ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
55 sonuç · “Hile”
01Âdem Dede
Antalyalı Âdem Dede (1591/92-1653), Hotin seferinin ardından Mevlevîliğe yönelen; İsmâil Ankaravî’den sonra Galata Mevlevîhânesi postuna geçen, Mesnevî dersleri, cömertliği ve sade Türkçe ilâhileriyle tanınan Mevlevî şeyhidir.
Eşrefoğlu Rûmî
Eşrefoğlu Rûmî (ö. 874/1469-70), Hacı Bayrâm-ı Velî yanında yetişip Hüseyin el-Hamevî’den Kādirî hilâfeti alan; İznik’te Eşrefiyye’yi kuran, Müzekki’n-nüfûs ve ilâhileriyle Türk tasavvuf dilini derinden etkileyen mutasavvıf şairdir.
Hâfız-ı İzmidî
Hâfız-ı İzmidî, Hüdâyî Âsitânesi şeyhi Rûşenî Efendi'ye intisap eden; İbnü'l-Arabî tercümeleri ve Seyyid mahlaslı ilâhileri bulunan Celvetî müelliftir.
Hüsâmeddin Çelebi
Hüsâmeddin Çelebi (622/1225, Konya – 12 Şâban 683 / 24 Ekim 1284, Konya); Mevlânâ'nın Mesnevî 'yi yazmasına vesile olan müridi ve halifesi . Konya ahîlerinin şeyhinin oğluydu; Mevlânâ ona “Hüsâmînâme” diye eserinin adını bile bağışlamıştır.
Nasûhzâde Nasûh Efendi
Nasûhzâde Nasûh Efendi (ö. 1098/1686-87), Şeyh Mehmed Efendi’nin oğlu olarak Bursa Hisarı’ndaki Filboz zâviyesinde irşad hizmetini sürdüren Halvetî şeyhidir. Üsküdarlı Pîr Mehmed Nasûhî ve Tosyalı Şeyh Nasûh ile karıştırılmamalıdır.
Selânikli Şeyh Süleymân Efendi
Selânikli Süleyman Efendi, Zührî Ahmed Efendi’nin mürşidi; Gülşen-i Kerâmât adlı eserin ve tasavvufî ilâhilerin sahibidir.
Şah Muhammed Bedahşî (Molla Şah)
Şah Muhammed Bedahşî (1582–1661), Miyân Mîr’in terbiyesinde yetişerek Keşmir’de Kādirî irşadını sürdüren; Dârâ Şükûh ile Cihanârâ Begüm’ün şeyhi olan sûfî ve şairdir.
Şerîf Ahmed Efendi
Şerîf Ahmed Efendi (ö. 1801), Tophane Kādirîhânesi'nde yaklaşık on beş yıl postnişinlik yapan, bazı ilâhileri bestelenen Kādirî şeyh ve şairdir.
Şeyh Ahmed Vahdi Efendi
Ahmed Vahdî Efendi (ö. 1114/1702), Yenikapı içindeki Mi‘mar Tekkesi’nin şeyhi, Şeyh Nazmî Efendi’nin halifesi ve ilâhileri bulunan sûfî şairdir.
Şeyh Yahyâ Sünbülî Efendi
Bâlâda yazdığım vechile Şa'bân Efendi-zâdedir. 1050/(1640) senesinde Kastamonu’da doğmuştur. Pederi, Sünbülî tarîkatinden imiş. Bu da ondan feyz-yâb olmuştur. İstanbul’a gelip Şeyhül-İslâm Hoca Sa'deddîn Efendi’nin Dârü’l-kurrâsını, oğlu Es'ad Efendi zâviye hâline kalb etmekle (وت ََوفﱠنَ ا َم َع اﻷْ َبْ َر ِار...) َ 1082/(1671)’de pederinin yerine c
Vâhib Ümmî
Asıl adı Abdülvehhâb olan Vâhib Ümmî, Yiğitbaşı Ahmed Şemseddin Marmaravî'nin terbiyesinde yetişmiş, Elmalı'da irşad faaliyetinde bulunmuş ve Türkçe ilâhileriyle güçlü bir tasavvuf çevresi meydana getirmiştir.
Ahi
Kardeş, yiğit, cömert. tas. Civanmert, ayyar, fetâ, fütüvvet teşkilatına mensup olan. Ahi Evran (ölm. 660/1262) tarafından kurulan Ahilik teşkilatının mensuplarına verilen unvan. Fütüvvet ve esnaf teşkilatının üyesi (İBA 1:89- 93). Anadolu Ahileri, taşıdıkları mahalli ve kavmi nitelikler sebebiyle kendilerinden önceki fütüvvet ehlinden ve civanmertlerden az çok farklıdır.
Ahilik
Kardeşlik, cömertlik ve yiğitlik. Anadolu’da esnaf ve sanatkâr çevrelerinde gelişen; meslek ahlâkını fütüvvet, dayanışma, hizmet ve tasavvufî terbiye ilkeleriyle birleştiren teşkilât ve yaşayış biçimidir. Ahiliğin tarihî gelişimi yalnız bir kişiye indirgenemez; ancak Anadolu’daki teşkilatlanması özellikle Ahi Evran ve çevresiyle ilişkilendirilir. Meslek öğretimi, helâl kazanç, misafir ağırlama, yoksulu gözetme ve iş ahlâkı birlikte düşünülür. Fütüvvet ve civanmertlik maddeleriyle karşılaştırınız. Ben bunda seyreder iken aceb sırra erdim ahi Bir siz dahi sizde görün dostu bende gördüm ahi Sûfîlere sohbet gerek, ahilere âhiret gerek Mecnunlara Leylâ gerek, bana seni gerek seni Yunus Emre
Âyin-i cem
İ) Cem veya Cemşid ayini. Efsaneye göre şarabın mucidi olan eski Iran hükümdarlarından Cem veya Cemşid adına yapılan tören. tas. Bektaşiler'in ve Alevi zümrelerin çeşitli vesilelerle düzenledikleri müzikli ve içki- Ayin-i serif li toplantı. Alevilerde, kadınlar da bu ayinlere katılır. Ayin-i ehlullah (ae! يين D Ayin-i tarikat, evliya ayini. Şeyh veya halifesi tarafindan yönetilen, mürit ve dervişlerin katılımıyla yapılan tarikat ayinleri. Evliyanın sireti, gidişat, hareket ve ibadet tarzı, meşrebi ve zihniyeti. Bütün tarikatlerde belli ayinler ve dini törenler, başka bir deyimle vecd yoluyla Allah’a yaklaşmak için yapılan belli hareketler vardır. Bu ayine Mevleviler semâ veya mukabele, Kadiriler devran, Rifailer ve Sadiler zikr-i kıyam, Celvetiler nısf kıyam, Halvetiler darb-ı esma, Şazeliler hadra ve Nakşbendiler hatm-ı hâcegân ismini verirler. Bu ayinler tekkelerde, zaviyelerde, mescitlerde ve evlerde icra edilir. Birkaç tarikat hariç bütün tarikat ayinlerinde besteli şiirler ve ilahiler, bazı tarikatlerde ise buna ek olarak ney ve kudüm gibi musiki âletlerini çalmak esastır. Bkz. Deveran.
Ayin-i kadim
Eski tarz. 2. tas. Semâ meclislerinde okunan ve bestekârı belli olmayan eski Mevlevi besteleri ve ilahileri. Ayin-i kebir (55 öv 1) 1. Büyük ayin. 2. Mevlevilerin ve Bektaşilerin en fazla önem verdikleri ayinler, semâ ayini, ayin-i cem Büyük ayin. 2. Mevlevilerin ve Bektaşilerin en fazla önem verdikleri ayinler, semâ ayini, ayin-i cem Mevlevilerin ve Bektaşilerin en fazla önem verdikleri ayinler, semâ ayini, ayin-i cem
Âyin-i şerif
oy İ)1. Mevlevilikte semâa ve mukabeleye verilen diğer isim. 2. Mevlevilerde mukabele ve semâ esnasında okunan besteli şiirler, Mevlevi ilahileri. Semâ meclislerinde okunmak üzere çoğu, Mevlânâ'nın gazel ve rubaileri bestelenerek yapılır. Na'tıdır en mehibi, en derini Vakıa ney kudüm gelince dile Hızlanan Mevlevi semâiyle Yedi kat Arşa çıkmış “Âyin”i Yahya Kemal Aynu'l-âlem ae a EGE SANMA
Bacı kadın
با جى قا دين) Tarikate giren kadına tarikat mensupları bacı kadın derlerdi. Baciyan-ı Rum (4459 (با جيا XIV. yüzyılda Anadolu'da Ahiler tarafından kurulan kadınlar birliği.
Cah
(e (جا Resmi makam, sosyal mevki, itibar, şan, şöhret. tas. a İnsanların kalplerine malik ve hâkim olmak, onların Saygısını ve itaatini beklemek, Insanlar katında saygın kişi olmak için çalışmak tasavvufta makbul bir şey değil- Süfiler hubb-i cah denilen makam ve itibar arzusunu gönüllerinden söküp atmak için nefsleriyle çetin ve amansız bir savaşa girerler. Melamiler ise “Hakk'ın makbulü olmak için halkın menfuru olmak gerek,” derler, Tasavvuf câhı yok etmektir. Cah ile gelmez fazilet câhile Hükmi b Sâlik için en büyük dört fitneden biri olan riyaset (diğer üçü; mal, kadın, evlat). “Sıddıkların kalbinden en son çıkan kötü huy, hubb-i riyasettir.” Arifler “Allah'ın sevdiği riyaseti severler, bunda bir mahzur da yoktur” ( İFM IV:589).
Derviş
>) ç. Dervişan/Deraviş Fakir, yoksul, dilenci. Baştan beri dervişler çeşitli maksatlarla dilenmişlerdir. Hatta derviş kelimesi, dilenmek anlamına gelen derviz kelimesinden bozmadır. Kelimenin sonundaki z harfi ş'ye cevrilince derviş olmuştur (der: kapı; viz: dolaşan, kapıyı tutan ve döven). Saçı sakalı uzun, üstü başı perişan, derbeder dervişler şiirler ve ilahiler okuyarak kapı kapı dolaşır ve dilenirlerdi (pt xır1:520). 2. Sûfî, mutasavvıf, 3. Fakir. 4. Mürit, müntesip. Bkz. Fakir, Deryüze, Gedâ, Zuhurat, Fütuh, Sual, Dilenmek. Dervişlik dedikleri hırka ile tâc değil Gönlün derviş eyleyen hırkaya muhtaç değil Yünus Dervişlik özüne hâkim olmaktır Esir-i nefs olan derviş değildir Destur Aşkı rehber edip Hakk'ı bulmaktır Keşkül, teber, asa, tiğ, şiş değildir Rıza Tevfik Sûfî, mutasavvıf, 3. Fakir. 4. Mürit, müntesip. Bkz. Fakir, Deryüze, Gedâ, Zuhurat, Fütuh, Sual, Dilenmek. Dervişlik dedikleri hırka ile tâc değil Gönlün derviş eyleyen hırkaya muhtaç değil Yünus Dervişlik özüne hâkim olmaktır Esir-i nefs olan derviş değildir Destur Aşkı rehber edip Hakk'ı bulmaktır Keşkül, teber, asa, tiğ, şiş değildir Rıza Tevfik Fakir. 4. Mürit, müntesip. Bkz. Fakir, Deryüze, Gedâ, Zuhurat, Fütuh, Sual, Dilenmek. Dervişlik dedikleri hırka ile tâc değil Gönlün derviş eyleyen hırkaya muhtaç değil Yünus Dervişlik özüne hâkim olmaktır Esir-i nefs olan derviş değildir Destur Aşkı rehber edip Hakk'ı bulmaktır Keşkül, teber, asa, tiğ, şiş değildir Rıza Tevfik Mürit, müntesip. Bkz. Fakir, Deryüze, Gedâ, Zuhurat, Fütuh, Sual, Dilenmek. Dervişlik dedikleri hırka ile tâc değil Gönlün derviş eyleyen hırkaya muhtaç değil Yünus Dervişlik özüne hâkim olmaktır Esir-i nefs olan derviş değildir Destur Aşkı rehber edip Hakk'ı bulmaktır Keşkül, teber, asa, tiğ, şiş değildir Rıza Tevfik
Dest-zeden
El çırpma, alkışlama veya hücum etme. Tasavvufî yorumda murakabe ve muhafaza ile ilişkilendirilen Farsça bir tabirdir.
Mâhî
Balık. Tasavvuf şiirinde mârifet denizine dalmış kâmil ârifin remzidir. Balığın su içinde olduğu hâlde suyu araması, bütün varlık ilâhî delillerle çevriliyken hakikati dışarıda arayan insanın gafletini anlatan yaygın bir benzetmedir.
Mekr
(مكر) Oyun, kandırma, hile. tas. Allah'ın, emirlerini dinlemeyen bir kuluna nimet üzerine nimet vermesi, edepsizliğine rağmen durumunu olduğu gibi bırakması ve olağanüstü hususları başarmayı ona nasip etmesi (KI; CT; İFM; Gi 1:83). Bu anlamda mekr, istidractır. Bu yüzden süfiler kendilerinden zuhur eden kerametlerin mekr-i ilahi olmasindan endise ederler, Masukun aşıkını, bazen iltifat ederek, bazen ona muhalefet ederek kandırması (us). Kimk-i mekr-i zen-i dünyaya zebün olmaz ise Rezm-gâh-ı feleke merd gelir merd gider Nâbi Mekr-i hafi Gizli mekr; kerametlerde söz konusudur. Mektümin i ar. (مكتومين) t. Mektüm 1. Gizliler, saklılar. 2. tas. Sayıları dört bin olan, yekdigerini tanımayan, daimi surette hem halktan hem de bizzat kendilerin- .den gizli kalan gayb erenler. Ricâlu'l-gaybten dört bin eren. Bunlar insanların karşısına yabancı kıyafet içinde çıkarlar (TK 11:1266).
Raks
Dans. tas. Sema, deveran. Topluca zikir yapılır ve ilahiler okunurken bir halka oluşturan dervişlerin oturarak veya ayakta yaptıkları ritmik hareketler. “Ashab-ı kiram sürür vaktinde raks ederdi. Fukaranın raksı dahi bu kabildendir.” Az olur ki bazı sâdikin raks ederler.” “Ol raks hüsn-i niyetle ibadet olur” (aHs 5-7). Bu anlamdaki raksa bâlişzeden, hareket, kıyam, deveran, hadra, ısdırap, sallanmak, pâkübi adı da verilir. Raks ve devr kelimeleri bazen dervişle- 3 rin ve meşayihin ölümlerini tarihlemek için kullanılan ifadelerde de geçer. Mevlevi dedelerin ölüm tarihlerine iki örnek: Adem Dede raks ederek erdi cinâne; Baki Dede devr ederek gitti bekaya. Ran — Reyn i. ar. (cx 5 — (را ث Pas, paslanma. tas. Nefsin türlü şekillere girmesinden meydana gelen ve kalple kutsiyet âlemi arasına çekilen perde. Rububiyetin nurlarını tamamıyla perdeleyen maddi karanlık kiri (cr; x1). Kalbin paslanması. Kalbin perdeleri üçtür: hatm ve tab', kâfirler için; reyn ve kasvet münafıklar için; sade ve gışâve (paszâr) müminler için. Bkz. Gayn.
Bolu
Bolu · Türkiye · Müridi Âşık Ahmed'in kaydına göre halkını irşada çalıştığı ve medfun bulunduğu şehir; kaynağın hükmü de son durağının Bolu olduğu yönündedir. İlişkili kişi dosyası Kemâl-i Ümmî İsmâil : Kemâl-i Ümmî İsmâil (ö. 1475), Bahâeddin Erzincânî’nin müridi; Yunus Emre söyleyişini hatırlatan ilâhileri, divanı ve adına yazılan menâkıbnâme ile tanınan Halvetî şairdir.
Aladağ ve Bozarmut (Bolu çevresi)
Bolu · Türkiye · Âşık Ahmed'e göre Anadolu'ya geldikten sonra yaşadığı yerler. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Kemâl-i Ümmî İsmâil : Kemâl-i Ümmî İsmâil (ö. 1475), Bahâeddin Erzincânî’nin müridi; Yunus Emre söyleyişini hatırlatan ilâhileri, divanı ve adına yazılan menâkıbnâme ile tanınan Halvetî şairdir.
Karaman (Lârende)
Karaman · Türkiye · Latîfî ve Âlî Mustafa Efendi'ye göre memleketi; adına burada bir mezar da vardır. Kaynak, şeyhinin Lârendeli olması dolayısıyla bir süre burada kalmış olması gerektiğini belirtir. İlişkili kişi dosyası Kemâl-i Ümmî İsmâil : Kemâl-i Ümmî İsmâil (ö. 1475), Bahâeddin Erzincânî’nin müridi; Yunus Emre söyleyişini hatırlatan ilâhileri, divanı ve adına yazılan menâkıbnâme ile tanınan Halvetî şairdir.
Manisa
Manisa · Türkiye · Bursalı Mehmed Tâhir'in kaydettiği, adına izâfe edilen mezarlardan birinin bulunduğu şehir. İlişkili kişi dosyası Kemâl-i Ümmî İsmâil : Kemâl-i Ümmî İsmâil (ö. 1475), Bahâeddin Erzincânî’nin müridi; Yunus Emre söyleyişini hatırlatan ilâhileri, divanı ve adına yazılan menâkıbnâme ile tanınan Halvetî şairdir.
Askalân
Aşkelon · İsrail · Dolaştığı sahil şehirlerinden ve kabri için zikredilen yerlerden biri. Kabrinin Şam bölgesinde sahile yakın bir yerde olduğu kabul edilir. İlişkili kişi dosyası İbrâhim b. Edhem : İbrâhim b. Edhem (ö. 161/778 [?]), Belh’ten ayrılarak Şam ve Hicaz çevresinde zühd, helâl kazanç ve halka hizmet esaslı bir hayat süren ilk dönem sûfîlerindendir.
Muğla
Muğla · Türkiye · Gölpınarlı'nın, tekkesi ve mezarı bulunan Seyyid Kemal ile aynı kişi olabileceğine dikkat çektiği şehir. İlişkili kişi dosyası Kemâl-i Ümmî İsmâil : Kemâl-i Ümmî İsmâil (ö. 1475), Bahâeddin Erzincânî’nin müridi; Yunus Emre söyleyişini hatırlatan ilâhileri, divanı ve adına yazılan menâkıbnâme ile tanınan Halvetî şairdir.
Niğde Mevlevîhânesi
Niğde · Türkiye · Gölpınarlı ve Nihad Sâmi Banarlı'nın temas ettiği, gömülü bulunduğu yolundaki bir başka rivayetin yeri. İlişkili kişi dosyası Kemâl-i Ümmî İsmâil : Kemâl-i Ümmî İsmâil (ö. 1475), Bahâeddin Erzincânî’nin müridi; Yunus Emre söyleyişini hatırlatan ilâhileri, divanı ve adına yazılan menâkıbnâme ile tanınan Halvetî şairdir.
Horasan
Horasan · İran · Müridi Âşık Ahmed'e göre Anadolu'ya buradan gelmiştir. Konum bölge merkezine göre yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Kemâl-i Ümmî İsmâil : Kemâl-i Ümmî İsmâil (ö. 1475), Bahâeddin Erzincânî’nin müridi; Yunus Emre söyleyişini hatırlatan ilâhileri, divanı ve adına yazılan menâkıbnâme ile tanınan Halvetî şairdir.
Ankara (Hacı Bayrâm-ı Velî)
Ankara · Türkiye · Sevgi ve ilgisine mazhar olduğu Hacı Bayrâm-ı Velî'nin dergâhı; Hickman'ın Erdebîlî takipçiliği tezinde de birlikte anıldıkları isimdir. İlişkili kişi dosyası Kemâl-i Ümmî İsmâil : Kemâl-i Ümmî İsmâil (ö. 1475), Bahâeddin Erzincânî’nin müridi; Yunus Emre söyleyişini hatırlatan ilâhileri, divanı ve adına yazılan menâkıbnâme ile tanınan Halvetî şairdir.
Vâhib Ümmî Dîvânı ve Elmalı İrfan Çevresi
Vâhib Ümmî'nin dîvânını, silsilesini ve Elmalı'da oluşan şiir-irfan halkasını birlikte okumak için giriş.
Halvet, Erbaîn, Zikir ve Devrân
Şâbânî uygulamalarının anlamı, düzeni ve değişen biçimleri üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
Şâbâniyye'nin Edebiyat ve Musiki Hafızası
Nutuklar, divanlar, ilâhiler, bestekârlar ve hat eserleri üzerine eserin bütün ilgili bölümlerinden hareketle hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
Hüdâyî'nin Eserleri ve İlâhileri
Yazılı ve musikili miras. Monografiden hareketle hazırlanmış özgün inceleme.
Halvetî Devranı ve Zikir Meclisi
Kuud, kıyam, ilahi, ritim ve gülbank. Tez ve çevrilen yazma metin karşılaştırılarak hazırlanmış editoryal inceleme.
Envâr ve Tabakāt-ı Cerrâhiyye Nasıl Okunmalı?
On sekiz fasıl, kaynaklar ve anlatı katmanları. Envâr ve Tabakāt metninin ilgili bölümlerinden hazırlanmış kaynaklı inceleme.
Kādiriyye'nin Altı Klasik Şubesi: Nispet, Metin ve Coğrafya
Gāniyye, Yâfiiyye, Garîbiyye, Müştâkıyye ve Enveriyye kayıtlarını temizleyen ana dosya hakkında kişi, eser, mekân ve silsile katmanlarını birleştiren ayrıntılı çalışma.
Niyâzî-i Mısrî: Hayat, Sürgün, Eser ve Tesir
Malatya’dan Mısır, Elmalı, Bursa, Rodos ve Limni’ye uzanan hayatı; eserleri, irşadı ve şiirlerinin yorum tarihini birlikte ele alan dosya.
Mevlevî Dîvânları: Metin, Kurum ve Musiki Hafızası
Üç ayrı veri katmanı Mevlevî şairin biyografisi, tarikata dair açık ifadeleri ve Dîvânın bütünü aynı şey değildir. Nâsır Dede’de Yenikapı, ney, semâ ve musiki belirginleşirken İlmî Dede’nin şiirlerinde Mevlevî unsurlar çok sınırlıdır. Bu yüzden kişi aidiyetiyle şiir teması ayrı alanlarda tutulur. Kurum hafızası Receb E
Bolulu Himmet: Dîvân, Tarikatnâme ve Âdâb
Dîvân Himmet’in Dîvânı klasik nazım şekilleriyle tekke şiiri söyleyişini bir arada taşır. Meclislerde bestelenerek okunan ilâhiler, metnin sözlü ve musikili dolaşımını gösterir. Manzum Tarikatnâme Manzum eser, yol eğitimini ezberlenebilir ve mecliste okunabilir bir öğretim diline dönüştürür. Beyitler bağlamından koparı
Sarı Nâib Naîm: Divan, Hamse ve Tevhid Dili
Naîm İsmail Efendi'nin medrese ve nâiblik hayatını, divan ve hamse kaydını, kaynakta korunan şiirlerini ve tasavvufî söz varlığını birlikte sunar.
TASAVVUF İLİMİNİN FAZİLETİ
Avârifü’l-Maârif · 3. bölüm · Bize, Şeyhimiz Şeyhülislâm Ebu’n-Necib es-Sühreverdî (rah.), el-Ahves b. Hakim in babasından naklen, onun şöyle söylediğini haber verdi. Bir adam Hz. Resûlullah’a (s.a.v) şerrin ne
Sayfalar 1–8
Muzaffer Ozak Külliyatı · eSSz ELHAC MUZAFFER OZAK İR$ÂD 152 0 3.cilt Salâh Bilici Kitabevi Ali Bilici Büyük Reşitpaşa Cad. Yümni Iş Hanı Giriş KatNo: 24 Vezneciler /ISTANBUL Tel-Fax (0212) 512 87 44 SALAH
Sayfalar 21–28
Muzaffer Ozak Külliyatı · Evet, Hz. Musa aleyhisselâm sadrının şerholunmasını, işlerinin kolaylaştırılmasını, lisanındaki tutukluğun giderilmesini, sözünün daha iyi anlaşılmasını, ehlinden ve akrabasından b
Sayfalar 19–24
Muzaffer Ozak Külliyatı · çimleri dar, vakitleri dar, ömürleri acı bir zarar içinde geçer. Onlar, daha burada hamiym suyundan içer. Her ne ka dar zâhiren, yani dış görünüşleri itibariyle rahat ve huzur için
Sayfalar 23–28
Muzaffer Ozak Külliyatı · bağlayıp, bıçağı onun körpe gerdanına nasıl vuracaksın? Bu güle, oynaya giden yavrunun sence hiçbir değeri yok mu?» dediğinde hak nebi, Allahın Halili, Iblise hitaben şöyle söyledi
Sayfalar 25–30
Muzaffer Ozak Külliyatı · ner, bunlara sahip bulunanların mevki ve makamlarını, mal ve mülklerini yerinde, hak rizasına uygun ve kelimenin tam mânasıyla iyi kullanabilmeleridir. Bu bakımdan, gururluya karşı
Sayfalar 29–36
Muzaffer Ozak Külliyatı · haremeyn, ceddüs-sıbteyn, imam-ül-Enbiyâ, imam-ül-etkiyâ, tâcül-asfiyâ, sahib-üs-seyf, sahib-ül-kitab, münzel-ül-Kur'an, sahibül-mi'râc, şefi-ul-müznibiyn, Resûlüllah, Habibullah,
Sayfalar 34–41
Muzaffer Ozak Külliyatı · Birincisi; gökyüzüdür. Güneşi, ayı, yıldızları ve daha güremediğimiz, bilemediğimiz diğer varlıkları ile enginleşen o muhteşem gökyüzünü bir düşününüz. Düşününüz ki, insanoğlu, en
Sayfalar 44–51
Muzaffer Ozak Külliyatı · at eden kimse, Allahu azim-üş-şânın ve Resûl-ü zişânın sevdiklerini sevmekle mükelleftir. Allah ve Resûlünü seven, kıyamet gününe inanan kişi âhir zaman peygamberinin bütün yakınla
Sayfalar 41–47
Muzaffer Ozak Külliyatı · Esteizü billâh: « Ve yetûfu aleyhim vildanün muhalledüne iza reeytehüm hasibtehüm lü'lüen men süra» sadakallahulaziym. Insan sûresi: 19-20 Meâli şerifi: «Cennet ehlinin etrafında h
Sayfalar 58–63
Muzaffer Ozak Külliyatı · tadır? Bana yolunu tarif eder misin?) dedi. Diğer haham: (Aman ne yapıyorsun? O şehre sakın gitme. Orada bir sihirbaz vardır) dedi. (Sihri ile âlemi kendine bendetmiştir. Korkarım
Sayfalar 59–65
Muzaffer Ozak Külliyatı · lallahu aleyhi ve sellem efendimizle müşerref olur. Efendimiz kendisine sorar: — Sana tevdi olunan emaneti neden yerine getirmedin? — Hangi emaneti yâ Resûlallah? — Bağdat'ta alış-