Ara
Menü
ذ

Ada

اعداء

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: terms-34
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
Kaynak sayfası
17
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>اعداء) t Adü veya Adüvv</p><ol><li>Düşmanlar.</li><li>tas. Allah'ın dostlarına evliya veya evliyaullah dendiği gibi düşmanlarına da ada veya adâu'llah (aduvvu'llah) denir (Fussilet Suresi, 19, 28.) Bunların tekilleri kullanılarak veliyyu'llah ve aduvvu'llah da denir. Şeytan, kâfir, zındık (ateist) ve putperest adâ olduğu gibi insanın kendi</li></ol><p>nefsi, hevâ ve hevesi de adâdır. Kişinin en büyük düşmanı nefsidir (bencillik, aşağı arzular). Bkz. Düşmen.</p><p>Adab-ı tarikat Tarikat edebi. Tarikat ehlinin uyduğu usül ve esaslar.</p><p>Adak i. داق) 1)</p><ol><li>Nezir.</li><li>tas. a Allah'a ibadet amacıyla ibadet ve tâat cinsinden bir işin yapılmasını taahhüt etmek. b Bir muradın gerçekleşmesi ve dileğin yerine gelmesi için türbelere, tekkelere, ermişlerin mezarlarına ve kutsiyetine inanılan bir yere adanan kurban, eşya vs. Hastalıktan kurtulmak, belayı defetmek, bir musibete ve afete uğramamak, çocuk sahibi olmak, çok arzu edilen bir şeyi elde etmek için evliyanın türbelerine, yatırlara, dedelere, babalara kurban veya para veya herhangi bir eşya adanır. Türbelerde mum yakılır, türbe civarındaki ağaçlara çaputlar bağlanır. Böylece yatırdan yardım istenir (istimdat). Allah'ın, sevgili kulu olan ermişin yüzü suyu hürmetine dilek sahiplerinin isteklerinin yerine getirileceğine inanılır (tevessül). Aslında adak ve nezir tasavvufa özgü değildir; fa-</li></ol><p>kat mutasavvıfların adak anlayışı diğerlerinden farklıdır. Bu yüzden fakihler bu</p><blockquote>türlü adakları hoş görmezler. Buna rağmen adaklar gerek tasavvuf ve tarikatlerde,<br>gerekse halk inancında önemli bir yer tutar. Birçok tekke, türbe ve hatta vakfın<br>ve imarethanenin gelir kaynağı adaklardır.</blockquote>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-5481
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
Kaynak sayfası
17
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>اعداء) t Adü veya Adüvv</p><ol><li>Düşmanlar.</li><li>tas. Allah'ın dostlarına evliya veya evliyaullah dendiği gibi düşmanlarına da ada veya adâu'llah (aduvvu'llah) denir (Fussilet Suresi, 19, 28.) Bunların tekilleri kullanılarak veliyyu'llah ve aduvvu'llah da denir. Şeytan, kâfir, zındık (ateist) ve putperest adâ olduğu gibi insanın kendi</li></ol><p>nefsi, hevâ ve hevesi de adâdır. Kişinin en büyük düşmanı nefsidir (bencillik, aşağı arzular). Bkz. Düşmen.</p><p>Adab-ı tarikat Tarikat edebi. Tarikat ehlinin uyduğu usül ve esaslar.</p><p>Adak i. داق) 1)</p><ol><li>Nezir.</li><li>tas. a Allah'a ibadet amacıyla ibadet ve tâat cinsinden bir işin yapılmasını taahhüt etmek. b Bir muradın gerçekleşmesi ve dileğin yerine gelmesi için türbelere, tekkelere, ermişlerin mezarlarına ve kutsiyetine inanılan bir yere adanan kurban, eşya vs. Hastalıktan kurtulmak, belayı defetmek, bir musibete ve afete uğramamak, çocuk sahibi olmak, çok arzu edilen bir şeyi elde etmek için evliyanın türbelerine, yatırlara, dedelere, babalara kurban veya para veya herhangi bir eşya adanır. Türbelerde mum yakılır, türbe civarındaki ağaçlara çaputlar bağlanır. Böylece yatırdan yardım istenir (istimdat). Allah'ın, sevgili kulu olan ermişin yüzü suyu hürmetine dilek sahiplerinin isteklerinin yerine getirileceğine inanılır (tevessül). Aslında adak ve nezir tasavvufa özgü değildir; fa-</li></ol><p>kat mutasavvıfların adak anlayışı diğerlerinden farklıdır. Bu yüzden fakihler bu</p><blockquote>türlü adakları hoş görmezler. Buna rağmen adaklar gerek tasavvuf ve tarikatlerde,<br>gerekse halk inancında önemli bir yer tutar. Birçok tekke, türbe ve hatta vakfın<br>ve imarethanenin gelir kaynağı adaklardır.</blockquote>

Metin ve neşir kaydı

Kalıcı okuma konumu: term_definitions-10621
Müellif
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Çevirmen
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Hazırlayan
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Baskı / nüsha
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Bölüm / şiir
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Kaynak
Tasavvuf Sözlüğü
Kaynak sayfası
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Varak
Bilinmiyor / kayıt belirtilmemiş
Tamlık / kesilme
İncelenmedi; tamlık veya kesilme doğrulanmadı
Rivayet türü
Sınıflandırılmadı
Düzeltilmiş okuma

Ayrı bir düzeltilmiş okuma kaydı henüz yok. Gösterilen kaynak aktarımı onaylanmış düzeltme değildir.

Özgün dijital aktarım / ham OCR

CMS’deki metin burada değiştirilmeden saklanır; etiketler ve olası OCR hataları özgün aktarımın parçasıdır. Basılı nüsha ile karşılaştırma durumu yukarıdadır.

<p>Arapça adüv kelimesinin çoğulu olup düşmanlar anlamına gelir. Allah düşmanlarına a’daullah denir. Bunlar dinsizler ve inkarcılardır. Bir hadis-i şerifte Hz. Peygamber “en büyük düşmanın, iki yanın arasındaki (kendi) nefsindir” diyerek nefsi en büyük düşman olarak göstermiştir. Yine bir hadiste, düşmanla savaşa küçük cihad, nefisle savaşa büyük cihad denilmesi aynı hususu te’yid eder.</p>

Köken ve kullanım

i. ar.

اعداء

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü

Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü · Süleyman Uludağ

اعداء) t Adü veya Adüvv

  1. Düşmanlar.
  2. tas. Allah'ın dostlarına evliya veya evliyaullah dendiği gibi düşmanlarına da ada veya adâu'llah (aduvvu'llah) denir (Fussilet Suresi, 19, 28.) Bunların tekilleri kullanılarak veliyyu'llah ve aduvvu'llah da denir. Şeytan, kâfir, zındık (ateist) ve putperest adâ olduğu gibi insanın kendi

nefsi, hevâ ve hevesi de adâdır. Kişinin en büyük düşmanı nefsidir (bencillik, aşağı arzular). Bkz. Düşmen.

Adab-ı tarikat Tarikat edebi. Tarikat ehlinin uyduğu usül ve esaslar.

Adak i. داق) 1)

  1. Nezir.
  2. tas. a Allah'a ibadet amacıyla ibadet ve tâat cinsinden bir işin yapılmasını taahhüt etmek. b Bir muradın gerçekleşmesi ve dileğin yerine gelmesi için türbelere, tekkelere, ermişlerin mezarlarına ve kutsiyetine inanılan bir yere adanan kurban, eşya vs. Hastalıktan kurtulmak, belayı defetmek, bir musibete ve afete uğramamak, çocuk sahibi olmak, çok arzu edilen bir şeyi elde etmek için evliyanın türbelerine, yatırlara, dedelere, babalara kurban veya para veya herhangi bir eşya adanır. Türbelerde mum yakılır, türbe civarındaki ağaçlara çaputlar bağlanır. Böylece yatırdan yardım istenir (istimdat). Allah'ın, sevgili kulu olan ermişin yüzü suyu hürmetine dilek sahiplerinin isteklerinin yerine getirileceğine inanılır (tevessül). Aslında adak ve nezir tasavvufa özgü değildir; fa-

kat mutasavvıfların adak anlayışı diğerlerinden farklıdır. Bu yüzden fakihler bu

türlü adakları hoş görmezler. Buna rağmen adaklar gerek tasavvuf ve tarikatlerde,
gerekse halk inancında önemli bir yer tutar. Birçok tekke, türbe ve hatta vakfın
ve imarethanenin gelir kaynağı adaklardır.

Tasavvuf Sözlüğü

Tasavvuf Sözlüğü

Arapça adüv kelimesinin çoğulu olup düşmanlar anlamına gelir. Allah düşmanlarına a’daullah denir. Bunlar dinsizler ve inkarcılardır. Bir hadis-i şerifte Hz. Peygamber “en büyük düşmanın, iki yanın arasındaki (kendi) nefsindir” diyerek nefsi en büyük düşman olarak göstermiştir. Yine bir hadiste, düşmanla savaşa küçük cihad, nefisle savaşa büyük cihad denilmesi aynı hususu te’yid eder.

İlgili maddeler

Sözlüğe dön ←