HAYATI VE TARİHTEKİ YERİ
Ailesi, doğumu ve kimliği
Şeyh Yahyâ Efendi, 1054/1644'te Eyüp'te doğdu. Babası, Hâce Sa‘deddin Efendi Zâviyesi'nin ilk Halvetî-Şâbânî postnişini Kastamonulu Şeyh Şaban Efendi'dir. Bu aile bağı sebebiyle tekke daha sonra Yahyâzâde Tekkesi adıyla tanınmıştır. Yahyâ Efendi, Beşiktaşlı Yahyâ Efendi veya aynı yüzyılda yaşayan başka şair ve şeyhlerle karıştırılmamalıdır; onu ayıran başlıca kayıtlar babasının adı, Eyüp'teki zâviye postu ve 1109/1698 vefat tarihidir.
Doğum yılı konusunda kaynak farkı vardır: Şeyhî'nin çağdaş biyografisi 1054/1644'ü verirken tekke tarihine dair modern bir çalışmada 1050/1640-41 geçer. TEİS de Şeyhî'yi izleyerek 1054/1644 tarihini benimser. Daha erken ve müstakil tercümeye dayandığı için 1054 tarihi tercih edilir; ihtilâf gizlenmez.
İlim tahsili ve Miftâhîzâde Ahmed Efendi
Şeyhî, Yahyâ Efendi'nin temel ilimleri ve devrin resmî ilim geleneğinin usullerini tahsil ettiğini kaydeder. 1082/1671-72'de babasının vefatı üzerine Hâce Sa‘deddin Zâviyesi postuna geçti. Bununla birlikte aileden kalan postu yeterli saymadı; Halvetiyye şeyhlerinden Miftâhîzâde Şeyh Ahmed Efendi'ye intisap ederek tarikat eğitimini tamamladı.
Bu ayrıntı, postun aile içinde intikali ile irşad ehliyetinin ayrı süreçler olduğunu gösterir. Yahyâ'nın babasından feyiz aldığına dair silsile özeti bulunmakla beraber müstakil tercüme, sülûkün tamamlanmasını Miftâhîzâde Ahmed'e bağlar. Site ilişkilerinde babasıyla aile/post bağı; Miftâhîzâde ile şeyh-talebe bağı birbirine karıştırılmamalıdır.
Hâce Sa‘deddin Zâviyesi postnişinliği
Yahyâ Efendi, 1082/1671-72'de babasının yerine Eyüp'te Ebû Eyyûb el-Ensârî civarındaki Hâce Sa‘deddin Efendi Zâviyesi'ne şeyh oldu. Yapı Hoca Sâdeddin'in dârülkurrâsı olarak kurulmuş, 1614-15 tarihli vakfiyeyle babası Şaban Efendi'ye tekke olarak tahsis edilmişti. Yahyâ'nın post devriyle zâviye bir aile adı kazanmış, sonraki kaynaklarda Yahyâzâde Tekkesi diye anılmaya başlamıştır.
Tekkenin daha sonraki Sünbülî, Şemsî ve Rifâî dönemleri Yahyâ'nın şahsî aidiyetine doğrudan taşınmamalıdır. Onun belgeli eğitimi Miftâhîzâde Ahmed üzerinden Halvetiyye içindedir. Bununla birlikte Yahyâ'nın faaliyeti, Eyüp'teki Şah Sultan ve Balçık tekkeleriyle birlikte bölgede gelişen Halvetî kurum ağı içinde değerlendirilir.
Azapkapı ve Eyüp Sultan vaizlikleri
Cemâziyelâhir 1099/Nisan-Mayıs 1688'de, Çavuşzâde Damadı Osman Efendi'nin yerine Galata surları dışında Azaplar semtindeki Mehmed Paşa Camii vaizliğine getirildi. Bu görev, zâviye çevresindeki irşadını şehir camiinin daha geniş cemaatine taşıdı. Cemâziyelâhir 1103/Şubat-Mart 1692'de ise Eyüp Sultan Camii vaizliği kendisine verildi.
Şeyhî onu açık anlatımlı, hoş ifadeli bir vaiz; hadis ve tefsir nakleden, ilmî birikimi ve tahkik sahibi bir şeyh olarak tasvir eder. Bu nitelemeler, tekke postnişinliği ile kürsü vaizliğinin aynı şahısta birleştiğini gösterir. Kaynakta bir medrese müderrisliği veya kadılık görevi zikredilmediği için ilmî kimliği bu görevlerle genişletilmemelidir.
İlâhileri ve şiir dili
Kaynaklar Yahyâ Efendi'nin ilâhileri ve başka şiirleri bulunduğunu bildirir; fakat bugün müellif tertibi tam bir divanı tespit edilmiş değildir. Şeyhî'nin örnek verdiği “Lutf eyle dil-i zâra yâ Rabb kerem eyle” redifli ilâhi, onun şiir dilini doğrudan gösterir. Şiirde kalbin arındırılması, ilâhî nur, gurbet, vuslat, ihlâs ve benliğin aşk içinde yok edilmesi istenir:
Lutf eyle dil-i zâra yâ Rabb kerem eyle
Yâr olmasun ağyâra yâ Rabb kerem eyleÂyîne-i kalbümden jeng-i emeli ref‘ et
Nûrunla mücellâ kıl yâ Rabb kerem eyleKaldum reh-i gurbetde bî-rehber ü bî-hemrâh
Işkun yolını göster yâ Rabb kerem eyleBîmârun olup kaldı dil pister-i hicrânda
Dârû-yı visâlünle yâ Rabb kerem eyleMezc eyleyüp a‘mâlüm iksîr-i hulûs ile
Râyic ola sûkunda yâ Rabb kerem eyleBâzâr-ı mahabbetde yokluk ola sermâye
Işkunla beni mahv et yâ Rabb kerem eyle
Metin, tabakat nüshalarındaki imlâ farkları karşılaştırılarak okunmalıdır. “Bî-rehber” yerine bazı neşirlerde “bî-behre” görülmesi gibi küçük varyantlar, şiirin yazma aktarımına işaret eder; bunlar ayrı bir eser veya ayrı şair delili değildir.
Vefatı, defni ve postun üçüncü kuşağı
Yahyâ Efendi, Eyüp Sultan Camii'nde vaizlik yaparken 9 Zilhicce 1109/18 Haziran 1698 Arefe günü vefat etti. Şeyhî, Hâce Sa‘deddin Zâviyesi sahasında babasının yanına defnedildiğini bildirir. TEİS'in “Eyüp Camii haziresi, mihrab ile kürsü arasında” tarifi aynı küçük yapı ve hazire topluluğunun farklı adlandırılmasından doğar; mezar bağı babası ve Yahyâzâde Tekkesi üzerinden kurulmalıdır.
Vefatından sonra tekke postu oğluna bırakıldı. TEİS bu oğlun adını Kasım Efendi diye verir; Şeyhî'nin metni burada yalnız “kendi mahdumu” der. Bu nedenle kişi ağına Kasım bağı ancak aynı şahsı doğrulayan müstakil kayıt bulunduğunda eklenmelidir. Vaizlik görevi ise Amasya Müftüsü Mustafa Efendi'ye verildi. Böylece tekke postu ile cami vaizliği tekrar iki ayrı kişide devam etti.
Tarihî yeri ve kaynak sınırı
Yahyâ Efendi'nin tarihî önemi, Eyüp'teki Halvetî-Şâbânî zâviyeyi ikinci kuşakta sürdürmesi, aileden aldığı postu ayrıca tamamladığı tarikat eğitimiyle birleştirmesi ve zâviye irşadını Azapkapı ile Eyüp Sultan vaaz kürsülerine taşımasıdır. İlâhisinin korunması, şehir vaizliği ile tekke şiiri arasındaki irtibatı görünür kılar.
Kaynaklar eşinin adı, çocuklarının tamamı, eserlerinin müstakil nüshaları veya menkıbeleri hakkında ayrıntı vermez. Bu boşluklar tahminle doldurulmadı. Yahyâzâde Tekkesi'nin sonraki yüzyıllardaki tarikat değişimleri biyografiye kurum tarihi olarak alındı; Yahyâ'nın şahsî silsilesi gibi sunulmadı.