ARŞİVDE ARA
Ne arıyorsunuz?
52 sonuç · “diyet”
01Halîliyye
Geredeli Hacı Halil Efendi üzerinden Orta ve Batı Anadolu'da devam eden; mensuplarının kendilerini çoğunlukla doğrudan Halvetî-Şâbânî diye tanımladığı aktarım hattı.
Abdülkerîm el-Cîlî
Abdülkerîm el-Cîlî (1365/66-1428), Yemen’de Şerefüddin el-Cebertî’nin terbiyesinde yetişen; Kādirî aidiyetini İbnü’l-Arabî’nin metafizik mirasıyla buluşturan ve insan-ı kâmil öğretisini kapsamlı bir sistem halinde açıklayan âlim, şair ve mutasavvıftır.
Acem Hoca Sâdık
Acem Hoca diye tanınan İsfahanlı Sâdık (ö. 1132/1719-20), İstanbul Fethiye'deki Sinan Paşa Medresesi'nde talebelere Farsça öğreten; Türkçe ve Farsça şiir örnekleri Vekāyi‘u’l-Fuzalâ'da korunan şair ve hocadır.
Alâeddin Ali el-Manavî
Alâeddin Ali el-Manavî (ö. 974/1566-67), Kemalpaşazâde’den mülâzemet alan; İnegöl, İstanbul, Trabzon ve Manisa medreselerinden Bağdat kadılığına yükselen Osmanlı âlimidir.
Bahâeddin Veled
Bahâeddin Veled (1151-1231), Belh’in ilim ve vaaz geleneğini Horasan, Irak, Hicaz ve Anadolu güzergâhından Konya’ya taşıyan; Maârif’i, Burhâneddin Tirmizî’ye tesiri ve Mevlânâ’nın ilk hocası oluşuyla Mevlevî hafızanın kurucu halkalarından biri olan âlim ve mutasavvıftır.
Çelebi Halife Cemâl-i Halvetî
Çelebi Halife diye tanınan Mehmed Cemâl-i Halvetî (ö. 899/1493-94), Pîr Muhammed Erzincânî’nin halifesi; Amasya’dan İstanbul’a uzanan irşad faaliyeti, Koca Mustafa Paşa Âsitânesi ve Sünbül Sinân başta olmak üzere halifeleriyle Halvetiyye’nin Cemâliyye ana koluna adını veren pîrdir.
Eskici Hasan Dede
Eskici Hasan Dede (ö. 1048/1638-39), el emeğiyle geçinen ve kırk yılı aşkın süre Fâtih Camii’nde ibadetle yaşayan; belirli bir tarikat aidiyeti bilinmeyen İstanbul dervişidir.
Hacı Hâfız Mustafa Efendi
Makarnacı veya Şeyh Makarna diye tanınan Hacı Hâfız Mustafa Efendi (ö. 1219/1804), Halil Nizâmeddin Efendi'den hilâfet alan ve Cerrâhiyye Âsitânesi'nde üç yıl postnişinlik yapan şeyhtir.
Hakîm Ata (Süleyman Bâkırgānî)
Hakîm Ata diye tanınan Süleyman Bâkırgānî, Ahmed Yesevî'nin en meşhur halifelerinden; Türkçe hikmetleri, Bakırgan çevresi ve Zengi Ata'ya uzanan irşad halkasıyla Yesevîliğin Orta Asya'daki yayılışının başlıca isimlerindendir.
Hariri Şeyh Muhammed Efendi
Kazzâz Muhammed Efendi diye tanınan Harîrî Muhammed, Ümmî Sinan’ın ilk halifesi; Pazar Tekkesi’nde uzun süre irşad hizmeti yürütmüş şeyhtir.
Hâşimî Emir Osman Efendi
Hâşimî Emîr Osman Efendi (919/1513, Sivas – 11 Zilkade 1003 / 18 Temmuz 1595, İstanbul); Bayramî-Melâmî silsilesine bağlı şeyh ve şair. Saçlı Emîr diye tanınır; Melâmî çevresine yöneltilen suçlamalar üzerine bir Halvetî şeyhine intisap etmiştir.
İdrîs-i Muhtefî
İdrîs-i Muhtefî (941/1534 – 1024/1615), komşularının “Hacı Ali Bey” diye tanıdığı zengin bir tüccar kimliğiyle altmış yıl irşad eden Bayramî-Melâmî kutbu; hakkında idam fermanı çıktığı hâlde ölünceye kadar bulunamadığı için “Muhtefî” (gizlenen) diye anılmıştır.
İmam Efendi Abdurrahim el-Amasî
İmam Efendi diye tanınan Abdurrahim b. Şeyh Mehmed (ö. 976/1568-69), Amasya'da yetişip Şeyh Abdurrahim-i Merzifonî'nin yanında Zeynî terbiyesi gören şeyhtir.
Abd ve abdiyet
Kul ve kulluk. Tasavvufta insanın Hakk’a tam yönelmesi, benlik iddiasından uzaklaşması ve Allah'tan başkasına kulluk etmemesi anlamında kullanılır.
Ahadiyetü'l-ayn
!) Ayn tekliği tas. Bize ve isimlere muhtaç olmadığı için zât-ı Hakk'ın mertebesi; cem't’l-cem de denir (km).
Ahadiyetü'l-cem
Cem ahadiyeti, toplama tekliği. tas. Sıfat ve isimlerin varlığı ve yokluğu (ispatı ve iskatı) söz konusu olmaksızın zatı zat olarak dikkate alma mertebesi. Ahadiyet mertebesinde sıfatlar ve isimler iskat edilir ve dikkate alınmaz; burada ise iskat edilmez, yok sayılmaz, fakat ispat da edilmez, var sayılmaz. Varsayılan ve göreceli olarak ispatla iskat bir arada bulundugu için, başka bir ifadeyle sıfatlar ve isimler hem var, hem yok veya ne var ne de yok sayıldığı için bu mertebeye cem ahadiyeti, yani ‘ahadiyetle vahadiyeti kendisinde toplayan” denilmiştir. Burada nispetler, izafetler ve itibarat söz konusudur, yani sıfatların ve isimlerin varlığı ve yokluğu izafi ve itibaridir. Ahadiyetü'l-kesret (5 حد ية | لكثر 1) Çokluk tekliği. tas. Nispi ve itibari olarak kendisinde çokluğun düşünüldüğü mertebe; cem makamı da denir (kr).
İstanbul
İstanbul · Türkiye · Dârüssaltanati'l-aliyye mahmiyye-i Kostantiniyye'den zuhur ettiği, yani İstanbullu olduğu kaydedilir. İlişkili kişi dosyası Yağlıkçızâde Mehmed Efendi : Yağlıkçızâde Mehmed Efendi (ö. 1723), Süleymaniye Dârülhadisi'ne kadar yükselen ve Selanik kadılığı sırasında vefat eden Osmanlı âlimidir.
Cîl
Bağdat civarı · Irak · 767'de (1365-66) doğduğu, Bağdat yakınlarındaki kasaba; nisbesi buradan gelir. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Abdülkerîm el-Cîlî : Abdülkerîm el-Cîlî (1365/66-1428), Yemen’de Şerefüddin el-Cebertî’nin terbiyesinde yetişen; Kādirî aidiyetini İbnü’l-Arabî’nin metafizik mirasıyla buluşturan ve insan-ı kâmil öğretisini kapsamlı bir sistem halinde açıklayan âlim, şair ve mutasavvıftır.
Cedîde-i Vâlide Sultan Camii
İstanbul · Türkiye · Vefatının ertesi günü naaşı buraya getirilip cenaze namazı kılındı; ardından yine Üsküdar'da babasının yanına defnedildi. İlişkili kişi dosyası Kevâkibîzâde Mustafa Efendi : Kevâkibîzâde Mustafa Efendi (1649-1725), Kudüs, Bursa, Halep, Mekke ve İstanbul görevlerinde bulunan; fıkıh ve zikir hayatıyla tanınan Osmanlı âlimidir.
Cemâlîzâde Tekkesi
İstanbul · Türkiye · Eğrikapı savaklarının karşısında, Kırkçeşme su şebekesine bağlı olan tekke. Vezir Hırâmî Ahmed Paşa tarafından XVI. yüzyılın son çeyreğinde mescid-zâviye olarak kurulmuş, muhtemelen XVIII. yüzyıl başlarında Halvetiyye'ye intikal etmiştir. 1155'te (1742) buraya postnişin olan Cemâleddin Uşşâkī'nin vefatında buraya gömülmesi üzerine Cemâliyye şubesinin âsitânesi ve pîr evi vasfını kazanmıştır. Kaynaklarda Cemâleddin Halvetî, Cemâleddin Uşşâkî, Cemâlî, Cemâlî Efendi, Savaklar, Seyyid Cemâleddin, Seyyid Cemal Efendi ve Şalcızâde gibi çeşitli adlarla anılır. Oğlu ve halefi Mehmed Nizâmeddin Efendi mescid-tevhidhânenin dârülkurrâ olarak da kullanılması için bir vakıf yapmıştır. Tekke ve zâviyelerin kapatılmasından sonra mescid-tevhidhânesi cami olarak kullanılmaya başlanmış, 1958'den az önceki onarımda cami harimi ile türbe arasına duvar çekilerek yapının en önemli mimari özelliği yok edilmiştir.
İstanbul
İstanbul · Türkiye · Kaynak, kendisinin İstanbul'da (Dârüssaltanati'l-aliyye mahmiyye-i Kostantiniyye) dünyaya geldiğini kaydeder; On İki Divan kasabası babası Lâgarî Ali Efendi'nin memleketidir. İlişkili kişi dosyası Kurızâde Ahmed Efendi : Kurızâde Ahmed Efendi (ö. 1723), On İki Divan'dan İstanbul'a gelerek medrese tedrisi ve çeşitli eyalet kadılıklarında bulunan Osmanlı âlimidir.
Seyyid Yahyâ Bakuvî Türbesi (Şirvanşahlar Sarayı)
Bakü · Azerbaycan · Hocasının vefatından sonra yerleştiği, binlerce talebe yetiştirdiği ve 868-869/1463-64'te vefat ettiği şehirdeki medfeni; türbe Şirvanşahlar Sarayı külliyesi içindedir. Konum yaklaşıktır. İlişkili kişi dosyası Seyyid Yahyâ-yı Şirvânî : Seyyid Yahyâ-yı Şirvânî (ö. 868/1463-64), Sadreddin Hıyâvî’nin halifesi; Bakü’de yetiştirdiği halifeler, Virdü’s-settâr’ı ve etvâr-ı seb‘a merkezli eserleriyle Halvetiyye’yi Azerbaycan’dan Anadolu ve Balkanlar’a taşıyan pîr-i sânîdir.
Sadr Ata Mezarı
Kaynakta 'Zengî Ata'nın halifelerinden Sadr Ata'nın mezarı' altyazısıyla bir fotoğraf yer almaktadır; kabrin mevcudiyeti böylece teyit edilmekte, ancak bulunduğu yer metinde belirtilmemektedir. Bu sebeple şehir alanı boş bırakılmıştır.
Sofya
Sofya · Bulgaristan · 1137 Şevvalinde kendisine tevcih edilen ve vefatına kadar elinde kalan kadılık; selefi Babadağlı Ali Efendi’dir. İlişkili kişi dosyası Rıfkî Hemşirezâdesi Ahmed Efendi : Rıfkî Hemşirezâdesi Ahmed Efendi (ö. 1726), Mahmud Paşa Mahkemesi kâtipliğinden medrese ve Sofya kadılığına ilerleyen Osmanlı âlimidir.
Cemâleddin Uşşâkī Türbesi
İstanbul · Türkiye · Ölümüne kadar irşadla meşgul olduğu dergâhın hazîresine defnedilmiştir. Türbesi bugün Hırâmî Ahmed Paşa adıyla anılan caminin yanında olup ziyaret edilmektedir. Türbe 1817'de, torunlarından Mevleviyye'ye mensup Seyyid Mehmed Nûri Efendi ile yakınlığı olan Hâlet Said Efendi tarafından tamir ettirilmiş, 1905'te ise Hamdi Bey tarafından yenilenmiştir; son yıllarda cepheleri seramik karolarla kaplanmıştır.
Şamahı (Şemah)
Şamahı · Azerbaycan · Doğduğu şehir; babası Seyyid Behâeddîn-i Şirvânî buranın ileri gelen zenginlerindendi. Şirvan bölgesinin merkezi olup nisbesi buradandır. İlişkili kişi dosyası Seyyid Yahyâ-yı Şirvânî : Seyyid Yahyâ-yı Şirvânî (ö. 868/1463-64), Sadreddin Hıyâvî’nin halifesi; Bakü’de yetiştirdiği halifeler, Virdü’s-settâr’ı ve etvâr-ı seb‘a merkezli eserleriyle Halvetiyye’yi Azerbaycan’dan Anadolu ve Balkanlar’a taşıyan pîr-i sânîdir.
Mahmudpaşa
İstanbul · Türkiye · Uzun yıllar kitâbet hizmetiyle bulunduğu Mahmud Paşa Mahkemesi’nin semti. İlişkili kişi dosyası Rıfkî Hemşirezâdesi Ahmed Efendi : Rıfkî Hemşirezâdesi Ahmed Efendi (ö. 1726), Mahmud Paşa Mahkemesi kâtipliğinden medrese ve Sofya kadılığına ilerleyen Osmanlı âlimidir.
Cihângîr Dergâhı
İstanbul · Türkiye · Şeyh Rızâ Efendi'nin postnişin olduğu dergâh. Sefîne, buradaki meşihatin evlâdiyet olmadığını, yani babadan oğula geçmediğini ve bu şarta kendi devrinde de riayet edildiğini ayrıca kaydeder; dergâhın bânîsi Hasan-ı Cihângîrî'nin türbesi de burada olup sonraki şeyhlerin bir kısmı oraya defnedilmiştir. Koordinat semt seviyesinde yaklaşıktır.
Altın Silsile: Kırk Halka
Nakşibendî geleneğin kırk halkasını dönem adları, aktarım biçimleri ve farklı silsile tertiplerine dair ihtiyat notlarıyla birlikte okuyan ana dosya.
Yûnus Emre Dîvânı Nasıl Okunmalı?
Dîvân'ın tek bir el yazmasından değil, farklı yüzyıllara ait nüshaların karşılaştırılmasından doğduğunu açıklayan okuma kılavuzu.
Tarikatlar Bir Hafıza Zinciri Olarak Nasıl Okunur?
Silsile, tekke, sohbet, âyin, eser ve menkıbenin nesiller arası dinî hafızayı nasıl taşıdığını; modernleşmeyle birlikte bu taşıyıcıların nasıl biçim değiştirdiğini açıklayan yöntem yazısı.
Nakşibendî-Hâlidî Nehrî Kolu
Nehrî'den Türkiye, İran ve Irak'a uzanan aktarım ağı. Mehmet Saki Çakır'ın doktora tezinden hazırlanmış özgün editoryal dosya.
Risâle-i Rifâiyye Nasıl Okunmalı?
Biyografi, menâkıb ve yakın dönem silsile hafızasını ayıran okuma rehberi. Risâleden hazırlanmış özgün ve ihtiyatlı editoryal inceleme.
Rifâiyye'nin İstanbul ve Balkan Yolculuğu
Üsküdar'dan Unkapanı, Yakova ve Prizren'e. Risâleden hazırlanmış özgün ve ihtiyatlı editoryal inceleme.
Hasan-ı Basrî'nin Tasavvuf Silsilelerindeki Yeri
Tarihî temas, ilmî isnad ve manevî aidiyet katmanları. Tezin bütün ilgili bölümleri karşılaştırılarak hazırlanmış özgün editoryal inceleme.
Cerrâhîlikte Evrâd, Tâc ve Hırka
Sabah-akşam evrâdı ve aidiyet işaretleri. Envâr ve Tabakāt metninin ilgili bölümlerinden hazırlanmış kaynaklı inceleme.
Meclis-i Meşâyıh: Tekke İdaresinin Kurumsallaşması
1866'dan 1925'e merkezileşme, ehliyet ve tevcih. Yeni OCR kaynaklarının sayfa ve başlık denetimiyle hazırlandı.
XIX. Yüzyıl Anadolu Tasavvuf Haritası
On dokuzuncu yüzyıl Anadolu tasavvufunu yalnız tekke sayılarıyla değil; tarikat kolları, şehir ağları, göçler, cami ve hâne tekkeleri, Meclis-i Meşâyih, ulema, mûsiki ve gündelik hizmet kurumları üzerinden okuyan kapsamlı dönem dosyası.
Mevlevî Silsileleri ve Kübrevî Temaslar
Tek zincir yerine silsile varyantları, irşad çevresi ve post devamı. Klasik erkân, tarihî veri ve gelenek içi sembolik yorum birbirinden ayrılarak hazırlanmıştır.
Neccâr-zâde'nin Tevhid Dili: Vahdet-i Vücûd ve Vahdet-i Şühûd
Müceddidî aidiyet ile şiirdeki vücûdî dilin birlikte okunması. Kaynak makaledeki biyografi, eser ve kavram bölümleri karşılaştırılarak hazırlanmış editoryal dosya.
SÛFİLERİN HALLERİ VE TARİKATLARI
Avârifü’l-Maârif · 4. bölüm · Bize, şeyh, âlim Ziyâuddin Ebu Ahmed Abdulvahhab b. Ali, Enes b. Mâlik’in (r.a) şöyle dediğini haber verdi. Rasûlullah (a.s) bana buyurdu ki: “Yavrucuğum! Eğer kalbinde hiçbir kims
TASAVVUFUN MÂHİYETİ
Avârifü’l-Maârif · 5. bölüm · Abdullah İbnu Ömer (r.a), Hz. Rasûlullah’ın (s.a.v) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: “Her şeyin bir anahtarı vardır; Cennetin anahtarı da miskinleri ve fakirleri sevmektir. Çünkü sa
MELÂMETİLİK VE MELÂMETÎLER
Avârifü’l-Maârif · 8. bölüm · Bazıları melâmetiyi şöyle tarif etmişlerdir: “Melâmetî, iyiliğini açıklamayan, kötülüğünü de gizlemeyen kimsedir.” Bunu şöyle izâh edebiliriz: Melâmetî; damarlarına varana kadar, b
Sayfalar 3–12
Muzaffer Ozak Külliyatı · SALÂH BİLİCİ KİTABEVİ YAYINLARI - No: 42 5846 Sayılı Kanun gereğince te'lif hakları müessesemize aittir. Taklit edenler mes'uldür. Dizgi: ÖZAL Matbaası - Baskı: ARBEN Matbaası Ista
Sayfalar 11–17
Muzaffer Ozak Külliyatı · Aleyküm bis-sünneti ve sünneti hulefâ-ir-râşidiyn. (Sünnetim üzere ve rüşt sahibi halifelerimin sünnetleri üzerine olunuz.) Hadis-i şerifi buna delâlet etmektedir. Resûl-ü zişâna h
Sayfalar 13–18
Muzaffer Ozak Külliyatı · kullar! Ey bu imanları sebebiyle ebedi saadete erenler, selâmet yoluna girenler Hakka varanlar, daha bu âlemde iken cennete girenler ve cennet güllerinden derenler, cemal-i Hakkı g
Sayfalar 25–32
Muzaffer Ozak Külliyatı · nın belirli bir kaç uzvuna hizmet etmekten ibarettir. Bunlardan ırak olanlar da hakka yakın olurlar. Bununla beraber, bu güruhun yukarıda zikrolunan kal şeyhlerinden daha az zararl
Sayfalar 23–28
Muzaffer Ozak Külliyatı · bağlayıp, bıçağı onun körpe gerdanına nasıl vuracaksın? Bu güle, oynaya giden yavrunun sence hiçbir değeri yok mu?» dediğinde hak nebi, Allahın Halili, Iblise hitaben şöyle söyledi
Sayfalar 31–36
Muzaffer Ozak Külliyatı · «Liginanü Bidun ie selune şübelen je ejdalühu kavli lâ ilâhe illallah re ednahû imalati! con anit tariks rel hayau şübetün minel iyman. Lyman, yetmiş küsur şubedir. Bunun en efdali
Sayfalar 35–40
Muzaffer Ozak Külliyatı · tahhar olan âşıkı sadıklar! Eğer Allah ve Resûlüne iyman edip, Allah ve Resûlünü her şeyimizden ziyade severek îymanımızı kemale eriştirdi isek, hak yolunda da herşeyimizi fedaya h
Sayfalar 41–48
Muzaffer Ozak Külliyatı · ETVAR-I-SEB'ADA OLAN ESMÂ-I-İLÂHİYYENİN RENKLERI Tevhidin nuru hava'i mavi Ism-i-celâlin nuru kırmızı İsm-i-Hû'nun nuru yeşil İsm-i-Hak'kın nuru beyaz Ism-i-Hay'yın nuru sarı İsm-i
Sayfalar 50–55
Muzaffer Ozak Külliyatı · şarı atılabilir ve şehadet kapısı yüzüne kapanabilir. Iş, kitaba taallük etmiştir. Hadis-i şerifi, dikkat ve ibretinize sunarIm: inne ahadeküm yücmeu halkuhü ti batni ümmihi erbaiy