Ara
Menü

Bahâeddin Veled

Bahâeddin Veled (1151-1231), Belh’in ilim ve vaaz geleneğini Horasan, Irak, Hicaz ve Anadolu güzergâhından Konya’ya taşıyan; Maârif’i, Burhâneddin Tirmizî’ye tesiri ve Mevlânâ’nın ilk hocası oluşuyla Mevlevî hafızanın kurucu halkalarından biri olan âlim ve mutasavvıftır.

Doğum
1151
Vefat
1231
Unvan
Sultânü’l-ulemâ diye tanınan Belhli âlim, mutasavvıf ve Maârif müellifi
Temalar
Belh, Vahş, Semerkant, Maârif, vaaz, zikir, Kübrevî çevre, Burhâneddin Tirmizî, Lârende, Konya, Mevlânâ

Kimliği ve Belh çevresi

Bahâeddin Veled, 546/1151’de Belh’te doğdu. Kaynaklarda Bahâ-i Veled ve Sultânü’l-ulemâ adlarıyla da anılır. Babası Hüseyin el-Hatîbî’yi henüz küçük yaşta kaybetti. Belh’e yerleşmiş, dinî ilimler ve tasavvufla meşgul bir âlim ailesinde yetişti. Ailesinin hükümdar hanedanlarıyla ve Hz. Ebû Bekir’in nesliyle bağlantısına dair sonraki menâkıbnâmelerde ayrıntılı anlatılar bulunsa da bunların kronolojisi her zaman doğrulanamaz. Bu sebeple biyografisinin sağlam zemini, kendi eseri Maârif ile erken Mevlevî kaynaklarının karşılaştırılmasıyla kurulmalıdır.

Öğrenimi, dersleri ve vaazları

Hocalarının adları açık bir liste hâlinde korunmamıştır. Bununla birlikte Maârif, onun tefsir, hilâf, fıkıh, hadis ve tasavvuf alanlarında güçlü bir tahsil gördüğünü; derslerini Farsça verdiğini ve vaazı meslek edindiğini gösterir. Sabahtan öğleye kadar talebelerine ders verdiği, daha sonra müridleriyle görüştüğü, belirli günlerde halka vaaz ettiği aktarılır. İlim onun dilinde yalnız kavram ve tartışma değil, ibadet, ahlâk ve insanın iç dünyasını dönüştüren bir irfan yoludur.

Sultânü’l-ulemâ unvanı

“Âlimlerin sultanı” anlamındaki Sultânü’l-ulemâ unvanı tarih içinde Bahâeddin Veled’le özdeşleşmiştir. Sipehsâlâr ve Eflâkî, bu unvanın bir rüyada Hz. Peygamber’in işaretiyle Belh âlimleri tarafından kullanılmaya başlandığını anlatır. Bu kayıt, doğrulanabilir bir resmî tevcihten çok Mevlevî gelenek hafızasının Bahâeddin Veled’e biçtiği ilmî ve manevî mevkii gösterir.

Maârif’in verdiği şahsî dünya

Maârif, klasik bir hayat hikâyesinden daha fazlasını verir: Bahâeddin Veled’in aile yüklerini, geçim kaygılarını, zikir ve riyâzet tecrübelerini, vaaz hazırlıklarını, şehirler ve yöneticilerle ilişkisini, korku ve ümitlerini kendi sesinden izlemeyi mümkün kılar. Metinden 1203-1210 arasında Belh ile Vahş çevresinde bulunduğu, Vahş emîriyle temas kurduğu ve bir dönem Semerkant’ta olduğu anlaşılır. Bu notlar, onu yalnız menkıbelerin olağanüstü kişisi olarak değil, ailesi ve talebeleri için sorumluluk taşıyan bir âlim olarak da görünür kılar.

Felsefe ve kelâm çevreleriyle tartışması

Bahâeddin Veled, özellikle dinî hakikatin yalnız aklî tartışmaya indirgenmesine karşı sert bir dil kullandı. Maârif ile menâkıb kaynaklarında Fahreddin er-Râzî, Hârizmşah Alâeddin Muhammed ve bazı Belh-Vahş âlimleriyle gerilimli ilişkilerinden söz edilir. Ancak Belh’ten ayrılışını yalnız Fahreddin er-Râzî’nin kıskançlığına bağlayan yaygın hikâye kronolojik problemler taşır. Siyasî gerilim, ilmî çevrelerle anlaşmazlık ve yaklaşan Moğol istilâsının oluşturduğu güvenlik kaygısı birlikte değerlendirilmelidir.

Semerkant ve Belh’ten son ayrılış

Mevlânâ’nın Fîhi mâ fîhindeki bir hatıra, Semerkant Hârizmşah ordusunca kuşatıldığı sırada Bahâeddin Veled ile ailesinin şehirde bulunduğunu gösterir. Semerkant’ın ele geçirilmesinden sonra yeniden Belh’e dönmüş olması muhtemeldir. Kafilenin Belh’ten kesin ayrılışı için en tutarlı tarih, Moğol saldırısından hemen önce 616/1219 sonlarıdır. Böylece hicret, sonraki anlatılardaki tek sebepli bir kırılma değil, yıllara yayılan siyasî ve coğrafî hareketliliğin son aşaması olarak görünür.

Nîşâbur ve Attâr rivayeti

Kafile batıya ilerlerken Nîşâbur’a uğradı. Câmî ve Devletşah, Ferîdüddin Attâr’ın burada genç Mevlânâ’yı görüp ona Esrârnâmeyi hediye ettiğini ve gelecekteki tesirini haber verdiğini aktarır. Görüşme tarih bakımından mümkün olmakla birlikte Sultan Veled ve Eflâkî gibi daha erken kaynaklarda yer almaz. Bu nedenle olay, kesin biyografik veri olarak değil, Horasan irfanı ile Mevlânâ arasında kurulan güçlü bir gelenek anlatısı olarak okunmalıdır.

Bağdat, hac ve Şam güzergâhı

Bahâeddin Veled Nîşâbur’dan sonra Bağdat’a ulaştı; burada Sühreverdî çevresiyle karşılaştığı anlatılır. Bağdat menkıbelerindeki bazı ayrıntılar, özellikle henüz inşa edilmemiş Müstansıriyye Medresesi’nde kaldığı iddiası, tarih bakımından mümkün değildir. Kafile Bağdat’tan Kûfe yoluyla Mekke’ye giderek hac görevini yerine getirdi; dönüşte Şam üzerinden Anadolu’ya yöneldi. Bu güzergâh, Horasan, Irak, Hicaz ve Suriye’nin ilmî-manevî merkezlerini aynı hayat çizgisinde birleştirdi.

Anadolu’daki duraklar

Anadolu’ya girişten sonraki güzergâh kaynaklarda farklı uzunluklarda verilir. Sipehsâlâr Erzincan ile Erzincan Akşehiri’ni; Eflâkî ise bunlara Malatya ve Lârende’yi ekler. Karşılaştırmalı okumada kafilenin Malatya-Erzincan çevresinden Lârende’ye ulaştığı ve burada uzun süre kaldığı kabul edilebilir. Durakların kesin süreleri konusunda kaynaklar aynı değildir; bu sebeple dört yıl, yedi yıl gibi rakamlar tartışmasız bir kronoloji olarak sunulmamalıdır.

Lârende yılları ve aile

Lârende, bugünkü Karaman, Bahâeddin Veled ailesinin Anadolu’daki en önemli yerleşme safhasıdır. Mevlânâ burada Gevher Hatun’la evlendi; Sultan Veled ve kardeşi Alâeddin dünyaya geldi. Mevlânâ’nın annesi Mümine Hatun ile kardeşi Alâeddin Muhammed de burada vefat ederek defnedildi. Bahâeddin Veled’in ders ve irşad çevresi Emir Mûsâ’nın desteğiyle gelişti. Bu yıllar, ailenin göç kafilesinden Anadolu’da kök salan bir ilim çevresine dönüşmesinde belirleyici oldu.

Konya’ya davet ve son iki yıl

Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubad’ın daveti üzerine Konya’ya geçen Bahâeddin Veled, hayatının son iki yılını burada geçirdi. Şöhreti kısa sürede yayıldı; ders, vaaz ve sohbetleri âlimler, yöneticiler ve halk tarafından takip edildi. Sarayda ikamet etmek yerine öğretim ve irşad çevresini sürdürmeyi tercih ettiği anlatılır. Bu dönem, daha sonra Mevlânâ ve ailesi etrafında gelişecek Konya merkezli manevî hafızanın başlangıcıdır.

Necmeddîn-i Kübrâ ile nispet meselesi

Klasik kaynaklarda Bahâeddin Veled’in Necmeddîn-i Kübrâ’nın müridi olduğu ve Ahmed el-Gazzâlî’den gelen bir hırka zincirine bağlandığı rivayet edilir. Fakat bu ilişkinin ayrıntıları ve halkaları kaynaklara göre değişir; Bahâeddin Veled Anadolu’da müstakil bir Kübrevî şeyhi gibi faaliyet göstermemiştir. En isabetli ifade, Kübreviyye’nin onun yetiştiği Horasan-Hârizm tasavvuf çevresinin önemli damarlarından biri olduğu, fakat sonraki Mevleviyye’nin kurumsal olarak Kübreviyye’nin bir alt kolu sayılamayacağıdır.

Burhâneddin Muhakkık-ı Tirmizî

Seyyid Burhâneddin Muhakkık-ı Tirmizî, Bahâeddin Veled’in müridi ve yakın çevresinin başlıca temsilcisidir. Bahâeddin Veled’in vefatından sonra Anadolu’ya gelerek Mevlânâ’nın tasavvufî terbiyesini üstlendi. Böylece Bahâeddin Veled’in ilmî ve manevî mirası, yalnız baba-oğul bağıyla değil, Burhâneddin’in öğretmenliği üzerinden de Mevlânâ’ya ulaştı.

Mevlânâ’nın ilk hocası

Bahâeddin Veled, Mevlânâ’nın babası olduğu kadar ilk hocasıydı. Kur’an, dinî ilimler, vaaz dili ve tasavvufî duyarlılığın ilk çerçevesi aile çevresinde oluştu. Bununla birlikte Mevlânâ’nın sonraki gelişimini yalnız babasının devamı saymak doğru değildir: Burhâneddin Tirmizî’nin terbiyesi, Şems-i Tebrîzî ile karşılaşması, Sadreddin Konevî çevresi ve Anadolu’nun çoğul ilmî ortamı bu mirası yeni bir terkibe dönüştürdü.

Maârif

Bahâeddin Veled’in günümüze ulaşan temel eseri Maâriftir. Vaaz, ders, tefekkür ve manevî tecrübe notlarından oluşan Farsça eser, sistematik bir tasavvuf kitabından çok canlı bir düşünce günlüğü niteliğindedir. Kur’an âyetleri, ibadet, zikir, insan psikolojisi, tabiat gözlemleri, sevgi, korku, aile hayatı ve ilâhî fiiller iç içe işlenir. Bedîüzzaman Fürûzanfer tarafından iki cilt hâlinde yayımlanan metin, Bahâeddin Veled’in tarihî kişiliğini menâkıb anlatılarından ayırabilmek için en önemli birinci el kaynaktır.

Öğretisinin ana çizgileri

Bahâeddin Veled şeriatın zahirini, sünnete bağlılığı ve ahlâkî sorumluluğu ısrarla vurgular. Onun dili, yaratılmışlardaki cazibe ve karşılıklı meyil üzerinden sevgi bağını; suret ile mâna arasındaki fark üzerinden de dinî hayatın iç gayesini açıklar. İnsanın yalnız biçimlere değil, o biçimlerin taşıdığı niyet ve hakikate yönelmesini ister. Zikirde lafza-i celâli, yani “Allah” ismini tercih ettiği nakledilir.

Vefatı ve kabri

Bahâeddin Veled 18 Rebîülâhir 628’de, 23 Şubat 1231 Cuma günü Konya’da vefat etti. Kabri, daha sonra Mevlânâ’nın da defnedildiği bugünkü Mevlânâ Dergâhı’ndadır. Sultan Veled’in kaydına göre dedesi Konya’da iki yıl yaşamıştı. Vefatından sonra ders ve irşad çevresinin sorumluluğu önce aile ve yakın müridlerince taşındı; Burhâneddin Tirmizî’nin gelişi Mevlânâ’nın yetişmesinde yeni bir safha açtı.

Tasavvuf tarihindeki yeri

Bahâeddin Veled’in tarihî önemi yalnız Mevlânâ’nın babası olmasından ibaret değildir. Belh’in Farsça konuşan ilim ve vaaz kültürünü, Horasan-Hârizm tasavvuf çevrelerini ve uzun göç güzergâhının birikimini Anadolu’ya taşıdı. Maârif ile kendi sesini bıraktı; Burhâneddin Tirmizî ve Mevlânâ üzerinden devam eden öğretim halkasıyla Konya’nın büyük bir irfan merkezine dönüşmesinin zeminini hazırladı. Mevleviyye onun sağlığında kurulmuş değildi; fakat yolun ilmî, ailevî ve manevî hafızasının en erken kurucu halkalarından biri oldu.

COĞRAFÎ HAFIZA24 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi24 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Menkıbeler

İlk 3 kayıt gösteriliyor

MENKIBE · GELENEK İÇİ

Rüyada verilen unvan

“Sultânü'l-ulemâ” adının kaynağı.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Kendi ifadesine ve Sipehsâlâr ile Eflâkî'ye göre “sultânü'l-ulemâ” unvanı ona rüyada Hz. Peygamber tarafından verilmiştir.

Çerçeve. Unvan, sonraki asırlarda adının ayrılmaz parçası olmuştur. Kaynağın onu bir rüyaya bağlaması, ilmî bir icâzetten değil doğrudan mânevî bir tayinden söz edildiği anlamına gelir.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Sipehsâlâr, Risâle; Eflâkî, Menâkıbü'l-ârifîn.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Attâr'ın Nîşâbur'da karşılaması

“Bu oğlun dünyayı ateşe verecek.”

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Devletşah ve Câmî'ye göre, kafilesiyle Nîşâbur'a geldiğinde Ferîdüddin Attâr tarafından karşılandı; Attâr Esrârnâme'sini Mevlânâ'ya hediye edip babasına “Çabuk ol, senin bu oğlun dünyanın yanma kabiliyeti olan kişilerini ateşe verecektir” dedi.

Çerçeve. Karşılaşma tarihen mümkündür — Mevlânâ o sırada rivayetlerde denildiği gibi beş altı değil gerçekte on üç yaşındadır. Ancak hikâye Velednâme ve Menâkıbü'l-ârifîn gibi ilk kaynaklarda yer almaz; kaynak bunun Attâr'ın kerametini ispat etmek ve dikkatleri Mevlânâ'ya çevirmek için düzenlendiğini belirtir.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Devletşah, Tezkiretü'ş-şuarâ; Câmî, Nefehâtü'l-üns.
MENKIBE · GELENEK İÇİ

Bağdat'ta halifeyi tenkit

Hediyelerin reddi ve istilâ haberi — ve kronolojinin itirazı.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Bağdat'a vardığında başlarında Ebû Hafs Ömer es-Sühreverdî'nin bulunduğu bir kalabalıkça karşılandığı, halifenin gönderdiği hediyeleri reddettiği, bir cuma vaazında halifeyi şiddetle tenkit ettiği, Moğolların Bağdat'a saldıracağını ve Abbâsî hilâfetinin son bulacağını söylediği ve birkaç gününü Müstansıriyye Medresesi'nde geçirdiği rivayet edilir.

Çerçeve. Kaynak iki itiraz getirir: Müstansıriyye 1228-1234 arasında yapılmıştır, dolayısıyla orada kalmaları imkânsızdır; ayrıca Bağdat'ta zaten duyulmuş olan Moğol istilâsını haber vermek keramet sayılamaz.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Eflâkî, Menâkıbü'l-ârifîn.

Hayatından kayıtlar

İlk 4 kayıt gösteriliyor

BİYOGRAFİK KAYIT

“Mâmî” ve zahmetli yıllar

Kendi kaleminden ailesine dair sert bir kayıt.

Metni gösterMetni daralt

Maârif'ten öğrenildiğine göre halk kendisine “Veled”, annesine “Mâmî” (anne) diyordu. Aynı eserde annesinin kötü huylu ve küfürbaz bir kadın olduğunu, ara sıra kendisini incittiğini, çocukları ve annesi için çok zahmet çektiğini yazar.

Çerçeve. Menâkıb kaynakları evliliği ve ailesi hakkında hiçbir şey söylemezken bu ayrıntılar kendi kaleminden gelir. Bir menâkıbnâmenin asla yazmayacağı türden kayıtlardır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Bahâeddin Veled, Maârif.
BİYOGRAFİK KAYIT

Zikirden usanıp tıp okumayı düşünmesi

Bir sabahın kaydı.

Metni gösterMetni daralt

Tasavvufa çok küçük yaşlarda ilgi duyup zikir ve riyâzetle meşgul olmuştu. Maârif'te zikirden usandığı bir sabah Hârizm'e gidip orada İmâdüddin Tabîb adındaki bilginden tıp ilmi okumayı gönlünden geçirdiğini yazar.

Çerçeve. “Sultânü'l-ulemâ”nın kendi hakkında bıraktığı en insanî nottur ve Maârif'in niçin bir menâkıbnâmeden daha güvenilir olduğunu gösterir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Bahâeddin Veled, Maârif.
BİYOGRAFİK KAYIT

Sultanın müridliği

Konya'da emîrler, vezirler ve Alâeddin Keykubad.

Metni gösterMetni daralt

Konya'da şöhreti kısa sürede yayıldı; kaynaklara göre emîrler, vezirler, hatta Sultan Alâeddin Keykubad bile kendisine mürid oldular.

Çerçeve. Konya'ya gelişi de zaten bu sultanın davetiyle olmuştu. Ömrünün son iki yılını burada geçirmiş, günlerini ders, irşad ve vaaz arasında bölerek Maârif'ini tamamlamaya çalışmıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Bahâeddin Veled”, c. 4, s. 460-462.
BİYOGRAFİK KAYIT

Eflâkî'nin çelişkileri

Göç tarihinin neden tutmadığı.

Metni gösterMetni daralt

Eflâkî ayrılışı bir yerde 1208'e koyar, başka yerde 1207 doğumlu dediği Mevlânâ'nın ayrıldıklarında beş yaşında olduğunu, bir başka yerde altı yaşındayken Belh'te bulunduğunu söyler. Bu kabuller hem 1209'da ölen Fahreddin er-Râzî ile hem 1220'deki Belh istilâsıyla çelişir.

Çerçeve. Kaynak sebebini açıkça yazar: Eflâkî, Mevlânâ soyunun kerametlerini ispat etmek ve Moğol istilâsının Bahâeddin Veled'in gönlünün incinmesi yüzünden meydana geldiğini dile getirmek için rivayetleri kronolojiye dikkat etmeden toplamıştır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Bahâeddin Veled”, c. 4, s. 460-462.

Eserleri ve metinleri

İlk 3 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Maârif

Kendi kaleminden; hayatına dair en güvenilir kaynak.

Metni gösterMetni daralt

Vaaz ve sohbetlerinden oluşan eser, Konya'da da tamamlanmaya çalışılmıştır.

Değeri iki katlıdır: hem tasavvufî görüşlerinin doğrudan kaydı, hem de hayatına dair en güvenilir kaynaktır. Menâkıb kitaplarının hiç söylemediği şeyleri buradan öğreniriz — çocuklarının sayısı, annesinin huyu, malî durumu, hangi ilimleri okuttuğu, derslerini Farsça takrir ettiği, hatta zikirden usanıp tıp okumayı düşündüğü bir sabah.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Bahâeddin Veled, Maârif.
TARİHÎ KAYIT

İbtidânâme (Velednâme)

Torunu Sultan Veled'in kaydı; en erken ve en ihtiyatlı kaynak.

Metni gösterMetni daralt

Sultan Veled olayları kısa kısa verir ve yer adı olarak sadece Rum ve Konya'dan bahseder; dedesinin Konya'da iki yıl kaldıktan sonra orada öldüğünü söyler.

Çerçeve. Bu suskunluk kıymetlidir: Attâr karşılaması ve Bağdat sahneleri gibi sonradan yayılan anlatılar bu ilk kaynakta yer almaz.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Sultan Veled, İbtidânâme.
TARİHÎ KAYIT

Menâkıbü'l-ârifîn ve Risâle-i Sipehsâlâr

Ayrıntılı, fakat kronolojisi tartışmalı iki menâkıbnâme.

Metni gösterMetni daralt

Ailesine dair birçok keramet ve menkıbeyi içerirler; buna karşılık öğrenim durumu, evliliği ve benzeri hususlar hakkında bilgi vermezler.

Anadolu'daki güzergâh konusunda ikisi ayrılır: Sipehsâlâr Erzincan Akşehiri'nde bir yıl, Eflâkî dört yıl der; Eflâkî ayrıca Lârende'de yaklaşık yedi yıl kalındığını, Mevlânâ'nın orada evlendiğini ve Sultan Veled ile kardeşi Alâeddin'in orada doğduğunu kaydeder.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Eflâkî, Menâkıbü'l-ârifîn; Sipehsâlâr, Risâle.

Kavram dünyası

İlk 4 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Sultânü'l-ulemâ

“Âlimlerin sultanı” unvanı.

Metni gösterMetni daralt

Rüyada Hz. Peygamber tarafından verildiği söylenen bu unvan, adının ayrılmaz parçası olmuştur.

Karşılığı somut bir mesleki kimliktir: vâizliği meslek edinmiş, hilâf ilmi ve tefsir okutmuş, derslerini Farsça takrir etmişti. Ders, irşad ve vaaz arasında bölünen bir gün düzeni Konya'da da sürmüştür.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Bahâeddin Veled”, c. 4, s. 460-462.
TARİHÎ KAYIT

Aklî ilimlere muhalefet

Fahreddin er-Râzî'yi minberden tenkit etmesi.

Metni gösterMetni daralt

Aklî ilimlere ve özellikle felsefeye karşıydı. İlmî mevkiini kıskanarak kendisine dil uzatan bilgin ve filozofları — bilhassa bid'atçı saydığı kelâmcı Fahreddin er-Râzî'yi, Hârizmşah Alâeddin Muhammed Tekiş'i, Belh ve Vahş kadılarını — sık sık minber ve kürsüden açıkça ve şiddetle eleştirmiştir.

Menâkıb geleneği Belh'ten göçü bu husumete bağlar; kaynak ise bu kurgunun kronolojiyle çeliştiğini gösterir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Bahâeddin Veled, Maârif, I, 82; Eflâkî, Menâkıbü'l-ârifîn, I, 11-12.
TARİHÎ KAYIT

Lafza-i celâl zikri

“Allah Allah” diyerek zikretme tercihi.

Metni gösterMetni daralt

Tarikat silsilesinin Necmeddîn-i Kübrâ'ya ulaştığı rivayet edilmekle birlikte bir Kübrevî şeyhi olarak faaliyet göstermemiştir.

Eflâkî onun zikirde lafza-i celâli — yani “Allah Allah” demeyi — tercih ettiğini kaydeder. Ahmed el-Gazzâlî'den intikal eden tarikat hırkasını giydiği de rivayet edilir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Eflâkî, Menâkıbü'l-ârifîn.
TARİHÎ KAYIT

Zâhire bağlılık

Şeriatın zâhirini korumak ve emr-i bi'l-ma'rûf.

Metni gösterMetni daralt

Sık sık şeriatın zâhirini korumanın ve sünnetlere riayet etmenin gerekli olduğunu söyler; şeriata aykırı davrananlardan nefret eder ve ehil olan herkesin iyiliği emredip kötülükten sakındırmasını ister.

Bu tavır, aklî ilimlere ve filozoflara karşı sertliğiyle aynı zeminden gelir; buna karşılık dünyanın mülk ve makamlarından tamamen uzaklaşmaya çalıştığı da anlaşılmaktadır — Sipehsâlâr beytülmâlden aldığı maaşla geçindiğini ve asla vakıf malına el sürmediğini yazar.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Bahâeddin Veled”, c. 4, s. 460-462.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

Belh · AfganistanBelh546'da (1151) doğduğu şehir; sûfîmeşrep bir bilginler ailesine mensuptu. Moğol saldırısından çekinerek 616 (1219) sonlarına doğru buradan ayrıldı. İlişkili kişi dosyası Bahâeddin Veled : Bahâeddin Veled (1151-1231), Belh’in ilim ve vaaz geleneğini Horasan, Irak, Hicaz ve Anadolu güzergâhından Konya’ya taşıyan; Maârif’i, Burhâneddin Tirmizî’ye tesiri ve Mevlânâ’nın ilk hocası oluşuyla Mevlevî hafızanın kurucu halkalarından biri olan âlim ve mutasavvıftır.Konya · TürkiyeKonyaAlâeddin Keykubad'ın daveti üzerine geldiği ve son iki yılını geçirip 23 Şubat 1231'de vefat ettiği şehir; emîrler, vezirler ve sultan kendisine mürid oldu. İlişkili kişi dosyası Bahâeddin Veled : Bahâeddin Veled (1151-1231), Belh’in ilim ve vaaz geleneğini Horasan, Irak, Hicaz ve Anadolu güzergâhından Konya’ya taşıyan; Maârif’i, Burhâneddin Tirmizî’ye tesiri ve Mevlânâ’nın ilk hocası oluşuyla Mevlevî hafızanın kurucu halkalarından biri olan âlim ve mutasavvıftır.Karaman · TürkiyeLârende (Karaman)Eflâkî'ye göre yaklaşık yedi yıl ikamet ettiği şehir; Mevlânâ'yı burada Gevher Hatun ile evlendirdi, Sultan Veled ile kardeşi Alâeddin burada doğdu. İlişkili kişi dosyası Bahâeddin Veled : Bahâeddin Veled (1151-1231), Belh’in ilim ve vaaz geleneğini Horasan, Irak, Hicaz ve Anadolu güzergâhından Konya’ya taşıyan; Maârif’i, Burhâneddin Tirmizî’ye tesiri ve Mevlânâ’nın ilk hocası oluşuyla Mevlevî hafızanın kurucu halkalarından biri olan âlim ve mutasavvıftır.Erzincan · TürkiyeErzincan AkşehiriMengücükoğulları'ndan Fahreddin Behram Şah'ın hanımı İsmet Hatun'un yaptırdığı hankah/medresede kaldığı yer; Sipehsâlâr bir yıl, Eflâkî dört yıl der. İlişkili kişi dosyası Bahâeddin Veled : Bahâeddin Veled (1151-1231), Belh’in ilim ve vaaz geleneğini Horasan, Irak, Hicaz ve Anadolu güzergâhından Konya’ya taşıyan; Maârif’i, Burhâneddin Tirmizî’ye tesiri ve Mevlânâ’nın ilk hocası oluşuyla Mevlevî hafızanın kurucu halkalarından biri olan âlim ve mutasavvıftır.Semerkant · ÖzbekistanSemerkantBelh'ten ayrıldıktan sonra 1212'den önce gittiği ve kuşatma sırasında oğlu Mevlânâ ile birlikte bulunduğu şehir; Hârizmşah'ın eline geçince muhtemelen Belh'e döndü. İlişkili kişi dosyası Bahâeddin Veled : Bahâeddin Veled (1151-1231), Belh’in ilim ve vaaz geleneğini Horasan, Irak, Hicaz ve Anadolu güzergâhından Konya’ya taşıyan; Maârif’i, Burhâneddin Tirmizî’ye tesiri ve Mevlânâ’nın ilk hocası oluşuyla Mevlevî hafızanın kurucu halkalarından biri olan âlim ve mutasavvıftır.Vahş · TacikistanVahş1203-1210 arasında oturduğu veya gidip geldiği kasaba; buranın emîri ile ilişki kurmuştu, kadısını ise minberden eleştirenler arasında sayar. İlişkili kişi dosyası Bahâeddin Veled : Bahâeddin Veled (1151-1231), Belh’in ilim ve vaaz geleneğini Horasan, Irak, Hicaz ve Anadolu güzergâhından Konya’ya taşıyan; Maârif’i, Burhâneddin Tirmizî’ye tesiri ve Mevlânâ’nın ilk hocası oluşuyla Mevlevî hafızanın kurucu halkalarından biri olan âlim ve mutasavvıftır.Nîşâbur · İranNîşâburDevletşah ve Câmî'ye göre Ferîdüddin Attâr tarafından karşılandığı ve Attâr'ın Esrârnâme 'yi Mevlânâ'ya hediye ettiği şehir; hikâye ilk kaynaklarda yer almaz. İlişkili kişi dosyası Bahâeddin Veled : Bahâeddin Veled (1151-1231), Belh’in ilim ve vaaz geleneğini Horasan, Irak, Hicaz ve Anadolu güzergâhından Konya’ya taşıyan; Maârif’i, Burhâneddin Tirmizî’ye tesiri ve Mevlânâ’nın ilk hocası oluşuyla Mevlevî hafızanın kurucu halkalarından biri olan âlim ve mutasavvıftır.Bağdat · IrakBağdatEbû Hafs Ömer es-Sühreverdî'nin başında bulunduğu kalabalıkça karşılandığı rivayet edilen şehir; Müstansıriyye'de kaldığı iddiası ise medresenin 1228-1234'te yapılmış olmasıyla çelişir. İlişkili kişi dosyası Bahâeddin Veled : Bahâeddin Veled (1151-1231), Belh’in ilim ve vaaz geleneğini Horasan, Irak, Hicaz ve Anadolu güzergâhından Konya’ya taşıyan; Maârif’i, Burhâneddin Tirmizî’ye tesiri ve Mevlânâ’nın ilk hocası oluşuyla Mevlevî hafızanın kurucu halkalarından biri olan âlim ve mutasavvıftır.Mekke · Suudi ArabistanMekkeBağdat'tan Kûfe yoluyla gidip hac vazifesini yerine getirdiği şehir; dönüş Şam yoluyla Anadolu'ya olmuştur. İlişkili kişi dosyası Bahâeddin Veled : Bahâeddin Veled (1151-1231), Belh’in ilim ve vaaz geleneğini Horasan, Irak, Hicaz ve Anadolu güzergâhından Konya’ya taşıyan; Maârif’i, Burhâneddin Tirmizî’ye tesiri ve Mevlânâ’nın ilk hocası oluşuyla Mevlevî hafızanın kurucu halkalarından biri olan âlim ve mutasavvıftır.Malatya · TürkiyeMalatyaEflâkî'ye göre Şam yoluyla Anadolu'ya girdiğinde ilk uğradığı şehir. İlişkili kişi dosyası Bahâeddin Veled : Bahâeddin Veled (1151-1231), Belh’in ilim ve vaaz geleneğini Horasan, Irak, Hicaz ve Anadolu güzergâhından Konya’ya taşıyan; Maârif’i, Burhâneddin Tirmizî’ye tesiri ve Mevlânâ’nın ilk hocası oluşuyla Mevlevî hafızanın kurucu halkalarından biri olan âlim ve mutasavvıftır.Ürgenç · ÖzbekistanHârizmZikirden usandığı bir sabah, İmâdüddin Tabîb adındaki bilginden tıp okumak üzere gitmeyi gönlünden geçirdiği yer. İlişkili kişi dosyası Bahâeddin Veled : Bahâeddin Veled (1151-1231), Belh’in ilim ve vaaz geleneğini Horasan, Irak, Hicaz ve Anadolu güzergâhından Konya’ya taşıyan; Maârif’i, Burhâneddin Tirmizî’ye tesiri ve Mevlânâ’nın ilk hocası oluşuyla Mevlevî hafızanın kurucu halkalarından biri olan âlim ve mutasavvıftır.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Sipehsâlâr, Risâle; Eflâkî, Menâkıbü'l-ârifîn
  2. [2]Bahâeddin Veled, Maârif
  3. [3]Devletşah, Tezkiretü'ş-şuarâ; Câmî, Nefehâtü'l-üns
  4. [4]Eflâkî, Menâkıbü'l-ârifîn
  5. [5]TDV İslâm Ansiklopedisi, “Bahâeddin Veled”, c. 4, s. 460-462
  6. [6]Bahâeddin Veled, Maârif, I, 82; Eflâkî, Menâkıbü'l-ârifîn, I, 11-12
  7. [7]Sultan Veled, İbtidânâme
  8. [8]Eflâkî, Menâkıbü'l-ârifîn; Sipehsâlâr, Risâle
  9. [9]Sefîne-i Evliyâ; Mevleviyye ve Kübreviyye kaynak karşılaştırması
  10. [10]Kişi kartı kaynak paketi — Bahâeddin Veled
Ortak kaynak kataloğunu aç →