HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Mürşid arayışı
Bir mürşid bulmak ümidiyle İzmit'ten İstanbul'a geldi; uzun süre aradığı hâlde maksadına ulaşamadı. Sefîne'nin gelenek içi anlatısına göre bir gece Eyüp Sultan Türbesi'nde gördüğü rüyada Üsküdar tarafına yönlendirildi.
Üsküdar'daki Saçlı Hüseyin Efendi Dergâhı'nda düzenlenen Mevlid cemiyetine katıldı. Meclisin sonunda dua eden Hüdâyî Âsitânesi şeyhi Rûşenî Efendi'ye karşı güçlü bir yakınlık duydu; kim olduğunu öğrendikten sonra ona intisap ederek tasavvuf terbiyesini yanında sürdürdü.
Eserleri
Muhyiddin İbnü'l-Arabî'nin Kitâbü'l-Envâr'ını tercüme etti. İlm-i rihle ilgili bir eser yazdı. İbnü'l-Arabî'nin esmâ-i hüsnâ hakkındaki eserini de Nûrü'l-Hüdâ adıyla Türkçeye çevirdi.
Şiiri
“Seyyid” mahlasıyla tasavvufî ilâhiler söyledi.
İsm-i Rahmân mazharısın yâ Muhammed Mustafa,
Râh-ı aşkın rehberisin yâ Muhammed Mustafa.İns ü cin Hakk'a kudûmunla şeref-yâb oldular,
Cümlenin peygamberisin yâ Muhammed Mustafa.
Kaynağın sonunda Rûşenî Efendi'yi öven beyitler kişi biyografisinin devamı değil, mürşidine bağlılığın ifadesidir.
Mürşid arayışı ve Üsküdar'a yöneliş
Sefîne, Hâfız-ı İzmîdî'nin hikâyesini bir arayışla başlatır. Kendisine bir mürşid bulmak ümniyyesiyle İstanbul'a gelmiş, çok gezdiği hâlde aradığını bulamayınca me'yûs kalmıştır. Bir gece âlem-i mânâda, Hz. Hâlid'in türbesinde kendisine “Mürşid niyâz ederdiniz, işte istediğiniz bu zâttır” denilerek Üsküdar ciheti işaret olunur.
Üsküdar'a geçtiğinde, gördüğü zâta karşı kalbinde kendini zabtedemeyeceği bir incizâb hâsıl olur. Kim olduğunu sorduğunda “Âsitâne-i Hüdâyî şeyhi Rûşenî Efendi'dir” cevabını alır ve onun dâmen-i irfânına yapışır; kaynağın ifadesiyle bu sâyede pek çok mertebe kat eder.
Tercümeleri ve ilâhîleri
Sefîne'nin kaydına göre Hâfız-ı İzmîdî, Şeyhü'l-Ekber İbnü'l-Arabî'nin Kitâbü'l-Envâr'ını tercüme etmiş; aynı müellifin esmâ-yı şerîfeye dair eserini de Nûrü'l-Hüdâ adıyla Türkçeye çevirmiştir. Adı kaynakta bir mütercim olarak öne çıkar.
Bunun yanında “Seyyid” mahlasıyla söylediği ilâhiyyât-ı ârifânesi bulunduğu belirtilir. Vassâf, örnek olarak Hz. Peygamber'e hitap eden bir na'ttan mısralar nakleder: “İsm-i Rahmân mazharısın yâ Muhammed Mustafâ / Râh-ı aşkın rehberisin yâ Muhammed Mustafâ… İns ü cin hakka kudûmunla şeref-yâb oldular / Cümlenin peygamberisin yâ Muhammed Mustafâ.”
Vassâf, maddeyi şeyhine dönerek bağlar: “İşte Rûşenî Efendi böyle zâtlar yetiştirmiş, kâmil ü mükemmil bir mürşid-i hakbîn idi.”