Ara
Menü

İdrîs-i Muhtefî

İdrîs-i Muhtefî (941/1534 – 1024/1615), komşularının “Hacı Ali Bey” diye tanıdığı zengin bir tüccar kimliğiyle altmış yıl irşad eden Bayramî-Melâmî kutbu; hakkında idam fermanı çıktığı hâlde ölünceye kadar bulunamadığı için “Muhtefî” (gizlenen) diye anılmıştır.

Doğum
1534
Vefat
1615
Unvan
Bayramî-Melâmî şeyhi · Hacı Ali Bey

Doğumu ve adı

Bugün Yunanistan sınırları içinde bulunan Tırhala'da doğdu. Kaynaklarda doğum tarihi kayıtlı değildir; ancak seksen üç yaşında öldüğü bilindiğine göre 941 (1534) yılında doğmuş olmalıdır. Nev'îzâde Atâî adını Ali İdris olarak kaydeder.

Fakir bir ailenin çocuğu olduğundan, Vezîriâzam Rüstem Paşa'nın terzisi olan amcası onu himayesine alarak terzilik mesleğini öğretti.

İntisabı ve “İdris” lakabı

955'te (1548) Nahcıvan seferine giderken, Ankara civarındaki Kutluhan köyünde ikamet eden Bayramî-Melâmî kutbu Hüsâmeddin Ankaravî'yi ziyaret ettikleri sırada müridliğe kabul edildi. Hüsâmeddin Ankaravî, terzilik mesleğinden dolayı İdrîs peygamberi telmihen ona İdris lakabını verdi.

Tüccar bir kutub

Sonra İstanbul'a giderek bir süre ticaretle uğraştı; bu amaçla Rumeli şehirlerine gidip geldi, birkaç kere hacca gitti, çok zengin oldu ve altmış sene irşad faaliyetinde bulundu — bunları kaydeden Nev'îzâde Atâî'dir.

Terekesini tesbitle görevlendirilen Sahn müderrisi Mustafa Efendi'den dinlediklerini nakleden Atâî'nin anlattıklarından muazzam bir servete sahip olduğu ve birçok âlim ile devlet adamının kendisine müntesip bulunduğu anlaşılır.

Neden “Muhtefî”

Bayramî Melâmîleri, diğer tarikatlar gibi tekke ve tarikata has şeklî unsurları kabul etmezler; devletin Sünnî ideolojisine aykırı görülen görüşleri sebebiyle Osmanlı merkezî yönetimi tarafından sürekli takibat altında tutulmuşlardır.

İdrîs-i Muhtefî, benzer iddialarla Ebüssuûd Efendi'nin fetvasıyla idam edilen Hamza Bâlî ile aynı mürşide mensuptur. Hamza Bâlî'nin idamıyla (980/1572-73) sonuçlanan olayları yaşadığı bu dönemdeki ve Hasan Kabâdûz devrindeki hayatı hakkında bilgi bulunmaz — ticaretle meşgul olması bu yıllarda gizlenmesini kolaylaştırmış olmalıdır.

Kutbiyyet makamına geçtikten sonra kendisini ve mensuplarını devletin takibatından kurtarmak için faaliyetlerini son derece gizli sürdürdü; “Muhtefî” (gizlenen) lakabı buradan gelir. Hakkında zındık ve mülhid olduğu söylentilerinin çıkmasında bu gizliliğin de payı vardır.

Hakkında çıkan idam fermanı

Atâî'ye göre devrin tanınmış şeyhlerinden Abdülmecîd Sivâsî ile Tercüman Şeyhi Ömer Efendi vaazlarında uzun süre onu mülhid ve zındık olmakla suçladılar; bu suçlamalar bütün şehre yayıldı ve yakalanıp “hakkından gelinmesi” için ferman çıktı. Ancak uzun süre aranmasına rağmen izi bulunamadı. Bu bilgiler Kâtib Çelebi'nin Fezleke'sinde ve Sergüzeşt ile Risâle-i Melâmiyye-i Şettâriyye gibi eserlerde de tekrarlanır.

Atâî onun hakkındaki hükmünü şöyle verir: “Bu mertebe zuhûrla bu gûne ihtifâ muazzam bir keramettir; ahvâlini tecessüs ettim, salâh ü sedâddan gayri nesne zâhir olmadı.”

Vefatı

Mensupları dışında kim olduğu bilinmeden, ölümüne kadar irşadını sürdürdü. 1024 Rebîülevvelinde (Nisan 1615) vefat etti; kabri Kasımpaşa'da Kulaksız Mezarlığı'ndadır.

Ölümüne dair yanlış rivayetler

Mehmed Nazmi Efendi, İdrîs-i Muhtefî'nin, “Hamzavîler'in ve İdrîsîler'in cümlesinin kâfir olduğunu” söyleyen Abdülmecid Sivâsî'nin Sultan Ahmed Camii'nde cemaat huzurundaki bedduası üzerine evinde ölü bulunduğunu rivayet eder. Ancak Nazmi Efendi Sivâsî'nin tarikatına mensuptur ve çağdaş kaynaklara muhalif olan bu rivayeti tarikat gayretiyle söylediği açıktır; nitekim Rûznâmçeci Süleyman Fâik Efendi, Hediyyetü'l-ihvân'ın ilgili sayfasının kenarına düştüğü notta rivayetin doğru olmadığını vurgulamıştır.

Sivâsî'nin onu “İdrîs-i İblîs” diye anması ve suçlamaları esasen bir bilgiye değil dedikodulara dayanıyordu; bu, yine Nazmi Efendi'nin kendi ifadelerinden anlaşılmaktadır. Sivâsî, aleyhteki vaazlarını sürdürdüğü için İdrîs-i Muhtefî'nin mensuplarından vezir Kayserili Halil Paşa tarafından Bursa'ya sürgün edilmiştir.

Evliya Çelebi'nin, İdrîs-i Muhtefî'nin Eyüp'te bir tekke inşa ettirdiğini, IV. Murad'ın burayı yıktırıp mesire yeri yaptığını ve İdris'in “şeriattan taş kopardı” diye boğularak şehid edildiğini söylemesi de doğru değildir.

“Hamza Bâlî'nin torunu” iddiası

Ahmet Yaşar Ocak, Muhibbî'nin Hulâsatü'l-eser'indeki bilgilere dayanarak İdrîs-i Muhtefî'nin Hamza Bâlî'nin torunu İbrâhim ile aynı şahıs olduğunu ileri sürmüştür.

Ancak Muhibbî bu bilgileri, eserini İdrîs-i Muhtefî'nin ölümünden yetmiş beş yıl sonra yazarken Mısırlı müellif Münâvî'den derlediğini söyler. Orada anlatılan İbrâhim aslen Bosnalıdır, her şehirde başka adla tanınmıştır, tarikatı Bayramiyye-Geylâniyye diye verilir, Kahire'ye yerleşip Kal'atülcebel'deki dükkânında ipek dokumuştur ve 1026'da (1617) vefat etmiştir. Yanlışlığı apaçık olan bu mâlûmata dayanarak böyle bir sonuca varmak oldukça iddialı bir yaklaşımdır; çağdaşı Atâî'de, Semerâtü'l-fuâd ve Sergüzeşt gibi Melâmî kaynaklarında ve tarikat geleneğinde böyle bir bilgi yoktur.

Hamzaviyye'yi İstanbul'a taşıması

Önceki dönemlerde taşrada faaliyet gösteren Hamzaviyye, İdrîs-i Muhtefî ile İstanbul'da, fütüvvet ehli esnaf arasında yayılmaya başlamıştır. Bu devirde Fatih Kırkçeşme'de Peştamalcılar Hanı'ndaki dokumacı esnafının Hamzavî olduğu ve Sarı Abdullah Efendi'nin yola burada intisap ettiği bilinir.

Âlimler, şairler ve devlet adamlarından da birçok müridi vardı: Şeyhülislâm Ebülmeyâmin Mustafa Efendi, Sadrazam Kayserili Halil Paşa, Reîsülküttâb Sarı Abdullah Efendi, şair Tıflî Ahmed Çelebi. Melâmîlik tarihinin önemli isimlerinden Sütçü Beşir Ağa, Hacı Kabâyî Efendi, Lâmekânî Hüseyin Efendi, Olanlar Şeyhi İbrâhim Efendi ve Bezcizâde Mehmed Muhyiddin de müridleri arasındadır.

Silsilesi

Tarikat silsilesi Hüsâmeddin Ankaravî, Pîr Ali Aksarâyî, Bünyâmin Ayâşî ve Ömer Sikkînî vasıtasıyla Hacı Bayrâm-ı Velî'ye ulaşır.

Geriye kalanlar

Kendisinden günümüze çok az metin ulaşmıştır: mensuplarından Hakîkî Bey'in İrşadnâme'sinde yer alan “devr”e dair bir sayfalık metin, Olanlar Şeyhi İbrâhim Efendi'nin naklettiği bir sözü, hece vezniyle yazılmış on beş kıtalık bir şathiye ve iki gazel. Şathiye, Ali Şermî Efendi ve Ahmed Remzi Dede (Akyürek) tarafından şerhedilmiştir.

COĞRAFÎ HAFIZA9 coğrafî bağlantıMekân kayıtlarına git →
Koordinatlı mekânŞehir düzeyi9 nokta · 0 kesin koordinat. Kümeye tıklayarak yaklaşın; tek noktadan mekân dosyasını açın.

Ağ ve yol

Menkıbeler

İlk 1 kayıt gösteriliyor

MENKIBE · GELENEK İÇİ

Sivâsî'nin bedduası — ve reddi

Ölümüne dair, çağdaş kaynaklara aykırı bir rivayet.

Tam anlatıyı okuAnlatıyı daralt
Menâkıbnâme’de tam metni aç

Mehmed Nazmi Efendi, İdrîs-i Muhtefî'nin, Abdülmecid Sivâsî'nin Sultan Ahmed Camii'nde cemaat huzurundaki bedduası üzerine evinde ölü bulunduğunu rivayet eder.

Çerçeve. Nazmi Efendi, Sivâsî'nin tarikatına mensuptur ve rivayet çağdaş kaynaklara aykırıdır; tarikat gayretiyle söylendiği açıktır. Nitekim Rûznâmçeci Süleyman Fâik Efendi, eserin ilgili sayfasının kenarına doğru olmadığını yazmıştır. Sivâsî'nin aleyhteki vaazlarını sürdürmesi ise onu, İdrîs-i Muhtefî'nin mensubu vezir Kayserili Halil Paşa eliyle Bursa'ya sürgüne götürmüştür.

Bu anlatı gelenek hafızasına aittir; doğrulanabilir tarihî olayla aynı kesinlikte sunulmaz. Kaynak: Mehmed Nazmi Efendi, Hediyyetü'l-ihvân, vr. 69a; kenar notu: Süleyman Fâik Efendi.

Hayatından kayıtlar

İlk 3 kayıt gösteriliyor

BİYOGRAFİK KAYIT

“O İdris benim, beni nasıl bilirsiniz?”

Komşusunun, aradığı zındığın karşısındaki adam olduğunu öğrenmesi.

Metni gösterMetni daralt

Atâî, İdrîs-i Muhtefî'nin komşuları tarafından Hacı Ali Bey diye tanındığını ve kendisine büyük saygı gösterildiğini kaydeder. Bir gün bir komşusu ona, İdris adlı bir zındık ve mülhidin binlerce müslümanı sapıklığa düşürdüğünü, bu fitnenin nasıl önleneceğini sordu.

O da komşusuna bu zındığı görüp görmediğini, zındıklığını itiraf edip etmediğini sordu. “Hayır” cevabını alınca “O İdris benim, beni nasıl bilirsiniz?” dedi. Bunun üzerine komşusu özür dileyerek kendisine intisap etti.

Çerçeve. Anlatı bir keramet değil, gizliliğin nasıl işlediğinin göstergesidir. Atâî'nin hükmü de bu yöndedir: “Bu mertebe zuhûrla bu gûne ihtifâ muazzam bir keramettir.”

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Nev'îzâde Atâî, Zeyl-i Şekāik, s. 603-604.
BİYOGRAFİK KAYIT

Bulunamayan adam

Hakkında idam fermanı çıktığı hâlde izinin bulunamaması.

Metni gösterMetni daralt

Abdülmecîd Sivâsî ile Tercüman Şeyhi Ömer Efendi'nin vaazlarında uzun süre onu mülhid ve zındık olmakla suçlamaları üzerine iddialar bütün şehre yayıldı ve yakalanıp “hakkından gelinmesi” için ferman çıktı. Ancak uzun süre aranmasına rağmen izi bulunamadı.

Çerçeve. İstanbul'un göbeğinde, komşularının tanıdığı, terekesi muazzam bir tüccar olarak yaşayan bir adam aranıp bulunamıyordu. “Muhtefî” lakabının anlamı budur — kimliğin değil, kimliğin hangi kimlikle örtüldüğünün meselesi.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Nev'îzâde Atâî, Zeyl-i Şekāik, s. 603-604; Kâtib Çelebi, Fezleke, II, 373-374.
BİYOGRAFİK KAYIT

Terzilikten gelen ad

Hüsâmeddin Ankaravî'nin İdrîs peygambere telmihle verdiği lakap.

Metni gösterMetni daralt

Fakir bir ailenin çocuğu olduğu için Vezîriâzam Rüstem Paşa'nın terzisi olan amcası onu himayesine alıp terzilik öğretmişti. 1548'de Nahcıvan seferine giderken Kutluhan köyünde Bayramî-Melâmî kutbu Hüsâmeddin Ankaravî'ye intisap ettiğinde şeyhi, terzilik mesleğinden dolayı İdrîs peygamberi telmihen ona İdris lakabını verdi.

Çerçeve. Terziliğin pîri sayılan İdrîs peygambere yapılan bu gönderme, Bayramî Melâmîliği'nin esnaf-fütüvvet dünyasıyla iç içeliğini de anlatır. Aynı adam sonradan İstanbul'da Peştamalcılar Hanı'ndaki dokumacılar arasında yolu yayacaktır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “İdrîs-i Muhtefî”, c. 21, s. 489-491.

Eserleri ve metinleri

İlk 2 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

Şathiyesi

Hece vezniyle on beş kıta; iki ayrı şerhi yapıldı.

Metni gösterMetni daralt

Kendisinden günümüze ulaşan en hacimli metin, hece vezniyle yazılmış on beş kıtalık bir şathiyedir; ayrıca iki gazeli vardır.

Şathiye, Ali Şermî Efendi ve Ahmed Remzi Dede (Akyürek) tarafından ayrı ayrı şerhedilmiştir — kendisi hiç eser bırakmayan bir kutbun, tek şiiri üzerinden okunmasıdır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Metin için: Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ, II, 309 vd.; şerhler: Ali Şermî Efendi (Süleymaniye Ktp., Nâfiz Paşa, nr. 419), Ahmed Remzi Dede (Akyürek).
TARİHÎ KAYIT

“Devr”e dair metin

Hakîkî Bey'in İrşadnâme'sinde korunan bir sayfalık söz.

Metni gösterMetni daralt

Mensuplarından olduğu anlaşılan Hakîkî Bey'in İrşadnâme'sinde, İdrîs-i Muhtefî'ye ait “devr”e dair bir sayfalık metin yer alır. Aynı metin Sarı Abdullah Efendi ve Lâ'lîzâde Abdülbâki'nin eserlerinde de kayıtlıdır.

Ayrıca Olanlar Şeyhi İbrâhim Efendi'nin naklettiği bir sözü Sun'ullah Gaybî tarafından kaydedilmiştir. Altmış yıllık bir irşaddan geriye kalanların tamamı bu kadardır — gizliliğin bedeli.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Hakîkî Bey, İrşadnâme, vr. 43a; ayrıca Sarı Abdullah Efendi, s. 16-17; Lâ'lîzâde Abdülbâki, s. 71-72.

Kavram dünyası

İlk 3 kayıt gösteriliyor

TARİHÎ KAYIT

İhtifâ (gizlenme)

Takibat altındaki bir yolun hayatta kalma usulü.

Metni gösterMetni daralt

Bayramî Melâmîleri tekke ve tarikata has şeklî unsurları kabul etmedikleri ve devletin Sünnî ideolojisine aykırı görüşleri sebebiyle sürekli takibat altında tutulmuşlardır; Hamza Bâlî bu takibatın sonunda idam edilmişti.

İdrîs-i Muhtefî, kutbiyyete geçtikten sonra kendisini ve mensuplarını korumak için faaliyetlerini son derece gizli sürdürdü. İhtifâ, burada mistik bir kavram değil siyasî bir hayatta kalma tekniğidir; tüccar kimliği bu tekniğin örtüsüdür.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “İdrîs-i Muhtefî”, c. 21, s. 489-491.
TARİHÎ KAYIT

Kutbiyyet ve Melâmî silsilesi

Ömer Sikkînî'den Hacı Bayrâm'a uzanan zincir.

Metni gösterMetni daralt

Bayramî Melâmîliği'nde yolun başında şeyh değil kutub bulunur; makam yazılı icâzetle değil, kutbun vefatıyla bir başkasında zuhur ederek devrolur.

İdrîs-i Muhtefî'nin silsilesi Hüsâmeddin Ankaravî, Pîr Ali Aksarâyî, Bünyâmin Ayâşî ve Ömer Sikkînî vasıtasıyla Hacı Bayrâm-ı Velî'ye ulaşır. Kendisinden sonra kutbiyyet Hacı Kabâyî Efendi ve Sütçü Beşir Ağa'ya geçmiştir.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi, “İdrîs-i Muhtefî”, c. 21, s. 489-491.
TARİHÎ KAYIT

Esnaf içinde yayılma

Peştamalcılar Hanı ve fütüvvet ehli dokumacılar.

Metni gösterMetni daralt

Önceki dönemlerde taşrada faaliyet gösteren Hamzaviyye, İdrîs-i Muhtefî ile İstanbul'da, fütüvvet ehli esnaf arasında yayılmaya başlamıştır.

Bu devirde Fatih Kırkçeşme'deki Peştamalcılar Hanı'nda çalışan dokumacı esnafının Hamzavî olduğu ve Sarı Abdullah Efendi'nin yola burada — bir “kalbe bakıcı” eliyle — intisap ettiği bilinmektedir. Tekkesiz bir yolun mekânı handır.

Biyografik veya metinsel kaynak kaydı. Kaynak: Lâ'lîzâde Abdülbâki, Sergüzeşt, s. 43.

Şeyh, halife, aile ve post ağı

Tekke, türbe ve irşad coğrafyası

İstanbul, Kasımpaşa · TürkiyeKulaksız MezarlığıNisan 1615'te vefat edip defnedildiği mezarlık. İlişkili kişi dosyası İdrîs-i Muhtefî : İdrîs-i Muhtefî (1534–1615), asıl adı Hacı Ali Bey olan; Hüsâmeddin Ankaravî ve Seyyid Osman Hâşimî’nin terbiyesinde yetişerek İstanbul Bayramî-Melâmîliğinin gizlilik dönemine yön veren şeyhtir.Trikala · YunanistanTırhala941 (1534) civarında doğduğu şehir; fakir bir ailenin çocuğuydu. İlişkili kişi dosyası İdrîs-i Muhtefî : İdrîs-i Muhtefî (1534–1615), asıl adı Hacı Ali Bey olan; Hüsâmeddin Ankaravî ve Seyyid Osman Hâşimî’nin terbiyesinde yetişerek İstanbul Bayramî-Melâmîliğinin gizlilik dönemine yön veren şeyhtir.Ankara · TürkiyeKutluhan köyü1548'de Nahcıvan seferine giderken uğradıkları, kutub Hüsâmeddin Ankaravî'nin ikamet ettiği köy; müridliğe burada kabul edildi ve “İdris” lakabını burada aldı. İlişkili kişi dosyası İdrîs-i Muhtefî : İdrîs-i Muhtefî (1534–1615), asıl adı Hacı Ali Bey olan; Hüsâmeddin Ankaravî ve Seyyid Osman Hâşimî’nin terbiyesinde yetişerek İstanbul Bayramî-Melâmîliğinin gizlilik dönemine yön veren şeyhtir.İstanbul, Fatih · TürkiyePeştamalcılar Hanı (Kırkçeşme)Dokumacı esnafının Hamzavî olduğu han; Hamzaviyye'nin İstanbul'da esnaf arasında yayılmasının merkezi. Sarı Abdullah Efendi yola burada intisap etti. İlişkili kişi dosyası İdrîs-i Muhtefî : İdrîs-i Muhtefî (1534–1615), asıl adı Hacı Ali Bey olan; Hüsâmeddin Ankaravî ve Seyyid Osman Hâşimî’nin terbiyesinde yetişerek İstanbul Bayramî-Melâmîliğinin gizlilik dönemine yön veren şeyhtir.İstanbul · TürkiyeSultan Ahmed CamiiAbdülmecid Sivâsî'nin, Hamzavîler aleyhine vaaz ettiği ve beddua ettiği rivayet edilen cami. Rivayet çağdaş kaynaklarca reddedilmiştir. İlişkili kişi dosyası İdrîs-i Muhtefî : İdrîs-i Muhtefî (1534–1615), asıl adı Hacı Ali Bey olan; Hüsâmeddin Ankaravî ve Seyyid Osman Hâşimî’nin terbiyesinde yetişerek İstanbul Bayramî-Melâmîliğinin gizlilik dönemine yön veren şeyhtir.Nahçıvan · AzerbaycanNahcıvan1548 seferinin hedefi; yol üzerinde gerçekleşen ziyaret hayatını değiştirdi. İlişkili kişi dosyası İdrîs-i Muhtefî : İdrîs-i Muhtefî (1534–1615), asıl adı Hacı Ali Bey olan; Hüsâmeddin Ankaravî ve Seyyid Osman Hâşimî’nin terbiyesinde yetişerek İstanbul Bayramî-Melâmîliğinin gizlilik dönemine yön veren şeyhtir.Bursa · TürkiyeBursaAleyhindeki vaazlarını sürdüren Abdülmecid Sivâsî'nin, mensuplarından vezir Kayserili Halil Paşa tarafından sürgün edildiği şehir. İlişkili kişi dosyası İdrîs-i Muhtefî : İdrîs-i Muhtefî (1534–1615), asıl adı Hacı Ali Bey olan; Hüsâmeddin Ankaravî ve Seyyid Osman Hâşimî’nin terbiyesinde yetişerek İstanbul Bayramî-Melâmîliğinin gizlilik dönemine yön veren şeyhtir.İstanbul · TürkiyeEyüpEvliya Çelebi'nin burada bir tekke inşa ettirdiğini ve IV. Murad'ın yıktırdığını söylediği yer — bu kayıt doğru değildir ; harita üzerinde yalnız iddianın konusu olarak gösterilmiştir. İlişkili kişi dosyası İdrîs-i Muhtefî : İdrîs-i Muhtefî (1534–1615), asıl adı Hacı Ali Bey olan; Hüsâmeddin Ankaravî ve Seyyid Osman Hâşimî’nin terbiyesinde yetişerek İstanbul Bayramî-Melâmîliğinin gizlilik dönemine yön veren şeyhtir.İstanbul · Türkiyeİdris-İ Muhtefi TürbesiZiyaretgâh kaydı Kaynakta “HZ. PİR EŞ-ŞEYH İDRİS-İ MUHTEFİ” adıyla, MELAMİYYE çevresinde, BEYOĞLU/İSTANBUL ziyaretgâh kaydı olarak yer alır. Adres tarifi KONUM MEZARLIK İÇİNDEKİ YERİNİ GÖSTERİYOR. KULAKSIZ MEZARLIĞI. İrtihal kaydı Kaynak veri kümesinde hicrî irtihal tarihi REBİÜLEVVEL 1024 olarak verilir. Bu tarih, şahsiyet dosyasındaki biyografik tarihle ayrıca karşılaştırılmalıdır.

Bu dosyada izlenebilen kaynaklar

Bu liste biyografi, ilişki, anlatı ve mekân kayıtlarında açıkça taşınan kaynak künyelerini bir araya getirir. Paragraf düzeyinde kaynağı belirlenmemiş iddialara sonradan dipnot uydurulmaz.

  1. [1]Nev'îzâde Atâî, Zeyl-i Şekāik, s. 603-604
  2. [2]Nev'îzâde Atâî, Zeyl-i Şekāik, s. 603-604; Kâtib Çelebi, Fezleke, II, 373-374
  3. [3]TDV İslâm Ansiklopedisi, “İdrîs-i Muhtefî”, c. 21, s. 489-491
  4. [4]Mehmed Nazmi Efendi, Hediyyetü'l-ihvân, vr. 69a; kenar notu: Süleyman Fâik Efendi
  5. [5]Lâ'lîzâde Abdülbâki, Sergüzeşt, s. 43
  6. [6]Metin için: Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ, II, 309 vd.; şerhler: Ali Şermî Efendi (Süleymaniye Ktp., Nâfiz Paşa, nr. 419), Ahmed Remzi Dede (Akyürek)
  7. [7]Hakîkî Bey, İrşadnâme, vr. 43a; ayrıca Sarı Abdullah Efendi, s. 16-17; Lâ'lîzâde Abdülbâki, s. 71-72
  8. [8]TDV İslâm Ansiklopedisi, “Mehmed Muhyiddin, Bezcizâde”
  9. [9]Kişi kartı kaynak paketi — İdrîs-i Muhtefî
  10. [10]Hatırat / İstanbul Ziyaretgâhları uygulaması, sürüm 1.0.5 — çıkarılmış veri kümesi
Ortak kaynak kataloğunu aç →