ebnâu'l-mecmu adını verirler. İbn Arabi kâmil bir mürşidin ve şeyhin ibnü'l-mecmu olması gerektiği düşüncesindedir.

15
Sözlük

Ehli nazar

اهل نظر) Hakikatin akıl ve istidlâlle bilineceği görüşünde olanlara ehl-i nazar, tuttukları yola tarik-i nazar denir Ehl-i niyaz Şer'i hükümlere VE tarikat edebine 80re hareket eden Ehli ribat Ribata devam eden, orada ikamet eden ve görevli olan (SAV; (Gi kenarında) 11:62-95; ia 1X:734-738 468-76) Ehl-i riyazet Çile çekerek ye nefslerinj ezerek kurtuluşa ereceklerine inananlar, çilekeş, çileciler Ehl-i Safvet Başkalık bulanıklığından, arınarak duru olma halini Serçekleştirenler. 1 durulanlar, durulma makamında bulunanlar (asfiya) (kı; cr; AMF 248) ‘ i 0 1 1 )اس سكت i) 1

16
Sözlük

halk

Allah’ın evreni ezeldeki takdirine uygun olarak yaratması. § tam. halk-ı cedîd a. (jj^ jk) (yeniden yaratma) İslâm inancına göre, öldükten sonra yeniden yaratma, diriltme. halk-ı müstemir a. (ji« jk) bk. halk-ı cedîd halkuT-Kur’ân a. (ji> jk) İslâm bilginleri arasında Kur’ân-ı Kerîm’in yaratılmış olup olmadığı konusunda yapılan tartışmalar. Bu konuda dört farklı yaklaşım ve yorum söz konusudur: Kur’ân-ı Kerîm gerek lafzıyla gerek manasıyla yaratılmış değildir. Bu görüşü, “haşviyye” (bk. bu madde) ve “selefîyye” (bk. bu madde) savunmuştur. 2. Kur’ân-ı Kerîm gerek lafzıyla gerek manasıyla olsun yaratılmıştır. Bu görüşü, “Mu'tezile” (bk. bu madde) ve “Şi'â” (bk. bu madde) savunmuştur. 3. Kur’ân-ı Kerîm lafzıyla mahlûk, yani yaratılmış, manasıyla gayrimahlûk, yani yaratılmış değildir, görüşünü ise “Ehl-i Sünnet” (bk. bu madde) kelâmcılan savunmuştur. 4. Bu konuda herhangi bir tartışmayı gereksiz bulan kesim ise “Vâkıfiyye” (bk. bu madde) kelâmcılarıdır. Kur’ân-ı Kerîm gerek lafzıyla gerek manasıyla olsun yaratılmıştır. Bu görüşü, “Mu'tezile” (bk. bu madde) ve “Şi'â” (bk. bu madde) savunmuştur. 3. Kur’ân-ı Kerîm lafzıyla mahlûk, yani yaratılmış, manasıyla gayrimahlûk, yani yaratılmış değildir, görüşünü ise “Ehl-i Sünnet” (bk. bu madde) kelâmcılan savunmuştur. 4. Bu konuda herhangi bir tartışmayı gereksiz bulan kesim ise “Vâkıfiyye” (bk. bu madde) kelâmcılarıdır. Kur’ân-ı Kerîm lafzıyla mahlûk, yani yaratılmış, manasıyla gayrimahlûk, yani yaratılmış değildir, görüşünü ise “Ehl-i Sünnet” (bk. bu madde) kelâmcılan savunmuştur. 4. Bu konuda herhangi bir tartışmayı gereksiz bulan kesim ise “Vâkıfiyye” (bk. bu madde) kelâmcılarıdır. Bu konuda herhangi bir tartışmayı gereksiz bulan kesim ise “Vâkıfiyye” (bk. bu madde) kelâmcılarıdır.

17
Sözlük

Ika

(8 ( Atma, fırlatma. tas. Kalbe gelen varit ve hitap. Bunların bir kısmı sahih, bir kısım fasittir. Sahih olanlarına ilka-i rabbani, ilka-i ilâhî, ilka-i meleki, ilka-i ruhani denir. Allah'tan olan ilka marifet ve irfanla ilgilidir. Melek ve ruhtan olan ilka insanı ibadete ve iyi işlere sevk eder. Fasit olanlarına ilka-i şeytani veya ilka-i nefsani denir. Nefsten gelen ve insanı zevke ve keyfe sevk eden ilkaa hâcis,

18
Sözlük

İstihsan

Taliplerin yararını ve müritlerin iyiliğini düşünen muta- | savvıfların, bu maksadı gerçekleştirmek için kendi içtihat ve kanaatlariyle ortaya | koydukları, güzel gördükleri için savundukları hususlar. Hırka giydirmek, çile çıkarmak, tekke inşa etmek, semâ yapmak, toplu zikir gibi. Ayet ve hadis olmadığı için bu hususlar mutasavviflarin ve meşayihin istihsanıyla caiz ve müstahap görülmüştür. Mutasavvifenin istihsanı (tasvibi) fıkıh âlimlerinin istihsanına (tasvibine, bir hususu isabetli bulmalarına) benzer. Evliyadan sâdır bid'at-ı hasene Enbiyâdan vârid sünnet-i seniyye gibidir! İstikamet i ar. (de l=. 1) >. Dürüstlük, doğruluk, istikrarlı tutum. 2. tas. a Ahde vefa, taahhütlere sadakat. b Her hususta ifrat ve tefritten sakınarak itidal yolunda, yani sırat-ı müstakimde yürümek. ¢ Dinin emirlerine uyma ve yasaklarından kaçınma konusundaki devamlılık. d Her çeşit tutum ve davranışın esası olan ve onlara değer kazandıran temel fazilet. e Bir insanın sağa sola sapmadan hayat boyu takip ettiği çizgi (KR 94; cr). Mümin Fatiha Suresi'ni namazda okurken istikamet üzere olmayı nasip etmesini Allah'tan niyaz eder. İtikamet üzere olana müstakim denir. Korkma düşmandan ki âteş olsa yandırmaz seni Müstakim ol ki Hazret-i Allah utandırmaz seni Said Paşa İstikamet olur elbette sebeb-i serdâri Oldu ol yüzden elif kafile-salar-1 hurüf Eşref Paşa İstikamet kerâmetten üstündür (KR 94) Gü msi aaa, NN UM İstitar — Tecelli

19
Sözlük

Kesp

( Kazanma, çalışma. tas. Süfiler çalışmaya ve kazanmaya önem verir, insanın alın teri dökerek el emeğiyle geçinmesi gerektiğini söylerler. el- Kâsibu habibullâh, Allah çalışan ve kazanan kulunu sever. Genellikle tasavvufta tedbir tevekküle engel değildir. Birçok sûfî bir iş, sanat ve meslek sahibidir. Sehl Abdullah “Tevekkül Hz. Peygamber'in hali, kesp sünnetidir. Onun hali üzere olan sünnetini terk etmez,” demiştir. Bununla beraber süfilere kişinin geçimini sağlayacak kadar kazanmasını, geriye kalan zamanı ibadetle harcamasını tavsiye ederler Tevekkül halinde olmak için işini gücünü bırakan süfiler de vardır. Bunlar sebebe tevessülü ve tedbir almayı kemal haline Tot Kesf = uygun görmezler. “Tedbirini terkeyle, takdir Hudâ'nındır” (Şeyh Galib) düşüncesini savunurlar, Ekmeyen biçmedi bu mezrâda elhasil Kime lâzımsa ekmek ona lâzım ekmek | Akbıyık Sultan Âkıl isen rızk için gerdün-i dana eğme ser Asyâb-âsâ var ekmeğin taştan çıkar Hâşimi |

20
Sözlük

Mahv

Silmek, yok etmek; bir şeyin, izi kalmayacak şekilde ortadan kalkması tas. Kulun fiillerinin Hakk'ın fiillerinde fani olması. | Yüksek derecedeki kullarını Hak kendine çeker, onların nefeslerini mahv (yok) | eder, onları kendi katında var kılar. Mahv-i ayn-i abd Kulun mahvolması. Bkz. Mahv-i ubüdiyet. Mahv-i cem Vahdetin kesrette yok olması. Mahv-i erbab-ı serâir İçteki rabları yok etmek. İllet ve afetleri silip süpürmek. | Mahv-i erbab-1 zahir Zahir rableri yok etmek, kötü alışkanlıkları ve huyları orta- | dan kaldırmak. İspat ise onların yerlerine ibadet ve iyi huylar koymaktır.

21
Mekân

Seyyid Nûr Muhammed el-Bedâûnî Türbesi

Delhi · Hindistan · Nizâmeddin Evliyâ Türbesi civarında, Nevvâb Mükerrem Han'ın bağında bulunan kabri. Halifesi Mazhar Cân-ı Cânân buraya sonradan bir türbe yaptırmış ve türbede altı yıl inzivaya çekilmiştir. İlişkili kişi dosyası Seyyid Muhammed Nûr Bedeûnî : Seyyid Muhammed Nûr Bedeûnî (ö. 1723), Muhammed Seyfüddin Sirhindî’nin halifesi; helâl kazanç, kul hakkı ve sünnete bağlılık vurgusuyla tanınan, Mazhar Cân-ı Cânân’ı yetiştiren Müceddidî şeyhidir.

22
Mekân

Hâce Yûsuf Ziyaretgâhı

Merv · Türkmenistan · Bâmeîn'de defnedildikten sonra İbnü'n-Neccâr adlı bir müridi tarafından Merv'e nakledilen kabrinin bulunduğu yer. Bugün Türkmenistan sınırları içinde, Merv yakınlarındaki Bayramali denilen mevkide Hâce Yûsuf adıyla bir ziyaretgâhtır.

23
Mekân

Bâmeîn

Bağşûr yakınlarındaki yerleşim. Hemedânî, hayatının son yıllarını geçirdiği Herat'tan Merv'e dönerken burada vefat etti (22 Rebîülevvel 535 / 5 Kasım 1140) ve önce buraya defnedildi. İlişkili kişi dosyası Hâce Yûsuf el-Hemedânî : Yûsuf el-Hemedânî (440/1048–535/1140-41), Bağdat, İsfahan, Buhara, Semerkant, Merv ve Herat'ta ilim ve irşadla meşgul olan; Ahmed Yesevî ile Abdülhâlik Gucdüvânî'yi yetiştiren Hanefî fakih, muhaddis ve sûfîdir.

24
Mekân

Merv Hankahı

Merv · Türkmenistan · Yûsuf el-Hemedânî’nin Merv’deki irşad merkezi olan hankahtır; Hâcegân geleneğinde bu hankah “Horasan Kâbesi” olarak anılır. İlişkili kişi dosyası Hâce Yûsuf el-Hemedânî : Yûsuf el-Hemedânî (440/1048–535/1140-41), Bağdat, İsfahan, Buhara, Semerkant, Merv ve Herat'ta ilim ve irşadla meşgul olan; Ahmed Yesevî ile Abdülhâlik Gucdüvânî'yi yetiştiren Hanefî fakih, muhaddis ve sûfîdir.

25
Mekân

Seyyid Sünnetî Mescidi

Kastamonu · Türkiye · Kastamonu'ya döndüğünde ilk yerleştiği ve birçok defa erbaîn çıkardığı mescid. İlişkili kişi dosyası Şâbân-ı Velî : Şa‘bân-ı Velî, Hayreddin Tokadî'nin terbiyesinde yetişen, Kastamonu'daki irşadıyla Halvetiyye'nin Şâbâniyye koluna adını veren XVI. yüzyıl sûfîsidir.

26
Mekân

Gumâre — doğum ve ilk çevre

Gumâre · Fas · Gumâre — doğum ve ilk çevre. Gumâre tarihî bölgesinin yaklaşık merkezidir; doğduğu köyün kesin noktası değildir. Biyografideki yeri Ali b. Meymûn el-Mağribî (1450–1511), Mağrib’den Hicaz, Suriye, Lübnan ve Bursa’ya uzanan irşad ağıyla Şâzeliyye’nin Anadolu’daki ilk güçlü temaslarından birini kuran; zühd, sünnete bağlılık ve doğrudan terbiye anlayışıyla tanınan sûfî ve âlimdir. Bu mekân dosyası, söz konusu hayat çizgisindeki “Gumâre — doğum ve ilk çevre” durağını görünür kılar. Nokta kesin bir bina, ev veya mezar parseli iddiası taşımaz; şehir ya da bölge ölçeğindeki tarihî bağı gösterir.

27
Mekân

Fas — tahsil ve kadılık

Fas · Fas · Fas — tahsil ve kadılık. Fas şehir merkezi yaklaşık koordinatıdır. Biyografideki yeri Ali b. Meymûn el-Mağribî (1450–1511), Mağrib’den Hicaz, Suriye, Lübnan ve Bursa’ya uzanan irşad ağıyla Şâzeliyye’nin Anadolu’daki ilk güçlü temaslarından birini kuran; zühd, sünnete bağlılık ve doğrudan terbiye anlayışıyla tanınan sûfî ve âlimdir. Bu mekân dosyası, söz konusu hayat çizgisindeki “Fas — tahsil ve kadılık” durağını görünür kılar. Nokta kesin bir bina, ev veya mezar parseli iddiası taşımaz; şehir ya da bölge ölçeğindeki tarihî bağı gösterir.

28
Mekân

Tûzer — Ahmed et-Tebbâsî’ye intisap

Tûzer · Tunus · Tûzer — Ahmed et-Tebbâsî’ye intisap. Tûzer şehir merkezi yaklaşık koordinatıdır. Biyografideki yeri Ali b. Meymûn el-Mağribî (1450–1511), Mağrib’den Hicaz, Suriye, Lübnan ve Bursa’ya uzanan irşad ağıyla Şâzeliyye’nin Anadolu’daki ilk güçlü temaslarından birini kuran; zühd, sünnete bağlılık ve doğrudan terbiye anlayışıyla tanınan sûfî ve âlimdir. Bu mekân dosyası, söz konusu hayat çizgisindeki “Tûzer — Ahmed et-Tebbâsî’ye intisap” durağını görünür kılar. Nokta kesin bir bina, ev veya mezar parseli iddiası taşımaz; şehir ya da bölge ölçeğindeki tarihî bağı gösterir.

29
Mekân

Mekke — hac yolculuğu

Mekke · Suudi Arabistan · Mekke — hac yolculuğu. Hac güzergâhının şehir ölçeğindeki işaretidir. Biyografideki yeri Ali b. Meymûn el-Mağribî (1450–1511), Mağrib’den Hicaz, Suriye, Lübnan ve Bursa’ya uzanan irşad ağıyla Şâzeliyye’nin Anadolu’daki ilk güçlü temaslarından birini kuran; zühd, sünnete bağlılık ve doğrudan terbiye anlayışıyla tanınan sûfî ve âlimdir. Bu mekân dosyası, söz konusu hayat çizgisindeki “Mekke — hac yolculuğu” durağını görünür kılar. Nokta kesin bir bina, ev veya mezar parseli iddiası taşımaz; şehir ya da bölge ölçeğindeki tarihî bağı gösterir.

30
Mekân

Bursa — yaklaşık altı yıllık irşad çevresi

Bursa · Türkiye · Bursa — yaklaşık altı yıllık irşad çevresi. Bursa şehir merkezi yaklaşık koordinatıdır; kesin ikamet yapısı bilinmemektedir. Biyografideki yeri Ali b. Meymûn el-Mağribî (1450–1511), Mağrib’den Hicaz, Suriye, Lübnan ve Bursa’ya uzanan irşad ağıyla Şâzeliyye’nin Anadolu’daki ilk güçlü temaslarından birini kuran; zühd, sünnete bağlılık ve doğrudan terbiye anlayışıyla tanınan sûfî ve âlimdir. Bu mekân dosyası, söz konusu hayat çizgisindeki “Bursa — yaklaşık altı yıllık irşad çevresi” durağını görünür kılar. Nokta kesin bir bina, ev veya mezar parseli iddiası taşımaz; şehir ya da bölge ölçeğindeki tarihî bağı gösterir.

31
Mekân

Dımaşk Sâlihiyye — ders ve irşad

Dımaşk Sâlihiyye · Suriye · Dımaşk Sâlihiyye — ders ve irşad. Sâlihiyye semtinin yaklaşık merkezidir. Biyografideki yeri Ali b. Meymûn el-Mağribî (1450–1511), Mağrib’den Hicaz, Suriye, Lübnan ve Bursa’ya uzanan irşad ağıyla Şâzeliyye’nin Anadolu’daki ilk güçlü temaslarından birini kuran; zühd, sünnete bağlılık ve doğrudan terbiye anlayışıyla tanınan sûfî ve âlimdir. Bu mekân dosyası, söz konusu hayat çizgisindeki “Dımaşk Sâlihiyye — ders ve irşad” durağını görünür kılar. Nokta kesin bir bina, ev veya mezar parseli iddiası taşımaz; şehir ya da bölge ölçeğindeki tarihî bağı gösterir.

32
Mekân

Beyrut — Muhammed b. Arrâk ile karşılaşma

Beyrut · Lübnan · Beyrut — Muhammed b. Arrâk ile karşılaşma. Beyrut şehir merkezi yaklaşık koordinatıdır. Biyografideki yeri Ali b. Meymûn el-Mağribî (1450–1511), Mağrib’den Hicaz, Suriye, Lübnan ve Bursa’ya uzanan irşad ağıyla Şâzeliyye’nin Anadolu’daki ilk güçlü temaslarından birini kuran; zühd, sünnete bağlılık ve doğrudan terbiye anlayışıyla tanınan sûfî ve âlimdir. Bu mekân dosyası, söz konusu hayat çizgisindeki “Beyrut — Muhammed b. Arrâk ile karşılaşma” durağını görünür kılar. Nokta kesin bir bina, ev veya mezar parseli iddiası taşımaz; şehir ya da bölge ölçeğindeki tarihî bağı gösterir.

33
Makale

Ecvibe'de Rüya, Himmet ve Dua

Mânevî işaretin sınırı ve müridin sorumluluğu. Ecvibe ve karşılaştırmalı makaleden hazırlanmış özgün editoryal inceleme.

34
Makale

Şâzelî terbiyesinin beş esası ve çalışma hayatı

Takvâ, sünnet, halka ihtiyaçsızlık, teslimiyet ve Allah’a yöneliş ilkelerinin gündelik hayattaki karşılığı.

35
Makale

Neccâr-zâde'nin Eserleri ve Beş Defterlik Dîvânı

Zuhûrât-ı Mekkiyye, Muhtasaru'l-velâye ve ahlâk risalesi. Kaynak makaledeki biyografi, eser ve kavram bölümleri karşılaştırılarak hazırlanmış editoryal dosya.

36
Makale

Rifâiyye'nin Usulü, Coğrafyası ve Tekke Kültürü

Tevazu merkezli terbiye, zikir düzeni ve Anadolu'dan Balkanlar'a yayılan tarihî ağ TDV İslâm Ansiklopedisi maddeleri mevcut monografilerle karşılaştırılarak özgün biçimde hazırlanmıştır.

37
Makale

Rifâiyye'de İntisap, Zikir ve Seyrüsülûk

Biat merasimi, mürid adabı ve ferdî zikir basamaklarının tarihî tertibi

38
Makale

Nakşibendiyye: Hâcegân'dan Hâlidiyye'ye Tarihsel Örgü

Nakşibendiyye'yi yalnız Hâlidiyye'ye indirgemeden Hâcegân, Ahrâriyye, Kâsâniyye, Müceddidiyye, Mazhariyye ve Hâlidiyye safhalarıyla anlatan ana rehber.

39
Makale

Zühdden Tarikata: Tasavvufun Tarihî Dönemleri

İlk zâhid çevrelerinden tasavvuf dilinin teşekkülüne ve XII. yüzyıl sonrasında kurumsal yolların yaygınlaşmasına uzanan tarih çizgisi

40
Makale

Ahmed el-Bedevî'nin Vasiyetleri ve Bedevî Âdâbı

Kur'an ve Sünnet Vasiyetlerin ilk ilkesi dinî hayatı Kur'an ve Sünnet ölçüsünde sürdürmektir. Tarikat alâmetleri bu ahlâkî omurganın yerine geçmez. İbadet ve zikir Gece namazı, kalbin Allah'ı anması, murakabe ve tefekkür vurgulanır. Daha sonraki Bedevî çevrelerinde cehrî, ayakta ve oturarak yapılan toplu zikir biçimler

41
Makale

Hikmet Geleneği ve Dîvân-ı Hikmet

Ahmed Yesevî’ye nispet edilen şiirlerle yüzyıllar içinde genişleyen ortak Yesevî külliyatını birbirinden ayıran okuma rehberi.

42
Makale

Senûsiyye'nin Çoklu Silsilesi

Ana yakın hat Muhammed b. Ali es-Senûsî'nin yakın mürşidi Ahmed b. İdrîs'tir; bu bağ İdrîsiyye üzerinden Şâzeliyye'ye ulaşır. Diğer icazetler Kurucu Kādirî, Nâsırî, Şâzelî, Hıdrî, Üveysî ve Nakşibendî aktarım yollarını da kaydetti. Bunlar aynı anda işleyen beş ayrı Senûsî teşkilatı değildir. Tarîkat-ı Muhammediyye Senû

43
Makale

İlk Dönem Sûfîlerinde Hadis Nasıl Okunmalı?

Rivayet, işârî yorum, zühd dili ve hadis sıhhatini birbirinden ayıran yöntem

44
Makale

XVIII. Yüzyılda Tasavvuf Ağları

Islah, ihya, şehirler arası dolaşım ve çoklu icazetleri tek bir gerileme hikâyesine indirgememek

45
Eser

SÛFİLERİN İLİMLERİNİN KAYNAĞI

Avârifü’l-Maârif · 1. bölüm · Mürşidimiz, Şeyhu’l-İslâm Ebu’n-Necîb Abdulkâhir es-Sühreverdî, hicrî 560, milâdî 1165 senesinin Şevval ayında, bize, imlâ yoluyla (bizzat yazdırarak) şunu rivâyet etti: Ebû Mûsâ e

46
Eser

SÛFİLERİN HAK SÖZÜ GÜZELCE ANLAMALARI

Avârifü’l-Maârif · 2. bölüm · Şeyhimiz Şeyhülislam Ebu’n-Necîb es-Sühreverdî, bize, Zeyd b. Sâbit yoluyla gelen bir hadis-i şerifte, Rasûlullah (a.s) Efendimizin şöyle buyurduğunu nakletti: “Bizden bir hadis iş

47
Eser

TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ

Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne

48
Eser

Sayfalar 4–12

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALAH BILICI KITABEVI YAYINLARI - No: 41 5846 Sayılı Kanun gereğince Te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: GÜYRAY, Baskı: ÜÇLER Matbaası İSTANBUL — 1

49
Eser

Sayfalar 4–13

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 43 5846 Sayılı Kan un gereğince telif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ÖZTÜRK Matbaası Ist

50
Eser

Sayfalar 3–12

Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 42 5846 Sayılı Kanun gereğince te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ARBEN Matbaası Ista

51
Eser

Sayfalar 10–17

Muzaffer Ozak Külliyatı · (YÂ RAHMANÜ ism-i celilini, her farz namazdan sonra 100 kerre okuyan kimseler, gaflet ve unutkanlıktan ve gönül darlığından emin olurlar.) Er Rahiymü Celle Celâluhu Pek ziyade merh

52
Eser

Sayfalar 10–15

Muzaffer Ozak Külliyatı · katre, güneşlerden bir zerre olarak Allahın bize ihsanı kadar anlatabilecegiz. Zira, kelimatullahı; denizler mürekkep, agaçlar kalem, yerler ve gökler kâğıt ve defter, insan ve mel

53
Eser

Sayfalar 9–16

Muzaffer Ozak Külliyatı · Okuduğum âyet-i celile, işte o günü yani ölüm gününü, başka bir tâ'birle zâlimin mazlûmun eline geçeceği kıyâmet gününü anlatmaktadır. Bu şiddetli ve dehşetli günün başlangıcı düny

54
Eser

Sayfalar 11–17

Muzaffer Ozak Külliyatı · Aleyküm bis-sünneti ve sünneti hulefâ-ir-râşidiyn. (Sünnetim üzere ve rüşt sahibi halifelerimin sünnetleri üzerine olunuz.) Hadis-i şerifi buna delâlet etmektedir. Resûl-ü zişâna h

55
Eser

Sayfalar 13–18

Muzaffer Ozak Külliyatı · kullar! Ey bu imanları sebebiyle ebedi saadete erenler, selâmet yoluna girenler Hakka varanlar, daha bu âlemde iken cennete girenler ve cennet güllerinden derenler, cemal-i Hakkı g

56
Eser

Sayfalar 18–24

Muzaffer Ozak Külliyatı · ğunu ileri sürmesine benzerler. Babasının kim olduğu bilinmeyen ve bir fahişeden dünyaya gelen ne idüğü belirsiz bir piçe, böyle bir zat: (Evlâdım...) diyebilir mi, bilmem? Insan,