Açıklamalı İslâmî Terimler Sözlüğü
GL-I) [Ar. ism’in ç. b.] “İsimler" anlamındaki bu söz, başka kelime ve terkiplerle birleşerek yeni terimler oluşturur. § tam. esmâ-i hüsnâ a. Ç^ı^ o Uçul) bk. esmâ'ü’l-hüsnâ esmâ-i İlâhiyye a. (^11 fLJ) bk. esmâ-i hüsnâ esmâ-i nebi a. (^. Ul) tas. ed. Tasavvuf! edebiyatta mutasavvıf şairlerin Hz. Peygamber’in güzel adlarmı şiirleştiren eserler. esmâ-i seb'a a. (^ »Ul) (yedi isim) tas. Allah’ın yedi adı:
- Lâ ilâhe illallah. 2. Allah. 3. Hû. 4. Hakk. 5. Hayy. 6. Kayyûm. 7. Kahhâr. esmâ-i şerîfe a. (üy^ pU^I) Allah’ın kutlu adları. esmâ'ü’l-hüsnâ a. »Lul) Allah’ın güzel adları için kullanılan terim. Kur’ân-ı Kerîm’in “A’râf suresi” (7)nin 180. ayetinde mealen, “En güzel isimler Allah’ındır.” ve “Ta ha suresi” (20)nin 8. ayetinde mealen, “En güzel isimler O’nundur.” denilerek bu sözün özüne ve güzelliğine dikkat çekilmektedir. Ayrıca, sadece Kur’ân-ı Kerîm’de yüzden fazla Allah’a nisbet edilen adlar yanmda hadislerde de pek çok isim geçmektedir. Ancak terim olarak bunların doksan dokuzu etrafında görüş birliği söz konusudur. Allah’ın adlannm “hüsnâ” (en güzel) olarak nitelendirilmesinin sebeplerini Ebubekr İbnü’l- Arabî şöyle sıralamaktadır: 1. “Esmâ-i hüsnâ” Allah hakkında yücelik ve şaşkınlık ifade ettiğinden dolayı kullan üzerinde derin bir saygı uyandırır. 2. İbadette, duada, zikirde kullanılmaları durumunda büyük sevaba vesile olur. 3. AUah’m adları kalplere huzur ve rahatlık verir. 4. “Esmâ-i hüsnâ” bilgisine sahip olanlara bunlar büyük fazüet ve şeref kazandırır. 5. “Esmâ-i hüsnâ” en gerekli ve olgun sıfatları içerdiği için O’nun hakkında aydınlatıcı, doyurucu ve doğru bilgi sahibi olmamızı sağlamış olur. “Esmâ-i hüsnâ”nm sayısınm muhtelif rivayetlerle yüzü aştığı söylenmekle beraber Ebu Hureyre’den kaynaklanan şu hadis doksan dokuz ismini ön plana çıkarmaktadır: “Allah'ın doksan dokuz -yüzden bir eksik- ismi vardır. Bunları ezberleyip benimseyen cennete girer.” Ebu Hureyre’yi kaynak alarak Tirmizî ve İbn Mâce kendi kitaplarına bu hadisi naklederken metnin sonuna da doksan dokuz ismi eklemeyi uygun bulurlar. Tirmizî’nin verdiği doksan dokuz isim şöyle: Allah Adi (âdil, adaletli) Afüvv (Çok bağışlayıcı) Âhır (Ölümsüz, ebedî) Alîm (Her şeyi çok fyi bilen) Alî (Şanı, şerefi, kudreti yüce olan) Azîm (Pek büyük, ulu, yüce) Azîz (Kuvvetli, şerefli, galip, üstün) Bâ'is (Kıyamette ölüleri dirilten) Bâkî (Ölümlü olmayan, ebedî) Bâri' (Yaratan, bir örneği olmayan varlıkları yaratan) Bâsıt (Dilediğine rızkı bol veren) Basîr (Her şeyi her yerde iyi gören) Bâtm (Her şeyin iç yüzünü, sırlarını iyi bilen) Bedî' (Her şeyi bir örneği olmaksızın yaratan) Berr (İyilik eden, çok şefkatli) Câmi* (Kıyamet günü insanları bir araya toplayan) Cebbâr (Azgın ve zalimleri kahreden) Celîl (Ulu, yüce, kudretli) Dâr (Zarar verenleri cezalandıran) Evvel (Öncesi olmayan, ezelî) Fettâh (En âdil hüküm veren, iyilik kapılarını açan) Gaffâr (Günahı çok bağışlayan) Gafur (Çok bağışlayan) Ganî (Zengin, muhtaç olmayan) Habîr (Her şeyden haberdar olan) Hâdî (Doğruyolu gösteren) Hâfıd (Kâfirleri alçaltan, cezalandıran) Hafiz (Varlıkları yok olmaktan koruyan) Hakk (Mülk sahibi, yok olmayan, âdil) Hakem (Son hükmü veren) Hakîm (Hikmet sahibi) Hâlik (Her şeyiyaratan) Halîm (Çok sakin, dengeli, hoşgörülü) Hamîd (Çok övülen, övgüye lâyık olan) Hasîb (İnsanları hesaba, sorguya çeken) Hayy (Diri, yaşayan, canlı) Kâbid (Ölüm zamanı ruhları alan) Kadir (Her şeye gücü yeten) Kahhâr (Daima üstün gelen) Kavî (Kuvvetli, kudretli, sağlam) Kayyûm (Ezelî ve ebedî her şeyin varlığı kendisine bağlı olan) Kebîr (Şanı ve şerefi, kadri ve kıymeti yüce, ile isim ve sıfatları büyük, ulu) Kerîm (Nimet veren, ihsanı bol olan) Kuddûs (Her türlü eksikliklerden arınmış, tertemiz, kutsallıklarla övülen) Latîf (Çok merhametli, lütufkâr) Mâcid (Şan ve şeref sahibi) Mâlikü’l-Mülk (Mülkün sahibi) Mâni' (Koruyucu, kollayan, yardım eden) Mecîd (Çok itibarlı, şerefli) Melik (Bütün evreni, yaratıklarıyöneten) Metîn (Çok kuvvetli, çok dayanaklı) Mu'ahhir (Geriye bırakan) Muğnî (İnsanlara mal ve mülk veren) Muhsî (Her şeyi iyi bilen) Muhyî (Varlıklara hayat veren) Mu'îd (Ölümden sonra diriltecek) Mu'iz (İzzetli, itibarlı) Mukaddim (Öncesi olmayan, ilk olan) Mukît (Her şeye gücüyeteh) Muksit (Adaletli davranan) Muktedir (Her şeye gücü yeten, kuvvetli) Musavvir (Yaratıklara istediği şekli veren) Mübdi' (Varlıkları ilk yaratan) Mücîb (Duaları, istekleri kabul eden) Müheymin (Bütün hadiseleri bilen) Mü'min (Yaratıklarına güven veren) Mümît (Yaratıkların hayatına son veren) Müntakım (Suçluları cezalandıran) Müte'âlî (Pek yüce, ulu, kusursuz) Mütekebbir (Pekyüce ve ulu) Müzill (Zelil eden, alçaltan) Nâfi' (Faydalı olan) Nûr (Aydınlatan, ışık veren) Râfi' (Peygamber ve müminlerin itibarını, şanını yücelten) Rahim (Çok merhametli) Rahmân (Çok merhametli, şekatli olan) Rakîb (Herkesin hâl ve hareketlerinden haberdar olan) Ra'ûf (Çok merhametli, şekatli olan) Reşîd (Doğru yolu en iyi gösteren) Rezzâk (Bol nimet veren) Sabûr (Çok sabırlı) Samed (Hiç eksiği ve kusuru olmayan, ulu, şanlı, dosdoğru) Selâm (Kullarına sağlık, selâmet ve güven veren) Semi' (Her konuşulanı iyi duyan, en iyi işiten) Şehîd (Her şeyi gören, bilen, haberdar olan, her yerde hazır nazır olan) Şekûr (Sadık kullarına şefaat eden, her ibadeti ödüllendiren) Tevvâb (Tövbeleri çok kabul eden) Vâcid (Hiçbir şeye muhtaç olmayan, her şeyin sahibi) Vâhid (Zatında, isim ve sıfatlarında eşi ve benzeri bulunmayan) Vâlî (Koruyan, kollayan, yardım eden, her işi düzenli yapan) Vâris (Bütün varlıkların sahibi) Vâsi' (Kuvvetli, nimeti ve ihsanı bol) Vedûd (Kullarını çok seven) Vehhâb (Karşılıksız nimet ve ren, ihsanı ve rahmeti bütün kullarına ulaştıran) Vekil (Koruyucu, yardım eden) Velî (Dost, seven, görüp göze ten, kollayan) Zâhir (Her şeye üstün olan ulu ve yüce olan) Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm (İk ram ve ihsan sahibi olan azamet ve kibriya sıfatı olan) esmâ'ü’l-mu'abbede a (»jkll ^0 Allah’ın güze isimlerinden birine “abd” (kul) sözünün eklenmesiyle oluşturulan isimler. Söz geli şi, Abdullallah, Abdulmut talib, Abdulgaffar gibi. esmâ'ü’l-mucerrede a (jj^JI »U>0 Kitap yazarlarınm takma ad veya künye ye rine kendi asıl isimlerinin kullanması. esmâ’ü’l-müfrede a. ( »j> II »L^O Bir başka benzeri bu lunmayan isimler.
- Allah. 3. Hû. 4. Hakk. 5. Hayy. 6. Kayyûm. 7. Kahhâr. esmâ-i şerîfe a. (üy^ pU^I) Allah’ın kutlu adları. esmâ'ü’l-hüsnâ a. »Lul) Allah’ın güzel adları için kullanılan terim. Kur’ân-ı Kerîm’in “A’râf suresi” (7)nin 180. ayetinde mealen, “En güzel isimler Allah’ındır.” ve “Ta ha suresi” (20)nin 8. ayetinde mealen, “En güzel isimler O’nundur.” denilerek bu sözün özüne ve güzelliğine dikkat çekilmektedir. Ayrıca, sadece Kur’ân-ı Kerîm’de yüzden fazla Allah’a nisbet edilen adlar yanmda hadislerde de pek çok isim geçmektedir. Ancak terim olarak bunların doksan dokuzu etrafında görüş birliği söz konusudur. Allah’ın adlannm “hüsnâ” (en güzel) olarak nitelendirilmesinin sebeplerini Ebubekr İbnü’l- Arabî şöyle sıralamaktadır: 1. “Esmâ-i hüsnâ” Allah hakkında yücelik ve şaşkınlık ifade ettiğinden dolayı kullan üzerinde derin bir saygı uyandırır. 2. İbadette, duada, zikirde kullanılmaları durumunda büyük sevaba vesile olur. 3. AUah’m adları kalplere huzur ve rahatlık verir. 4. “Esmâ-i hüsnâ” bilgisine sahip olanlara bunlar büyük fazüet ve şeref kazandırır. 5. “Esmâ-i hüsnâ” en gerekli ve olgun sıfatları içerdiği için O’nun hakkında aydınlatıcı, doyurucu ve doğru bilgi sahibi olmamızı sağlamış olur. “Esmâ-i hüsnâ”nm sayısınm muhtelif rivayetlerle yüzü aştığı söylenmekle beraber Ebu Hureyre’den kaynaklanan şu hadis doksan dokuz ismini ön plana çıkarmaktadır: “Allah'ın doksan dokuz -yüzden bir eksik- ismi vardır. Bunları ezberleyip benimseyen cennete girer.” Ebu Hureyre’yi kaynak alarak Tirmizî ve İbn Mâce kendi kitaplarına bu hadisi naklederken metnin sonuna da doksan dokuz ismi eklemeyi uygun bulurlar. Tirmizî’nin verdiği doksan dokuz isim şöyle: Allah Adi (âdil, adaletli) Afüvv (Çok bağışlayıcı) Âhır (Ölümsüz, ebedî) Alîm (Her şeyi çok fyi bilen) Alî (Şanı, şerefi, kudreti yüce olan) Azîm (Pek büyük, ulu, yüce) Azîz (Kuvvetli, şerefli, galip, üstün) Bâ'is (Kıyamette ölüleri dirilten) Bâkî (Ölümlü olmayan, ebedî) Bâri' (Yaratan, bir örneği olmayan varlıkları yaratan) Bâsıt (Dilediğine rızkı bol veren) Basîr (Her şeyi her yerde iyi gören) Bâtm (Her şeyin iç yüzünü, sırlarını iyi bilen) Bedî' (Her şeyi bir örneği olmaksızın yaratan) Berr (İyilik eden, çok şefkatli) Câmi* (Kıyamet günü insanları bir araya toplayan) Cebbâr (Azgın ve zalimleri kahreden) Celîl (Ulu, yüce, kudretli) Dâr (Zarar verenleri cezalandıran) Evvel (Öncesi olmayan, ezelî) Fettâh (En âdil hüküm veren, iyilik kapılarını açan) Gaffâr (Günahı çok bağışlayan) Gafur (Çok bağışlayan) Ganî (Zengin, muhtaç olmayan) Habîr (Her şeyden haberdar olan) Hâdî (Doğruyolu gösteren) Hâfıd (Kâfirleri alçaltan, cezalandıran) Hafiz (Varlıkları yok olmaktan koruyan) Hakk (Mülk sahibi, yok olmayan, âdil) Hakem (Son hükmü veren) Hakîm (Hikmet sahibi) Hâlik (Her şeyiyaratan) Halîm (Çok sakin, dengeli, hoşgörülü) Hamîd (Çok övülen, övgüye lâyık olan) Hasîb (İnsanları hesaba, sorguya çeken) Hayy (Diri, yaşayan, canlı) Kâbid (Ölüm zamanı ruhları alan) Kadir (Her şeye gücü yeten) Kahhâr (Daima üstün gelen) Kavî (Kuvvetli, kudretli, sağlam) Kayyûm (Ezelî ve ebedî her şeyin varlığı kendisine bağlı olan) Kebîr (Şanı ve şerefi, kadri ve kıymeti yüce, ile isim ve sıfatları büyük, ulu) Kerîm (Nimet veren, ihsanı bol olan) Kuddûs (Her türlü eksikliklerden arınmış, tertemiz, kutsallıklarla övülen) Latîf (Çok merhametli, lütufkâr) Mâcid (Şan ve şeref sahibi) Mâlikü’l-Mülk (Mülkün sahibi) Mâni' (Koruyucu, kollayan, yardım eden) Mecîd (Çok itibarlı, şerefli) Melik (Bütün evreni, yaratıklarıyöneten) Metîn (Çok kuvvetli, çok dayanaklı) Mu'ahhir (Geriye bırakan) Muğnî (İnsanlara mal ve mülk veren) Muhsî (Her şeyi iyi bilen) Muhyî (Varlıklara hayat veren) Mu'îd (Ölümden sonra diriltecek) Mu'iz (İzzetli, itibarlı) Mukaddim (Öncesi olmayan, ilk olan) Mukît (Her şeye gücüyeteh) Muksit (Adaletli davranan) Muktedir (Her şeye gücü yeten, kuvvetli) Musavvir (Yaratıklara istediği şekli veren) Mübdi' (Varlıkları ilk yaratan) Mücîb (Duaları, istekleri kabul eden) Müheymin (Bütün hadiseleri bilen) Mü'min (Yaratıklarına güven veren) Mümît (Yaratıkların hayatına son veren) Müntakım (Suçluları cezalandıran) Müte'âlî (Pek yüce, ulu, kusursuz) Mütekebbir (Pekyüce ve ulu) Müzill (Zelil eden, alçaltan) Nâfi' (Faydalı olan) Nûr (Aydınlatan, ışık veren) Râfi' (Peygamber ve müminlerin itibarını, şanını yücelten) Rahim (Çok merhametli) Rahmân (Çok merhametli, şekatli olan) Rakîb (Herkesin hâl ve hareketlerinden haberdar olan) Ra'ûf (Çok merhametli, şekatli olan) Reşîd (Doğru yolu en iyi gösteren) Rezzâk (Bol nimet veren) Sabûr (Çok sabırlı) Samed (Hiç eksiği ve kusuru olmayan, ulu, şanlı, dosdoğru) Selâm (Kullarına sağlık, selâmet ve güven veren) Semi' (Her konuşulanı iyi duyan, en iyi işiten) Şehîd (Her şeyi gören, bilen, haberdar olan, her yerde hazır nazır olan) Şekûr (Sadık kullarına şefaat eden, her ibadeti ödüllendiren) Tevvâb (Tövbeleri çok kabul eden) Vâcid (Hiçbir şeye muhtaç olmayan, her şeyin sahibi) Vâhid (Zatında, isim ve sıfatlarında eşi ve benzeri bulunmayan) Vâlî (Koruyan, kollayan, yardım eden, her işi düzenli yapan) Vâris (Bütün varlıkların sahibi) Vâsi' (Kuvvetli, nimeti ve ihsanı bol) Vedûd (Kullarını çok seven) Vehhâb (Karşılıksız nimet ve ren, ihsanı ve rahmeti bütün kullarına ulaştıran) Vekil (Koruyucu, yardım eden) Velî (Dost, seven, görüp göze ten, kollayan) Zâhir (Her şeye üstün olan ulu ve yüce olan) Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm (İk ram ve ihsan sahibi olan azamet ve kibriya sıfatı olan) esmâ'ü’l-mu'abbede a (»jkll ^0 Allah’ın güze isimlerinden birine “abd” (kul) sözünün eklenmesiyle oluşturulan isimler. Söz geli şi, Abdullallah, Abdulmut talib, Abdulgaffar gibi. esmâ'ü’l-mucerrede a (jj^JI »U>0 Kitap yazarlarınm takma ad veya künye ye rine kendi asıl isimlerinin kullanması. esmâ’ü’l-müfrede a. ( »j> II »L^O Bir başka benzeri bu lunmayan isimler.
- Hû. 4. Hakk. 5. Hayy. 6. Kayyûm. 7. Kahhâr. esmâ-i şerîfe a. (üy^ pU^I) Allah’ın kutlu adları. esmâ'ü’l-hüsnâ a. »Lul) Allah’ın güzel adları için kullanılan terim. Kur’ân-ı Kerîm’in “A’râf suresi” (7)nin 180. ayetinde mealen, “En güzel isimler Allah’ındır.” ve “Ta ha suresi” (20)nin 8. ayetinde mealen, “En güzel isimler O’nundur.” denilerek bu sözün özüne ve güzelliğine dikkat çekilmektedir. Ayrıca, sadece Kur’ân-ı Kerîm’de yüzden fazla Allah’a nisbet edilen adlar yanmda hadislerde de pek çok isim geçmektedir. Ancak terim olarak bunların doksan dokuzu etrafında görüş birliği söz konusudur. Allah’ın adlannm “hüsnâ” (en güzel) olarak nitelendirilmesinin sebeplerini Ebubekr İbnü’l- Arabî şöyle sıralamaktadır: 1. “Esmâ-i hüsnâ” Allah hakkında yücelik ve şaşkınlık ifade ettiğinden dolayı kullan üzerinde derin bir saygı uyandırır. 2. İbadette, duada, zikirde kullanılmaları durumunda büyük sevaba vesile olur. 3. AUah’m adları kalplere huzur ve rahatlık verir. 4. “Esmâ-i hüsnâ” bilgisine sahip olanlara bunlar büyük fazüet ve şeref kazandırır. 5. “Esmâ-i hüsnâ” en gerekli ve olgun sıfatları içerdiği için O’nun hakkında aydınlatıcı, doyurucu ve doğru bilgi sahibi olmamızı sağlamış olur. “Esmâ-i hüsnâ”nm sayısınm muhtelif rivayetlerle yüzü aştığı söylenmekle beraber Ebu Hureyre’den kaynaklanan şu hadis doksan dokuz ismini ön plana çıkarmaktadır: “Allah'ın doksan dokuz -yüzden bir eksik- ismi vardır. Bunları ezberleyip benimseyen cennete girer.” Ebu Hureyre’yi kaynak alarak Tirmizî ve İbn Mâce kendi kitaplarına bu hadisi naklederken metnin sonuna da doksan dokuz ismi eklemeyi uygun bulurlar. Tirmizî’nin verdiği doksan dokuz isim şöyle: Allah Adi (âdil, adaletli) Afüvv (Çok bağışlayıcı) Âhır (Ölümsüz, ebedî) Alîm (Her şeyi çok fyi bilen) Alî (Şanı, şerefi, kudreti yüce olan) Azîm (Pek büyük, ulu, yüce) Azîz (Kuvvetli, şerefli, galip, üstün) Bâ'is (Kıyamette ölüleri dirilten) Bâkî (Ölümlü olmayan, ebedî) Bâri' (Yaratan, bir örneği olmayan varlıkları yaratan) Bâsıt (Dilediğine rızkı bol veren) Basîr (Her şeyi her yerde iyi gören) Bâtm (Her şeyin iç yüzünü, sırlarını iyi bilen) Bedî' (Her şeyi bir örneği olmaksızın yaratan) Berr (İyilik eden, çok şefkatli) Câmi* (Kıyamet günü insanları bir araya toplayan) Cebbâr (Azgın ve zalimleri kahreden) Celîl (Ulu, yüce, kudretli) Dâr (Zarar verenleri cezalandıran) Evvel (Öncesi olmayan, ezelî) Fettâh (En âdil hüküm veren, iyilik kapılarını açan) Gaffâr (Günahı çok bağışlayan) Gafur (Çok bağışlayan) Ganî (Zengin, muhtaç olmayan) Habîr (Her şeyden haberdar olan) Hâdî (Doğruyolu gösteren) Hâfıd (Kâfirleri alçaltan, cezalandıran) Hafiz (Varlıkları yok olmaktan koruyan) Hakk (Mülk sahibi, yok olmayan, âdil) Hakem (Son hükmü veren) Hakîm (Hikmet sahibi) Hâlik (Her şeyiyaratan) Halîm (Çok sakin, dengeli, hoşgörülü) Hamîd (Çok övülen, övgüye lâyık olan) Hasîb (İnsanları hesaba, sorguya çeken) Hayy (Diri, yaşayan, canlı) Kâbid (Ölüm zamanı ruhları alan) Kadir (Her şeye gücü yeten) Kahhâr (Daima üstün gelen) Kavî (Kuvvetli, kudretli, sağlam) Kayyûm (Ezelî ve ebedî her şeyin varlığı kendisine bağlı olan) Kebîr (Şanı ve şerefi, kadri ve kıymeti yüce, ile isim ve sıfatları büyük, ulu) Kerîm (Nimet veren, ihsanı bol olan) Kuddûs (Her türlü eksikliklerden arınmış, tertemiz, kutsallıklarla övülen) Latîf (Çok merhametli, lütufkâr) Mâcid (Şan ve şeref sahibi) Mâlikü’l-Mülk (Mülkün sahibi) Mâni' (Koruyucu, kollayan, yardım eden) Mecîd (Çok itibarlı, şerefli) Melik (Bütün evreni, yaratıklarıyöneten) Metîn (Çok kuvvetli, çok dayanaklı) Mu'ahhir (Geriye bırakan) Muğnî (İnsanlara mal ve mülk veren) Muhsî (Her şeyi iyi bilen) Muhyî (Varlıklara hayat veren) Mu'îd (Ölümden sonra diriltecek) Mu'iz (İzzetli, itibarlı) Mukaddim (Öncesi olmayan, ilk olan) Mukît (Her şeye gücüyeteh) Muksit (Adaletli davranan) Muktedir (Her şeye gücü yeten, kuvvetli) Musavvir (Yaratıklara istediği şekli veren) Mübdi' (Varlıkları ilk yaratan) Mücîb (Duaları, istekleri kabul eden) Müheymin (Bütün hadiseleri bilen) Mü'min (Yaratıklarına güven veren) Mümît (Yaratıkların hayatına son veren) Müntakım (Suçluları cezalandıran) Müte'âlî (Pek yüce, ulu, kusursuz) Mütekebbir (Pekyüce ve ulu) Müzill (Zelil eden, alçaltan) Nâfi' (Faydalı olan) Nûr (Aydınlatan, ışık veren) Râfi' (Peygamber ve müminlerin itibarını, şanını yücelten) Rahim (Çok merhametli) Rahmân (Çok merhametli, şekatli olan) Rakîb (Herkesin hâl ve hareketlerinden haberdar olan) Ra'ûf (Çok merhametli, şekatli olan) Reşîd (Doğru yolu en iyi gösteren) Rezzâk (Bol nimet veren) Sabûr (Çok sabırlı) Samed (Hiç eksiği ve kusuru olmayan, ulu, şanlı, dosdoğru) Selâm (Kullarına sağlık, selâmet ve güven veren) Semi' (Her konuşulanı iyi duyan, en iyi işiten) Şehîd (Her şeyi gören, bilen, haberdar olan, her yerde hazır nazır olan) Şekûr (Sadık kullarına şefaat eden, her ibadeti ödüllendiren) Tevvâb (Tövbeleri çok kabul eden) Vâcid (Hiçbir şeye muhtaç olmayan, her şeyin sahibi) Vâhid (Zatında, isim ve sıfatlarında eşi ve benzeri bulunmayan) Vâlî (Koruyan, kollayan, yardım eden, her işi düzenli yapan) Vâris (Bütün varlıkların sahibi) Vâsi' (Kuvvetli, nimeti ve ihsanı bol) Vedûd (Kullarını çok seven) Vehhâb (Karşılıksız nimet ve ren, ihsanı ve rahmeti bütün kullarına ulaştıran) Vekil (Koruyucu, yardım eden) Velî (Dost, seven, görüp göze ten, kollayan) Zâhir (Her şeye üstün olan ulu ve yüce olan) Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm (İk ram ve ihsan sahibi olan azamet ve kibriya sıfatı olan) esmâ'ü’l-mu'abbede a (»jkll ^0 Allah’ın güze isimlerinden birine “abd” (kul) sözünün eklenmesiyle oluşturulan isimler. Söz geli şi, Abdullallah, Abdulmut talib, Abdulgaffar gibi. esmâ'ü’l-mucerrede a (jj^JI »U>0 Kitap yazarlarınm takma ad veya künye ye rine kendi asıl isimlerinin kullanması. esmâ’ü’l-müfrede a. ( »j> II »L^O Bir başka benzeri bu lunmayan isimler.
- Hakk. 5. Hayy. 6. Kayyûm. 7. Kahhâr. esmâ-i şerîfe a. (üy^ pU^I) Allah’ın kutlu adları. esmâ'ü’l-hüsnâ a. »Lul) Allah’ın güzel adları için kullanılan terim. Kur’ân-ı Kerîm’in “A’râf suresi” (7)nin 180. ayetinde mealen, “En güzel isimler Allah’ındır.” ve “Ta ha suresi” (20)nin 8. ayetinde mealen, “En güzel isimler O’nundur.” denilerek bu sözün özüne ve güzelliğine dikkat çekilmektedir. Ayrıca, sadece Kur’ân-ı Kerîm’de yüzden fazla Allah’a nisbet edilen adlar yanmda hadislerde de pek çok isim geçmektedir. Ancak terim olarak bunların doksan dokuzu etrafında görüş birliği söz konusudur. Allah’ın adlannm “hüsnâ” (en güzel) olarak nitelendirilmesinin sebeplerini Ebubekr İbnü’l- Arabî şöyle sıralamaktadır: 1. “Esmâ-i hüsnâ” Allah hakkında yücelik ve şaşkınlık ifade ettiğinden dolayı kullan üzerinde derin bir saygı uyandırır. 2. İbadette, duada, zikirde kullanılmaları durumunda büyük sevaba vesile olur. 3. AUah’m adları kalplere huzur ve rahatlık verir. 4. “Esmâ-i hüsnâ” bilgisine sahip olanlara bunlar büyük fazüet ve şeref kazandırır. 5. “Esmâ-i hüsnâ” en gerekli ve olgun sıfatları içerdiği için O’nun hakkında aydınlatıcı, doyurucu ve doğru bilgi sahibi olmamızı sağlamış olur. “Esmâ-i hüsnâ”nm sayısınm muhtelif rivayetlerle yüzü aştığı söylenmekle beraber Ebu Hureyre’den kaynaklanan şu hadis doksan dokuz ismini ön plana çıkarmaktadır: “Allah'ın doksan dokuz -yüzden bir eksik- ismi vardır. Bunları ezberleyip benimseyen cennete girer.” Ebu Hureyre’yi kaynak alarak Tirmizî ve İbn Mâce kendi kitaplarına bu hadisi naklederken metnin sonuna da doksan dokuz ismi eklemeyi uygun bulurlar. Tirmizî’nin verdiği doksan dokuz isim şöyle: Allah Adi (âdil, adaletli) Afüvv (Çok bağışlayıcı) Âhır (Ölümsüz, ebedî) Alîm (Her şeyi çok fyi bilen) Alî (Şanı, şerefi, kudreti yüce olan) Azîm (Pek büyük, ulu, yüce) Azîz (Kuvvetli, şerefli, galip, üstün) Bâ'is (Kıyamette ölüleri dirilten) Bâkî (Ölümlü olmayan, ebedî) Bâri' (Yaratan, bir örneği olmayan varlıkları yaratan) Bâsıt (Dilediğine rızkı bol veren) Basîr (Her şeyi her yerde iyi gören) Bâtm (Her şeyin iç yüzünü, sırlarını iyi bilen) Bedî' (Her şeyi bir örneği olmaksızın yaratan) Berr (İyilik eden, çok şefkatli) Câmi* (Kıyamet günü insanları bir araya toplayan) Cebbâr (Azgın ve zalimleri kahreden) Celîl (Ulu, yüce, kudretli) Dâr (Zarar verenleri cezalandıran) Evvel (Öncesi olmayan, ezelî) Fettâh (En âdil hüküm veren, iyilik kapılarını açan) Gaffâr (Günahı çok bağışlayan) Gafur (Çok bağışlayan) Ganî (Zengin, muhtaç olmayan) Habîr (Her şeyden haberdar olan) Hâdî (Doğruyolu gösteren) Hâfıd (Kâfirleri alçaltan, cezalandıran) Hafiz (Varlıkları yok olmaktan koruyan) Hakk (Mülk sahibi, yok olmayan, âdil) Hakem (Son hükmü veren) Hakîm (Hikmet sahibi) Hâlik (Her şeyiyaratan) Halîm (Çok sakin, dengeli, hoşgörülü) Hamîd (Çok övülen, övgüye lâyık olan) Hasîb (İnsanları hesaba, sorguya çeken) Hayy (Diri, yaşayan, canlı) Kâbid (Ölüm zamanı ruhları alan) Kadir (Her şeye gücü yeten) Kahhâr (Daima üstün gelen) Kavî (Kuvvetli, kudretli, sağlam) Kayyûm (Ezelî ve ebedî her şeyin varlığı kendisine bağlı olan) Kebîr (Şanı ve şerefi, kadri ve kıymeti yüce, ile isim ve sıfatları büyük, ulu) Kerîm (Nimet veren, ihsanı bol olan) Kuddûs (Her türlü eksikliklerden arınmış, tertemiz, kutsallıklarla övülen) Latîf (Çok merhametli, lütufkâr) Mâcid (Şan ve şeref sahibi) Mâlikü’l-Mülk (Mülkün sahibi) Mâni' (Koruyucu, kollayan, yardım eden) Mecîd (Çok itibarlı, şerefli) Melik (Bütün evreni, yaratıklarıyöneten) Metîn (Çok kuvvetli, çok dayanaklı) Mu'ahhir (Geriye bırakan) Muğnî (İnsanlara mal ve mülk veren) Muhsî (Her şeyi iyi bilen) Muhyî (Varlıklara hayat veren) Mu'îd (Ölümden sonra diriltecek) Mu'iz (İzzetli, itibarlı) Mukaddim (Öncesi olmayan, ilk olan) Mukît (Her şeye gücüyeteh) Muksit (Adaletli davranan) Muktedir (Her şeye gücü yeten, kuvvetli) Musavvir (Yaratıklara istediği şekli veren) Mübdi' (Varlıkları ilk yaratan) Mücîb (Duaları, istekleri kabul eden) Müheymin (Bütün hadiseleri bilen) Mü'min (Yaratıklarına güven veren) Mümît (Yaratıkların hayatına son veren) Müntakım (Suçluları cezalandıran) Müte'âlî (Pek yüce, ulu, kusursuz) Mütekebbir (Pekyüce ve ulu) Müzill (Zelil eden, alçaltan) Nâfi' (Faydalı olan) Nûr (Aydınlatan, ışık veren) Râfi' (Peygamber ve müminlerin itibarını, şanını yücelten) Rahim (Çok merhametli) Rahmân (Çok merhametli, şekatli olan) Rakîb (Herkesin hâl ve hareketlerinden haberdar olan) Ra'ûf (Çok merhametli, şekatli olan) Reşîd (Doğru yolu en iyi gösteren) Rezzâk (Bol nimet veren) Sabûr (Çok sabırlı) Samed (Hiç eksiği ve kusuru olmayan, ulu, şanlı, dosdoğru) Selâm (Kullarına sağlık, selâmet ve güven veren) Semi' (Her konuşulanı iyi duyan, en iyi işiten) Şehîd (Her şeyi gören, bilen, haberdar olan, her yerde hazır nazır olan) Şekûr (Sadık kullarına şefaat eden, her ibadeti ödüllendiren) Tevvâb (Tövbeleri çok kabul eden) Vâcid (Hiçbir şeye muhtaç olmayan, her şeyin sahibi) Vâhid (Zatında, isim ve sıfatlarında eşi ve benzeri bulunmayan) Vâlî (Koruyan, kollayan, yardım eden, her işi düzenli yapan) Vâris (Bütün varlıkların sahibi) Vâsi' (Kuvvetli, nimeti ve ihsanı bol) Vedûd (Kullarını çok seven) Vehhâb (Karşılıksız nimet ve ren, ihsanı ve rahmeti bütün kullarına ulaştıran) Vekil (Koruyucu, yardım eden) Velî (Dost, seven, görüp göze ten, kollayan) Zâhir (Her şeye üstün olan ulu ve yüce olan) Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm (İk ram ve ihsan sahibi olan azamet ve kibriya sıfatı olan) esmâ'ü’l-mu'abbede a (»jkll ^0 Allah’ın güze isimlerinden birine “abd” (kul) sözünün eklenmesiyle oluşturulan isimler. Söz geli şi, Abdullallah, Abdulmut talib, Abdulgaffar gibi. esmâ'ü’l-mucerrede a (jj^JI »U>0 Kitap yazarlarınm takma ad veya künye ye rine kendi asıl isimlerinin kullanması. esmâ’ü’l-müfrede a. ( »j> II »L^O Bir başka benzeri bu lunmayan isimler.
- Hayy. 6. Kayyûm. 7. Kahhâr. esmâ-i şerîfe a. (üy^ pU^I) Allah’ın kutlu adları. esmâ'ü’l-hüsnâ a. »Lul) Allah’ın güzel adları için kullanılan terim. Kur’ân-ı Kerîm’in “A’râf suresi” (7)nin 180. ayetinde mealen, “En güzel isimler Allah’ındır.” ve “Ta ha suresi” (20)nin 8. ayetinde mealen, “En güzel isimler O’nundur.” denilerek bu sözün özüne ve güzelliğine dikkat çekilmektedir. Ayrıca, sadece Kur’ân-ı Kerîm’de yüzden fazla Allah’a nisbet edilen adlar yanmda hadislerde de pek çok isim geçmektedir. Ancak terim olarak bunların doksan dokuzu etrafında görüş birliği söz konusudur. Allah’ın adlannm “hüsnâ” (en güzel) olarak nitelendirilmesinin sebeplerini Ebubekr İbnü’l- Arabî şöyle sıralamaktadır: 1. “Esmâ-i hüsnâ” Allah hakkında yücelik ve şaşkınlık ifade ettiğinden dolayı kullan üzerinde derin bir saygı uyandırır. 2. İbadette, duada, zikirde kullanılmaları durumunda büyük sevaba vesile olur. 3. AUah’m adları kalplere huzur ve rahatlık verir. 4. “Esmâ-i hüsnâ” bilgisine sahip olanlara bunlar büyük fazüet ve şeref kazandırır. 5. “Esmâ-i hüsnâ” en gerekli ve olgun sıfatları içerdiği için O’nun hakkında aydınlatıcı, doyurucu ve doğru bilgi sahibi olmamızı sağlamış olur. “Esmâ-i hüsnâ”nm sayısınm muhtelif rivayetlerle yüzü aştığı söylenmekle beraber Ebu Hureyre’den kaynaklanan şu hadis doksan dokuz ismini ön plana çıkarmaktadır: “Allah'ın doksan dokuz -yüzden bir eksik- ismi vardır. Bunları ezberleyip benimseyen cennete girer.” Ebu Hureyre’yi kaynak alarak Tirmizî ve İbn Mâce kendi kitaplarına bu hadisi naklederken metnin sonuna da doksan dokuz ismi eklemeyi uygun bulurlar. Tirmizî’nin verdiği doksan dokuz isim şöyle: Allah Adi (âdil, adaletli) Afüvv (Çok bağışlayıcı) Âhır (Ölümsüz, ebedî) Alîm (Her şeyi çok fyi bilen) Alî (Şanı, şerefi, kudreti yüce olan) Azîm (Pek büyük, ulu, yüce) Azîz (Kuvvetli, şerefli, galip, üstün) Bâ'is (Kıyamette ölüleri dirilten) Bâkî (Ölümlü olmayan, ebedî) Bâri' (Yaratan, bir örneği olmayan varlıkları yaratan) Bâsıt (Dilediğine rızkı bol veren) Basîr (Her şeyi her yerde iyi gören) Bâtm (Her şeyin iç yüzünü, sırlarını iyi bilen) Bedî' (Her şeyi bir örneği olmaksızın yaratan) Berr (İyilik eden, çok şefkatli) Câmi* (Kıyamet günü insanları bir araya toplayan) Cebbâr (Azgın ve zalimleri kahreden) Celîl (Ulu, yüce, kudretli) Dâr (Zarar verenleri cezalandıran) Evvel (Öncesi olmayan, ezelî) Fettâh (En âdil hüküm veren, iyilik kapılarını açan) Gaffâr (Günahı çok bağışlayan) Gafur (Çok bağışlayan) Ganî (Zengin, muhtaç olmayan) Habîr (Her şeyden haberdar olan) Hâdî (Doğruyolu gösteren) Hâfıd (Kâfirleri alçaltan, cezalandıran) Hafiz (Varlıkları yok olmaktan koruyan) Hakk (Mülk sahibi, yok olmayan, âdil) Hakem (Son hükmü veren) Hakîm (Hikmet sahibi) Hâlik (Her şeyiyaratan) Halîm (Çok sakin, dengeli, hoşgörülü) Hamîd (Çok övülen, övgüye lâyık olan) Hasîb (İnsanları hesaba, sorguya çeken) Hayy (Diri, yaşayan, canlı) Kâbid (Ölüm zamanı ruhları alan) Kadir (Her şeye gücü yeten) Kahhâr (Daima üstün gelen) Kavî (Kuvvetli, kudretli, sağlam) Kayyûm (Ezelî ve ebedî her şeyin varlığı kendisine bağlı olan) Kebîr (Şanı ve şerefi, kadri ve kıymeti yüce, ile isim ve sıfatları büyük, ulu) Kerîm (Nimet veren, ihsanı bol olan) Kuddûs (Her türlü eksikliklerden arınmış, tertemiz, kutsallıklarla övülen) Latîf (Çok merhametli, lütufkâr) Mâcid (Şan ve şeref sahibi) Mâlikü’l-Mülk (Mülkün sahibi) Mâni' (Koruyucu, kollayan, yardım eden) Mecîd (Çok itibarlı, şerefli) Melik (Bütün evreni, yaratıklarıyöneten) Metîn (Çok kuvvetli, çok dayanaklı) Mu'ahhir (Geriye bırakan) Muğnî (İnsanlara mal ve mülk veren) Muhsî (Her şeyi iyi bilen) Muhyî (Varlıklara hayat veren) Mu'îd (Ölümden sonra diriltecek) Mu'iz (İzzetli, itibarlı) Mukaddim (Öncesi olmayan, ilk olan) Mukît (Her şeye gücüyeteh) Muksit (Adaletli davranan) Muktedir (Her şeye gücü yeten, kuvvetli) Musavvir (Yaratıklara istediği şekli veren) Mübdi' (Varlıkları ilk yaratan) Mücîb (Duaları, istekleri kabul eden) Müheymin (Bütün hadiseleri bilen) Mü'min (Yaratıklarına güven veren) Mümît (Yaratıkların hayatına son veren) Müntakım (Suçluları cezalandıran) Müte'âlî (Pek yüce, ulu, kusursuz) Mütekebbir (Pekyüce ve ulu) Müzill (Zelil eden, alçaltan) Nâfi' (Faydalı olan) Nûr (Aydınlatan, ışık veren) Râfi' (Peygamber ve müminlerin itibarını, şanını yücelten) Rahim (Çok merhametli) Rahmân (Çok merhametli, şekatli olan) Rakîb (Herkesin hâl ve hareketlerinden haberdar olan) Ra'ûf (Çok merhametli, şekatli olan) Reşîd (Doğru yolu en iyi gösteren) Rezzâk (Bol nimet veren) Sabûr (Çok sabırlı) Samed (Hiç eksiği ve kusuru olmayan, ulu, şanlı, dosdoğru) Selâm (Kullarına sağlık, selâmet ve güven veren) Semi' (Her konuşulanı iyi duyan, en iyi işiten) Şehîd (Her şeyi gören, bilen, haberdar olan, her yerde hazır nazır olan) Şekûr (Sadık kullarına şefaat eden, her ibadeti ödüllendiren) Tevvâb (Tövbeleri çok kabul eden) Vâcid (Hiçbir şeye muhtaç olmayan, her şeyin sahibi) Vâhid (Zatında, isim ve sıfatlarında eşi ve benzeri bulunmayan) Vâlî (Koruyan, kollayan, yardım eden, her işi düzenli yapan) Vâris (Bütün varlıkların sahibi) Vâsi' (Kuvvetli, nimeti ve ihsanı bol) Vedûd (Kullarını çok seven) Vehhâb (Karşılıksız nimet ve ren, ihsanı ve rahmeti bütün kullarına ulaştıran) Vekil (Koruyucu, yardım eden) Velî (Dost, seven, görüp göze ten, kollayan) Zâhir (Her şeye üstün olan ulu ve yüce olan) Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm (İk ram ve ihsan sahibi olan azamet ve kibriya sıfatı olan) esmâ'ü’l-mu'abbede a (»jkll ^0 Allah’ın güze isimlerinden birine “abd” (kul) sözünün eklenmesiyle oluşturulan isimler. Söz geli şi, Abdullallah, Abdulmut talib, Abdulgaffar gibi. esmâ'ü’l-mucerrede a (jj^JI »U>0 Kitap yazarlarınm takma ad veya künye ye rine kendi asıl isimlerinin kullanması. esmâ’ü’l-müfrede a. ( »j> II »L^O Bir başka benzeri bu lunmayan isimler.
- Kayyûm. 7. Kahhâr. esmâ-i şerîfe a. (üy^ pU^I) Allah’ın kutlu adları. esmâ'ü’l-hüsnâ a. »Lul) Allah’ın güzel adları için kullanılan terim. Kur’ân-ı Kerîm’in “A’râf suresi” (7)nin 180. ayetinde mealen, “En güzel isimler Allah’ındır.” ve “Ta ha suresi” (20)nin 8. ayetinde mealen, “En güzel isimler O’nundur.” denilerek bu sözün özüne ve güzelliğine dikkat çekilmektedir. Ayrıca, sadece Kur’ân-ı Kerîm’de yüzden fazla Allah’a nisbet edilen adlar yanmda hadislerde de pek çok isim geçmektedir. Ancak terim olarak bunların doksan dokuzu etrafında görüş birliği söz konusudur. Allah’ın adlannm “hüsnâ” (en güzel) olarak nitelendirilmesinin sebeplerini Ebubekr İbnü’l- Arabî şöyle sıralamaktadır: 1. “Esmâ-i hüsnâ” Allah hakkında yücelik ve şaşkınlık ifade ettiğinden dolayı kullan üzerinde derin bir saygı uyandırır. 2. İbadette, duada, zikirde kullanılmaları durumunda büyük sevaba vesile olur. 3. AUah’m adları kalplere huzur ve rahatlık verir. 4. “Esmâ-i hüsnâ” bilgisine sahip olanlara bunlar büyük fazüet ve şeref kazandırır. 5. “Esmâ-i hüsnâ” en gerekli ve olgun sıfatları içerdiği için O’nun hakkında aydınlatıcı, doyurucu ve doğru bilgi sahibi olmamızı sağlamış olur. “Esmâ-i hüsnâ”nm sayısınm muhtelif rivayetlerle yüzü aştığı söylenmekle beraber Ebu Hureyre’den kaynaklanan şu hadis doksan dokuz ismini ön plana çıkarmaktadır: “Allah'ın doksan dokuz -yüzden bir eksik- ismi vardır. Bunları ezberleyip benimseyen cennete girer.” Ebu Hureyre’yi kaynak alarak Tirmizî ve İbn Mâce kendi kitaplarına bu hadisi naklederken metnin sonuna da doksan dokuz ismi eklemeyi uygun bulurlar. Tirmizî’nin verdiği doksan dokuz isim şöyle: Allah Adi (âdil, adaletli) Afüvv (Çok bağışlayıcı) Âhır (Ölümsüz, ebedî) Alîm (Her şeyi çok fyi bilen) Alî (Şanı, şerefi, kudreti yüce olan) Azîm (Pek büyük, ulu, yüce) Azîz (Kuvvetli, şerefli, galip, üstün) Bâ'is (Kıyamette ölüleri dirilten) Bâkî (Ölümlü olmayan, ebedî) Bâri' (Yaratan, bir örneği olmayan varlıkları yaratan) Bâsıt (Dilediğine rızkı bol veren) Basîr (Her şeyi her yerde iyi gören) Bâtm (Her şeyin iç yüzünü, sırlarını iyi bilen) Bedî' (Her şeyi bir örneği olmaksızın yaratan) Berr (İyilik eden, çok şefkatli) Câmi* (Kıyamet günü insanları bir araya toplayan) Cebbâr (Azgın ve zalimleri kahreden) Celîl (Ulu, yüce, kudretli) Dâr (Zarar verenleri cezalandıran) Evvel (Öncesi olmayan, ezelî) Fettâh (En âdil hüküm veren, iyilik kapılarını açan) Gaffâr (Günahı çok bağışlayan) Gafur (Çok bağışlayan) Ganî (Zengin, muhtaç olmayan) Habîr (Her şeyden haberdar olan) Hâdî (Doğruyolu gösteren) Hâfıd (Kâfirleri alçaltan, cezalandıran) Hafiz (Varlıkları yok olmaktan koruyan) Hakk (Mülk sahibi, yok olmayan, âdil) Hakem (Son hükmü veren) Hakîm (Hikmet sahibi) Hâlik (Her şeyiyaratan) Halîm (Çok sakin, dengeli, hoşgörülü) Hamîd (Çok övülen, övgüye lâyık olan) Hasîb (İnsanları hesaba, sorguya çeken) Hayy (Diri, yaşayan, canlı) Kâbid (Ölüm zamanı ruhları alan) Kadir (Her şeye gücü yeten) Kahhâr (Daima üstün gelen) Kavî (Kuvvetli, kudretli, sağlam) Kayyûm (Ezelî ve ebedî her şeyin varlığı kendisine bağlı olan) Kebîr (Şanı ve şerefi, kadri ve kıymeti yüce, ile isim ve sıfatları büyük, ulu) Kerîm (Nimet veren, ihsanı bol olan) Kuddûs (Her türlü eksikliklerden arınmış, tertemiz, kutsallıklarla övülen) Latîf (Çok merhametli, lütufkâr) Mâcid (Şan ve şeref sahibi) Mâlikü’l-Mülk (Mülkün sahibi) Mâni' (Koruyucu, kollayan, yardım eden) Mecîd (Çok itibarlı, şerefli) Melik (Bütün evreni, yaratıklarıyöneten) Metîn (Çok kuvvetli, çok dayanaklı) Mu'ahhir (Geriye bırakan) Muğnî (İnsanlara mal ve mülk veren) Muhsî (Her şeyi iyi bilen) Muhyî (Varlıklara hayat veren) Mu'îd (Ölümden sonra diriltecek) Mu'iz (İzzetli, itibarlı) Mukaddim (Öncesi olmayan, ilk olan) Mukît (Her şeye gücüyeteh) Muksit (Adaletli davranan) Muktedir (Her şeye gücü yeten, kuvvetli) Musavvir (Yaratıklara istediği şekli veren) Mübdi' (Varlıkları ilk yaratan) Mücîb (Duaları, istekleri kabul eden) Müheymin (Bütün hadiseleri bilen) Mü'min (Yaratıklarına güven veren) Mümît (Yaratıkların hayatına son veren) Müntakım (Suçluları cezalandıran) Müte'âlî (Pek yüce, ulu, kusursuz) Mütekebbir (Pekyüce ve ulu) Müzill (Zelil eden, alçaltan) Nâfi' (Faydalı olan) Nûr (Aydınlatan, ışık veren) Râfi' (Peygamber ve müminlerin itibarını, şanını yücelten) Rahim (Çok merhametli) Rahmân (Çok merhametli, şekatli olan) Rakîb (Herkesin hâl ve hareketlerinden haberdar olan) Ra'ûf (Çok merhametli, şekatli olan) Reşîd (Doğru yolu en iyi gösteren) Rezzâk (Bol nimet veren) Sabûr (Çok sabırlı) Samed (Hiç eksiği ve kusuru olmayan, ulu, şanlı, dosdoğru) Selâm (Kullarına sağlık, selâmet ve güven veren) Semi' (Her konuşulanı iyi duyan, en iyi işiten) Şehîd (Her şeyi gören, bilen, haberdar olan, her yerde hazır nazır olan) Şekûr (Sadık kullarına şefaat eden, her ibadeti ödüllendiren) Tevvâb (Tövbeleri çok kabul eden) Vâcid (Hiçbir şeye muhtaç olmayan, her şeyin sahibi) Vâhid (Zatında, isim ve sıfatlarında eşi ve benzeri bulunmayan) Vâlî (Koruyan, kollayan, yardım eden, her işi düzenli yapan) Vâris (Bütün varlıkların sahibi) Vâsi' (Kuvvetli, nimeti ve ihsanı bol) Vedûd (Kullarını çok seven) Vehhâb (Karşılıksız nimet ve ren, ihsanı ve rahmeti bütün kullarına ulaştıran) Vekil (Koruyucu, yardım eden) Velî (Dost, seven, görüp göze ten, kollayan) Zâhir (Her şeye üstün olan ulu ve yüce olan) Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm (İk ram ve ihsan sahibi olan azamet ve kibriya sıfatı olan) esmâ'ü’l-mu'abbede a (»jkll ^0 Allah’ın güze isimlerinden birine “abd” (kul) sözünün eklenmesiyle oluşturulan isimler. Söz geli şi, Abdullallah, Abdulmut talib, Abdulgaffar gibi. esmâ'ü’l-mucerrede a (jj^JI »U>0 Kitap yazarlarınm takma ad veya künye ye rine kendi asıl isimlerinin kullanması. esmâ’ü’l-müfrede a. ( »j> II »L^O Bir başka benzeri bu lunmayan isimler.
- Kahhâr. esmâ-i şerîfe a. (üy^ pU^I) Allah’ın kutlu adları. esmâ'ü’l-hüsnâ a. »Lul) Allah’ın güzel adları için kullanılan terim. Kur’ân-ı Kerîm’in “A’râf suresi” (7)nin 180. ayetinde mealen, “En güzel isimler Allah’ındır.” ve “Ta ha suresi” (20)nin 8. ayetinde mealen, “En güzel isimler O’nundur.” denilerek bu sözün özüne ve güzelliğine dikkat çekilmektedir. Ayrıca, sadece Kur’ân-ı Kerîm’de yüzden fazla Allah’a nisbet edilen adlar yanmda hadislerde de pek çok isim geçmektedir. Ancak terim olarak bunların doksan dokuzu etrafında görüş birliği söz konusudur. Allah’ın adlannm “hüsnâ” (en güzel) olarak nitelendirilmesinin sebeplerini Ebubekr İbnü’l- Arabî şöyle sıralamaktadır: 1. “Esmâ-i hüsnâ” Allah hakkında yücelik ve şaşkınlık ifade ettiğinden dolayı kullan üzerinde derin bir saygı uyandırır. 2. İbadette, duada, zikirde kullanılmaları durumunda büyük sevaba vesile olur. 3. AUah’m adları kalplere huzur ve rahatlık verir. 4. “Esmâ-i hüsnâ” bilgisine sahip olanlara bunlar büyük fazüet ve şeref kazandırır. 5. “Esmâ-i hüsnâ” en gerekli ve olgun sıfatları içerdiği için O’nun hakkında aydınlatıcı, doyurucu ve doğru bilgi sahibi olmamızı sağlamış olur. “Esmâ-i hüsnâ”nm sayısınm muhtelif rivayetlerle yüzü aştığı söylenmekle beraber Ebu Hureyre’den kaynaklanan şu hadis doksan dokuz ismini ön plana çıkarmaktadır: “Allah'ın doksan dokuz -yüzden bir eksik- ismi vardır. Bunları ezberleyip benimseyen cennete girer.” Ebu Hureyre’yi kaynak alarak Tirmizî ve İbn Mâce kendi kitaplarına bu hadisi naklederken metnin sonuna da doksan dokuz ismi eklemeyi uygun bulurlar. Tirmizî’nin verdiği doksan dokuz isim şöyle: Allah Adi (âdil, adaletli) Afüvv (Çok bağışlayıcı) Âhır (Ölümsüz, ebedî) Alîm (Her şeyi çok fyi bilen) Alî (Şanı, şerefi, kudreti yüce olan) Azîm (Pek büyük, ulu, yüce) Azîz (Kuvvetli, şerefli, galip, üstün) Bâ'is (Kıyamette ölüleri dirilten) Bâkî (Ölümlü olmayan, ebedî) Bâri' (Yaratan, bir örneği olmayan varlıkları yaratan) Bâsıt (Dilediğine rızkı bol veren) Basîr (Her şeyi her yerde iyi gören) Bâtm (Her şeyin iç yüzünü, sırlarını iyi bilen) Bedî' (Her şeyi bir örneği olmaksızın yaratan) Berr (İyilik eden, çok şefkatli) Câmi* (Kıyamet günü insanları bir araya toplayan) Cebbâr (Azgın ve zalimleri kahreden) Celîl (Ulu, yüce, kudretli) Dâr (Zarar verenleri cezalandıran) Evvel (Öncesi olmayan, ezelî) Fettâh (En âdil hüküm veren, iyilik kapılarını açan) Gaffâr (Günahı çok bağışlayan) Gafur (Çok bağışlayan) Ganî (Zengin, muhtaç olmayan) Habîr (Her şeyden haberdar olan) Hâdî (Doğruyolu gösteren) Hâfıd (Kâfirleri alçaltan, cezalandıran) Hafiz (Varlıkları yok olmaktan koruyan) Hakk (Mülk sahibi, yok olmayan, âdil) Hakem (Son hükmü veren) Hakîm (Hikmet sahibi) Hâlik (Her şeyiyaratan) Halîm (Çok sakin, dengeli, hoşgörülü) Hamîd (Çok övülen, övgüye lâyık olan) Hasîb (İnsanları hesaba, sorguya çeken) Hayy (Diri, yaşayan, canlı) Kâbid (Ölüm zamanı ruhları alan) Kadir (Her şeye gücü yeten) Kahhâr (Daima üstün gelen) Kavî (Kuvvetli, kudretli, sağlam) Kayyûm (Ezelî ve ebedî her şeyin varlığı kendisine bağlı olan) Kebîr (Şanı ve şerefi, kadri ve kıymeti yüce, ile isim ve sıfatları büyük, ulu) Kerîm (Nimet veren, ihsanı bol olan) Kuddûs (Her türlü eksikliklerden arınmış, tertemiz, kutsallıklarla övülen) Latîf (Çok merhametli, lütufkâr) Mâcid (Şan ve şeref sahibi) Mâlikü’l-Mülk (Mülkün sahibi) Mâni' (Koruyucu, kollayan, yardım eden) Mecîd (Çok itibarlı, şerefli) Melik (Bütün evreni, yaratıklarıyöneten) Metîn (Çok kuvvetli, çok dayanaklı) Mu'ahhir (Geriye bırakan) Muğnî (İnsanlara mal ve mülk veren) Muhsî (Her şeyi iyi bilen) Muhyî (Varlıklara hayat veren) Mu'îd (Ölümden sonra diriltecek) Mu'iz (İzzetli, itibarlı) Mukaddim (Öncesi olmayan, ilk olan) Mukît (Her şeye gücüyeteh) Muksit (Adaletli davranan) Muktedir (Her şeye gücü yeten, kuvvetli) Musavvir (Yaratıklara istediği şekli veren) Mübdi' (Varlıkları ilk yaratan) Mücîb (Duaları, istekleri kabul eden) Müheymin (Bütün hadiseleri bilen) Mü'min (Yaratıklarına güven veren) Mümît (Yaratıkların hayatına son veren) Müntakım (Suçluları cezalandıran) Müte'âlî (Pek yüce, ulu, kusursuz) Mütekebbir (Pekyüce ve ulu) Müzill (Zelil eden, alçaltan) Nâfi' (Faydalı olan) Nûr (Aydınlatan, ışık veren) Râfi' (Peygamber ve müminlerin itibarını, şanını yücelten) Rahim (Çok merhametli) Rahmân (Çok merhametli, şekatli olan) Rakîb (Herkesin hâl ve hareketlerinden haberdar olan) Ra'ûf (Çok merhametli, şekatli olan) Reşîd (Doğru yolu en iyi gösteren) Rezzâk (Bol nimet veren) Sabûr (Çok sabırlı) Samed (Hiç eksiği ve kusuru olmayan, ulu, şanlı, dosdoğru) Selâm (Kullarına sağlık, selâmet ve güven veren) Semi' (Her konuşulanı iyi duyan, en iyi işiten) Şehîd (Her şeyi gören, bilen, haberdar olan, her yerde hazır nazır olan) Şekûr (Sadık kullarına şefaat eden, her ibadeti ödüllendiren) Tevvâb (Tövbeleri çok kabul eden) Vâcid (Hiçbir şeye muhtaç olmayan, her şeyin sahibi) Vâhid (Zatında, isim ve sıfatlarında eşi ve benzeri bulunmayan) Vâlî (Koruyan, kollayan, yardım eden, her işi düzenli yapan) Vâris (Bütün varlıkların sahibi) Vâsi' (Kuvvetli, nimeti ve ihsanı bol) Vedûd (Kullarını çok seven) Vehhâb (Karşılıksız nimet ve ren, ihsanı ve rahmeti bütün kullarına ulaştıran) Vekil (Koruyucu, yardım eden) Velî (Dost, seven, görüp göze ten, kollayan) Zâhir (Her şeye üstün olan ulu ve yüce olan) Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm (İk ram ve ihsan sahibi olan azamet ve kibriya sıfatı olan) esmâ'ü’l-mu'abbede a (»jkll ^0 Allah’ın güze isimlerinden birine “abd” (kul) sözünün eklenmesiyle oluşturulan isimler. Söz geli şi, Abdullallah, Abdulmut talib, Abdulgaffar gibi. esmâ'ü’l-mucerrede a (jj^JI »U>0 Kitap yazarlarınm takma ad veya künye ye rine kendi asıl isimlerinin kullanması. esmâ’ü’l-müfrede a. ( »j> II »L^O Bir başka benzeri bu lunmayan isimler.
- İbadette, duada, zikirde kullanılmaları durumunda büyük sevaba vesile olur. 3. AUah’m adları kalplere huzur ve rahatlık verir. 4. “Esmâ-i hüsnâ” bilgisine sahip olanlara bunlar büyük fazüet ve şeref kazandırır. 5. “Esmâ-i hüsnâ” en gerekli ve olgun sıfatları içerdiği için O’nun hakkında aydınlatıcı, doyurucu ve doğru bilgi sahibi olmamızı sağlamış olur. “Esmâ-i hüsnâ”nm sayısınm muhtelif rivayetlerle yüzü aştığı söylenmekle beraber Ebu Hureyre’den kaynaklanan şu hadis doksan dokuz ismini ön plana çıkarmaktadır: “Allah'ın doksan dokuz -yüzden bir eksik- ismi vardır. Bunları ezberleyip benimseyen cennete girer.” Ebu Hureyre’yi kaynak alarak Tirmizî ve İbn Mâce kendi kitaplarına bu hadisi naklederken metnin sonuna da doksan dokuz ismi eklemeyi uygun bulurlar. Tirmizî’nin verdiği doksan dokuz isim şöyle: Allah Adi (âdil, adaletli) Afüvv (Çok bağışlayıcı) Âhır (Ölümsüz, ebedî) Alîm (Her şeyi çok fyi bilen) Alî (Şanı, şerefi, kudreti yüce olan) Azîm (Pek büyük, ulu, yüce) Azîz (Kuvvetli, şerefli, galip, üstün) Bâ'is (Kıyamette ölüleri dirilten) Bâkî (Ölümlü olmayan, ebedî) Bâri' (Yaratan, bir örneği olmayan varlıkları yaratan) Bâsıt (Dilediğine rızkı bol veren) Basîr (Her şeyi her yerde iyi gören) Bâtm (Her şeyin iç yüzünü, sırlarını iyi bilen) Bedî' (Her şeyi bir örneği olmaksızın yaratan) Berr (İyilik eden, çok şefkatli) Câmi* (Kıyamet günü insanları bir araya toplayan) Cebbâr (Azgın ve zalimleri kahreden) Celîl (Ulu, yüce, kudretli) Dâr (Zarar verenleri cezalandıran) Evvel (Öncesi olmayan, ezelî) Fettâh (En âdil hüküm veren, iyilik kapılarını açan) Gaffâr (Günahı çok bağışlayan) Gafur (Çok bağışlayan) Ganî (Zengin, muhtaç olmayan) Habîr (Her şeyden haberdar olan) Hâdî (Doğruyolu gösteren) Hâfıd (Kâfirleri alçaltan, cezalandıran) Hafiz (Varlıkları yok olmaktan koruyan) Hakk (Mülk sahibi, yok olmayan, âdil) Hakem (Son hükmü veren) Hakîm (Hikmet sahibi) Hâlik (Her şeyiyaratan) Halîm (Çok sakin, dengeli, hoşgörülü) Hamîd (Çok övülen, övgüye lâyık olan) Hasîb (İnsanları hesaba, sorguya çeken) Hayy (Diri, yaşayan, canlı) Kâbid (Ölüm zamanı ruhları alan) Kadir (Her şeye gücü yeten) Kahhâr (Daima üstün gelen) Kavî (Kuvvetli, kudretli, sağlam) Kayyûm (Ezelî ve ebedî her şeyin varlığı kendisine bağlı olan) Kebîr (Şanı ve şerefi, kadri ve kıymeti yüce, ile isim ve sıfatları büyük, ulu) Kerîm (Nimet veren, ihsanı bol olan) Kuddûs (Her türlü eksikliklerden arınmış, tertemiz, kutsallıklarla övülen) Latîf (Çok merhametli, lütufkâr) Mâcid (Şan ve şeref sahibi) Mâlikü’l-Mülk (Mülkün sahibi) Mâni' (Koruyucu, kollayan, yardım eden) Mecîd (Çok itibarlı, şerefli) Melik (Bütün evreni, yaratıklarıyöneten) Metîn (Çok kuvvetli, çok dayanaklı) Mu'ahhir (Geriye bırakan) Muğnî (İnsanlara mal ve mülk veren) Muhsî (Her şeyi iyi bilen) Muhyî (Varlıklara hayat veren) Mu'îd (Ölümden sonra diriltecek) Mu'iz (İzzetli, itibarlı) Mukaddim (Öncesi olmayan, ilk olan) Mukît (Her şeye gücüyeteh) Muksit (Adaletli davranan) Muktedir (Her şeye gücü yeten, kuvvetli) Musavvir (Yaratıklara istediği şekli veren) Mübdi' (Varlıkları ilk yaratan) Mücîb (Duaları, istekleri kabul eden) Müheymin (Bütün hadiseleri bilen) Mü'min (Yaratıklarına güven veren) Mümît (Yaratıkların hayatına son veren) Müntakım (Suçluları cezalandıran) Müte'âlî (Pek yüce, ulu, kusursuz) Mütekebbir (Pekyüce ve ulu) Müzill (Zelil eden, alçaltan) Nâfi' (Faydalı olan) Nûr (Aydınlatan, ışık veren) Râfi' (Peygamber ve müminlerin itibarını, şanını yücelten) Rahim (Çok merhametli) Rahmân (Çok merhametli, şekatli olan) Rakîb (Herkesin hâl ve hareketlerinden haberdar olan) Ra'ûf (Çok merhametli, şekatli olan) Reşîd (Doğru yolu en iyi gösteren) Rezzâk (Bol nimet veren) Sabûr (Çok sabırlı) Samed (Hiç eksiği ve kusuru olmayan, ulu, şanlı, dosdoğru) Selâm (Kullarına sağlık, selâmet ve güven veren) Semi' (Her konuşulanı iyi duyan, en iyi işiten) Şehîd (Her şeyi gören, bilen, haberdar olan, her yerde hazır nazır olan) Şekûr (Sadık kullarına şefaat eden, her ibadeti ödüllendiren) Tevvâb (Tövbeleri çok kabul eden) Vâcid (Hiçbir şeye muhtaç olmayan, her şeyin sahibi) Vâhid (Zatında, isim ve sıfatlarında eşi ve benzeri bulunmayan) Vâlî (Koruyan, kollayan, yardım eden, her işi düzenli yapan) Vâris (Bütün varlıkların sahibi) Vâsi' (Kuvvetli, nimeti ve ihsanı bol) Vedûd (Kullarını çok seven) Vehhâb (Karşılıksız nimet ve ren, ihsanı ve rahmeti bütün kullarına ulaştıran) Vekil (Koruyucu, yardım eden) Velî (Dost, seven, görüp göze ten, kollayan) Zâhir (Her şeye üstün olan ulu ve yüce olan) Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm (İk ram ve ihsan sahibi olan azamet ve kibriya sıfatı olan) esmâ'ü’l-mu'abbede a (»jkll ^0 Allah’ın güze isimlerinden birine “abd” (kul) sözünün eklenmesiyle oluşturulan isimler. Söz geli şi, Abdullallah, Abdulmut talib, Abdulgaffar gibi. esmâ'ü’l-mucerrede a (jj^JI »U>0 Kitap yazarlarınm takma ad veya künye ye rine kendi asıl isimlerinin kullanması. esmâ’ü’l-müfrede a. ( »j> II »L^O Bir başka benzeri bu lunmayan isimler.
- AUah’m adları kalplere huzur ve rahatlık verir. 4. “Esmâ-i hüsnâ” bilgisine sahip olanlara bunlar büyük fazüet ve şeref kazandırır. 5. “Esmâ-i hüsnâ” en gerekli ve olgun sıfatları içerdiği için O’nun hakkında aydınlatıcı, doyurucu ve doğru bilgi sahibi olmamızı sağlamış olur. “Esmâ-i hüsnâ”nm sayısınm muhtelif rivayetlerle yüzü aştığı söylenmekle beraber Ebu Hureyre’den kaynaklanan şu hadis doksan dokuz ismini ön plana çıkarmaktadır: “Allah'ın doksan dokuz -yüzden bir eksik- ismi vardır. Bunları ezberleyip benimseyen cennete girer.” Ebu Hureyre’yi kaynak alarak Tirmizî ve İbn Mâce kendi kitaplarına bu hadisi naklederken metnin sonuna da doksan dokuz ismi eklemeyi uygun bulurlar. Tirmizî’nin verdiği doksan dokuz isim şöyle: Allah Adi (âdil, adaletli) Afüvv (Çok bağışlayıcı) Âhır (Ölümsüz, ebedî) Alîm (Her şeyi çok fyi bilen) Alî (Şanı, şerefi, kudreti yüce olan) Azîm (Pek büyük, ulu, yüce) Azîz (Kuvvetli, şerefli, galip, üstün) Bâ'is (Kıyamette ölüleri dirilten) Bâkî (Ölümlü olmayan, ebedî) Bâri' (Yaratan, bir örneği olmayan varlıkları yaratan) Bâsıt (Dilediğine rızkı bol veren) Basîr (Her şeyi her yerde iyi gören) Bâtm (Her şeyin iç yüzünü, sırlarını iyi bilen) Bedî' (Her şeyi bir örneği olmaksızın yaratan) Berr (İyilik eden, çok şefkatli) Câmi* (Kıyamet günü insanları bir araya toplayan) Cebbâr (Azgın ve zalimleri kahreden) Celîl (Ulu, yüce, kudretli) Dâr (Zarar verenleri cezalandıran) Evvel (Öncesi olmayan, ezelî) Fettâh (En âdil hüküm veren, iyilik kapılarını açan) Gaffâr (Günahı çok bağışlayan) Gafur (Çok bağışlayan) Ganî (Zengin, muhtaç olmayan) Habîr (Her şeyden haberdar olan) Hâdî (Doğruyolu gösteren) Hâfıd (Kâfirleri alçaltan, cezalandıran) Hafiz (Varlıkları yok olmaktan koruyan) Hakk (Mülk sahibi, yok olmayan, âdil) Hakem (Son hükmü veren) Hakîm (Hikmet sahibi) Hâlik (Her şeyiyaratan) Halîm (Çok sakin, dengeli, hoşgörülü) Hamîd (Çok övülen, övgüye lâyık olan) Hasîb (İnsanları hesaba, sorguya çeken) Hayy (Diri, yaşayan, canlı) Kâbid (Ölüm zamanı ruhları alan) Kadir (Her şeye gücü yeten) Kahhâr (Daima üstün gelen) Kavî (Kuvvetli, kudretli, sağlam) Kayyûm (Ezelî ve ebedî her şeyin varlığı kendisine bağlı olan) Kebîr (Şanı ve şerefi, kadri ve kıymeti yüce, ile isim ve sıfatları büyük, ulu) Kerîm (Nimet veren, ihsanı bol olan) Kuddûs (Her türlü eksikliklerden arınmış, tertemiz, kutsallıklarla övülen) Latîf (Çok merhametli, lütufkâr) Mâcid (Şan ve şeref sahibi) Mâlikü’l-Mülk (Mülkün sahibi) Mâni' (Koruyucu, kollayan, yardım eden) Mecîd (Çok itibarlı, şerefli) Melik (Bütün evreni, yaratıklarıyöneten) Metîn (Çok kuvvetli, çok dayanaklı) Mu'ahhir (Geriye bırakan) Muğnî (İnsanlara mal ve mülk veren) Muhsî (Her şeyi iyi bilen) Muhyî (Varlıklara hayat veren) Mu'îd (Ölümden sonra diriltecek) Mu'iz (İzzetli, itibarlı) Mukaddim (Öncesi olmayan, ilk olan) Mukît (Her şeye gücüyeteh) Muksit (Adaletli davranan) Muktedir (Her şeye gücü yeten, kuvvetli) Musavvir (Yaratıklara istediği şekli veren) Mübdi' (Varlıkları ilk yaratan) Mücîb (Duaları, istekleri kabul eden) Müheymin (Bütün hadiseleri bilen) Mü'min (Yaratıklarına güven veren) Mümît (Yaratıkların hayatına son veren) Müntakım (Suçluları cezalandıran) Müte'âlî (Pek yüce, ulu, kusursuz) Mütekebbir (Pekyüce ve ulu) Müzill (Zelil eden, alçaltan) Nâfi' (Faydalı olan) Nûr (Aydınlatan, ışık veren) Râfi' (Peygamber ve müminlerin itibarını, şanını yücelten) Rahim (Çok merhametli) Rahmân (Çok merhametli, şekatli olan) Rakîb (Herkesin hâl ve hareketlerinden haberdar olan) Ra'ûf (Çok merhametli, şekatli olan) Reşîd (Doğru yolu en iyi gösteren) Rezzâk (Bol nimet veren) Sabûr (Çok sabırlı) Samed (Hiç eksiği ve kusuru olmayan, ulu, şanlı, dosdoğru) Selâm (Kullarına sağlık, selâmet ve güven veren) Semi' (Her konuşulanı iyi duyan, en iyi işiten) Şehîd (Her şeyi gören, bilen, haberdar olan, her yerde hazır nazır olan) Şekûr (Sadık kullarına şefaat eden, her ibadeti ödüllendiren) Tevvâb (Tövbeleri çok kabul eden) Vâcid (Hiçbir şeye muhtaç olmayan, her şeyin sahibi) Vâhid (Zatında, isim ve sıfatlarında eşi ve benzeri bulunmayan) Vâlî (Koruyan, kollayan, yardım eden, her işi düzenli yapan) Vâris (Bütün varlıkların sahibi) Vâsi' (Kuvvetli, nimeti ve ihsanı bol) Vedûd (Kullarını çok seven) Vehhâb (Karşılıksız nimet ve ren, ihsanı ve rahmeti bütün kullarına ulaştıran) Vekil (Koruyucu, yardım eden) Velî (Dost, seven, görüp göze ten, kollayan) Zâhir (Her şeye üstün olan ulu ve yüce olan) Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm (İk ram ve ihsan sahibi olan azamet ve kibriya sıfatı olan) esmâ'ü’l-mu'abbede a (»jkll ^0 Allah’ın güze isimlerinden birine “abd” (kul) sözünün eklenmesiyle oluşturulan isimler. Söz geli şi, Abdullallah, Abdulmut talib, Abdulgaffar gibi. esmâ'ü’l-mucerrede a (jj^JI »U>0 Kitap yazarlarınm takma ad veya künye ye rine kendi asıl isimlerinin kullanması. esmâ’ü’l-müfrede a. ( »j> II »L^O Bir başka benzeri bu lunmayan isimler.
Tasavvuf Sözlüğü
Arapça, isimlerin şahitleri demektir. Eşyanın şevâhidi, dış âlemde haller, vasıflar ve fiiller sebebiyle, görülen farklılaşmadır. Rızık verilen (merzûk), rızk vericiye; diri dirilticiye; ölü öldürücüye şehâdet eder.ŞEVAHİDÜ’L–