ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
Adlar, künyeler, açıklamalar ve kamusal başlangıç metinleri aranır. Üye tam metinler kamusal arama dizinine alınmaz.
259 sonuç · toplam 259 · “Para” · 1/11
01Para
Alış-veriş aracı olarak kullanılan, biriktirme ve tasarruf etmeye yarayan, çeşitli mâdenlerden veya kağıttan îmâl edilmiş değer ölçüsü. Belli ağırlıkta basılmış olan altın ve gümüş paralara sikke veya meskûkât, altın paralara dînâr, gümüş p…
Edirneli Hatibzâde Mustafa Efendi
Edirneli Hatibzâde Mustafa Efendi (ö. Rebîülâhir 1140/Kasım-Aralık 1727), 1707’de yeni açılan Mesûdiyye Medresesi’nin ilk müderrisi olan ve Edirne’nin çok sayıdaki medresesinde görev yaparak Halebiyye pâyesine kadar ilerleyen Osmanlı âlimid…
Hâfız Muhammed Cemâleddin er-Rifâî
Kasımpaşa Camii Kebîri imam-hatibi ve meşhur zâkirbaşı Muhammed Cemâleddin, Yeşil Tulumba Âsitânesi'nde postnişinlik yaparak İstanbul musiki ve Balkan hilâfet ağlarını birleştirdi.
Muhammed Nûrbahş
Seyyid Muhammed Nûrbahş (795/1393, Kāin – 14 Rebîülevvel 869/14 Kasım 1464, Sûlikān); Kübreviyye-Hemedâniyye'den doğan Nûrbahşiyye'nin pîri . Mehdîlik iddiasıyla defalarca tutuklanmış , adına para bastırılıp hutbe okunmuş, sonunda minberde…
Şeyh Şâmil
Şeyh Şâmil (1212/1797 – 1287/1871), Nakşibendî-Hâlidî şeyhi ve Dağıstan imamı; Rus İmparatorluğu'na karşı yirmi beş yıl süren direnişi yönetmiş, kurduğu nâiblik-vilâyet düzeniyle Kafkasya'da fiilî bir devlet işletmiş, Gunib'de teslim oldukt…
Zâyirçenin yapısı ve etrafındaki kasidenin aidiyeti
Ebü’l-Abbâs Ahmed b. Ca‘fer es-Sebtî · Adına nisbet edilen cetvel, on iki burç sayısınca bölünmüş paralel dairelerden ve arkasındaki 55x131 hânelik bir tablodan meydana gelir; etrafındaki “Kasîde-i Lâmiyye” ise Mâlik b. Vüheyb'e aittir.
Ab-ı hayat
ب > ة) İ) x. Can suyu, içene ebedi hayat veren çeşme. 2. efs. Bir Ab-keş: damlası bile içildiğinde insanı ölümsüzleştiren ve ebedileştiren su. Bu suyun doğuda karanlık bir yerde bulunduğuna, Hızır ve İlyas'ın bu çeşmeden içip ölümsüzlüğün s…
Ada
اعداء) t Adü veya Adüvv Düşmanlar. tas. Allah'ın dostlarına evliya veya evliyaullah dendiği gibi düşmanlarına da ada veya adâu'llah (aduvvu'llah) denir (Fussilet Suresi, 19, 28.) Bunların tekilleri kullanılarak veliyyu'llah ve aduvvu'llah d…
Afak
& Ufuk. Ufuklar. Dünya, maddi âlem. “Mana ve gönül âlemine ise enfüs denir (Fussilet Suresi, 53) Tasavvufta Allah, afaktan çok enfüste (kalp) aranır. Afaki ayetler Hakk'ın birliğine delalet eden dış âlemdeki her zerre. Birliği çoklukta bulm…
fetvâ
huk. Sözlük anlamı, “Bir olayın hükmünü açıklayan veya hükmü koyan ya da karmaşık konuları çözen. ” olan bu söz, İslâm hukukunda şeyhülislâm veya müftü tarafından dinî-hukukî konularda verilen şeriate uygunluk veya aykırılık hükmü ya da kar…
Eşik
Atebe, âsitâne ve dergâh. tas. Tasavvufta ve genelde doğulu kavimlerde eşiğin bir kutsiyeti vardır. Ulu kişilerin ululuğunu anlatmak için oturdukları evlerin eşiklerinin ululuğundan söz edilir. Eşik mahviyeti simgeler. Müridin, şeyhin kapıs…
Gill
Gönülde meydana gelen bilginin neticesi ve meyvesi (is). Ruzbihan Bakli, “kırmız gül Allah'ın mehabetinden bir parçadır,” hadisine vurgu yapar. Allah'ı gül bulutlarından kırmızı, yüce bir gül şeklinde tahayyül eder. Tasavvuf edebiyatında gü…
Hakikat
Gerçek; var olduğu kesin ve açık olarak bilinen şey, bir şeyi a Hakka'l-yakin o şey yapan husus, mahiyet. 2. tas. a Hakk'ın sâlikten vasıflarını alarak yerine kendi vasıflarını koyması (ittisaf bi-evsafillâh). Zira kul ile kulda ve kuldan f…
Hayat
Yaşama, zindegi. 2. tas. Sâliki dünya bağlarından ve nefsani arzulardan koparan kutsal ve ilâhî nurun tecelli etmesi, “Hayat, ölümdedir” (sr 489), yani kalbin hayatta olması için nefsin ölmesi gerekir. Cüneyd, tasavvufu “Hakk'ın seni senden…
Kesret-Vahdet
(كثرة - وحد ة) +. Çokluk-Birlik. 2, tas. Bir olan Hakk'ın isim ve sıfatlarıyla tecelli edip çokluk halinde görünmesi kesret, bu çokluğun hakiki | bir varlığı olmadığını kavrayıp var olarak yalnızca Hakk'ı görmeye vahdet denir. | Zehi derya-…
Miyân
Ara, orta ve bel. Tasavvufî kullanımda sâlikin varlığına veya talip ile matlup arasında gerçekleşmesi takdir edilen seyr, makam ve perde aşamalarına işaret eder.
Miyân-ı bârik
İnce bel. عم Taliple matlup arasındaki bütün perdeler kalktıktan sonra geriye talibin varlık perdesi kalır, bu perdeye ince bel ve ince ara anlamında miyân-i bârik denir (us).
Mürüvvet
Adamlık, insanlık, mertlik. tas. a Din ve akıl yönünden öğülmeye değer güzel davranışların ortaya çıkmasını sağlayan nefsin bir kuvveti, ruhi yetenek (cr). b Allah için yapılan işleri gogumsamamak. c Dostların kusurlarını görmezlikten gelme…
Müsafir
Sefere çıkan, yolcu, mihmân. tas. Düşünüp taşınarak (fikri ve itibarıyla) makullerde sefer yaparak bu geçeden öbür geçeye geçen (iFM). Sefer, Mihmân.
Nafile
فله) b) Tatavvu, farz ve vacip ibadetlere ek olarak yapılan ibadetler. “Kul farz ibadetleri Yaparak Allah'a yaklaşır. Nafile ibadetleri ifa ederek de Allah'a yakaşır, hem o kadar çok yaklaşır ki, Allah kulunun gören BöÖZÜ, işiten kulağı kon…
Samt
+. Killet-ı kelâm, Süküt, susmak, hamüş olmak. 2. tas. Tasavvufta süküt etmek ve bir mecburiyet olmadıkça konuşmamak, konuşunca da gerektiği kadar konuşmak esastir. Samt iki türlüdür: zahiri sükat, lisanın konuşmamasıdır; batini süküt, zihn…
Şefaat
Aracılık, yardım etmek. Yüce bir makam sahibinin, dileğini kabul etmesini veya suçunu affetmesini sağlamak için bir kimsenin o yüce makam sahibine daha yakın olduğuna inandığı bir şahsı aracı (vasıta-vesile) yapması. Yüce makam sahibinin, a…
Şerbet
İlahi feyz, ilâhî muhabbet, aşk şarabı. Bize ask şerbetinden sun a sakt Bize uçmakta kevser gerekmez Yünus | 327 | Seriat Hak'tan gelen şerbeti içtik elhamdülillah Şol kudret denizini geçtik elhamdilillah Yünus Şerh-i sadr (a (شرح +. Gönül…
Talep-Talip
x. İstek, heves; aday olmak. 2. tas. Matlübu bulmak ve murada nail olmak için O'nu araştırma. Cüneyd'e göre, “talep eden bulur”. Şibli'ye göre de (tam tersine) “bulan, arar”. Matlüp olmak talip (arayan) olmaktan iyi olmakla beraber talep iy…